Kirlerini örtmek için ellerini yüzüne kapayan
Ben pişmanım diyerek rahmetine iltica eden
Yıkamak için günahlarımı secdede gözyaşlarıyla
Gözyaşları sermayem, lutfunu dilemek tek ümidim
Sana yakın olabilmenin tarifsiz mutluluğu
Uzak olmanın verdiği dayanılmaz hüsranın
Günahkar dudaklardan dökülen Rabbim deyişe
Buyur kulum nidasıyla hiçlere kıymet veren
Günahların yükselemeyeceği makamına günahkar ellerimi açtım
Karalar bağlamış yüzümü Sana döndüm yangın pişmanlıklarla
Hep istedim Senden, verdiklerini hiç görmeden, bilmeden
Sanki şükretmiş gibi hiç utanmadan, arsızca, yüzsüzce
Güzel isimlerini günahkar dilime doladım medet isterken
Göklerin Sevgilisini yeryüzünün Efendisini katarken dualarıma
Allah’ım acziyetimi Sana, kendimi Sana şikayet ediyorum
Kapından kirli elleri boş, ruhu yaralıyı boş çevirmeyeceğini ümit ederek,
Ve hüzün gök ehlinde, yazık etme kendine diyerek
Ha gayret biraz daha sabır, Rahmet katından güzellikler sana
Lütuf kapılarının açılırken, duyulur latif sesi
Allah’ım aczimi Sana, kusurlarımı Sana şikayet ediyorum
Ellerinize yureginize saglik. Cok ustaca siirleriniz var. Hepsini okudum buyuk bir zevkle. Siir yarali bir kus misali, kime siginirsa onun olurmus. Ben butun kuslara sahibim artik. Ozellikle "yanginlardayim" siirinize.
Teşekkür ederim, çok incesiniz.İltifat kabul edip gören gözlerin güzelliği diyelim.Kalp üzgün olunca göz yaşarırmış derler, ee göz yaşarınca da eller dile geliyor, dilde söyletenin söylediklerini yazıyor.Yani bizden değil, her şey o Yüceler yücesi söyletenden.
Yakıp, tarumar ettin beni zalim
Hayallerimi çaldın, her şeyimi aldın
Yetmedi mi , daha mı istersin hain
Kuytu karanlıklarda unuttun beni zalim
Hep mi alırsın, hep mi acımasızsın bana karşı
Ne istersin bu zavallıdan, daha ne istersin benden
Hep yalanları, ışıltılı hülyaları mı sevdim
Feleğimi şaşırttın hayır gelmez zalim
Gözlerimin yaşını gördükçe keyiflendin utanmadan
Ah edip yalvardıkça Rabbime, sustun hepten
İltica edince derman makamına, gözümde küçüldün birden
Sen beni unuttun zalim, bende seni amansız zalim
Yüzüme bakanların hep gördüğü tatlı bir tebessüm
Ne bilirler içimdeki yangınları, fırtınaları, boranları
Ağlarken ruhumun derinlerinde, gülücükler sunabilmek hayata
Gel kaçma yar derken, acıları gömebilmek tebessümlere
Dağların ardında kalan mutluluklar hicranla kol kola
Suya yazılmış sanki kelimeler bir varsın bir yoksun
Seni seviyorum dedikçe yüz çevirip kaçan hep sen
Anlaşılan senle olmuyor , ama sensiz de olmuyor yar
Sızılar dağları parçaladı, hayaller buğulandı artık
Ne yapsam sana yakın olamıyorum yar
Değmezmişsin sevgime, hançerini can evime saplayan
Değmezmişsin gönül vermeye, dertli gönüllere dert katan
Hep tebessüm ederim sana zalim, sen anlamasan da
Acıyı acıya katık eden bağrıma , taş basar giderim
İstemem, kimse gelmesin yanıma, tutmasın ellerimden
Gel yapma dedim , laf dinlemedin, bak kaçıverdin avuçlarımdan
Gönül kapıma mühür vurdum bıraktığın firakla
Ansızın gidişini sarıp sarmalar gönlüm buralarda
Ben seni çoktan unuturdum ama
Laf dinlemez tuz bastığım yaralarım, sen gitsen de
Duvarlar üstüme üstüme yıkılıyor
Son oyun sahnede şarkısını söylüyor
Kahır yüklü bulutlar geziyor semada
İndi inecek sanki üstüme
Gözlerimden yaş yerine kan damlarken
Aldığım nefes bile yakar oldu içimi
Attım kalbimi çok uzaklara eski bir poşetle
Ne kalbim sızılar artık, ne de aldığım nefes yakar beni
Sadece hayattayım yaşamasam da buralarda
Bitmedi gitti hüzün mevsimi bende
Tutunmaya çalıştığım hayatın son ışıkları da sönmekte
Ne sevdim , ne sevildim ikindi vakti geldiğinde
Efendim, hayallerimde arar dururum Sen ‘ i
Bir caminin köşesinde, bir asırlık çınarın altında
Sen’i ararken yollarda, kokun diye ümit ettiğim mis kokularında
Hasretinin hüznü çöktü yine zulmetli gecenin karanlığında
Şu acaip asırın son deminde, nurun düşsün hasretime
İniltiler bile yavan Sen olmayınca yanımda
Hayatım bir kavi buhran nefesini hissetmeyince
Boz bulanık gönlüm nur yüzünü görmeyince
Ne kadar da zorlu bu alem Sen olmayınca
Hayallerim Sen, ümitlerim Sen, gözyaşlarım hep Sen
Sukutumda sensizliğin feryatları, meleklere emanet
Sana ulaşsın diye bağrımı parçalayan aşk-ı muhabbetin
Sana hayran, Sana müptela gönlüm son asırda
Katran karası yüreğime nurun damlasaydı
Yaş yerine kan damlayan gözlerime fer olsaydı
Başım ayağının altında canım avuçlarında eriseydi
Sırıl sıklam aşık San’ a ümmetinin bu garibi
Bela tünelinin sonunda ağır imtihan
Tut elimden Kevser’inin başına kadar
Yıldızlardan parlak nur yüzünü görseydim rüyalarda
Ben bilmedim, bilemedim Sultanım, acılarımın aslında cennet bahçesi olduğunu,
Cennetlere çektikçe beni, asıldım pervasızca, saygısızca şu hayallere,
Ben üzüldüm, Sen darıldın Sultanım, olmadı bu hem de hiç olmadı,
Hayat mürekkebim tükendi, artık geleyim mi Sultanım, Vuslata beş kala,
emeginize yüreginize saglık hepsi birbirinden güzellll
Mutluluğun namelerini duydum bir an sanki
Kaldırımlara düşen yağmur damlalarıyla
Baykuşlara konak oldu virane gönlüm
Lütfuna müptela olduğum aklım Sen ' de kaldı
Yeryüzünde bir mecnun gibi boynu bükük
Tebessümlerle karışık düşer kaldırımlara gözyaşlarım
Bir ağır imtihan ki yaşadığım, bedenim bir yerde ruhum bir yerde
Kaderim karıştı kederime, yağmurlarla yıkandı gönlümün yolları
Ahımın efganımın feryadı bir ok gibi deler karanlığı
Hayatımın efsunu silindi kalbimdeki hayalin içinden
Yürüyorum kaldırımlarda sessizce yolumu bilmeden
Ve yağmur damlaları iliklerime kadar hayat veriyor an be an
Özledim seni yaşamak, sağanak yağmurlar altında özgürce
Hasretlerim hasretlerimi kovaladı ardı ardına
İnci ve mercanlar düştü soğuk kaldırımlara avuçlarımdan
Kopan tespih taneleri gibi dağıldı umutlarım her yana
Yüzümdeki hüzne düştü acılarımın karanlık gölgesi
Yağmur ,yağarsın, taşlar bile can kesilir boy atan filizlerle
Düş kalbime hadi, ıslaklığınla yeşersin yeniden,taşlaşan umutlarım
Kaldırımlara düştü umutlarım yağmur, sen gittin izin kaldı,
Kalbim annemin kalbi gibi hisli Cuma vakti
Kırık dökük , bir ses bir dost arar da
Gezer durur virane olmuş umutlarda
Bir ses kulağımda ,o eski maziden, tatlı hayallerden
Ah hüzünlü , ah zalim kader canımın ortasına oturan
Bu hayat yalan da olsa hoşuma gidiyor
Vurur durur can evime hiç acımadan, insafsızca
Allah derken süzülür yaşlar umutlara yol bulmuş gibi
Sevgi, dostluk, kardeşlik hayatın anlamı
Tebessümle anarsın ya güzel günleri
Önce canan demeyince ne anlamı var can olmanın
Hüzünlü şafakta yine açıldı bir perde daha
Sevdim hüznü, ben sevdim dostlarımı hesapsızca
Yaşadığımı anladım o sevgilerde, mutluluklarda
Ne para , ne pul , boş ver gitsin anlamsız şeyleri
Hep kahır bu hayat bıktım be
Yine Sen ‘ i düşledim anlamsız kalabalıklarda gözyaşlarıyla
Yolunu gözledim gelirsin diye sessiz feryatlarla
Yürürken yanımda Sen varsın ümidiyle
Bitmesin istedim yollarım , Sen gitmeyesin diye Ya Rasulallah
Hiç yakışmasa da bu kirli dil Sen ‘ i anmaya
Cebrail ‘ e emanet selamlarım dudaklarımda
Nasıl katlansın bu can Sen ‘ i görmeyince
Hiç bitmesin gözyaşlarım, belki gelirsin diye Ya Rasulallah
Kan yerine sevgin dolanır oldu damarlarımda
Nurunla doyar oldum Sen ‘ i andığım sofralarda
Hasretinin ateşine gözyaşları kardeş oldu da
Kimselere söyleyemedim Sui- Zan ederler diye Ya Rasulallah
Hiçbir şey kar etmiyor gülen yüzünü görmeyince
Sen olmayınca durulmuyor yaş gözlerimde
Hülyalarda Sen ‘ i arar oldum divane
Gözlerimi açamadım, bir daha göremem diye Ya Rasulallah
Görseydin ahir zaman kardeşini gözleri yaşlı
Görseydim nurdan nur yüzünü kendinden geçercesine
Sıddık ‘ a baktığın gibi bakar mıydın bana da
Gönlümce ağlayamadım Sen ‘ i anarken, riya derler diye Ya Rasulallah