Gökyüzünden fırtına öncesi detone melodiler yayılırken
Ne garip benim içimde yaprak bile kımıldamıyor
Oysa tetikte bekliyor rüzgâr.
Uyandım
Oda taş kesmiş
Penceremde adresini şaşırmış bir eylül akşamı
En başta takvimler kabullenemiyor zaten gösterdikleri günleri
Mesela bugün Perşembe ama inatla Salı pazarı kurulmuş semtime
Malum Salı sendromu var geçmişimizde...
Uyandım
Doğruluyorum yatağımdan Doğruluyorum ağzımdaki açık seçik yalanları
Oda buz kesmiş
Radyoda geceden kalma bir şarkı
Açık unutulmuş hüzünler
40 W yıldızların fayda etmediği karanlık
Sandalyeler zor ayakta duruyor çünkü masadan kaldırılmamış hala sanrılarım
Hala fişten çekilmemiş kelimeler
Harfler darmadağın;
dil yorgun; boşa yanıyor cümleler
Kime ait olduğunu bilmediğim bir not göğsümün üstünde;
-Tebessümle karşılamalısın artık ölümü
Tanrı birine bakmış içimde ama çıkartamamış herhalde nereden hatırladığını
Yaşamak şimdi ekmeğine katık etmektir gözyaşlarını
Ağlama duvarına çivilenmiş çünkü ahşap çerçevesi ömrümün
Çünkü vesikalık gülüşlerimi öfkelenip çekmeceye kapatmışım
Fotoğraf karelerinde takındığım suretten utanıyorum
Uyandıııım..
.Oda lal kesmiş
Sesimi hiçbir yere iletemeyince santraller
Ahize telefonla koparmış bağını
Ölü ya da diri aranmıyorum anlayacağınız
Nefesim yettiğince bağırıyorum susturulduklarımı
Günahlarımı durulamaya gidiyorum ağır adımlarla
Musluğun altına dayıyorum eski sevişmeleri
Tenimden düşen bin parça
Gömleğimi yine ters giymişim
Sakallarımın jiletlere direnişini izliyorum bir süre aynada
Gözlerim karıncalı gösteriyor sabahları
İşaret parmağımla dudaklarımı kesiyorum -ki bu sus demek tıp literatüründe
Yüzümde birçok ihanetin eksik delilleri
Sırrı çözülememiş cinayetler asılı kirpiklerimde
İpuçlarından saçlarımın cesetlerine ulaşmak mümkün
Mümkün suç oranını alnımda hesaplamak
İyi de mutlaka bir yol olmalı geri dönmek için
Nerede başladım bu hikâyeye bak şimdi neresindeyim özgür'lüğün
İsmim alay konusu olmuş esaretime
Öznesi gizli mektuplar yolluyorum durmadan kendime
Postada takılmasın diye dua ediyor yalnızlığım
Sadece çocukluğumdan cevap bekliyorum
Benim; tehlike anında göz bebekleri büyüyen baykuşlarım vardı
Tanıdığım güller vardı dikenlerini karşılıksız seven
Alzheimer hastası aşklarım...
İncir çekirdeğini dolduran nedenlerim vardı
Harcanmış zamanlar kuyusuna attığım dilek paralarım
Uçurum uçurum aranan intihar ihtimallerim ve çok düşülesi boşluklarım vardı...
Vardı yemin ederim Yoksa yok olsa hiç öyle söyler miyim?
Çocuktum daha Gece 03-05 arası migren nöbetlerimde yatağım uzay gemisi olurdu
Sonra köpekbalıklarının yüzdüğü bir iskele ya da Elm Sokağı'nda köhne bir ev
Freddy Krueger'la yan yana uzanmışlığım da oldu kapının
arkasındaki elbiseleri hayalet sanmışlığım da
Haklısınız uykuya dalmış numarasıyla kurtulduğum ebeveyn dayaklarını da unutmamalı
Unutmamalı ruhumun tuzruhuyla büyük benzerliklerini
Doktor Hanım neden ısrar ediyorsunuz beni anlamamakta
Deli değilim çünkü delirdiğimin farkındayım
Kırık kahve fincanında öldü falım gördünüz ya
polisler bütün çingeneleri kodese tıktı
Aldığım elmalı kurabiye tarifinin kıvamı tutmadı
İlaçlarım!
Kurtarın beni şu beyaz kâğıtlardan
Lanet kalemimin yine çenesi düştü
Baksanıza, açık ediyor güç bela sterilize ettiğim yaralarımı
Galiba yoktan bir sevgili yarattım;
Seni es geçmeli diyorum bazen
Apse yapıyor hatıralar takdir edersin ki
Kalp bazen yönünü şaşırıyor duracağı yeri karıştırıyor hatta
Seni karşılayabilir miyim?
Hep bunu merak ederdin ya
Sana az geldiğimi öğrenmiş oldun
Benim aşklara yeterli olmadığımı öğrendiğim gibi
Emir kipine rağmen sevmiştim seni
Git desen aksine dibine kadar sokuluyordum kimsesizliğinin
Sen ya da ben ve diğerleri
Herkesin İstanbul'u başkaydı
Başka başka sızıları barındırıyordu her semt
Mecidiyeköy'de bir adam beyninden vuruldu...
Beyoğlu'nda fünye ile patlatılırken (şüpheli) yardım paketleri
Cihangir'de el ele tutuşan iki gölge ölü bulundu
Sarıyer'de bir kadın martı çığlıkları satıyordu
Yoksulluktan mı? Hayır!
Minnet duyuyordu çünkü mavilere...
Kız Kulesi'ne nicedir yılanlar alınmıyordu
Nicedir ayrılık geçmiyordu Boğaz(ım)dan Kalamış'ta devrik bir cümleydin belki sen
Bense imla hatasıydım Florya'da Meğer seni izah edememişim Beğenmediler acılarımı!
( Özgür Tanrı'da yazdıkları için ödüllendirilmedi )
Evet doğru Biri dinamitle edindiği mal varlığını bana dağıtsın diye anlatmadım ki ben seni
Herkesin İstanbul'u başkaydı
Başka başkaydı insana verilen değer
Saatte iyice geç oldu
Kaç günü akşam ettim seninle
Kaç mevsim değişti ellerimin mesaisinde
Yelkovanların iş yavaşlatma eylemleri sürerken
Bu tımarhanenin denize nazır penceresinden daha kaç vakit seyredilir ki hayat
Bir bardak çay daha çıkar mı sence gözlerinin deminden
Çok sigara yakılası güzelliğin rahat bırakır mı peki beni; biraz uyusam
Tavana astığım bakışlarımı yastığımın altına saklasam
Ne dersin? Üzülme seni yazmaktan vazgeçmedim