Satsan satılmıyor, atsan atılmıyor
Saati durdursan zaman durmuyor
Koşar adım ölüme doğru, kaçılmıyor
İstersin bazen sonu, gidince gelinmiyor
Dostları görmeyince, iki kelam etmeyince
Sesini duyup, yüzünü görmeyince
Kardeşim deyip sarılmayınca hasretle
Yaşanmıyor pırıltılı yalancı kafeste
Yırtık ağız ölüye ağlar deliye güler
Elinden kayarken sahiplendikleri, bakakalır
Ama , dostlarım, sevenlerim derken
Elinden şekeri alınmış çocuk gibi aniden
Sevdiklerini sevdiklerine dilemeyince
Kalıverir sevap küfen sırtında eziyetiyle
Gönülden kardeşim demeyince tebessümle
Derin bir ah kalır özlem duyan gönlünde
Hep bak ağlamaya, daim gülmek istersen
Sarıl dostlarına, kardeşlerine mutlu olmak dilersen
Bırak hayatın çerini çöpünü, sevgiye sorarsan
Hem burada dost kardeş, hem ötelerde dilersen
Dostunun ağladığına ağladın mı,
Kardeşinin sevdiğini sevdin mi ?
Canı yandığında, bir dost aradığında gönül kardeşin,
Saplandı mı acı en derinden yüreğine
Tutup kardeşinin elinden sıkıca,
Girdin mi cennetin kapısından dileğince
Boş ver o zaman dünya viranesinin kederlerine,
Acı bir gülücük atıver şu dünyanın feleğine
Uykusuz gecelerimin aydınlığa kavuşmayı beklediği anda
Rahmetin yılgın omuzlarıma düştüğü zamanda
Kan çanağına dönen gözlerimin, ışığı beklediği vuslat da
Bin bir sızı ile dilediğim rahmetin, hasreti yaktığında
Hani kapkara yüzümü kapadığımda acı ile
Kirli ellerimle, medet diye inlediğimde
Titreyen eller, gözyaşlarına karışan dualar ile
Allah’ım dediğimde, Lebbeyk nidaları gelir ya rahmetinle
Acı ile ellerini San ‘ a açan Nebi ‘ nin dualarına katarken
Günahkar dilimden dökülen dualarımı ,
Kıvranan gönlümün en derininden Allah derken
İnci tanelerini yanına katıp San ‘ a gönderirken
Bedenden kaçıp Sen ‘ i diler bu virane gönül
Kanadı kırık kuşlar gibi merhamet der ya
Sessiz haykırışlarda dillendirir ya halini
Allah ‘ ım acziyetimi San ‘ a arz ediyorum.
Nasıl da coştu şu garip gönül Sen ‘i anarken
Kelimeler boğazımda düğümlendi Sen’i överken
Cansız kaldı tüm kelamlar azametini düşlerken
İki büklüm kaldım ellerim katına açıkken
Haykırırken güzel adını sessizce, dağlar taşlar
Medet diye ağlaşırken, duymadı kimseler
Sema kattı rahmet gözyaşlarını dualarımla beraber
Nar’ı aşk edip nazlanırken latifeler düştü gönlüme
Ateşinde yanarken cennet bahçelerini görmek
Adını anarken hasretle , cemalini dilemek
Ah ile naz ederken, rahmetini ummak
Acizliğimi bilip, derinden bir Allah derken
Ne gam kalır ne keder Sen’ i bilirken
Elbiselerim değil gönlüm eskidi hayat kervanında
Yürüdükçe uzadı sanki yollar biçare karanlıklarda
Oynak gülüşler, sahte selamlar ilaç olmadı firaklarda
Geçmedi içimin sızısı biriktirdiğim gözyaşlarında
Sadece yaşamaktı, yaşayabilmekti isteğim fani hayattan
Sümbül kokulu meltemler okşarken , çizgiler dolu yüzümden
Kalbimden damlayan kanımla , sukut ile sularken
Kuru çınara dönen ömrümü yeniden, belki derken
Olmadı Ya Rab, yetmedi gücüm, San’a yüzüm dönerken
Gözlerim çok uzaklarda, meded Sen ‘ de Ya Subhan
Tarif edemedi kelimeler ahvalimi Ya Rahman
Bitmedi gitti ruhumun sızıları Ya Melik
Yatağını bulan gözyaşlarım sevindi her daim
İçimin cehennemi serinledi sanki o an
Burcu burcu kokladım dumanını serinliğin
Ben anlatamadım yetmeyen kelamlarla
Sen anla lisanı halimden Ya Rab
Ne yerin doldu, nede yaran kapandı
Hani ayrılmazdık, hepsi bizim rüyalardı
Buluşup hayatı yaşadığımız mutluluklardı
Acıyı kovduğumuz sevda bahçesiydi, hayattı
Mutluluk , şimdi seni kilitledim karanlık odalara
Sonra, bir kilit daha üstüne acımasızca
Olmaz , olamaz ya, ansızın çıkar gelir hesapsızca
Belki, aldanırım döktüğün tatlı sözlerine diye
Ne yalvarışlarını, ne göz yaşlarını dinledim mutluluğun
Kapının bir yanında o, bir yanında ben
Çektim bir kat daha olmazları , tatlı nefesinin önüne
Zemheriye düştü gönlüm canım, yüzünü dönmez artık bahara
Bir bakış kadar yakındık birbirimize hayatta
Nasılda iki yabancıya döndük baharın ortasında
Olmaz gülüm, olmaz artık, bak akşam olmakta
Valizimde yer yok, söyleme artık gülüm
Sarıldım korkarak , ummadığım gelişine
Kaç seher vakti geçti, kaç hazan düştü gönlüme
Bilmedin, nasıl yaraladı o gülüşün son gelişinde
Sessiz özlemlerimde hayatım dediğinde
Hiç utanmadan bekledim seni sarıldığımda hayaline
Senin olsun bu ömrüm demiştim bitmeyen matemimde
Olur ya yolun düşerse bir gün kapıma, gir içeri hiç sormadan
Sarıl eskisi gibi, dilime doladığım sevgine
Her özlemin bir nefesti yedi verenler gibi
Seni beklerken yokluğunu içtim su gibi
Beni yormadan gel, davet beklemeden gel
Gönlümü al hadi, yerin dolmadan, ben tükenmeden
Gözlerim takılı kaldı gecenin bir yarısı,
Dolunayla oynaşan yaldızlı gök kubbeye
Ruhumu titreten gecenin tertemiz serinliğine
Denizlere dalar gibi bıraktım kendimi
Ne yaşananlar hayalimde , ne yaşanacaklar umutlarımda
Hangi uçurumun kenarında gülmekte
Hangi karanlık sokağın köşesinde beklemektesin
Saklarken arkana, kana bulanmış hançerini
Yoruldum artık sessizliğimden, çaresizliğimden
Bir kere bile tutmadın ellerimden
Ne garip, sevdiğimde sen, kaçtığımda sen
Giderken buralardan,unutma , al götür beni benden
İçimdeki yangınlar serinledi serinliğinle
Alevleri söndü yüreğimin, sakin maviliğinde
İki dost gibi kucaklaştık hasretle derinliğinde
Sarıp sarmaladık o en derin yaralarımızı geçer diye
Saklandım yine ruhumun derinlerine
Hayatın hay huyundan kaçarken
Issız gecede mezar taşlarını okşarken
Bir ben düştü gönlüme ey Canan
Bir katrei matem, bir hüzün , yaşanmamışları düşlerken
Bir efganı figan, söylenmemişleri soğuk taşlara nakş ederken
Bir ciğer yangını kavuşursa dilediklerine en derinden
Ve daracık bir çukur ruhumu boğarken ey Canan
Gecenin karanlığı aydınlığa kavuşurken seninle
Karalar bağlamış ak yazmalı sevgili giderken
Adı konmamış kor yangınlara,
Bir firakın acısı düştü bülbülün diline ey Canan
Geceler dile gelip de anlatsa beni sana
Söyleseydi kara kalem beni beyaz sayfalara
Gitmek vaktidir şimdi, geriye bakmadan
Hesabın korkusu düştü yüreğime ey Canan
Çölün suya hasreti gibi, kavurucu vakitlerde ben
Ulaşılmaz karlı dağların zirveleri gibi, hep sen
Anlatamayan derdini zavallı gibi yine ben,
Bir serinlik gönlüme Merve-Safa arasından
Karlar eridi yüreğimle birlikte bilinmezlerinde
Ay, yüzünü döndü bu gece benden yıldızlarla
Hani ruhuma üfleyip, kanayan yüreğime nazar edecektin
Kayboluverdin geceyle - gündüz arasında
Çok mu utandın perişan yüreğimden, yoksa
Zaferini mi sakladın kaçarken , göz yaşlarımdan
Hep mi böyleydin, seni seviyorum derken,
Ben mi yanıldım, yakaladığımda ipek saçlarından
Kup kuru bir yangın yeri benliğim tenimde
Goncalar açamadan dökülüyor ayağımın altına
Kardelenler baş kaldırıyor ağırlığına
Kalıverdim yazla- kış arası ikliminde
..
Dostunun ağladığına ağladın mı,
Kardeşinin sevdiğini sevdin mi ?
Canı yandığında, bir dost aradığında gönül kardeşin,
Saplandı mı acı en derinden yüreğine
Tutup kardeşinin elinden sıkıca,
Girdin mi cennetin kapısından dileğince
Boş ver o zaman dünya viranesinin kederlerine,
Acı bir gülücük atıver şu dünyanın feleğine
..
Ellerinize yureginize saglik. Harika cumlelere sahipsiniz agabey. Iyi ki Levis sizi davet etmis buralara.
Okurken sizi, bir yandan hem dunya mesgaleleriyle ugrasiyor hemde ahireti dusunuyorum. Basimi ellerimin arasina alip, Yaradana olan kullugumu sorguluyorum. Boyle duygulari tattirabilen usta bir sairsiniz. Cok anlamli ve saglam siirleriniz var. Tekrar yureginize saglik...
Estagfurullah kardeşim, o senin gönlünün güzelliği.Her zaman söylerim bizde bir şey yok, hiç olandan bir şey çıkmaz, O söyleipde yazdıran var ya Hamd olsun O ' na.Ustalığa gelince, sadece içimden geçenler diyelim..