Söylenemeyenler söylenmeliydi artık
On iki adımdan kurşunlar vursa da
Ellerim ağlarken, güllerim gülerken
Son sözümdür bunlar denilip, söylenmeliydi tüm sözler.
Titreyen eller unutulup,
Söyleyen diller susturulup,
Ağlayan gözler kurutulup
Açılmalıydı yüreklerin çıkını.
Bir demet gül verip yüreklerin hayallerine
Sislerde kalmış gerçekler, kan revan olsa da;
Al budur; dertlerimin dermanı denile bilmeliydi
Söylenemeyenler söylenmeliydi artık
Yalanlara meyletmeden hüzünün dilleri
Anlatılmalıydı seher vakti tadılan kokular,
Son bulmadan sebepsiz korkular
Açılmalıydı son bulmadan sözcüklerin sandığı!
Ve seni ..
Ve seni ..
Denile bilmeliydi
İçindeki mahkûmiyetleri azat edip!....
Söylenemeyenler söylenmeliydi
Ve amansız geceler şahidi olmalıydı bir şeylerin!.....
Mesajlar yağarken gönül ekranına
Sen nasılsın diye bilmeliydi diller.
Bir yanın delice severken, öteki yanın;
Öteki yanın;
Susmalı ve utanmalıydı, sessizce.
Söylenmeliydi söylenemeyenler!...
Ellerin ateşlere değse de,
Susmalıydı tüm sesler.
Susmalı; gecelerdeki yalnızlığın isyanı.
Ve denmeliydi;
Gözlerden dökülen ne varsa.
Meydan vermeden sözcüklerin dansözlüğüne,
Bir zeybek oynamalıydı bulutlar!
Yüreğine kargılar saplansa da;
Gülebilmeliydi hayat!...
Ve söylenmeliydi söylenemeyenler artık
Açık etmeden her şeyi, sessizce susarak!
Bir yanımız utansa da hayatın kurallarından,
Dileklerimiz;
Sevgi çadırlarına sığmalıydı.
En kıymetli geçmiş, kıymet tanımasa da.
Sözcükler dilsiz kalsa da
Gözler, eller, diller değil!
Yüz yüze bakarken solunan nefesler;
Ben demeliydi!
Ben,
Seni,
.
Ve söylenmeliydi ne varsa söylenemeyenden yana
Lambalar söndürülüp;
Her seherde imkansıza, imkansız türküler söyleyip!...