Ehl-i Sünnet Kasidesi

Son güncelleme: 25.09.2010 17:57
  • Ehl-i sünnet itikadı, sana önce, lazım olan
    Yetmişüç fırka var, amma, Cehennemlik geri kalan
    Müslümanlar, hep sünnidir; cümlenin reisi Numan
    Cennet ile müjdelendi; imanda bunlara uyan

    İtikadı sağlam edip; sonra İslamiyet'e bağlan
    İslam'ın beş şartını yap; haramlardan sakın heman
    Bir günahı işler isen, tevbe et, kaçırma zaman
    Kim ki uymaz İslam'a, bir gün olur, elbet pişman

    Dinsize sakın aldanma, mahvolursun sen de, aman
    Tatlı söze inanırsan; olur sonra, halin yaman
    İkiyüzlüler çoğaldı: dışı melek, içi yılan
    Tuzağa düşürmek için; dost görünür, hem de candan

    Herkes kendin haklı sanır: Kötü der, bana uymayan
    İslamiyet terazidir, odur haklıyı ayıran
    İslam'a uymayan bil ki; doğru yoldan sapık insan
    Bu söze inanır elbet: Tarihi iyi anlayan

    Neden doktora koşuyor; herhangi bir yeri ağrıyan?
    Çünkü ölmek sevmez kimse; her şeyden daha tatlı, can
    Sonsuz yaşamak arzusu; bende yoktur, var mı diyen?
    Ölmek, yok olmak değildir; kabir hayatına inan

    Cennet sonsuz, Cehennem de; haber verdi, bunu Kur'an
    Sonsuz dertten sakınmalı; hatta olsa da, bi güman
    Buna inanmayan da var; yarasa kaçar ziyadan
    Karga çöplükten tad alır; bülbüldür, gülü arayan

    İslam'ı elbet sevemez, nefse, keyfe düşkün olan
    Bu ikisi, bir olur mu? Ayrıdır iyi, fenadan
    Müslümanlar, hakkı tanır, her mahlûka eyler ihsan
    İmansızlar, yılan gibi; lezzet alır can yakmaktan

    Aman ya Rabbi elaman; ne müşkülmüş ahir zaman
    Din bilgisi unutuldu; pek azaldı namaz kılan
    Mason olanlar, sinsice; dini yıkmakta her yandan
    Komünistlerde işkence; Müslümana ölüm, zindan

    Bugünkü şaşkın halleri, eylemişti, Resul beyan
    Demişti: (Bir gün gelecek; garip olur, bana uyan
    Her evde, çalgı çalınır; işitilmez olur ezan
    Âlim bulunmaz bir yerde, cahillere kalır meydan

    Müminler, olur zavallı; kâfirler, sanki Süleyman
    Kadına uyar her erkek; olur evde hâkim, zenan
    Yüksek binalar yapılır; kelp dişi gibi apartman
    Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan

    Zekâ, çok şey bulursa da; gaflet, gitmez insanlardan.)
    Birgivi kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan:
    Kıyamet alametleri, çıkar, birbiri ardından
    Alametlerin meşhuru, sarhoş olur; pek çok kesan

    Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan
    Zâlime ikram olunur, kurtulmak için beladan
    Hayâsızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan
    İnsanların en alçağı, Moskova'da okur ferman

    Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan
    Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan
    Çok methedilen kimsede, bir zerre bulunmaz iman
    Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan

    Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan
    Kadınlar dar libas giyer, hep açılır baldır, gerdan
    Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan
    Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan

    Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar bin bir yalan
    Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan
    Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan
    Emir-i maruf unutulur, fısk emir eder şaklaban

    İslamiyet kötülenir, haram işlenir her yandan
    Müslümanlık lafta kalır, ses için dinlenir Kur'an
    Mümine gerici denir, kayrılır mürtet olan
    Bunların hepsi muhakkak, olur kıyamet kopmadan

    Büyük alamet Deccal'dır, çıkacağı yer, Horasan
    Sonra, Şam'daki Camie İsa inecek semadan
    Bir hadiste buyuruldu, (Kızım Fatıma evladından
    Babası Abdullah olan, Mehdi adında bir civan

    Çıkıp dine kuvvet verir, cihana yayılır iman
    İsa aleyhisselamla, birleşerek ol pehlivan
    Deccalı da öldürürler, dünya dolar adl-ü eman
    Yecüc Mecüc adındaki, kavim çıkar set ardından

    Sayısı milyonlarcadır, her tarafta dökerler kan
    Dabbet-ül-arz çıkar sonra, Mekke'de Safa altından
    Dağ kadar bir hayvandır, ayırır iyiyi fenadan
    Daha sonraki alamet, güneş, doğacaktır garptan

    Kâfirler bunu görünce, imana gelecek ceman
    Fakat kabul olmaz artık, doğru yola gelen mihman
    Alametlerin biri de, Aden'den çıkan bir duhan
    Kâbe'yi yıkacak hem de Habeş renkli birkaç yaban

    Yeryüzünde kalmayacak, büyük nimet olan Kur'an
    Müslümanlar hep ölecek, yaşayacak Ehli tuğyan
    Her kötülüğü yapacak, insan adlı canaveran
    Lakin Hicazdan bir ateş, verip herkese heyecan

    Şaşkın, azgın dolaşırken, kıyamet kopar na-gehan
    Daha neler olur, amma söyleyemez onu, lisan.)
    Ne hazindir, ne yazıktır; Mabut oldu, falan filan
    İlahi, sen korumazsan, olur hep sonumuz giryan

    Bu irtidat modasında; işimiz suç, günah, isyan
    İnsanlar, yolu şaşırdı; gemisin kurtaran kaptan
    Etrafımın zulmetinden, beni de kapladı nisyan
    Ömür geçti, pek süratle, uyan gönül, artık uyan

    Hep, bu dünyaya çalıştın; ahiretin oldu ziyan
    Düştün bedenin peşine, kalbini eyledin viran
    Akla, ilme hiç uymadın; nefis oldu, sana kumandan
    Geçti gençlik, hep gafletle; dünya hırsındasın elan

    Nasihat hiç dinlemedin; yoldan çıktın, sanki sekran
    Dünya zevklerine daldın; şimdi halin ah-ü figan
    Hainler aldattı seni; sandın sonsuz bu deveran
    Didinmeler, boşa gitti; yar olmadı, servet saman

    İslam'a uyan kimse, anladım olur şadüman
    Ne yazık, ömrü uçurdum, yeis çöktü, her taraftan
    Keşke, Kur'ana uysaydım; olurdum, ebedi sultan
    Dünyaya malik olsa da; kalmıyor insan bi payan

    Hani Dara ve İskender; hani Roma, hani Yunan?
    Hani Nemrud, hani Firavn; hani Karun, hani Haman?
    Hani Cengiz, hani Hitler! Nesi kaldı, zikre şayan?
    Edison, Markoni, Pastör, ahirette bulmaz ihsan

    Dünyaya fayda verenler; sanma olur, kamil insan
    Yılandan tiryak yapılır; zehir olur bazen derman
    Sakın bakma görünüşe, insanın kemali, iman
    İman eden, tembel olmaz; çalışınız! Diyor Sübhan

    Tembeli ve gericiyi; zem etti Nebiy-yi zişan
    Bir hadiste buyurdu ki (Rabbe mahbubdur, çalışan!)
    Ruhu da, düşünmek lazım; hep bedeni besler, hayvan
    Bu bedenin sağlamlığı; geçer, sanki ab-ı revan

    Evet, beden lazım, çünkü odur, ruhumuz taşıyan
    Her birin korumak gerek, böyle olmalı, Müslüman
    Nebiyullah, boş durdu mu? İyi düşün, eyle izan
    Eshabın hepsi olmuştu; sulhta üstat, harpte aslan

    Bunları bildiğim halde, nefse uydum, halim lerzan
    Günahlardan sakınmadım; böyle mi olurdu şükran?
    Hilmi ümidini kesme, Rabbinin ismidir, Rahman
    İlahi imdat et bize; etrafımız sarmış düşman

    Kitap, gazete, film, radyo; olmuş hepsi birer şeytan
    Bunlar doğruyu gösterse; olur idi, hepsi burhan
    Bilgi, fen kaynakları da; niye acep, böyle hüsran?
    Yeni fizik, modern kimya seni gösteriyor, her an

    Her zerre diyor, Allah var; atomdan ta be asuman
    Fakat bunları gören yok; kalplerden silinmiş irfan
    Hakka inat edenlere; olur dünya elbet zindan
    Avrupa, Amerika hem; Asya'da da, niçin buhran?

    Çünkü Hakkı görmüyorlar; kafalarını sarmış duman
    Maddede yükselmiş amma; haberi yok insanlıktan
    Rahat, huzur beklenir mi komünizm ve masonluktan?
    Saadete kavuşamaz; İslamlıktan uzaklaşan

    Moskova radyosu her gün; dine çattı, bu Ramazan
    Çok alçakça, pek namertçe; İslam'a eyledi bühtan
    Küfür, devam ederse de; zâlimler kalkar aradan
    Zâlime imhal ederim; ihmalim yok! Dedi Yezdan

    Müslümanlar üzülmesin; Kuranı hıfz eder Deyyan
    Tarihte hep böyle oldu; küfürde geldi, Peygamberan
    Dünyayı zulmet basınca; doğar idi şems-i taban
    Şimdi de hidayet şemsi; doğacak, Anadolu'dan

    Hidayete ermek için; Habibullah, verdi imkân
    Habib ne demek? Düşünse; kemalini anlar, insan
    Ya Rab! Büyük nebidir O; köleleri, olur sultan
    Bir kalbe sevgisi dolsa; eder envar, ondan feyzan

    Niye görünmüyor o şems? Âmâ olmuş, bütün cihan
    Sonsuz nimet, büyük şeref; Onu sevmekte, bi güman
    Onun sevgisine vallah; malım, canım olsun kurban
    Şekerin tadını bilmez; ağzına koymayan bir an

    Günahkârım, yüzüm kara; fakat kalbim, aşkla leman
    Aşk ile pek çok yaş döktüm; şahittir, hak-i Erzincan
    Bu sevgi, cürme son verdi; halim oldu, nale figan
    Bilinmez son nefes, amma; saadete budur nişan

    Nimet, Onu sevmek imiş; oldu bana şimdi ıyan
    Habibin yanında olsun; bu aşkı bizlere sunan
#25.09.2010 17:57 0 0 0