Bdp seçmeni ne istiyor?

Son güncelleme: 29.06.2010 23:32
  • başarıya ulaşmamış olsada bir kürt açılımı olayı vardı ..

    belki hükümet yeterince adım atamadı ..olabilir.
    belkide ; birşeyler yapılmaya çalışılsada sürekli oalarak hükümetin işini zorlaştıracak eylemler ardı arkasına geldi..
    __Bayrak ve vatanın bütünlüğü haricinde ; "görüşüp tartışıp " anlaşılamayacak hiçbir problem olacağını düşünmüyorum_ demiştim bundan uzunca bir zaman önce..Ve hala aynı yerdeyim.
    Burada zaman zaman yapılan anketlerde aramızda BDP seçmenlerininde olduğunu görüyoruz..

    Ben burada bu BDP li arkadaşlarıma sormak istiyorum..

    Ne istiyorsunuz?
    o bölgede yaşayan bdp seçmeninin istediği nedir?..açık bir şekilde samimi olarak burada dile getirmelerini rica ediyorum..


    açılımın belkide bir türlü istenen sonuca ulaşmamasının bir sebebide kimin ne istediğini bilmediğimiz olabilir..
    Ferd olarak ne istiyorsunuz?
    yani " ne istediğimizi imralıdaki daha iyi bilir.GİDİN ONA SORUN" kolaycılığına kaçmadan cevap vermeniz..


    Milletin canı yanıyor..Ve ters giden birşeyler var..
#20.06.2010 20:50 0 0 0
  • sen bu soruyu sormusun ama buna verilecek bi cevaplari olacağini sanmıyorum bdp +pkk yani istedikleri sadece bu ülkeyi bölmek !!!bu istedikleride asla olmayacaği için askerlerimiz ölmeye devam edecek sonucta bu!!pkkli bi vekil hollandada acıklama yapmiş türkiyede kan bitmeyecek diye,yani devlet herseye tamam dese bile askerlerimiz ölmeye devam edecek !!bunun aksini savunan varsa buyursun.....
#20.06.2010 21:26 0 0 0
  • Arkadasım bdp secmenine sormuşsun ne istiyorsun diye ama ben Türk olarak ben samimi fikrimi söylemek istiyorum

    o bölge insanı kendini Türk hissetmiyor , o bölge haricinde nereye giderseniz gidin herkes Türklüğü ile gurur duyar övünür .

    yazdıklarımı nasıl yorumlarsınız bilmiyorum

    bu ülke toprakları içinde yaşayan herkes orta asyadan Türk olarak gelmedi ,anadoluda zaten yaşayan insanlar tek bir milliyet altında birleşti ,bi tek güneydogu dogu anadolu nun bazı kesimleri hariç kendini Türk olarak asla görmedi,belki devlet politikasınında bunda etkisi olabilir bi gizliden içten içe baş kaldırış olabilir,

    nedenmi? yanlış biliyorsam beni düzeltin lütfen

    T.C devleti zaten kurulurken 2 milletten bahseder Türkler ve Kürtler

    Türkler ve Kürtler bu ülkenin asli kurucularıdır

    fakat o zamanda iktidarda bulunan hükümetler kürtleri kürt olarak görmemiş onları Türkleştirmeye çalkışmış doğan çocuklarına kürkçe isimler koydurmamış ana dlernde sarkılar çaldırmamış bırakın sarkıyı ana dillerinde konuşmayı yasaklamış buna benzer bi çok sıkıntı (tam tersinden düşünüyorum aynı şeyler bizim başımıza gelse idi kim bilir neler yapardık
    zira yakın gecmişte yaşanan bulgaristan olaylarını çogunuz hatırlarsınız)
    sonra sonra zaman içinde bu yasaklar kalkmış ilginç olan ise pkk dan sonra bu yasakların kalmış olması bu yasaklar kalkacaktı madem onda şehit neden verdik vede hergün şehit veriyor ocaklar söndürülüyor
    yarın istemisiniz aşagıda yazdıgıklarımda gercekleşmiş olsun



    diyecgim şudur

    kendini Türk olarak görmeyen bi toplumla ne işimiz var bırakın ne halleri varsa görsünler iç işlerinde bagımsız dış işlerinde T.C ye Baglı olsunlar

    zaten acıkca söylemek işstiyorum sırtımızda tam bir kamburdur orası ne vergi öderler ne fatura öderler

    ülkemiz vergisinin yüzde 42 sinin sadece istanbuldan kazanıldıgını düşünürsek o bölege yi sırtımızda taşımaktan vazgecersek hiç bir dünya ülkesi Türkiyeye yetişemez.
#20.06.2010 22:18 0 0 0
  • aslında son olaylardan sonra bu ulkede barış ve kardeşlık adına birşeylerin degişmeyecegini gormek.. kahrediyor... bu açılımın konusuldugu gün.. umutlarımzda yeşermişti..en azından kendi adıma.. bunu tum kalbımle..destekledim.. kürt açılımı gereklıydı.. tum partıler el ele verip yalan ettiler.. kendi cocukları 27 gun askerlık yapıyor dokunmaz..onlara.. bu acıyı bılmezler..

    gamlı arkadasım sordugun soruya genışletelım ne dersin.. mhp seçmeni gercekte ne istiyor.. chp secmeni.. gercek anlamda.. ne istiyor.. kürtler neden kendılerini aşagılayan.. tanımayan bu partilere oy versın.. akp yi saymıyorum.. nerde durdugu ne yaptıgı bellı degil.. kürtler bdpye oy verıyor cunku bundan onceki hukumetler.. kurtler meclise giremesın diye secım barajını %10 a cıkarmadılarmı kurtlerin vekılleri hapıse atılmadımı ?
    kürtler neden bdpye vermesınki kardeşim..başka şans tanınmamışki... bu ulkede akan kanın tek sorumlusu bdpmıdır.. mhp chp koalısyonunun suçu yokmudur.. akp hükümetinın hatası yokmudur..
    bu ulkede atatürk zamanında tanınmıs bi halkı 10 sene once agzınıza alıyormuydunuz..yada kabul edıyormuydunz.. ?

    suclumu arıyorsunuz.. büyük işkenceci kenan evren alcagı bu ulkenın en buyuk hainidir...
    bu ulkenın bu hale gelmesının en buyuk nedenleri... amerikanın bizim cocuklar dedigi hainlerdir... ve bu uşaklar gene devrede... alın size mutlak savaş bi daha açılımdan bahsedilemez.. kürtler.. her türk gibi bu ulkenın yegane sahıbıdır... ne kımsenin kamburudur... nede teröristtir..
    uzun ve karmakarışık bir yazı oldu..


    saygılar....
#21.06.2010 00:55 0 0 0
  • kardeşim suç hepimizde var.
    Türkler ve Kürtler bu ülkenin asli kurucularıdır

    o bölge insanı kendini Türk hissetmiyor , o bölge haricinde nereye giderseniz gidin herkes Türklüğü ile gurur duyar övünür .

    güzel kardeşim madem Kürtler bu vatanın asli unsurlarındandır.. bırak kendilerini Türk hissetmesin...Kendisini Türk hissetme mecburiyeti neden olsun
    yazında ne tür olaylara maruz kaldıklarına örneklerde vermişsin.

    ______________________
    kürtler bdpye oy verıyor cunku bundan onceki hukumetler.. kurtler meclise giremesın diye secım barajını %10 a cıkarmadılarmı kurtlerin vekılleri hapıse atılmadımı ?


    %10 barajı neden Kürtler meclise girmesin diye uygulanıyor olsun ki.
    Kürtlerin bu ülkede nüfusu %9 mu ki..

    Kürtlerin tamamının temsilcisi olduğu doğru değil ve bunu sende benim kadar biliyorsun kardeşim.

    nasılki Mhp nin aldığı oy oranı bu ülkedeki Türklerin sayısına tekabül etmiyorsa..

    ... alın size mutlak savaş bi daha açılımdan bahsedilemez
    peki neyapalım kardeşim..
    sokakta geleni geçeni çevirip kimlik kontrolü yapıp "vay sen demek falanca vilayettensin" deyip indirelimmi?.

    kimin ne istediğini tam anlamıyla bilmiyor olabiliriz ve bu çözümü zorlaştırıyor demiştim..


    ama " hepimizin ne istediği ortada" gibi bir durum var.

    ve hala; bdp seçmeni ne istiyor? sorusuna bir cevap alamadım
#21.06.2010 20:56 0 0 0
  • Gundi kardeşimin yorumunu tamamen tutarsız bilinçsiz ve gerçek dışı olarak görüyorum ,Nedenmi ?
    MHP Seçmeni Türk Kürt kardeşdir ayrım yapan kalleşdir diyor.
    CHP seçmeni ilk defa Kürt kökenli ve terörü alenen destekleyen kişileri meclise soktu
    AKP sekiz yıldır nerede ise bütçemizin tamamına yakınını doğu ve güneydoğu bölgesindeki insanlarımızın huzuru ve rahatı için harcıyor.
    MHP CHP koalisyonu hiçbir zaman olmadı.
    On yıl öncesine kadarKürt kelimesini kimse ağzına almıyuordu diyorsun ,evet çok doğru.Çünkü on yıl öncesine kadar Türk Kürt diye bir ayrım yapılmıyordu.
    Bundan önceki hükümetler Kürtler meclise girmesin diye seçim barajını %10 olarak ayarladılar diyorsun buda yalan.Çumhuriyet kuruldu kurulalı genelde Kürt kökenli vatandaşlar tarafından yönetildik.Hiçte gocunmadık çünkü Kürtler bu memleketin asli unsurudur.Yörükler gibi,lazlar gibi,çerkezler ve abazalar gibi,gürcüler gibi.Hep verdik Türkiye çumhuriyeti olarak ,fakat halen ne istediklerini tatminedici bir şekilde beyan edemediler.Edemezler çünkü Kürtlerin haklarının savunucularıyız diyenler hep cüzdanlarının savunucuları oldular.
    Kenan EVREN ve silah arkadaşlarını hainlikle suçluyorsun ,evet bize görede hain,çünkü 12 eylül darbesi Necmettin ERBAKAN ve Alparslan TÜRKEŞ 'in önünü kesmek için yapılmıştır.Kenan EVREN ABD nin uşağıdır diyorsun beki PKK kimin uşağı.APO nun sorgusunun ilk bir saatinin sidisini seyretsen Kürt halkının nasıl satıldığını görürdün.Üzerine basa basa söylüyorum Kürtler Türklerin öz kardeşidir.Aksini iddia edenler haindir.

    MHP lilerin bu konudaki görüşü birinci ağızdan
    Tarih: Haziran 21, 2010
    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin
    "Bölücü Terörle Mücadele Konusunda" Cumhurbaşkanlığı Makamına
    arz ettiği değerlendirmeleri.
    21 Haziran 2010

    Son haftalar içerisinde çok sayıda askerimizin ve polisimizin şahadeti ve yaralanmasına neden olan kanlı terör eylemlerine yönelik tedbirlere ilişkin değerlendirmelerde bulunulması maksadıyla Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yapılan davette, mevcut şartlar ve gelişmeler üzerine Milliyetçi Hareket Partisi'nin aşağıdaki görüşleri ve teklifleri sunulmuştur.

    Türkiye, bugün milli varlığını hedef alan alçak bir suikastla karşı karşıyadır.

    Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekasını, Türk Milletinin birliğini ve kardeşliğini hedef alan hain saldırılar ve bölücü tahrikler karşısında Türk milleti çok derin bir üzüntü ve haklı bir infial içindedir.

    Bugün gelinen aşamada, maruz kaldığımız tehdit ve tehlike günü birlik ve geçici tedbirlerle geçiştirilmeyecek kadar büyük ve hayati derecede önemlidir.

    Artık, yıllardır ülkemize musallat olan bu beladan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Tek çözüm, PKK terör örgütünün tam olarak yok edilmesi veya ele geçirilmesidir.

    Türkiye geçmişte, bölücülük ve bölücü terörle mücadelede cılız girişimler, basit ve etkisiz tedbirlerle yetinerek bu güne kadar gelmiştir.

    Irak'tan kaynaklı terör saldırıları karşısında tamamen haklı olduğu mücadele konusunda yapılan yanlışların bedelini artan şahadetlerle ödemeye başlamıştır.

    Bir taraftan Irak'ın kuzeyinde yuvalanan ve bu bölgeyi yerel destek ve himayeden yararlanarak Türkiye'ye karşı üs bölgesi olarak kullanan terör örgütünün kanlı eylemleri ve cinayetleri vardır.

    Diğer yanda ise yurt içinde yuvalanarak siyasal imtiyazlar elde etmiş bölücü odakların artık dile getirmekten kaçınmadıkları bölünme ve parçalanma senaryoları ve tehditleri bulunmaktadır.

    Türkiye üzerinde haince hesapları ve emelleri olan bütün ihtirasların ve bölücü heveslerin silahlı bölücülüğün açtığı yolda, bugün tam bir seferberlik içinde tahriklerini tırmandırdıkları görülmektedir.

    Bu tahriklerin sürmesi ve bu gidişatı durduracak etkili tedbirlerin alınmamasının Türkiye'ye faturası çok ağır olacak; muhtemelen ve maalesef karşımıza bir bölünme felaketi olarak çıkacaktır.

    Ciddi, köklü ve kalıcı tedbirlerin alınmaması halinde beka düzeyinde bir sorun olan bu vahim gelişmelerin kontrolü, ne yazık ki hükümetin elinden çıkmış görünmektedir.

    Ancak bundan daha da önemlisi, terörle mücadele azminin giderek zayıflıyor; terörizm ve bölücülükle mücadele edebileceğine dair kuşkuların giderek artıyor olmasıdır.

    Türkiye'de bugün, terörden beslenen etnik bölücülük, "demokratik hak ve meşru kimlik talebi" olarak mazur görülebilmekte, Türkiye'nin bölünmesi ve parçalanması projeleri, "toplumsal ilerleme ve çağdaşlaşmanın yol haritası" olarak savunulabilmektedir.

    Ülkemizin iç barışını, kardeşliğini ve dayanışmasını tehdit eden en önemli risk burada aranmalıdır. Bu durumun sürmesinin iç çatışma ortamına davetiye çıkaracağını artık herkes idrak etmelidir.

    Terörle mücadelede en temel hata, konunun küresel stratejik arka planının okunamaması nedeniyle günlük tedbir aranarak bugünlere gelinmiş bulunulmasıdır.

    Bunun yanı sıra terörizme zemin ve destek sağlayacak siyasallaşma sürecinin açılmış olması, etnik tahriklerin artması ile terör toplumsal taban oluşturmuş; terörle ilave imtiyazlar ve sözde haklar kopartacağına dair taraftarlarında cüret uyandırmıştır.

    Türkiye'yi bölmeyi ve çok kimlikli ve milletli yeni bir ortaklık devletine dönüştürmeyi amaçlayan planlar, özgürleştirme projeleri olarak artık Meclis çatısı altında da savunulmaktadır.

    Terörün durdurulması karşılığı siyasi çözüm pazarlıkları için Meclis'e ve hükümete çağrılar yapılmakta ve meydan okunmaktadır.

    Silahlı terörün siyasi kolu olan İmralı maşalarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında devlete, Anayasa'ya ve kanunlara alenen meydan okumaları karşısında hükümet suskun ve sessiz, Meclis hareketsiz ve adalet etkisizdir.

    Milliyetçi Hareket Partisi'ne göre, terörle topyekun mücadelede, arkasında inandırıcı ve caydırıcı bir askeri güç ve siyasi irade olan, çok yönlü bir stratejinin kararlılıkla ve kesintisiz olarak uygulanması şarttır.

    Son yıllarda, terörle mücadelenin gerektirdiği siyasi kararlılık ve tutarlılığın görülemeyişi, dış baskı ve dayatmalara açık bir yöntemin benimsenmesi, terörün bir hak arama vasıtası zannedilip etnisiteye dayalı bir kışkırtma siyasetinin izlenmesi ile terörün yeniden azmasına siyasi iradenin temel teşhis ve yöntem hataları neden olmuştur.

    Verilen tavizlerle ve yürütülmek istenen baştan sona hatalı projelerle beraber silahla sonuç alacağına dair umutlarını tazeleyen terör örgütü bir yandan eylemlerini tırmandırmış, diğer yandan ise bölücülük hükümet eliyle yıllardır yapamadığı bir tanıma kavuşarak etnik bir yapı kazanma yolunda mesafe almıştır.

    Bu durum ise kamuoyunda PKK terörünün bir etnik sorunun çözüm yolu arayışı olarak algılanmaya başlanmasına neden olmuştur.

    Karşımızdaki sürecin nereye yöneldiğinin, nasıl sonuçlanacağının, gelişmelerin istikametinin ne olacağının doğru yorumu şüphesiz ki çok önem kazanmıştır.

    Bu konuda yapacağımız bütün yorumların isabeti,

    Türk milleti üzerindeki asırlık emellerin aldığı yeni boyutun bilinmesine,
    PKK terör örgütünün amaç mı, araç mı olduğuna dair vereceğimiz cevaplara,
    Açılım adı altındaki niyetlerin PKK talepleri ile ne oranda örtüştüğüne,
    Milli dil ile milli kimlik arasındaki vazgeçilmez ilişkinin doğru anlaşılmasına,
    Bugüne kadar yürütülen politikaların ayrıntılı analizine bağlıdır.
    Milliyetçi Hareket Partisi'nin yıllardır ısrarla ve önemle uyarılarına rağmen gelinen bu aşamada bölücü terörü önleme konusunda kamuoyu ile paylaşacağı başlıca mücadele yaklaşımı ve önerileri şunlardır:

    1. Terörle mücadele ile bölücülükle mücadele bir bütün olarak ele alınmak ve sorun birbirine geçmiş bu iki alanın tamamını kapsayacak "bölücü terörle mücadele stratejik tedbirler planının" hazırlanması ve uygulamaya konulması ile mümkün olacaktır.

    Bu plan, konuya ilişkin görev almış bütün kurum ve kuruluşların yaklaşık yirmibeş yıldır elde ettikleri bilgi, birikim ve tecrübelerin, yapılan hataların ve kalıcı çözüm yollarının tartışılması ile ortaya çıkmalıdır.

    Bu stratejik plan geliştirilirken,

    Cumhuriyetimizin temel ilkelerini ve yapısını; Türk milletinin birliğini sağlamayı hedeflemiş,
    Geçmiş yıllarda yapılan yanlışlar nedeniyle dış dünyanın bize dayattığı sözde tedbirlerden mutlaka arındırılmış,
    Küresel projelerden ayıklanmış, Türk milletinin rızasına ve değerlerine uygun,
    Bin yıllık kardeşliğimizi artıran, milli kimlik, milli devlet ve milli dili esas alan,
    Farklılığı kışkırtan değil, birleşmeyi teşvik eden; ayrışmayı kutsayan değil, buluşmayı sağlayan,
    Bölücülüğün ve terörün geldiği kritik seviye ve son yıllarda aldığı mesafeden bağımsız, günü kurtarmaya değil kesin sonuç almaya yönelik bir yaklaşım içinde olunmalıdır.
    Bu planı uygulayacak olan hükümettir.

    Türkiye'nin milli birliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bölücü teröre karşı hem tüm ülke sathında hem de sınır ötesinde etkili ve amansız bir mücadele verilmesi için hükümet tam bir siyasi irade ve kararlılık ortaya koymalıdır.

    2. Türkiye'nin komşularını da kapsayacak hiçbir bölgesel ve küresel kaygı ve proje Türk Milletinin güvenliği ve huzuru ile birliğinden önce ve öncelikli değildir ve asla olmamalıdır.

    Konu küresel stratejik çerçevede incelenmeli ve geçmişte angaje olunan ve meşru kabul edilen yabancı başkentlerin tesir ve telkinlerden arınarak yalnızca "Başkent Ankara vizyonu"yla ele alınmalıdır.
    Terör örgütünün arkasındaki bütün yabancı güçler ve ülkelerle terörün bağı ve bağlantısı mutlaka belgeleriyle ortaya konulmalı ve ülkemizin bu devletlerle, bu devletlerin de terör örgütü ile bağlarının kesilmesi için uluslar arası sonuç alıcı girişimler acilen başlatılmalıdır.
    Soruna müdahil ülkelerin Türkiye'den doğan ve Türkiye ile işbirliği sonucu oluşmuş menfaatleri gözden geçirilmeli, yaptırım enstrümanı olarak değerlendirilmelidir.
    Türkiye bugüne kadar her seviyede olmak üzere yapay görüşme ve ilişki sürecinde yeterince vakit kaybetmiştir. Bu aşamadan sonra, yalnızca maksada yönelik müzakere ve görüşmeler ile mutlaka sonuç alacak tekliflere açık olunmalı, süreci oyalayacak veya geriye götürecek taktik ziyaretler reddedilmelidir.
    3. Türkiye, Kuzey Irak'tan kaynaklanan fiili bir güvenlik tehdidi ve terör saldırısıyla karşı karşıyadır. Bir ülkenin kendi topraklarını başka bir ülkeye saldırı amaçlı kullandırması, uluslararası hukuka göre mukabele hakkı doğuran hasmane bir eylemdir.

    Geride kalan yıllarda yürütülen hatalı siyaset ile PKK'ya karşı mücadelede inisiyatif ABD ve Irak'a bırakılmıştır ve bu iki ülke kendilerinden beklenen adımları atmakta bugüne kadar isteksiz veya yetersiz davranmıştır. Bu düşmanca tavrın karşılığı milletimiz için şahadet, üzüntü ve infialdir.

    Artık beklemeye tahammülü olmayan bu durumun oluşturduğu çok boyutlu güvenlik tehdidi karşısında Türkiye, somut ve inandırıcı bir askeri güçle desteklenen kapsamlı bir "caydırıcılık siyaseti " geliştirmeli ve bunu kararlılıkla uygulamaya koymalıdır.
    Bu fiili tehdit ve saldırılar karşısında, Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru savunma hakkı bütün unsurlarıyla doğmuş, bu hakkın kullanılmasının şartları bütünüyle oluşmuştur.
    Türkiye terör saldırılarına karşı etkili müdahalede bulunmak ve PKK'yı Kuzey Irak'tan tasfiye etmek zorundadır. Bu maksada ulaşmak için terörü himaye eden Peşmerge gruplarına yaptıkları düşmanca hareketin "savaş sebebi" olduğu Irak yönetimine bir ültimatomla bildirilmelidir.
    Irak'ın kuzeyindeki grupların reisleri kendilerine meşruiyet kazandırma ve muhatap bulma peşindedir. Özellikle diplomatik alan başta olmak üzere, Kuzey Irak'lı grupların sözcüsü veya temsilcisi sıfatını taşıyan şahıslar ile resmi düzeyde, Irak Devleti adına bile olsa ilişki kurulmayacağı ve muhatap alınmayacağı açıklanmalıdır.
    Irak'ın Kuzeyi'ni bugün fiilen kontrolünde bulunduran Amerika Birleşik Devletleri ile Irak devletine teröre göz yummaya devam etmeleri halinde caydırıcı ve zorlayıcı tedbirlerin alınacağı ve askeri müdahalenin gerçekleşeceği son kez ihtar edilmelidir.
    Peşmerge grupları çok açık ve kesin bir dille uyarılmalı ve terör kartını Türkiye'ye karşı bir tehdit silahı olarak kullanmalarının karşılıksız kalmayacağı açıkça ortaya konulmalıdır.
    ABD'nin PKK'nın tasfiyesi için sürdürdüğü hareketsizlik ve oyalama politikaların devamı halinde kendisi için ortaya çıkacak sonuçlar ve göze alınacak gelişmeler bütün ayrıntılarıyla muhataplarına açıklanmalıdır.
    Bu kapsamda olmak üzere, ABD'nin göstereceği olumlu ve somut tepkiler alınıncaya kadar İncirlik üssünün faaliyetlerine son verilmelidir.
    Irak'taki Kürt siyasi yapılanmasının bağımsız devlete dönüşmesi halinin asla kabul edilemeyeceği ilan edilmeli, Türkiye'nin ve bölge ülkelerin buna seyirci kalmalarının beklenemeyeceği açıkça anlatılmalıdır.
    İran ve Suriye başta olmak üzere komşu bölge ülkeleriyle ciddi bir istişare süreci başlatılmalı, alınabilecek siyasi ve ekonomik tedbirler ve uygulanacak yaptırımlar belirlenerek ilan edilmelidir.
    Türkmenlere karşı girişilecek herhangi bir saldırı veya baskı hareketinin askeri güç kullanmak dâhil Türkiye'ye her tedbiri alma hakkını doğuracak bir husumet ilanı olarak görüleceği açıklanmalıdır.
    4. Anayasamızın 120. maddesi "Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir." hükmüne amirdir.

    Bugün bu Anayasal tanımın içindeki bütün şartları barındıran bölücülük ve terör dalgasının önlenmesi,
    Çok yönlü ve eş zamanlı terörle ve bölücülükle mücadele stratejisinin başarıyla uygulanması,

    Terörün daha fazla can kaybına neden olmaması ve siyasal bağının kesilmesi,

    Milletimizin huzur ve emniyetinin sağlaması maksadıyla hükümet, olağanüstü hal uygulaması için gerekli karar almalı ve Meclis'e sunmalıdır

    Türkiye, kapsamlı ve etkili askeri bir harekat seçeneğinden önce son bir ikaz olması açısından yaptırım gücü olan şu imkânları, gelişmelerin seyrine göre uygulamaya sokacağını ilan etmeli ve bazılarını bugünden hayata geçirmelidir.
    Terör saldırılarının merkez üssü olan Kuzey Irak'a karşı Türkiye'nin elindeki imkânlar şunlardır:

    - Habur sınır kapısının kapatılması,

    - Kerkük petrollerinin dış piyasalara ulaştırılması için kapasitesi ve konumu bakımından yegâne etkili ve güvenilebilir imkân olan Kerkük-Yumurtalık boru hattının devre dışı bırakılması.

    - Kuzey Irak'a yapılan lojistik desteğin, gıda ve diğer malzeme akışının, müteahhitlik hizmetleri ve ticaretin, elektrik ve benzin ikmalinin durdurulması.

    - Bölgede petrol arama işleri dâhil her alanda faaliyet gösteren Türk şirketleri ve girişimcilerinin bölgeden çekilmesi.

    - Kuzey Irak'ta faaliyet gösterecek yabancı şirketlerin Türkiye üzerinden malzeme ve teçhizat ikmaline izin verilmemesi.

    - Türkiye'de faaliyet gösteren Kuzey Irak'lılara ait işletmelerin faaliyetlerinin men edilmesi,

    - Irak'ın diğer bölgeleriyle yapılacak ticaret için, başta Suriye ve İran olmak üzere, mücavir ülkelerden geçecek yeni güzergâhlar belirlenmesi ve Kuzey Irak'ın devreden çıkartılması.

    - Türk hava sahası üzerinden yapılan Kuzey Irak bağlantılı uçuşların durdurulması.

    5. Türkiye ülkesine ve milletine yönelik terör tehdidiyle mücadelede uluslar arası camiayı bugüne kadar arkasına alamamış, ancak bu amaçla yıllardır gereksiz yere oyalanmıştır.

    Üçlü mekanizma denilen taktiklerle, koordinatör denilen anlamsız girişimlerle, yerel kabile reisleri ile yakınlaşmalarla, yabancıların izin ve icazetiyle sorunun çözülemeyeceği anlaşılmıştır.

    Türkiye'nin Irak'ın Kuzeyindeki terör kamplarına kalıcı, köklü ve kesin sonuç alıcı bir askeri harekât için gereğinden fazla oyalanmış, artık kendi askeri, siyasi, toplumsal ve beşeri gücünü kullanmaktan başka seçeneği kalmamıştır.

    Milli birliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bölücü teröre karşı hem tüm ülke sathında hem de sınır ötesinde etkili ve amansız bir mücadele verilmesi için hükümet siyasi irade ve kararlılığını somut olarak ortaya koymalıdır.
    Alınacak ilave tedbirlerle eşzamanlı olarak, ciddiyet ve caydırıcılığını göstermek üzere TC Hükümeti, Türk milletinin iradesinin en yüksek ifadesi olan TBMM'nin kendisine verdiği sınır ötesi askeri harekat yetkisini acilen kullanmalıdır.
    Bu konuda ihtiyaç duyulacak ve talep edilecek ilave yasal tedbirler için hükümete TBMM tarafından ayrıca yetki ve destek verilmelidir.
    Tedbirlerin, muhataplarında çok kısa sürede karşılık bulamayacağının anlaşılması halinde Türk Silahlı Kuvvetleri bütün imkan ve kabiliyetlerini kullanarak Irak'ın kuzeyinde yuvalanmış terör merkezlerine ve teröristlere karşı kesin, kalıcı ve etkili bir imha harekatını başlatmalıdır.
    Bu kapsamda;

    - Teröristlerin Türkiye'ye sızma, geçici konaklama ve ikmal yolu olarak kullandıkları sınıra yakın bölgelere yöneliktam bir temizlik yapılmalıdır.

    - Ülkemize yönelik terörün bugünkü merkezi Irak topraklarında bulunan terör kampları ve özellikle Kandil Dağı bölgesinin imhası ve akabinde yeniden bağ ve bağlantısının oluşmaması için ülkemizden izole edilmesi şarttır.

    - Irak'ın kuzeyinden Türkiye'ye sızmaların mutlaka önüne geçilmek üzere komşu ülke coğrafyasında bulunan ve önleyici tedbirler için Irak'ın kuzeyinden fiziken uygun arazilerden başlatılmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından"Güvenlik Bölgesi" oluşturulmalıdır.

    Bugün Türkiye'nin karşısına çıkartılan güvenlik ve bölücülük sorunu, özü itibariyle bir demokratik hak talebi, bireysel özgürlük, çoğulcu demokrasi ve siyasal katılım sorunu değildir. Sorun, etnik bölünmeyi amaçlayan silahlı terör sorunudur. Türkiye'de farklı kökene mensup vatandaşlarımızın tümünü kapsayan bir sorun değil, tahrik ve terörün beslediği bir siyasi ayrılıkçılık sorunudur.

    Bölücü terörün beslendiği siyasal zeminin kaynağı Türkiye içindeki ihanet odaklarıdır. Ancak bölücü fikirler ayrılıkçı terör destekçilerinden daha geniş bir alana yayılmış, hükümetin farklılıkları kaşıyan politikaları bölücülüğün hoş görüleceği ve yeşereceği toplumsal iklim oluşturmuştur.

    Aksini savunan varmış gibi izlenim uyandırarak "barışın sağlanması, silahların susması, anaların ağlamaması, ölümlerin son bulması, gözyaşının dinmesi" gibi PKK literatürü eşliğinde bölücülüğün bütün taleplerinin dayatılmaya çalışıldığı süreç hız kazanmıştır.

    Terör örgütünü ortadan kaldırarak bu belayı sona erdirmek yerine, silahsız bölücülüğe toplumu razı edecek, hain istekleri masum hale getirecek ve bunları demokrasi adı ile maskeleyecek sinsi bir siyasetin izlendiği anlaşılmaktadır.

    Yıllardır onbinlerce masumun canına, malına ve huzuruna kasteden bölücü talepler olan "federasyon, ayrı bayrak, ayrı eğitim dili, ortak kurucu halk, çokluklar devleti ve hatta ayrılma" gibi ihanet kavramlarının açıkça dillendirilmesi tehlikenin boyutlarını anlamak açısından yeterlidir

    "Çözüm, çare, fırsat" adı verilen cazip kelimelerle kamuoyu etki altında tutulmak istenmekte, bu tuzağa düşmek istemeyenler ise "savaş taraftarları" "barış karşıtı" olarak baskı altına alınmaya çalışılmaktadır

    Gördükleri imtiyaz ve buldukları cüret ile bölücülüğe teslimiyeti ayakta alkışlayan oluşumlar, belediyeler ve malum sivil toplum örgütleri, medya kuruluşları, sözde aydınlar bu amaçla geniş bir cephe oluşturmuşlardır.

    Terör örgütünün taleplerinin demokratik yollarda gündeme getirilmesinin önündeki engellerin kaldırılarak bölünme reçetelerinin demokratik tartışma ortamında her yönüyle ele alınmasını savunan siyaset dışı ve hükümet destekli işbirlikçi lobiler doğmuştur.

    Özellikle askeri tedbirlerle sonuç alınamayacağına dair görüş ileri sürenlerin öne çıkardığı siyasal çözüm sloganı ve bunun anayasal zemine oturtulması arayışları hız kazanmıştır. Yapılmak istenen, etnik bölücülüğün siyasi bir sorun olarak siyasi süreçlerle çözümü için uygun bir ortam yaratılması, bunun siyasi ve toplumsal altyapısının hazırlanmasıdır.

    Bu kapsamda, sözde "açılım" denen tahriklerin toplumsal boyutu PKK'nın bile yapamadığı derin ve keskin ayrışmaya neden olmaktadır.

    Hükümet Türk milletini alt kimliklere dönüştürecek, milletleşmeyi geriye döndürecek, milli kimliği zayıflatacak, milli birliği parçalayacak ve bölücü emellerin siyaseten önünü açacak olan "açılım" denen "yıkım" projesinden derhal vaz geçmeli ve hata yaptığını açıklamalıdır.

    6. Terörle mücadele "güvenlik-özgürlük dengesi" içine sıkıştırılacak bir konu değildir. Bedeli can kaybıdır. Sarsılan kardeşliktir.

    Devleti ve milleti bölmek gibi bir özgürlük ve demokrasi alanı olamayacağından hareketle bu arayışları özgür düşünce olarak yorumlayacağımız anlamsız iyimserlikten ve gafletten dönülmelidir. Anayasaya yedirilmek, topluma hazmettirilmek istenen bölücü girişimler bir an önce durdurulmalıdır.
    Bölücü zihniyetlerin demokrasinin sunduğu geniş imkânları kullandığı görülmektedir. Bölünmeyi ve terörü demokrasiye tercih edemeyeceğimize göre, bölücülüğün istismarına açık zaaflar ortadan kaldırılmalıdır.
    Güvenlik güçlerinin terörle mücadelede yavaşlamasına, gecikmesine veya etkisiz kalmasına neden olan hususlar tespit edilmeli, terörle mücadele yasası bu talepler doğrultusunda düzenlenmelidir. Hükümet güvenlik güçlerimizin terörle mücadelede ihtiyaç duydukları yetkileri vermek için gerekli yasal düzenlemeleri süratle Meclis'e getirmelidir
    Avrupa Birliği sürecine uyum adına bugünkü iktidar tarafından kaldırılan ölüm cezası terör suçlarında ve savaş halinde yeniden Türk Ceza Yasasına konulmalıdır.
    Adli makamların teklifi olmaksızın, bölücülüğü, TBMM çatısı altında taşıyan mihrakların milletvekilliklerinin düşürülmesi için Anayasa değişikliği yapılmalıdır.
    Süreç, İmralı Canisi'ni yeniden terörist başı haline getirerek diriltmiş, hükümetle muhatap hale getirmiştir. Terör örgütünü İmralı'dan serbestçe yöneten teröristbaşının yakınları ve avukatları ile irtibatı ve dış dünyayla temas kanalları bütünüyle kesilmelidir
    Sözde teslim olduğu iddia edilen teröristlere yönelik karşılama törenleri; geçmişte terörle mücadele etmiş görevlilere yönelik ağır itham ve suçlamalar, hem bölücülüğü cesaretlendirmiş, mücadeleyi yürüten birimlerin kararlılığını olumsuz yönde etkilemiştir.
    Terörle mücadelede en büyük manevi gücümüz, bağımsız yaşama arzumuz, terörü yok etmeye yönelik direncimiz, şahadete ulaşmış evlatlarımıza yönelik sevgimiz, saygımız ve bağlılığımız, Mehmetçiğe olan hayranlığımızdır. Bütün bu mukaddesatı incitecek, sorgulatacak, terörle mücadelenin azmini ve inancını zedeleyecek açıklama ve yorumlardan uzak durulmalıdır.

    Millet kavramını tartışmaya açmaktan ve mensubiyet üzerinde kuşku uyandırmaktan, alt kimlikleri dirilterek etnisite temeline dayalı, ayrışmış bir toplum oluşturmaktan, millete ait değerleri eleştirerek, milli tarih ve ecdadımız üzerinde tereddüt meydana getirmekten ısrarla ve mutlaka kaçınılmalıdır
    Bin yıldır bu topraklarda Türk milleti kimliğinde buluşarak muazzam eserler oluşturan beşeri beraberlik Türkiye'nin varlık ve bekasının temel dayanağı ve vazgeçilmez kudreti olmuştur. Milli kimliğin tartışmaya açılması ve bu kimliği oluşturan maddi ve manevi alt yapının adım adım tahrip edilmesine yol açacak tahrikler terk edilmelidir.
    Sürekli olarak gündemde tutulan etnik temelli ayrışma ve ayrıştırma çabaları, tehlikeli bir sürece girildiğini göstermektedir. Sosyo-kültürel bir zenginlik olan millet mefhumunu baştan beri ırk ve kavim körlüğü içinde yapılan değerlendirme yanlışlarından derhal vaz geçilmelidir.
    Milli kimliğimize şekil ve anlam veren tarihi, sosyal ve kültürel kaynaklarımızı silikleştirme, değersiz hale getirme niyetleri, söylemleri ve icraatları;
    Milli meselelerimizi sırtımızda bir kambur olarak gören, yüzleşme ve ezber bozma adı altında stratejik konularda toplumu tavizlere karşı duyarsızlaştırılmaya çalışan anlayış;
    Sürekli olarak ülkemizin bir yöresini hatırlatan ve zihinlere sınırlar ve hatlar çizdirmeyi hedefleyen yıkıcı söylemler son bulmalıdır.
    Vatandaşlarımızdan bazılarını milli ve etnik azınlık olarak gören ve kültürel hakların da ötesinde onlara etnik farklılıklara dayalı siyasi statü kazandırılmasını öneren Avrupa Birliği dayatmalarına dur denilmelidir.
    Terörle mücadelede binlerce şehitle geçen yılların kahramanlıklarının eleştirisi terk edilmeli, "geçmişte yapılan hataları yok saymak yanlış" denilerek terörün ve bölücülüğün gönlünü hoş tutacak söylemlerden uzak durulmalıdır.
    Oluşturulan psikolojik ortamla kamuoyunun tepkisiz, devletin atalete sürüklenmesine yönelik oyunlar ve politikalar durdurulmalı, bölücülüğe karşı mücadelede yasal tedbirlerle birlikte adli, idari ve güvenlik mekanizmaları cesaretlendirilmelidir.
    7. Terörle mücadele, bölücülükle mücadelenin yalnızca güvenlik ve kriminal boyutunu içermektedir. Bölücülükle kapsamlı mücadele için,

    Yörenin ekonomik kalkınmasına yönelik tedbirler planlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır.
    İç göç, yoksulluk, yolsuzluk, milli ve manevi iklimi ve dengeyi bozan, aile yapısını deforme eden sosyal, siyasal ve kültürel gelişmelerle ilgili tedbirler geliştirilmelidir.
    Asayişsizliği ve terörü besleyen ekonomik, sosyal ve diğer etkenler üzerinde araştırmalar yapılarak terörün ve asayiş olaylarının gerçekleşmeden önlenmesi sağlanmalıdır.
    Terörü besleyen kaynakların kurutularak, buna müsait bir ortam hazırlayan sosyo-ekonomik sorun ve sıkıntıların birinci öncelikli konu olarak köklü ve kalıcı çözümlere kavuşturulmalıdır.
    GAP projesi biran önce bitirilmeli, kanlı terörün yuvalandığı bölgelerde devlet otoritesinin tesisi için terör örgütünün ve sivil maşası olan mahalli yapıların vatandaşlarımız üzerindeki etki, tehdit ve baskıları mutlaka kırılmalıdır.
    Terörün uluslararası boyutu itibariyle siyasi, lojistik ve finans desteklerine karşı etkili tedbirler alınmalıdır.
    Sonuç olarak;

    Türkiye'nin milli birliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bölücü teröre karşı hem tüm ülke sathında hem de sınır ötesinde etkili ve amansız bir mücadele verilmesi için AKP hükümeti siyasi irade ve kararlılığını somut olarak ortaya koymalıdır

    Türkiye üzerinde oynanmak istenen bu melun oyunun boşa çıkarılması ancak Türk milletinin topyekün gayretiyle mümkün olacaktır. Türkiye bir uçurumun kenarına sürüklenmektedir. Bunun sonu felakettir ve dönüşü de yoktur. Bu bakımdan bu kader anında herkes aklını başına toplamalı ve Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmalıdır.

    Türkiye'nin geleceği hakkında kumar oynamak ve bölücü emelleri için Türkiye'yi karanlık bir tünele zorla sürüklemek isteyenlerin hesaplarını boşa çıkarmak da hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır.

    Şayet çare arayışında ısrar edilecekse, küresel dayatmalara karşı aranacak "fırsat ve çözümler" Erbil'de, Vashington'da, Brüksel'de ve Erivan'da değil, aziz Atatürk'ün bundan doksan yıl önce gösterdiği yüksek uyanıklığın, stratejik hamlenin, derin şuurun, milli heyecanın ve ileri görüşün eseri olan Başkent Ankara merkezli milli ve üniter devletin yol haritasında aranmalıdır.
#21.06.2010 22:35 0 0 0
  • Gundi kardeşimin yorumunu tamamen tutarsız bilinçsiz ve gerçek dışı olarak görüyorum

    yazdıklarımın neresinde tutarsızlk var ALLAH aşkına.. bu ulkede olmayan bişeymı yazmışım.. ? senın gerceklerden anladıgın nedir kendı kendını kandırmaktır.. ? lafa geldımı kürt türk kardeştir ayrım yapan kalleştir... diyorsunuz da sloganlarınız farklı bisiler soyluyor.. genel baskanınız farkli bisiler soyluyor.. kürtçe konusan kardeslerimiz.. demek farklıdır.. kürt kardeslerimiz demek farklıdır...
    On yıl öncesine kadar Kürt kelimesini kimse ağzına almıyuordu diyorsun ,evet çok doğru.Çünkü on yıl öncesine kadar Türk Kürt diye bir ayrım yapılmıyordu.
    hade ya yanı bi insan bu kadarmı uydurur.. şu yazdıgın başlı başına bir çelişkidir... 10 yıl oncede kürtler.. var olduklarını solediler...100 sene oncede.. kabul etmeyen senın gibilerdi... kardeşim madem kürt deyince ayrımcılık oluyor yazma nie yazıyorsun nie türk kürt kardeştir diyorsun... laf olsun torbaya dolsun mısalı... ezberden konusuyorsun be ilbeyi..
    Bundan önceki hükümetler Kürtler meclise girmesin diye seçim barajını %10 olarak ayarladılar diyorsun buda yalan.Çumhuriyet kuruldu kurulalı genelde Kürt kökenli vatandaşlar tarafından yönetildik.Hiçte gocunmadık

    ne cok yalan soyluyormusum be... evet bole bişe olmamış... demi..
    Çumhuriyet kuruldu kurulalı genelde Kürt kökenli vatandaşlar tarafından yönetildik.Hiçte gocunmadık
    son alıntı yaptıgımı google amcadan arasam senın gbi binlercesi.. aynısını yazmıstır.. yıllardır.. aynı ezbere yazıları donup dolasıp yazıyorsunuz..bi vatandasın bile kürdum demesi senı delı edıyorken ben kurdum diyen bir cumhurbaskanı senı cıldırtır.. şirin gorunme cabalarınız yemıo artık be kardesim aslında gercek bakıs acınız cok farklı..
    ( yazım belli bir kesime.. üstüne alınana..)

    paylastıgın mhp goruslerinide okuyamadım cok uzun be.. ilbeyi... ama genel başkanınızın bugun harıka fevkaladenın fevkisi bi onerisi vardı

    OHAL ilan edilsin hemen....

    helal olsun adama... cozdu olayı...
#22.06.2010 00:56 0 0 0
  • hade ya yanı bi insan bu kadarmı uydurur.. şu yazdıgın başlı başına bir çelişkidir... 10 yıl oncede kürtler.. var olduklarını solediler...100 sene oncede.. kabul etmeyen senın gibilerdi... kardeşim madem kürt deyince ayrımcılık oluyor yazma nie yazıyorsun nie türk kürt kardeştir diyorsun... laf olsun torbaya dolsun mısalı... ezberden konusuyorsun be ilbeyi
    Bi kere ben on yıl önce kürt yoktu demedim,on yıl önce bu şekilde bir ayrım yoktu dedim.Kürt kardeşlerim insanoğlunun bilinen bütün tarihlerinde vardı,aynı diğer etnik kökenler gibi.
    Bundan önceki hükümetler Kürtler meclise girmesin diye seçim barajını %10 olarak ayarladılar diyorsun buda yalan.Çumhuriyet kuruldu kurulalı genelde Kürt kökenli vatandaşlar tarafından yönetildik.Hiçte gocunmadık

    ne cok yalan soyluyormusum be... evet bole bişe olmamış... demi..

    Alıntı:

    Buradada yazıldığı gibi değilde yazılmasını istediğin şekilde anlamışsın be Gundi kardeşim.Ben %10 barajının Kürt millet vekillerinin meclise girmesini engellemek amacı ile getirlmediğini beyan ettim,sözümün arkasındayım.Öyle her isteyen on puan kürtler için on puan lazlar için on puan çerkezler için vs.böyle seçim barajı hiçkimsenin yapamayacağı bir şeydir.Kürtlere sen millet vekili olamazsın diyen varmı.
    Alıntı:
    Çumhuriyet kuruldu kurulalı genelde Kürt kökenli vatandaşlar tarafından yönetildik.Hiçte gocunmadık

    son alıntı yaptıgımı google amcadan arasam senın gbi binlercesi.. aynısını yazmıstır.. yıllardır.. aynı ezbere yazıları donup dolasıp yazıyorsunuz..bi vatandasın bile kürdum demesi senı delı edıyorken ben kurdum diyen bir cumhurbaskanı senı cıldırtır.. şirin gorunme cabalarınız yemıo artık be kardesim aslında gercek bakıs acınız cok farklı..
    ( yazım belli bir kesime.. üstüne alınana..)



    Buradada çok ama çok ayıp ediyorsun Gundi.
    Bizim googleye falan ihtiyacımız yok bu gibi bilgiler için,çünkü biz yaşayarak öğreniyoruz her şeyi.Halen daha iddia ediyorum Kürt Türk kardeşdir ayrım yapan kalleştir.Benim görüşümde budur.Oy vereceğim partininde görüşü budur.Bizler ,hangi isim altında olursa olsun terörü ve teröre gönül verenleri lanetliyoruz.Terörist hangi etNik kökenden peydah olursa olsun teröristtir.Görüldüğü yerde başı ezilmelidir.Ama bir etnik kimlik içerisinden terörist çıktı diye bütün bir kavim kirletilemez.Sizler Kürt kardeşlerimizi sürekli terörle birlikte telaffuz ettiğiniz için onlara zarar veriyorsunuz.elli yaşındayım yaşadığım süre içerisinde tanıdığım çumhur başkanları baş bakanlar bakanların yüzde doksanı kürt kökenli vatandaşlardan oluyor,bunun için googleye bakmama gerek varmı.
#22.06.2010 19:06 0 0 0
  • @gamLı adlı üyeden alıntı:
    ALLAH' ın izniyle şu saat itibariyle boardumuzu açtık. Bu ilk mesaj. ALLAH yolumuzu açık etsin. Her şeyin hayırlısını nasib etsin...

    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERIN DIYARI ...

    Selam ve Dua ile...
    Orijinali Göster...
    güzel kardeşim madem Kürtler bu vatanın asli unsurlarındandır.. bırak kendilerini Türk hissetmesin...Kendisini Türk hissetme mecburiyeti neden olsun


    Öyle bir mecburiyetleri yok zaten

    Benim anlatmak istediğim Bir toplum içinde tam anlamda bir bütünlük varsa o devlet refaha kavuşur ve bu devletin bu şekilde refaha kavşacagını sanmıyorum


    Askerlik görevini yada memur arkadaslarım varsa memuriyet görevini bölgede yapmış kişiler çok iyi bilirler ki bölgenin Türkiye ile yakından uzaktan alakası yok

    fakat bölge halkınında hakkını gaspetmiş olmamayayım

    Milli maçlarda ,tuttukları takımlarla Ülkemiz adına dışarda yaşanan olaylarda tek yürek olabiliyoruz .



    şunada değinmek isterim izniniz le

    şu parti böyleydi bu parti öyleydi gibi tartışmaların sonu gelmeyecektir .

    Bir parti vardır iktidardadır bölgesel olayları önlemek için bölgenin ileri gelenlerini silahlandırır ,topraklandırır Millet vekili yapar maaaşa baglar

    meclisimizde çok gördük yemin törenlerinde konuşmasını bırakın okumasını bilmeyen vekilleri :)

    Bu şekilde bölgedeki gerginliklerin önüne gecilmeye çalışılır ve belli bi zamnda bu tutmuştur ne zamana kadar pkk kuruluncaya kadar

    Asla ve asla kürt halkını yadırgamıyor ve yargılamıyorum fakat pkk ve onun işbilikçileri ile beraber oldukları sürece sadece Türkiye halkının nefretini kazanırlar

    Biz pkk yı desteklemiyoruz diyenler olacaktır istisnalar kaideyi bozmaz bölgede doğan her çocuk apocu olarak doğuyor sanki

    yoksa sonradanmı apocu oluyor :)
#22.06.2010 19:29 0 0 0
  • Hiç bir insanın ne anne-babasını yani milliyetini nede doğduğu yeri seçme şansı vardır.hiç bir kimseye ne kürt nede başka bir milletden olduğundan dolayı kızamayız aşağılayamayız ve rencide edici bir davranışda bulunamayız ama T.C. sınırları içinde yaşayan herkes devletin kurallarına uyma zorunluluğu vardır. Devletinde asli görevi milletinin daha çağdaş bir yaşam şekline uygun bir şekilde yaşamını sürdürmesi için gerekli düzenlemeleri yapması gerekir.
    Devletin görevi vatandaşının dili dini kültürel etkinlikleri gibi unsurları yasaklamak değil bilakis kültürel öğelerinin gelişimi için destek vermesidir.
    Devletimiz terör eylemlerine karışmış ister kürt milliyetciliği için savaştığını sananlara isterse devletin yönetim şeklini değiştirmek için yasadışı örgüt kurup terör eylemlerinde bulunanlara karşı amansız ve acımasız bir yok etme yöntemlerini uygulaması ama aynı zamandada vatandaşlarına baskı uygulamadanözğürlüklerini vermesi gereklidir.

    Gamlı kardeşim senin soruna gelince ise
    Bölgedeki kürt kökenli kardeşlerimin asıl isteklerinin bizim gibi aş, iş, huzurlu yaşam olacağını tahmin ediyorum ama bugün haberlerde dinlediğim bir bdp li yönetici kendi isteklerinin kürt halkını kürtlerin yönetmesi gerektiğini söylüyordu bölgede kürtler kendi kendilerini yöneteceklermiş ama hiç bir gazetecimizde bu siyasiye siz şuanda bir grup başkan vekili olarak meclisin bir üyesi olarak nereyi yönetmek için bulunuyorsunuz ve nereyi temsil yetkisini kullanıyorsunuz diye sormuyor. Bu devlet sana tüm ülkeyide yönetebileceğin hükümetleri (yürütmeyi) seçmek için oylama yapma gibi hakları vermiş haberin yokmu demiyor.
    Haksız yere bir cana kıymanın bütün insanlığı öldürmek gibi düşünüldüğü dinimize görede teröre destek verenler haksız yere gencecik canlara kıyanlar mutlaka yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.
#22.06.2010 21:34 0 0 0
  • nichole kardeşime katılıyorum.
    Başka konularda Kürt kardeşlerimizle ilgili yorumlarda bulunurken bazı gerçekleri dile getirmeye çalıştım.
    Mesela SURİYE 'de yaşayan Kürtler Türkiyede yaşayan Kürtlere göre çok şanssız.Çünkü bir bucuk milyan suriye Kürdünün halen Nüfus kağıtı,seçme ve seçilme hakkı,uluslar arası ve şehirler arası seyahat hakları yok.Suriye devleti için ha var ha yok durumundadır Kürtler.Ülkemizde öylemi.Bakıyorsunuz Çumhur başkanı Kürt,Başbakan Kürt,İç işleri bakanı Kürt.Seçme ve seçilme hakları var,En yüksek devlet memuru olma hakları var halen daha isteklerimiz karşılanmıyor diyorlar.Kusura bakmayın ama Kürt kardeşlerimizin bizden birşey istediği yok zaten,her şeyleri temin ediliyorda istek sahipleri başkaları.Kürtlerin haklarını savunacağız diye Kürt halkını beşinden sürükleyen soytarılar var.Bi kere Artin AGOPYAN(APO)dan medet ummak en büyük zavallılık zaten.Adam ermeni Kürtler müslüman, birlikte olmaları eşyanın tabiatına aykırı.
#22.06.2010 22:00 0 0 0
  • nichole kardeş..
    Ben zaten "bdp seçmeni ne istiyor" şeklinde bir soru sordum.bdp nin Kürtlerin tamamının isteği doğrultusunda bir hareket olmadığını hepimiz biliyoruz.Eğer bütün kürtler bdp yi kendi hissiyatlarının tercümanı bir ses olarak görselerdi bdp bugün mecliste chp nin üzerinde bir sandalyeye sahip olurdu..

    Ahmet Türk ,Kürtlerin sadece %25 i bize oy veriyor demiş.peki Kürtlerin geriye kalan kısmı nerde? Kime oy veriyorlar?..Bunlar neden bu şekilde taleplerde bulunmuyor yada bulunma ihtiyacı hissetmiyor..

    Bdp seçmenleri buna; " bize ne kardeşim geriye kalan % 75 Kürt'den,biz şu , şu ve şunları talep ediyoruz..diğer kürtlerin bizi destekleyip desteklememesi umurumuzda değil" diyebilir..
    (bir bdp li vekil bdp ye oy vermeyen kürt değildir diyordu..tam bir ırkçı söylemle ilerliyor bdp..)
    varsayalım bu şekilde istedikleri türden bir dünya olmuş olsun..

    diğer kürtlerin bu eli silahlı gurupların elinde ne hale gelebileceğini hesab eden varmı?
    ...
    ...vay seni apo düşmanı seni!
    ...apo nun ilkelerine karşısın demek.. asın la bunu!
    ...



    bdp nereye koşuyor?

    arkasında % 25 lik bir halk desteği ile kürt halkının tek temsilcisi konumuna sokmaya çalışıyor kendisini ve geriye kalan % 75 kürd e hükmetmeye çalışıyor
#23.06.2010 21:53 0 0 0
  • Hiç bir bdp li Kalleşce masum insanları öldürmeyi gururuna yedirebilen cani ,hain apo ve örgütüne hiç bir öneri veya fikirlerini bile sunamamaktadırlar örgütün yaptıkları eylemleri bile kınayaömamaktadırlar. sadece eli kanlı bu örgütün taşeronluğunu yapmaktadırlar. ondan sonra demokrasiden bahsetmektedirler.
    Eğer devletimiz bu bdp lilere Apo olmadan devletinizi kurun kendi kendinizi yönetin bakalım dese yani isteklerini kabuletse hiç birinin bunu kabul edebileceğini zannetmiyorum
    zira kendileride bu eli kanlı caniden sanki (haşa) Allahdan korkar gibi korkmaktadırlar.
    Bu gerçekleri gören ve bilen bölge dışındaki kürt kardeşlerimiz zaten oyunu onlara vermemektedir ama o bölgedeki kardeşlerimizdende baskı ve sindirme sonucunda ancak % 50 ye yakın oy alabilmektedir. Bizlerinde o bölgedekileri (sade vatandaşları) anlayışla karşılamamız gerekli çünkü silah altında hainlikle suçlanılıp ölümle cezalandırılma korkusu altında mecbur kalıp oylarını bu örgütün istediği yere vermelerinden dolayıda suçlamamak gerekir.
    Burada devletimize düşen görev ilk olarak bu caninin örgütü ile irtibatını kesmek, ikinci olarak şehirlerde halka el altından baskı yapan örgüt sempatizanlarını mutlaka etkisiz hale getirip halkın baskı altında kalmadan yaşamasını ve siyasi tercihlerini yapmasını sağlaması gereklidir.
#24.06.2010 01:23 0 0 0
  • Öyle görünüyorki Onlarda ne istediğini bilmiyor pek bi ses çıkmadıgına göre

    yada şunumu diyorlar acaba? konuşma tartışma platformlarında biz yokuz ,biz daglarda Kalabalık meydanlarda , biz otobuslerde can alırız mı diyorlar?
#24.06.2010 18:59 0 0 0
  • Konuşma yada tartışma platformunda olmaktan çekindiklerini sanmıyorum.Burada zaman zaman yorumlarından istifade ettiğimiz değerli arkadaşlarımızdan biriside Gundii.

    bu konuda onun yorumlarına ihtiyacımız var.

    Millet olarak büyük bir sorunumuz var ve bunu çözmekten başka bir çıkar yol YOK..
#25.06.2010 21:11 0 0 0
  • Millet olarak büyük bir sorunumuz var ve bunu çözmekten başka bir çıkar yol YOK..
    Yukarıdaki cümleye aynen katılıyorum ama halen daha sorunun ne olduğunu açıklayan yok.Mesela bu güne kadart hiçbir kürt kardeşimize öğretmen,doktor,mühendis,imam,müsteşar,büyük elçi,millet vekili,başbakan,çumhurbaşkanı olamazsın diyen oldumu.Veya bu saydıklarımdan hangisi olamadılar.Bildiğim kadar ile saydıklarımın tamamı oldular.Ben elli yaşıma geldim hiçbir kürt kardeşimden ,beni şu mesleğe almadılar diye bir şikayet duymadım.Bende az zamanın eşşeği değilim.En az şöyle veya böyle yirmi yılım doğu ve güney doğu bölgelerinde geçti.adı geçen bölgede hemen hemen her ilçede herköyde adımı bilen telefon numaramı bilen bir veya birkaç kişi çıkar.Hiç birisinin ağzından bayrak devlet federasyon ayrımcılık duymadım.Bana öyle geliyorki PKK varlığından nemalanmak isteyen soytarılar kürt meselesi diye kendi isteklerini dayatmaya çalışıyorlar
#25.06.2010 22:10 0 0 0
  • oncelikle şunu belirtmede fayda goruyorum... bdp partizanı degilim... ve bdp yi bır cok konuda eleştiririm herzaman... 2 kelime kürtçe konusamayan emıne aynanın kürt milliyetciligine soyunması da bana garip gelmıştır...kendi yolunu çizememesi.. partının en buyuk hatalarından..
    dier mesjımda bdp secmenı ne istiyorla ilgili yorumum oldu.. bununda sonuna kadar arkasındayım... bdp türkiye partisidir.. kimseden zorla felan oy aldıgı yok... var dien varsa imkanı varsa.. yerınde arastırsın.. ama buna inanmak işime gelıyor derse o ayrı..
    evet kürtler bu ulkede hakim olmuş.. doktor olmus şu olmus bu olmuş.. dogrudur.. peki kürdün kürd olmasını nıye hazmedemıyorsun die sorarlar.. bu gibi soylemler bana gore boş..
    ben kürtlerin hade bölünelım.. dedigini gormedım.. kürtler haklarını istiyor.. ole yada bole.. bunu bdpnın saglıyacagını düsünüyorlar...
    sorum havada kaldı sanırım.. mhp chp seçmeni gercek anlamda ne istiyor.. samımı bir sekılde paylasırlarsa.. bizde bilgilenmiş oluruz...
    saygılar...
#28.06.2010 23:52 0 0 0
  • CHP nin ne istediğini bilemem ama MHP nin ne istediği hakkında dilim döndüğünce bir şeyler söyleyeyim.Rahmetli ALPARSLAN TÜRKEŞ 'in bir sözü ile başlayayım.Rahmetli derdiki Kürtler ne kadar Kürtse Türklerde o kadar Kürttür,Türkler ne kadar Türkse Kürtlerde o kadar Türktür.Bu sözlerden yola çıkarak bin yıldan fazladır birlikte olduğumuz kız alıp kız verdiğimiz aynı havayı soluduğumuz hatta milli maçlarda bile beraber sevindiğimiz,ülkemizin birliği ve dirliği için Çanakkalede dumlupınarda ve diğer çephelerde omuz omuza savaştığımız kıplemiz bir olan Ülkemizin asli unsurlarından olup ve etnik kökeni Kürt diye adlandırılan kardeşlerimizle yine eskiden olduğu gibi sevinçte bir tasada bir olmak beraber kazanmak beraber kaybetmek,bizler ve ötekiler değilde biz olarak anılmak, kefereye inat biz herzaman birdik bir olmaya devam edeceğiz demek istiyor MHP.Bunun aksini iddia eden ya MHP yi hiç tanımıyor yada bir yerlerden çıkarı var emir verenlerin istediği gibi konuşuyor.Eğer MHP nin bunun haricinde bir kürt düşüncesi varsa Allah cc kahhar ismi ile MHP yi kahretsin
    Özellikle birileri CHP ve MHP yi hep yan yana göstermeye çalışıyorya işte ihanetin belgesi bu işte


    Ben hiçbir Kürt vatandaşın çocuklarını aşağıdaki gibi yetişdireceğine inanmıyorum.Bu sadece Terör yandaşlarının empoze fikirleridir.
    Zihniyet bu olmamalı
#29.06.2010 12:17 0 0 0
  • Yukarıdaki cümleye aynen katılıyorum ama halen daha sorunun ne olduğunu açıklayan yok
    aslında ben bir başka konuda sorunun ne olduğunu açıklamaya gayret ettim..Artık ne kadar açıklanabilirse..

    biz zannediyoruz ki sorun Kürtler..yada Kürtlerin bir kısmının istekleri ..yada sorun olarak bizlere sunulan diğer meseleler.
    Hayır..

    vücudumuzda oluşan sivilceleri "sorun" zannediyoruz..
    Halbu ki; sorun sadece yediğimiz yağlı yiyecekler!

    sivilceler sorun değil;sadece SONUÇ!

    patlatmak ya da görmezden gelmek sorunu çözmüyor
    birini patlatıyorsun ertesi gün diğeri çıkıyor.

    sadece kendimizi yaralayıp duruyoruz..


    (teşbihte hata olmazmış..Belki iyi bir benzetme olmadı ama;burada sivilce benzetmesini herhangi bir aşağılama olarak kullanmadım..yanlış anlaşılmasın)
#29.06.2010 16:26 0 0 0