KAPI ÇALAR...
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden "bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.
AN İŞTE O AN
Öyle sıkıldımm ki öyle çok sıkıldımm ki ben bu hayattan alıp başımı bir yerlere gidesim var.. Düşünüyorum da bazen hayat mı bize yön veriyor biz mi hayata belli değil.. Sen hayatı sıkı sıkı tutarsan eğer o da seni tutuyor, şayet bırakmışsan tutmayı hayat seni çooktan bir yerlerde unutmuş oluyor.. Kelimelerin anlamsızlaştığı an şuan, zamanın yaşamaya müsade etmeden çılgınca kaçıştığı an ,an derken bile anı anlamdan geçiren ve sana verilen nefesin kıymetini bilemeyen ömürlerin tüketildiği yaşam...
BEN HAYATI SEVİYORUM
hayatın bana verdikleri ile yaşıyorum hayatı.. rabbim eksik bırakmasın..
ne'mi verdi hayat bana..
bir çok şey tabii..
aldıklarıda var ama ben verdikleri ilgileniyorum
Ay Kız, boşver Gülüm kimin kalbi fesatsa öyle anlar.
Kanka kovulur mu hiç? Ama öyle güzel narin, süslü-püslü oturmuşsun ki, hele hele sıgınaga bak, yalın ayak...