İslam > Sorular Cevaplar

    savasmadan sehit olan sahabi kimdir.ve nasil sehit olmustur?
    gulcan kardeşim soruya biraz daha açıklık getirsen diyorum. Savaşmadan şehit olmuş bir tek sahabi mi var? Yoksa birçok sahabi mi var? Birden çok varsa hangisini istiyorsun? İlk olanı mı, son şehit olanı mı? Mekke'de ilk şehit olanı mı, Medine'de ilk şehit olanı mı? Ya bir soruya da bu kadar soruyla cevap verilmez ki. Ama daha geniş bir açıklama yaparsan araştırmamızı ona göre yaparız. Selametle.
    süre doldu

    bu sahabu hazret-i zülbicadeyn(iki cul sahibi), bu ad ona peygamber
    efendimiz tarafindan verilmistir.tebük seferinde sehit
    olmustur.peygamber
    efendimize tebük yolunda ya resulullah ben sehit olacakmiyim bana dua
    edermisin ki sehit olayim diye sordu.efendimiz savas olmayacagini
    bildigi
    icin sustu cevap vermedi.tekrar sordu ben sehit olmak istiyorum
    olacakmiyim.efendimiz yine sustu ve onun icin dua etti:ALLAH im bu
    kuluna
    cehennem atesini haram kil diye.ama hazret-i zülbicadeyn efendim ben
    bunu
    istemedim sehit olmak istiyorum dedi. tekrar sordugunda ise efendimiz
    eger
    ki sen bu seferde humma hastaligina yakalanirsan ve vefat edersen sehit
    olacaksin dedi.ve hazret-i zülbicadeyn humma hastaligindan sehit oldu.
    aranizda nihat hatipoglu dinleyen varsa bu soruyu bilirler
    gulcan kardeşim açıklama yapmadan cevabı yapıştırıyorsun. Savaşmadan ifadesinden kasdın harp etmeden ise Mekke döneminde bin bir türlü işkence ile şehit edilen ilk erkek şehit olan Yasir bin Ammar da bana göre bu sorunun cevabı olabilir. Selametle.
    Gülcan kardeş bilmiyordum sayende ögrenmiş oldum ama ne zamandır hemen hemen tüm sahabelerin hayatını okumuş oldum bu vesileyle
    asiyannn süpersin...

    böyle hayirli bi ise vesile oldumsa bundan sonra size bir sürü soru sorarim :-)

    leotombak abi bilemedim diye niye muhalafet yapiyon, bilemedin iste
    yeni bi soru ister misiniz?
    Gülcan57 Allah razı olsun hayıra vesile olsunda sen hep böyle soru sor Allah böyle soruları kesmesin
    kendine güveniyorsun demek

    o zaman soru geliyor
    Seytan secde etmeyince, kovulmustu,Cennnet'e nasil geri girebildi, Adem A.S 'la Hava annemizi kandirmak icin?
    cevabi bilen, yeni soruyu sorar, anlastik mi?
    bu arada süre dolmak üzere... tik tak, tik tak...

    yarin dersim var erken kalkacam...

    cikmadan cevabi yazmak isterim...
    bunu arastırayım sabah yazayım biliyodum ama unuttum
    sen de benim gibi unutkanlardansin demek...

    bi cok seyi ögreniyoruz, daha sonra unutuyoruz, aklimiza gelmiyor ya, cok üzülüyorum...
    bu konuda fazla bir bilgi yokmuş bana gelenleri sanada aktarayım...

    Şeytanın cennete girişi ve Âdem ile Havva'ya yaklaşması konularında Kur'an ve sahih hadislerde fazla bilgi yoktur.

    Konuyla ilgili şu iki açıklamanın faydalı olacağını düşünüyoruz:
    1- Hasan Basri hazretleri demiştir ki: Yüce Allahın vermiş olduğu bir kuvvet ile, şeytan yerden göğe veya cennete vesvese ulaştırabilmiştir. Bu manaya göre yılan tabirinin, insan için yılan gibi zehirli bir hayati kuvvetten kinaye olduğu ve bizzat yılanın anlaşılmayacağı söylenebilir.
    2- Bazı tefsirciler şöyle der: Adem ve Havva, bazen cennetin kapısına yakın gelirler,Şeytan da dışardan gözetir, yaklaşırdı; vesvese bu şekilde meydana geldi.

    Şeytanın cennetten kovulması, dışarıdan vesvesesini ulaştırmasına engel olmayacağından, bu konuda bir zıtlığın olmayacağı sonucuna varabiliriz.

    Kaynak:
    Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili
    Diyanet İslam Ansiklopedisi
    ben bildigime göre soruyu da ben soracagim, sen sabahleyin bunu cevaplarsin, anlastikmi?


    RABBimiz Kur'an i Kerim'in Bürûc Suresinin birinci ayetinde "Yemin olsun bürûc [burç] sahibi göge! " diye buyuruyor. Peki, burç tam olarak nedir? Insanlarin oglak, aslan,vs buçlari gibi midir?
    tamamdır iyi geceler selametle
    tamam bu soru cevap isini sana devrediyorum...

    yarin burada en az 100 soru ve cevap göreyim...

    ben yarin aksama ugrarim..

    hayirli geceler...

    selametle
    85-BURUC:

    Burçlu semâya yemin olsun. Vav, yemin içindir. Semâ-i Zâti'l-büruc; burçlu, yani burçlarla süslenmiş semâ demektir.

    BÜRÛC, bilindiği gibi "bürc"ün çoğuludur. Bürc, aslında "görünen şey" demek olup daha sonraları her bakanın gözüne çarpacak şekilde görünen yüksek köşk = kasr-ı âlî mânâsında hakikat olmuştur. Şehir surlarının, kalelerin yüksek yerlerine de aynı şekilde burc denilmiştir.

    Bunlara benzetme yoluyla veya "görünme" mânâsıyla gökteki yıldızlara veya büyüklerine veya bazı yıldızların bir araya gelmesinden ortaya çıkan görüntülere de burc denilmiş ve özellikle, bildiğimiz oniki burçta yani Koç, Öküz, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçlarında hakikat olmuştur. Onun için astronomi ve yıldız ıstılahında burç deyimi altısı kuzeyde ve altısı güneyde olan bu onikisi için kullanılmış, diğerlerinde ise "suret" tabiri kullanılmıştır. (Furkân Sûresi'nde geçen "Gökte burçlar yaratan ve orada bir kandil ve nurlu bir ay yapan Allah'ın şanı ne yücedir."(Furkan, 25/61) âyetinin tefsirine bkz.)

    Gökte bu oniki burcun bulunduğu sahaya "mıntıkatu'l-büruc" yani burçlar kuşağı (zodyak) ismi verilir. Burada İbnü Cerir gibi birçok âlim, burçları "oniki burç" ile tefsir etmişler, bazıları da "köşkler", bazıları "ayın menzilleri olan yıldızlar", bazıları "büyük yıldızlar, bazıları da "göğün kapıları" demişlerdir. Zemahşerî de şöyle der:

    Bu, oniki burçtur. Bunlar teşbih (benzetme) üzere göğün köşkleridir. Ayın menzilleri olan yıldızlar da denilmiş. Yıldızların büyükleridir. Ortaya çıkıp göründükleri için bunlara bürûc ismi verildi de denilmiştir. Göğün kapılarıdır da denilmiştir.

    Bunun özeti: Burçların birer köşk mânâsıyla tasvirini tercih etmektir. Bu mânâ benzetme yoluyla yıldızların hepsinde düşünülebilirse de yüksek yüksek apaçık oluşumlar görüntüsü veren yıldız toplumlarının kastedilmiş olması daha açıktır. Bu arada oniki burç bir itibari (varsayım) olmakla beraber en çok bu mânânın meşhur olması nedeniyle burçlar deyince hemen onlar akla gelmektedir. Bununla beraber bu zikredilen yorumlardan herbirinde özel bir fayda bulunduğu da açıktır. Hangisine göre düşünülürse düşünülsün, "burçlar sahibi gök" sözü, dünya göğünü en yüksek tabakasıyla ifade etmiş olur.

    Ayrıca;85-el-BÜRÛC

    Şems sûresinden sonra Mekke'de inmiştir; 22 (yirmiiki) âyettir. "Bürûc", burc kelimesinin çoğuludur. Sûrede burçları olan gökyüzüne, kıyamet gününe ve o güne tanıklık edecek olanlarla, yine o gün müşahede edilecek olaylara yemin edildikten sonra Yemen'de geçmiş bir olaya temas edilir: Yahudi Zûnuvas ve adamları, yahudiliği kabul etmeyen Necran hıristiyanlarını, Hendek içinde yakılmış bir ateşe atarak yakarlar ve yanmakta olan insanları seyrederler. Bu şekilde işkence ile yakılıp öldürülen kimseler inançları uğrunda ölmüşlerdir.
    Bir soruda benden. konu sahabilerden açıldı, devam edelim. Kuran'ı açıktan okuyan ilk sahabi kimdir? Selametle.
    leotombak abi hemen araştırayım
    tamam cevabını bekliyorum kardeşim. Selametle.
    Kuranı kerimi ilk acıktan okuyan sahabe

    Abdullah Bin Mesut (r.a) dır
    Şimdi ben bi soru sorayım

    Peygamber efendinimize 3 gün süt annelik yapan kadın kimdir?
    cevap veriyorum. Ebu Lehebin cariyesi Süveybe Hatun. Selametle.
    Sıra bana geçti. Us us kemiği nedir? Selametle.
    kaynaktan aldığım bilgiye göre kuyruk sokumudur.Dogru ise sorumu sorayım
    Cevap doğrudur. Ben us us kemiği ile ilgili daha geniş bilgi aktarayım:

    Ölümle beraber, ceset, aslında meydana geldiği toprağa döner.Fizik vücut toprağa döndüğünde, cesetten insanın meydana geldiği kuyruk sokumu kalır sadece bunu toprak çürütmez. Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyuruyor. "Her insanı toprak yer fakat kuyruk sokumu müstesna, insan ondan yaratılmıştır ve ondan tekrar terkib olunacaktır." (Buharî, Müslim, Nesavî, Ebu davud).
    Be'as vakti geldiği zaman Allahû Tealâ bu kuyruk sokumuna yeniden hayat verir.
    İnsan yetmiş milyardan fazla hücreden meydana gelmektedir. 1 tek hücremizdeki 23 çift kromozomdan herbiri bizi yeniden her zerremizle inşâ edecek bütün şifrelere sahiptir. Öyleyse değil kuyruk sokumu kemiği, insandan sadece bir tek hücre bile kalmış olsa, o insan yeniden inşâ edilir. Kaldı ki, Allah insanı insanın hiçbirşeyi yokken yaratmış. Gene yaratabilir.
    Diğer taraftan Allah zamanın her parçasında aynı anda bulunabilir. Dilerse zamanı geriye doğru işletebilir. Dağların dürülmesi, insanların mezarlarından fırlamaları, kıyamette zamanın geriye doğru çalıştırılacağını gösteren işaretlerdir. Ceset henüz çürümemiş, toprağa dönüşmemiş olmalı ki, ölmüş olduğu haliyle topraktan geri çıksın. Öyle ise zamanın geriye dönüşü insanların tersine işleyen bir film gibi, nasıl toprağa verildilerse, öylece topraktan çıkışlarını da mümkün kılacaktır. Ashab-ı Kehf olayı ve Hz. Mûsâ (AS)'nın kurutulmuş balıklarının canlanıp suya girmeleri zamanın tersine çalıştırıldığını gösteren kesin işaretlerdir.
    Ve böylece insanın fizik vücudu tekrar meydana gelince Berzah âleminden gelen her nefis bedenine girer. Selametle.
    HİZMET MUVAFFAK OLSUNDA VARSIN YERİMİZ CAMİ PABUCLUĞU OLSUN.
    Bu sözlerin sahibi,hayatını kuran ve sünnet yolunda talebe yetiştirmeye adayan son devrin din alimi kimdir ?

    açıklaman için teşekkürler
    Süleyman Hilmi Tunahan'dır.
    Hayatı hakkında kısa bilgi:
    Son devir din âlim ve velîlerinden. Adi Süleymân Hilmi, soyadi Tunahan'dir. Babasi zamânin müderrislerinden Hâfiz Osman Efendidir. Soyu Fâtih SultanMehmed Hanin "Tuna Hani" olarak tâyin ettigi ve kendi kiz kardesi ile evlendirdigi Idris Beye dayanmaktadir. 1888 (H.1306) senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde dogdu. 1959 (H.1379) senesinde Istanbul'da vefât etti.Karacaahmed Kabristanindadir.

    Bu şahsiyetin hizmet aşkıyla ilgili bir bilgi:
    Bir gün ders okuturken şekeri yükseldi ve rahatsızlığı arttı. Burnundan, okuttuğu kitabın üzerine kan damlayınca, talebeleri heyecanlandı. Fakat O, hiç telaşlanmadan burnunu tutup, mendilini çıkardı, kitaptaki ve üzerindeki kanları sildikten sonra, hemen Oku oğlum! kaybedecek zamanımız yok buyurarak derse devam etti. Selametle.