nitel gözlem - nicel gözlem - araştırma süreci - araştırma olay çalışmasıSon yıllarda nitel araştırma tekniklerini kullananların sayısında bir artış gözlenmektedir.Bununla birlikte nitel araştırmayı tercih edenler arasında nitel araştırmanın öğeleri ve genel çerçevesi hakkında uzlaşılan bir tanımlama yoktur.
Sayısal analize dayalı nicel araştırma yöntemlerine alternatif olarak son yıllarda hızla gelişen ve sosyal bilimler alanında gittikçe artan oranda kabul görmeye başlayan nitel araştırma yöntemlerinin, ülkemizdeki araştırmacılara tanıtılması ve bu yöntemlerin çeşitli alanlardaki araştırmalara yapabileceği potansiyel katkısının tartışılması bir zorunluluk haline gelmiştir.
Nitel araştırmayı şu şekilde tanımlamak mümkündür;"nitel araştırma(belli bir nokta üzerinde)odaklanmada çok metodlu araştırma problemine yorumlamacı yaklaşımı benimseyen bir yöntemdir. Bunun anlamı nitel araştırmacıların araştırma konusu olan fenomenleri kendi ortamlarında ele almalarıdır.
Başlıca iki araştırma metodolojisi vardır:
Niceliksel araştırma (quantitative research)
Niteliksel araştırma (qualitative research)
Biyoloji, kimya, fizik, mühendislik gibi doğa bilimleri alanlarında araştırmalar gözlem ve ölçmeye dayanır. Gözlem ve ölçmelerin tekrarlanabildiği ve objektif yapıldığı araştırmalara niceliksel, sayısal ("quantitative") araştırma denir.
Psikoloji, sosyoloji, antropoloji, eğitim gibi sosyal bilim alanlarında insan ve toplum davranışları incelenmektedir. Bu davranışları sayılarla açıklamak zordur. Ölçümler bize kaç kişinin nasıl davrandığını gösterir, ama "niçin?" sorusuna cevap veremez.
İnsan ve grup davranışlarının "niçin"ini anlamaya yönelik araştırmalara niteliksel ("qualitative") araştırma denir.
Nitel araştırmalar dünyanın sosyal yönü ile ilgilenir ve şu sorulara yanıt arar:
İnsanlar niçin böyle davranır?
Kanaatler ve vaziyet alışlar nasıl oluşur?
İnsanlar çevrelerinde olup bitenden nasıl etkilenir?
Kültürler niçin ve nasıl gelişir?
Sosyal gruplar arasındaki farklar nelerdir?
Nitel Araştırmanın Özellikleri
Nitel araştırma niçin, nasıl,ne şekilde sorularına yanıt arar.
Nitel araştırma kişilerin kanaatleri, tecrübeleri, algıları ve duyguları gibi subjektif verilerle (data) meşgul olur.
Nitel araştırma bir sosyal olayı doğal ortamı ve doğal oluşumu içinde tasvir eder.
Nitel araştırma bir durumu ilişki bağlantıları içinde anlamaya çalışır.Bir olayı etkileyen değişkenleri kendisi ortaya çıkarır.
Araştırma literatürüne göre nitel araştırmanın belli başlı bölümleri şunlardır.
Verieğişik kaynaklardan elde edilebilir. Nitel araştırmalarda veriler gözlem, mülakat ve anket yoluyla toplanır. Zaman alıcı olması dolayısıyla küçük örneklemler üzerinde çalışılır.
Analitik ya da yorumlayıcı prosedürler:Bunlar bulgulara ya da teorilere ulaşmak için kullanılırlar.Bu prosedürler verilerin kavramlaştırılmasını da içerir.
Yazılı ya da sözlü raporlar:Bu raporlar bilimsel dergilerde ya da konferanslarda sunulabilir.
Nitel Araştırmada Kullanılan Başlıca Yöntemler
1-Tracer(İz Sürme) Çalışmaları
2-Paydaş Analizi(Stakeholder)
3-Örnek Olay(Vaka)Yöntemi
4-Sözlü Tarih
5-Odak(Focus)Grupları Yöntemi
1-Tracer(İz Sürme)Yöntemi
Tracer çalışmaları nitel araştırma yöntemlerinden biri olup hem veri toplama hem de örneklemenin güvenirliğini sağlamaya yönelik bir yöntemdir.Tracer çalışmaları şu şekilde tanımlanabilir;"bazı etiketlerin(örneğin dökümanlar)yardımıyla belirli bir zaman diliminde ve ilgili gruplar üzerinde örgütsel süreçlerin tanımlanması metodudur.
Araştırma sürecinin,mercek altına alınan kurumun üyeleri ile gözden geçirilmesi ve ileri aşamalarda yararlanılacak anahtar bilgi kaynaklarının ortaya çıkarılması,bu yaklaşımı nitel veri toplama sürecinin yardımcısı bir araç konumuna sokmaktadır.Bilgi ulaşmaya yardımcı olacak kaynakların belirlenmesinden sonra mülakatlar ve anketler gibi herhangi bir veri toplama yöntemi kullanılabilir.
Tracer yaklaşımı ayrıca tesadüfü olmayan örneklemenin bir başka çeşidi olan kar topu örneklemeye de benzemektedir.Kartopu örnekleme de;araştırmacı bir bilgi verici ile başlar ve araştırma süreci devam ettikçe katılımcıların sayısı aynen bir kartopu gibi yuvarlanarak artar.Tracer çalışmaları ve kartopu örnekleme arasındaki en önemli fark tracer çalışmalarında katılımcılar tarafından önerilen yeni bilgi kaynakları diğer kaynaklar yardımıyla analizde kontrol edilir.Yani yeni kaynaklar her zaman kabul edilmeyebilir.
Tracer araştırmaları altı basamaktan oluşur;
Etiketlerin tanımlanması:İzlenecek süreçle ilgili etiketlerin listelenmesidir.
Örnekleme ölçütü:Araştırmaya konu olan sürecin spesifik durumlarının örneklenmesi için ölçüt oluşturulması.
Spesifik etiketlerin kontrolü:Etiketlerin belli bir kalıba sokulmasıdır.
İlgili bilgi vericilerin ilk defa tanımlanması:Araştırmacı araştırma konusu ile ilgili olarak görüşülecek katılımcılar belirlenmek üzere etiketleri inceler ve bu tracer araştırmalarının ilk bilgi vericilere ulaştığı aşamadır.
Veri toplama ve sonraki bilgi kaynaklarının tanımlanması:Araştırmacının kimlerle görüşeceğine karar vermesi gerekir.Olası bilgi kaynağı adayları aranmalıdır.
Çalışmanın bitirilmesiaha fazla bilgi elde edilemediği zaman doyma noktasına gelinmiştir ve araştırma bitirilmelidir.
Örneğin büyük işletmelerde üst düzey yöneticilerin teknolojiye bakış açısı ile ilgili tutumlarını ortaya çıkarmak istediğimizde özel şirket ya da şirketlerde bu konuyla ilgili bilgi verebilecek yöneticilerle mülakat yaparak nitel bir araştırma yapmak istiyoruz.Ancak bu konuda hangi yöneticinin ne ölçüde bilgi sahibi olduğunu bilmediğimiz için tracer yöntemi ile iz sürmemiz gerekmektedir ki yeni bilgi kaynaklarına ulaşılabilelim..Bu şekilde tekrar tekrar görüşme yaptığımız yöneticilerle biz bir mülakat listesi elde etmiş oluruz.Sonunda belli bir noktada görüşme yaptığımız kişilerden aynı bilgileri almaya başlayacağız ki buda bizim doyum noktasına geldiğimizi yani çalışmayı sonlandırmamız gerektiğini belirtir.
2-Paydaş Analizi
Paydaş analizi örgütsel psikolojiye göre herhangi bir fenomenin çevresinde çok sayıda olan,fenomenin kendisini etkileyen ve/veya kendisinden etkilenen ve bir şekilde ilgisi olan ilgili partilerin grupların varlığı görüşüne dayanan bir araştırma yaklaşımıdır.
Önerilen projeden olumlu veya olumsuz yönde etkilenebilecek tüm paydaş gruplarının tespit edilmesini, bu grupların ilgi alanlarının, sorunlarının, potansiyellerinin ve diğer özeliklerinin belirlenmesini ve analizini içermektedir. Bu analizin sonuçları daha sonra proje
tasarımına yansıtılır.
Paydaşlar: Bir proje/programla bir ilgisi olan bireyler, insan grupları, kurum/kuruluşlar veya firmalar paydaş" olarak tanımlanmaktadır Proje veya programların faaliyet veya çıktılarından (sonuçlarından) doğrudan veya dolaylı olarak olumlu veya olumsuz yönde etkilenebilir veya proje sürecini etkileyebilirler. Genellikle farklı alt grupların dikkate alınması gerekmektedir.
Paydaşlardan güçlü ve etkili olanlar fenomen üzerinde ve diğer ilgili partiler üzerinde etkili olanları daha kolayca tanırlar.Aynı zamanda araştırmacılar bir ya da daha fazla paydaşla işe başlarlar ve kendileri de daha sonra paydaş haline gelirler.
Nitel araştırmalarda kullanılan bütün metodlar aynı zamanda paydaş analizinde de kullanılabilmektedir.Genel olarak paydaş analizindeki araştırma basamakları şunlardır.
İlgilenilen fenomenin tanımlanması
İlgili partilerin indirgenmesi
Daha ileri düzeyde veri toplanması
Araştırma sorularını cevaplamaya yönelik veri toplanması
Rapor yazılması,sunulması ve sonuçların gösterilmesi
Bir projede büyük şirketlerde çalışanların teknoloji yardımıyla eğitilmeleri konusunda karşılaşılan sorunları inceleyelim.Bu konuyu araştırırken asıl araştırma sorunlarımız olan personel eğitimi ve teknoloji gibi konuları derinlemesine araştırabilmek için bu konularla ilgisi olan bir çok paydaşın da analize dahil edilmesi gerekir..Bir ya da birden fazla faktörün analize dahil edilmemesi sonucu araştırma bulgularında tutarsızlıklar ve hatlar olabilir.Araştırmaların güvenilir ve gerçeğe en yakın açıklayıcılıkta olabilmesi için incelenen fenomeni etkileyen ya da ondan etkilenen her şey araştırma kapsamında değerlendirilmelidir.Örnek projeye bakacak olursak çalışanların teknoloji yardımıyla eğitilmeleri konusunda öncelikle çalışanlar yöneticiler,iç ve dış çevresel faktörler,makro faktörler gibi bir çok perspektif üzerinde durulmalıdır.Yapılacak nitel bir çalışmada da bütün bu paydaşlara örneğin mülakat yapılmalıdır ki araştırma gerçeği en güzel biçimde yansıtabilsin.
Örnek Olay Yöntemi(Vaka İncelemesi)
Örnek olay incelemesi (Case study), tek bir olayı veya birkaç olayı derinlemesine inceleme demektir. Bazen bir zaman dilimindeki sosyal olaylar da incelenebilir.
Örnek olay yönteminde bir ya da daha fazla organizasyon,grup veya topluluk hakkında belirli bir süre boyunca sistematik araştırmanın yürütülmesi ve analiz edilmesi esastır.Örneğin örgütsel değişimin anlaşılabilmesi için,örgütsel değişim sürecindeki bir örgütün belli bir süre boyunca incelenmesi ve meydana gelen değişikliklerle ilgili bilgi toplanması örnek olay yöntemine göre yürütülebilir.
Bazı kimseler vaka incelemelerine fazla önem vermezler;bunların zaman kaybından başka bir şey olmadığını iddia ederler.Bazıları ise çok sayıda elemanın ve istatistiğin davranış kanunlarının keşfini ve betimlemesi işini çıkmaza sokmakta olduğunu öne sürerek örnek olay yöntemindeki araştırmaları desteklemektedirler.Örneğin,Skinner"bir araştırmacı bin tane farenin,her birini bir saat inceleyeceğine ya da yüz farenin her birini onar saat gözlemleyeceğine,bir fareyi bin saat gözlemlemeyi tercih edecektir" demişti.
Örnek olay yöntemi bir metottan çok bir araştırma stratejisidir.Bu geniş strateji ve araştırma düzeninde bir çok farklı yöntem kullanılabilir ve bunlar ya nitel(kelimeler) ya nicel(sayılar)ya da her ikisi olabilir. Ancak örnek olay incelemeleri daha çok nitel verilerle dayanmaktadır. Betimleme ve açıklamalar sayısal,istatistiksel olmaktan çok yazı ile yani kelimelerle yapılmaktadır.Elbetteki bu vaka incelemelerinde sayısal veri kullanılmayacağı anlamına gelmemektedir.
Örnek olay yönteminde veri toplama yöntemleri gözlem,mülakatlar ve anketler olabilir.
Mülakat
Sıkı yapılandırılmış, gevşek yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşmeler olarak üçe ayrılır.
Sıkı yapılandırılmış mülakatta sorular önceden belirlenmiştir ve herkese aynı sorular sorulur (anket gibi). Gevşek yapılandırılmış mülakatta bazı açık uçlu sorular vardır. Görüşen ve görüş veren bazı konularda derine gidebilir. Yapılandırılmamış mülakatta sorular serbesttir. İstenilen konuda derinlemesine gidilebilir. Verilen cevaplar yönlendirici olur.
Gözlem
Nitel verilerin hepsi doğrudan görüşmelerle sağlanamaz. Bazen başkalarının gözlem ve düşüncelerinden ziyade doğrudan gözlem yapmak daha güvenilirdir.
Gözlemle veri toplama teknikleri
Yazılı tasvirler
Video kayıtları
Fotoğraf ve malzemeler
Yazılı kaynaklar
Nitel araştırma yapanların iyi gözlem yapabilme, insanlarla ılımlı ilişkiler kurabilme, dinleyebilme ve verileri iyi analiz edebilme gibi becerilerinin olması gerekir.
Anket
Anket birincil kaynaklardan veri toplamak için hazırlanan sistematik bir soru formudur.Amacı araştırmanın problemini çözecek ve ele alınan hipotezleri test edecek bilgileri sistematik bir biçimde toplamak ve saklamaktır. Örnek olay yönteminde de veri elde etmede anket yöntemi kullanılarak örnek olayın çözümü için sistematik bir şekilde veriler toplanılmaya çalışılır.
Örnek Olay Araştırma Süreci
Örnek Olay Seçimi:Örnek olayda ilk aşama çalışmanın gerçekleştirilebileceği organizasyonun seçimidir.Bu amaçla şu sorulara cevap aranabilir;
Araştırmacı ne tür bir örgüt aramaktadır?
Bu örgüt çalışılan konunun tipik olarak incelenebileceği bir örgütmüdür?Yoksa uç bir örneğimi temsil etmektedir?
Araştırmacının tüm kaynak ve ilgisi sadece bu örgüt üzerinde mi yoğunlaşmalıdır?Yoksa birden fazla örgüt mü gereklidir?
Yani burada en önemli nokta araştırılacak konuya en uygun örnek olayın seçilmesidir.
Seçilen Organizasyonla Bağlantı Kurulması:Eğer daha önce tanımadığımız bir organizasyon söz konusuysa izin alabilmek için birkaç stratejiden bahsedilebilir.Bunlardan birincisi o şirkette çalışan üst düzey yöneticilerden birinin araştırmacılar için referans olmalarıdır.İkinci olarak eğer şirket içinde tanıdığımız yoksa o şirketin üst düzey yöneticisiyle yapılacak mülakat işe yarayabilir.
Bu arada seçilen organizasyonlardaki kilit karar vericilerin tespiti de önemlidir.Bu insanlar yapılması planlanan örnek olay çalışmasına izin verme ya da reddetme yetkisine sahip olan insanlardır.
Teorik Çerçevenin Çizilmesi:Çalışılan konuyu araştırılabilir bir çerçevede ele almak ve daha sonra araştırma konusuna odaklanmak başarılı bir örnek olayın ön şartlarındandır.
Sistematik Veri Toplanması:örnek olay yönteminde veriler çeşitli yollarla toplanabilir(gözlemler,mülakatlar,anketler gibi).Önemli olan verilerin toplanmasının sistematik bir biçimde yapılmasıdır.
Verilerin Analizi:Örnek olay yöntemi sonucu birbiriyle ilgisiz gibi görünen pek çok bilgi yığınları ortaya çıkmaktadır.Bu bilgilerin anlamlandırılabilmeleri açısından araştırma projesinde belirtilen spesifik amaçlara hizmet etmeleri gerekmektedir.Elde edilen veriler nitel ya da nicel yöntemlerle analiz edilebilir.
Buradaki önemli konulardan biri de örnek olayın genellenip genellenemeyeceğidir.Bir ya da bir çok örnek olaydaki özel durumlar hakkındaki genellemeler genelleme olarak değerlendirilirse mini genelleme olarak adlandırırlır.Diğer bir genelleme türü ise araştırma boyunca yapılan mini genellemelerin değiştirilmesi ve düzeltilmesi ile oluşturulan büyük genellemelerdir.Bu ikisi arasındaki temel farklılık,mini genellemenin bir örnek olaydan ya da birbirine çok benzeyen örnek olaydan çıkarılmasıdır.Buna karşılık büyük genelleme çok sayıdaki örnek olayları ifade eder.
Örnek Olay Çalışması Nasıl Yapılır?
Örneğin araştırma konumuz enflasyonun sosyal yaşam üzerindeki etkileri olsun.Bu konunun örnek olay olarak nerde ya da hangi çerçevede ele alınabileceğini düşünün.Örneğimizde enflasyonun insanların sosyal yaşamına etkilerini inceleyebilmek için alt ve orta gelir gruplarından belli sayıda aile seçerek değişen sosyal alışkanlıklar üzerinde durulur.Eğer seçilen aileler herhangi bir şekilde önceden planlanmadıysa genel eğilimi yakalamak mümkün olacaktır.Dolayısıyla genelleme yapılırken maksadı aşacak şekilde özel koşullardan kaynaklanan spesifik durumlar ayırt edilmelidir.Aynı zamanda elde ettiğimiz verileri sistematik bir şekilde kaydetmeliyiz.Örneğimizin teorik çerçevesini sınırları içinde düşünecek olursak sosyal yaşamın içine giren belli başlı aktivitelerin sinema,tiyatro,tatil,gezi,üyelikler vb.enflasyonist ortamda nasıl görüldükleri incelenebilir.Elde dilen veriler nitel ya da nicel yöntemlerle analiz edilebilir.Sosyal yaşam alışkanlıklarındaki değişmelerin ne kadarının enflasyondan kaynaklandığı mülakatlarla belirlendikten sonra mülakat dökümleri içerik analizine tabi tutulabilir.Son olarak yaptığımız araştırmanın anlamlandırılmasına geldiğimizde sosyal hayattaki değişikliklerin ne kadarının enflasyondan kaynaklandığının süzülebilmesi ve bunlarla mantıki yorumların yapılması ile amaca ulaşılmış olunur.
Bir şey değil... Yazımda yanlışlar olduğunu buraya gönderdikten sonra farketmiştim ama düzeltemedim... xD€
sözü ben sildim...
buraya üyeler dışında üyelerin yazdıkları mesajlar vesaire görünüyor mu üye olmayan bir kişiye? sadece gözlem nedir yazısını görüyorlar yani. ve kaynak mesajını size yazdığım için göremiyorlar? öyle değil mi?
Bu sayfa silinmiş. Sayfanın silme ve taşıma günlüğü referans için aşağıda verilmiştir.
18:40, 25 Eylül 2010 Kibele (Mesaj | Katkılar) "Kategori:Nükleer fizik" silindi (Kategori 1 - Boş kategori)
Vikipedi'de bu isimde bir madde bulunmamaktadır.
Nükleer fizik isminde maddeyi siz başlatın ya da madde istekleri sayfasına ekleyin.
Nükleer fizik diğer sayfalarda geçip geçmediğini öğrenin.
Nükleer fizik için kardeş proje Vikisözlük'e bakın.
Nükleer fizik ile ilgili özgür resimlerin, müziklerin, ses kayıtlarının ve videoların olduğu Commons'a bakın.
Bu sayfaya bağlantı veren diğer ........ sayfalarına bakın.
Magnetizma ya da manyetizma sözcüğü, mıknatısları ve manyetik alanları tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Manyetizma, mıknatıslanmış maddelere ilişkin özelliklerin tümünü ve mıknatısların özelliklerini, inceleyen bir fizik dalıdır. Bu terimin kökeni, Türkiye'de, Aydın yakınlarında kurulmuş olan ve magnetit (mıknatıs taşı) mineralinin ilk bulunduğu yer olarak tanınan, antik Magnesia (Manisa) kentine dayanır.
MIKNATISLAR VE ÖZELLİKLERİ
Magnetik oksit denen; bir demir oksidi (Fe3O4) içeren bazı minerallerin, demir tozunu çekme özellikleri vardır. Mıknatıslanmaları zayıftır. Bu nedenle uygulama açısından kullanışlı değildirler. Yapay mıknatıslarsa, genellikle sert çelik ya da ferrittendir.
Mıknatıs olayının temeli, şöyle açıklanabilir. Maddeleri oluşturan atomların elektronları, rastgele yüklü ve her yöndedirler. Yani düzensizdirler. Tekdüze sıralanmazlar. Mıknatısların elektronları ise, tek bir yönde yüklüdür. Örnek verirsek; çelik çubuk, mıknatıslandığında moleküller, tıpkı geçit törenlerindeki askerler gibi,sıraya dizildiğinden; birinin kuzey kutbu öbürünün güney kutbuna döner. Böylece, bütün moleküllerin manyetik etkisi, birbirine ekleneceğinden, çelik çubuk, güçlü bir mıknatısa dönüşür. Eğer bu çubuk, çekiçle dövülür yada iyice ısıtılırsa, moleküllerin düzeni, yeniden bozulacağı için, çelik çubuk ta, mıknatıslığını yitirir.
Mıknatısların, demiri, ya da bazı metalleri çekmekten başka, önemli özellikleri de vardır. Eğer bir demir ya da çelik parçası, ard arda birkaç kez bir mıknatısa hep aynı yönde sürtülürse, sonunda bu parçada mıknatıslanır. Yani, bir mıknatıs haline gelir. Mıknatısların bir başka özelliği de, kutup'larının olmasıdır. Bunlar mıknatıslık özelliğinin en güçlü olduğu noktalardır. Düz çubuk biçimindeki bir mıknatıs, demir tozuna batırılıp çıkarılacak olursa, demir tozunun mıknatısın uçlarına yapıştığı, çubuğun ortasında, hiç bir toz toplanmadığı görülür. İşte bu uçlar, çubuk mıknatısın kutuplarıdır. Mıknatısların çok önemli özelliklerinden biride, serbestçe dönebilecek biçimde asıldıklarında, ya da bir sıvının üzerinde yüzdürüldüklerinde, her zaman kuzey-güney doğrultusunu göstermeleridir.
Serbestçe dönebilecek biçimde asılmış iki mıknatıs, birbirine yaklaştırılırsa, kuzeyi gösteren kutupları (kuzey kutupları) birbirinden uzaklaşır ve her birinin kuzey kutbu öbürünün güney kutbuna yaklaşacak biçimde döner. Fizikte, bu olguyu tanımlamak için, "karşıt kutuplar birbirini çeker, benzer kutuplar birbirini iter" denir. Mıknatısların ilginç bir özelliği daha vardır. Bir mıknatıs parçalara ayrıldığında, bu parçalardan her biri, kuzey ve güney kutupları olan küçük bir mıknatıs haline gelir.
MANYETİK ALANLAR
Bir defter yaprağı, bir çubuk mıknatısın üzerine yerleştirilir ve yüzeyine demir tozu serpilirse, bu tozlar çizgiler halinde dizilerek, özel bir dağılım deseni oluştururlar. "Kuvvet çizgileri (indükleme çizgileri)" denen ve hiçbir zaman birbirini kesmeyen bu çizgilerin, herhangi bir noktadaki doğrultusu, uygulanan manyetik kuvvetin doğrultusunu gösterir. Eğer kağıdın üstüne, küçük bir manyetik pusula yerleştirilirse, pusulanın iğnesi de altındaki kuvvet çizgisiyle aynı doğrultuya yönelir. Kuvvet çizgileri arasındaki uzaklığa bakılarak, manyetik kuvvetin büyüklüğü anlaşılabilir. Çizgilerin sık ve birbirine yakın olduğu yerde manyetik kuvvet, daha güçlüdür. Kuvvet çizgilerinin geçtiği bölgenin tümüne, manyetik alan denir. Kağıdın üstüne, yumuşak(katışıksız) bir demir parçası konulursa, çevresindeki kuvvet çizgileri, sanki bu demirin içinden geçiyormuş gibi, bir araya toplanır. Çünkü kuvvet çizgilerinin demirden geçmesi, havadan geçmesinden çok daha kolaydır. Bu nedenle, bazı duyarlı aygıtları manyetik etkiden korumak için, yumuşak demirden paravanlar kullanılır.
MANYETİK KUTUPLAR
Bir manyetik pusulanın iğnesi, Dünya'nın neresinde olursa olsun, her zaman kuzey-güney doğrultusunu gösterir. İğnenin kuzeye bakan ucunun gösterdiği noktaya, kuzey manyetik kutbu, güneye bakan ucunun gösterdiği noktaya da güney manyetik kutbu denir. Aslında Dünya'nın, gerçek Kuzey ve Güney Kutup noktaları, tam olarak pusula iğnesinin gösterdiği yerde değildir. Yani, manyetik kutuplar ile coğrafi kutuplar çakışmaz.
Kuzey manyetik kutbunun bugünkü yeri, Kuzey Buz Denizi'ndeki Sverdrup Adaları'ndan olan Ellef Ringnes Adası'nın güneyindedir. Güney manyetik kutbu ise, günümüzde Antartika'daki, Adelie Kıyısı'nın biraz açığında yer alır. Manyetik kutupların yeri, yavaş yavaş değişmektedir.
Manyetik pusula iğnesinin gösterdiği doğrultu ile, gerçek kuzey arasında kalan açıya, manyetik sapma denir. Bu açının değeri, Dünya üzerinde bulunulan yere göre değişir.
MANYETİZMA VE ELEKTRİK
Magnetit (doğal mıknatıs) olan demir minerali, bu gün mıknatıs olarak hiç kullanılmaz. Geçen yüzyıla kadar, mıknatıs yapmak için bir demir ya da çelik parçası, magnetite sürtülerek mıknatıslanırdı. Bugün, güçlü elektromıknatıslar kullanılır. Manyetizma ile elektrik arasındaki ilişki, elektromıknatısları ortaya çıkarmıştır. Bir demir, ya da çelik çubuğun çevresine iletken tel sarılıp, telin uçlarını bir pile bağlayarak elektromıknatıs yapılabilir. Telden elektrik akımı geçirildiğinde, demir yada çelik çubuk, mıknatıs özelliğini kazanır. Bu mıknatısın gücü, tel bobindeki sarım sayısına ve bobinden geçen elektrik akımı miktarına bağlıdır.
Elektromıknatısta, çekirdek olarak sert çelikten bir çubuk kullanılırsa, elektrik akımı kesildikten sonrada, çubuk mıknatıslığını korur. Ama, yumuşak demirden yapılmış çekirdekler, akım kesilir kesilmez bu özelliğini yitirir. Bu nedenle, elektromıknatıs olmayan bildiğimiz kalıcı mıknatıslar, ya sert çelikten yada kalıcı mıknatıslanma özelliği taşıyan başka alaşımlardan yapılır. Bu alaşımlardan biri, kobalt, nikel, alüminyum ve bakırdan oluşan alniko'dur. Kalıcı mıknatıslar, manyeto denen küçük elektrik üreteçlerinin, temel elamanıdır.Hızla döndüğünde, yüksek gerilimli elektrik akımı üreterek; kıvılcım oluşturan manyetolar, bazı benzin motorlarında, ateşlemeyi sağlamak için, indükleme bobinlerinin yerine kullanılır.
Manyetik alanlar, hareketli elektrik yüklerine kuvvet uygular. Elektrik motorunun çalışması, manyetik alanın, içinden elektrik akımı geçen bir iletkene, uyguladığı kuvvetin sonucudur. Bir iletken, manyetik alan içinde hareket ettirilirse, ya da iletkenin içinde bulunduğu manyetik alanın şiddeti değiştirilirse, bu kez iletkende bir elektromotor kuvvet indüklenir (yüklenir). Bunun sonucu olarak da, iletkenden bir akım geçer. Dinamo ve alternatör gibi elektrik üreteçlerinin çalışması, bu indükleme(yükleme) olgusuna dayanır.
!!!duyurulur!!!
Bu siteye giren herkes için şöyle bir bilgi vermek istiyorum bence yaptığınız araştırmaları bir yere yazmanız veya kaydetmeniz gerekiyorsa işleminizi çabuk gerçekleştiriniz... sitelerin verdikleri yazılar üyeler tarafından silinmekte... bu sürekli devam ediyor... dikkatli olunuz...
Coğrafya teriminin ilk kez Eski Çağ' da ilk kez M.Ö. III. yüzyıl başlarında, geographica ya da geographien biçiminde, eski Mısır'ın İskenderiye kentinde yaşamış olan Eratosthenes (M.Ö. 275-195) tarafından kullanıldığı kabul edilir. Bu ilmin genel adını ifade eden coğrafya sözcüğü, bileşik bir terimdir. Başka şekilde ifade edersek, birden fazla sözcüğün birleştirilmesi ile oluşmuştur. Bunlar; Grekçe kökenli olan je=jeo (Yer, yer yüzü, Dünya, yer küre) ve graphein (yazmak, yazı ile anlatmak, tasvir) sözcükleridir.
Coğrafi, coğrafya ve coğrafyacı gibi meslek terimlerinin farklı dillerdeki yazılış ve söylenişinde, yani imlasında görülen temeldeki büyük benzerlik terimin tek bir kaynaktan dünya dillerine yayılmış olabileceği düşüncesini çağrıştırır. Aslında böyle bir düşünce temelde doğrudur. (Doğanay, 1993, s.2-3)
KULLANILDIĞI DİL YAZILI İFADE BİÇİMİ
İngilizce Geography
Almanca Geographie, Erdkunde
Fransızca Géographie
Latince Geographien, Geographica
Grekçe Geographien, Geographica
Coğrafyanın tanımını Tanoğlu şu şekilde yapmaktadır:Yer yüzü; atmosfer, litosfer ve hidrosferin temas sahası ve diğer bütün canlı varlıklarla birlikte insanların yaşama sahasıdır. Yer yüzü; yerin en hareketli kısmı, çeşitli ve karmaşık olayların bir karşılaşma ve bulaşma sahasıdır.
Bu olaylardan bir kısmı, insanların varlığı ve faaliyetleri ile ilgili olmayıp, doğaldır. İklim, rölyef şekilleri, akarsular, buzullar, göller, denizler, toprak, doğal bitki örtüsü ve hayvanlar doğal olayları ilgilendirir. Fakat bu doğal olayların yanında ve onlarla birlikte, yer yüzünde insan toplulukları ve bu toplulukların hayat, faaliyet ve saha organizasyonları ile ilgili bir takım olaylar vardır. Saha, siyasî organizasyonun bir ifadesi olarak; ülkeler, şehirler, endüstri ve maden işletme merkezleri, köyler, tarlalar, bağlar, bahçeler, evcil hayvanlar, yollar gibi bir takım özellikleri ifade eder. Sadece tabiatın eseri olan doğal olaylar yanında, başta insan topluluklarının kendileri olmak üzere, bu toplulukların tabiattan faydalanarak oluşturdukları hayat tarzları ve organizasyonları ile ilgili bütün yer yüzündeki olaylar ve özellikler Beşerî Olaylar adı altında toplanabilir.
İşte coğrafyanın araştırma konusu budur. Doğal ve beşerî olaylar yer yüzünde meydana gelen olaylardır. Doğal olaylar Fiziki Coğrafya'nın; beşerî olaylar ise, Beşerî Coğrafya'nın konusunu oluşturur.
Coğrafya'nın bir bütün halinde yer yüzünün tamamını kapsayan araştırma alanı çok geniş ve araştırma konusu olan olaylar ise çok çeşitli ve karmaşıktır. Gerçekte bu olaylarla sadece coğrafya değil; Meteoroloji, Jeoloji, Hidroloji, Botanik, Zooloji, Antropoloji, Etnoloji, Sosyoloji, Tarih gibi birçok bilim dalları da ilgilenmekte ve konusu nedeniyle farklı olan bu olaylardan her biri ayrı bir disiplini oluşturmaktadır. Burada Coğrafya, yer yüzü olaylarını farklı bir tarzda ele alıp araştırmakta ve bu sebeple konu bakımından bu olayların yer yüzü ile olan ilişkilerini, dağılışını ve bu dağılışın nedenlerini araştırmaktadır.
Örneğin Klimatoloji; iklim ve iklimi meydana getiren elemanları ayrı ayrı değil, iklimin yer yüzü ile olan ilişkilerini incelemektedir. Yine Bitki Coğrafyası da Botanikte olduğu gibi bitkilerin yapı, oluşum ve sınıflandırılmasını değil, bitkilerin diğer yer yüzü olayları ile ilişki ve bağlantılarını ve bu ilişki ve bağlantılardan doğan farklı bitki fizyonomilerinin yer yüzündeki dağılışını incelemektedir.
Beşerî Coğrafya ise; Yer yüzündeki insan topluluklarının yer yüzü olan ilişkilerini, yer yüzünün diğer olaylar ile karşılıklı aksiyon ve reaksiyonlarını araştırır.
Alman Coğrafya ekolü, yer yüzü olayları arasında doğal olaylara başta yer vermektedir. Böylece Beşerî Coğrafya ilk bakışta insanların doğal "muhit" yahut Amerikalı coğrafyacıların tercih ettikleri tabir ile "Çevre" (environment) ile olan münasebetlerini inceleyen bir bilim olarak görünür.
Bu kavram Beşerî Coğrafya' ya modern coğrafyanın ilk temellerini atan Alexander Von Humboldt aracılığıyla girmiştir. Bitki ve hayvanların doğal çevre ile olan ilişkilerini araştıran Ekoloji bu yolla doğmuştur. Aynı doğal çevre şartları insanları da büyük ölçüde etkisi altında bulundurur ve hayat şartlarını tayin edebilir.
Doğal Çevre
İnsan da bitki ve hayvanlar gibi içinde bulunduğu doğal çevreye bağlıdır. Yaşamak ve gelişebilmek için bu çevreye uymak zorundadır.
İnsan toplulukları; hayat tarzı ve faaliyetlerini etkisi altında bulunduran ilkim, yerleştikleri memleket, ekip biçtikleri topraktan tecrit edilemez, edilirse ilimi bir şekilde araştırılamaz ve anlaşılamaz.
Örneğin bir kutup ayısı, bir deve, bir goril, bir kaktüs doğal çevrelerinden ayrı olarak araştırılamaz ve anlaşılamaz ise bir Lapon, bir Pigme, bir Bedevi, hatta doğal çevre ile ilişkileri çok daha fazla ve girift bir halde olan en ileri toplumlar ve bunların hayat ve faaliyetleri de en çok çevre ile bağlantıları dahilinde araştırılırsa anlaşılabilir. Küçük veya büyük, geri veya ileri bütün insan topluluklarının doğal çevre ile ilişkilerine ait sayısız örnek verilebilir.
Kutup iklimlerinde yetişen Liken ve bu bitki ile beslenen Ren Geyiği, Ren Geyiği'ni yetiştiren ve geçimi bu hayvana dayanan Lapon; birbirine sıkı sıkıya bağlı, karşılıklı tabiat içinde bulunan zincirleme olaylardır.
Yarı kurak bir iklimin hüküm sürdüğü Orta Anadolu'da toplu köy yerleşmeleri ve bunların dağılışı her şeyden önce bu bölgede su kaynaklarının seyrekliği ve bunların dağılışı ile ilgilidir. Yaylacılık faaliyetlerindeki ritmik hareketler yükselti ve yükselti farkının doğurduğu dağ, plâto ve ova arasındaki iklim ve bitki örtüsü tezadının bir sonucudur.
Orta Doğu ve Batı Avrupa'daki devlet çokluğu sonuç olarak her üç bölge arasındaki derin doğa şartları farklılığına, bir yandan doğadaki yeknesaklığa, öte yandan iklim, jeolojik yapı, rölyef, toprak ve bitki örtüsü çeşitliliğine ve bunların sonucu bölge farklılığına dayanmaktadır.
Coğrafi Çevre
İnsan Toplulukları, varoluşundan bu yana doğanın etkisi altında, hayat ve faaliyetlerinde bu etkinin izlerini taşımaktadır. İnsan; bitki ve hayvan gibi çevre şartlarını olduğu gibi kabul eden, bu şartlara karşı pasif kalan bir varlık değildir. Tam tersine insan doğa şartlarına karşı gelmekte, doğayla savaşmakta ve onu değiştirmeye, isteklerine uydurmaya çalışmaktadır. Doğanın insan üzerinde etkisi olduğu gibi insanın da doğa üzerinde etkisi olmakta ve bu etki belli bir noktaya kadar varabilmektedir.
Ne olursa olsun insanın; onu tanımak, ona uymak ve dayanmak suretiyle doğayı değiştirme yolundaki çalışması ve bu yolda kazandığı, medeniyet kelimesi ile ifade edilen zafer büyük olmuştur. İnsanlığın bugün ulaşmış olduğu yüksek medeniyet seviyesi ve yer yüzünün büyük kısmında doğal çevre ve çevre yerine, bu çevreye kendi damgasını vurmak suretiyle meydana getirdiği ve Coğrafi Çevre şeklinde ifade edilen Doğal-Beşerî Çevre, insanın doğaya karşı mücadelesinde ve medeniyet yolunda bugüne kadar kazandığı büyük zaferin tanıklarıdır.
Netice itibariyle görülüyor ki, coğrafya; zaman zaman hâlâ iddia edildiği gibi ve bazılarınca sanıldığı gibi, felsefi temelden yoksun ve başka bilimlerin temel ve sütunları üstünde yükselen ve her şeyi içine alan dev bilgi mecmuası, yahut kökü diğer bilimlerin gölgesinde barınan ve kendisi bu bilimlerin üzerinde gelişen ve çiçeklenen sığıntı bir bilim değildir. Coğrafya, her biri başka bir disiplinin objesini teşkil eden çeşitli olayları alfabetik sıra yerine bölge, memleket ve kendine göre sıralayan ve bunlar hakkındaki açıklamayı diğer bilimlerden alan bir sözlük veya bir ansiklopedi de değildir. En eski insan bilgilerinden biri olan coğrafya asırlar boyunca böyle idi. Fakat modern coğrafyanın başlıca kurucuları sayılabilecek Almanya'da Humboldt, Ritter, Richthofen, Ratzel, Hettner, Philippson; Fransa'da Vidal de La Blanche, Brunches, Demangeon, de Martonne, Cholley, Max Sorre, Blanchard; ABD'nde Davis, Semple; İngiltere'de Mackinder, Herbertson; İtalya'da Marinelli; Rusya'da Voeikof gibi büyük bilim adamları be büyük coğrafyacıların bir asırdan fazla bir zamandan beri devam eden çalışmaları ve yayınları sayesinde coğrafya için bu eski devir artık kapanmıştır. Coğrafya bugün, gördüğümüz gibi, kendine ait araştırma alanı, yine kendine ait objesi ve metodu ile ilmi ve felsefi; fakat aynı zamanda, bu ilmin orijinalitesini meydana getiren tasviri ve realist karakterde otonom ve izahî bir bilimdir.
Coğrafya, tasvirî, realist ve sentetik karakteri, bir çok bilimlerle teması ve coğrafya ile bu bilimlerin kenarında ve yüzeysel kısımlarında dolaşmak imkânını vermesi dolayısıyla ilk bakışta kolay kavranır ve yapılabilir bir bilim gibi görünürse de, gerçekte çok geniş ve sağlam bir kültür, metot bilgisi ve tecrübesi ve nihayet kazanılması coğrafya sevgisine ve zamana bağlı coğrafi espri isteyen, edinilmesi ve işlenmesi çok güç bir bilimdir. (Tanoğlu, 1964, s.3-6)
Coğrafyanın tanımı değişik sözlük ve ansiklopedilerde şu şekilde tanımlanmıştır:
"1. Yer yüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim. 2. Bir yer yüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçeklerin tümü." (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, 1983)
"1. Yer yüzünün günümüzdeki doğal ve beşerî görünümünü betimleyen ve açıklayan bilim. 2. Herhangi bir bölgenin fiziki ve beşerî özelliklerinin bütünü." (Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 1986)
"Yerin yüzeyini, insana ve fiziksel yapıya ilişkin mekansal görünümlerle farklılaşmaları ve bunların gerçekleştiği ortamı inceleyip tanımlayan disiplin." (Ana Britannica, 1987)
"Konusu yer yüzünü tanıtmak olan bilim." (Meydan Larousse, 1970)
Coğrafyacı bilim adamları ise coğrafyayı şu şekillerde tanımlamışlardır:
Ardel, Umumi Coğrafya dersleri. Cilt: 1. Klimatoloji kitabında coğrafyayı şu şekilde tanımlamıştır: "Coğrafya eşya hadiselerini bir mekân dahilinde toplu olarak bunların birbiri üzerine olan tesirlerini göz önünde bulundurarak inceler."
İzbırak, Coğrafya Terimleri Sözlüğü'nde "Bütün çeşitlilikleriyle yer yüzüne bağlı olayları tanıtan, bunları açıklayan bilim" olarak coğrafyayı tanımlamıştır.
Tanoğlu'nun Nüfus ve Yerleşme adlı kitabındaki tanımı şu şekildedir: "Yer yüzü olayları arasındaki münasebetleri, bu olayların dağılışını ve bu dağılışın nedenlerini inceleyen bir ilimdir."
İzbırak bir diğer kitabı olan Sistematik Jeomorfoloji' de ise şöyle bir tanım yapmıştır: "İçerisinde insan ve onun eserlerinden bahseden bilgilerin yer tutmuş bulunduğu bir tabiat ilmi"
Erinç, Vejetasyon Coğrafyası kitabında "Coğrafya, yer yüzündeki mekanların özelliklerini ortaya koyan ve gerek bu özelliklerin, gerek muhtelif mekanlar arasındaki benzerlik ve ayrılıkların sebeplerini ve bunlara hükmeden kanunları araştıran ve açıklayan bir ilimdir." biçiminde coğrafyayı tanımlamıştır.
Tümertekin'in tanımı Ekonomik Coğrafya kitabında şu şekilde yapılmıştır: "Bir beşerî bilim olan coğrafya, insanın yaşadığı, çalıştığı, bir araya geldiği ve başta kendi yaşama ortamı olmak üzere değiştirmekte olduğu yer yüzünü inceler."
Türkiye Beşerî Coğrafyası'nda Doğanay şöyle bir tanım yapmıştır: "Coğrafi yer yüzü olayları arasındaki ilişkileri, bunların dağılış düzeni ve bu dağılışın nedenlerini araştırır." veya "Coğrafya, temelde bir coğrafi yer yüzü veya yer yüzü ilmidir."
Elibüyük bir makalesinde coğrafyayı şu şekilde tanımlamıştır: "Coğrafya, insanla doğal çevre arasındaki ilişkileri dağılış, kıyaslama ve nedensellik prensiplerini kullanarak araştıran ve sonuçlarını sentez olarak veren bir bilimler grubudur."
Elibüyük, Matematik Coğrafya adlı kitabında ise şöyle bir tanım yapmıştır: "Coğrafya insanla doğal ortamı etkileşimleriyle birlikte dağılış, karşılaştırma ve nedensellik ilkelerini kullanarak araştıran ve sonuçlarını sentez olarak veren, bir bilimler topluluğudur."
Coğrafyanın tanımı yabancı bilim adamları tarafından değişik şekillerde yapılmıştır. Bunlardan birkaçı şöyledir:
Jefferson bir makalesinde coğrafyayı şu şekilde tanımlamıştır: "Coğrafya beşerî kısmında insan ve yer yüzünün hikayesi olarak değil, fakat yer yüzünde yaşayan ve onu kullanan insanın incelemesi olarak kabul edilmelidir."
De Martonne coğrafyayı "Coğrafya fiziki, hayati ve beşerî olayların yer yüzünde dağılış durumlarıyla, bu dağılışın nedenleri ve bu olayların yerel ilişkilerini inceler." Şeklinde tanımlamıştır.
Sorre'nin tanımı şöyledir: "Coğrafya, yerle birlikte, yerden ayrılmayan, onun üstünde yaşayan, onu renklendiren tüm varlıkların ve yeri değişikliğe uğratan, yeni şekillerle zenginleştiren insanlığın tasviridir."
Kendal, Glendinning ve McFaden tanımları ise şu şekildedir: "Coğrafya esas olarak, insan yerleşmesinin yapısı, bu yerleşme boyunca yer yer oluşmuş bulunan farklılıklar ve benzerlikler ile insan için önemleri ölçüsünde ilgilidir."
George'nin tanımı ise oldukça sadedir: "Coğrafya, insanlaşmış mekanın incelenmesidir."
Mekanik (İngilizce; mechanics, Almanca; mechanik), kuvvetlerin etkisi altındaki cisimlerin hareketli ve durağan hâllerini inceleyen bilim dalıdır.
Mekanik biliminin tarihsel gelişimi
Mekanik fizik bilimlerinin en eskisidir. Kaldıraçları ve suyun kaldırma kuvvetini kapsayan tarihteki ilk yazılı mekanik prensipler Arşimet'e (M.Ö. 287-M.Ö. 212) aittir.Makara, eğik düzlem ve somun anahtarı ile ilgili çalışmalar da antik metinlere kaydedilmiştir. bu dönemde mekanik bina inşaatı gereksinimlerini karşılamakla sınırlıydı. Arşimetten sonra gelen İbn-i Heysem, İbn-i Sina, İbn Bacce gibi müslüman bilim adamları ile Galilei, Kepler, Leonardo da Vinci, Varignon, d'Alembert, Stevinus, Newton, Lagrange gibi batılı bilim adamlarının çalışmaları sayesinde Mekanik bugünkü seviyesine gelmiştir.
Önemi
İnsan yaşantısında dün olduğu gibi bugün de mekanik biliminin yeri büyüktür. Suyun akışından tutun da, insanın yaşamını kolaylaştırmak için tasarlanan uçağın uçuşuna, makinelerin çalışmasına kadar tabiattaki bütün hareketler mekanik prensiplerine göre gerçekleşir. Başta Makine olmak üzere mühendisliğin tüm uygulamalarında, mekanik bilimi ve prensipleri büyük öneme sahiptir ve bu sahalarda çalışanlar tarafından özümsenmesi gerekir.
Kısımları
Mekanik bilimi, ideal durumları inceleyen Rijit cisimler mekaniği ve gerçek durumları inceleyen Sürekli ortamlar mekaniği olmak üzere iki ana kısımda ele alınabilir.
Rijit cisimlerin mekaniği
Kuvvetlerin tesiri altındaki bir cismi meydana getiren tüm parçaların, birbirlerine göre izafi olarak şekil değiştirmediği cisme rijit cisim denir. Bu cisim ideal bir cisimdir ve gerçekte tüm cisimler kuvvet etkisiyle elastik veya plastik şekil değiştirirler.
Bu ideal durumu inceleyen rijit cisimler mekaniği başlıca iki kısımda incelenir.
Statik; kuvvet tesiri altındaki rijit cisimlerin durağan dengesini,
Dinamik; rijit cisimlerin hareketlerini ve dinamik haldeki dengesini inceler.
Statik, dinamiğin, ivmenin sıfır olduğu özel bir durumu olarak görülebilmekle birlikte, mühendislik eğitiminde ayrı olarak ele alınır. Çünkü birçok nesnedende durumunu koruyacağı öngörüsüyle tasarlanır
Sürekli ortamlar mekaniği
Katı mekaniği
Katı mekaniği veya Mukavemet, kuvvet etkisiyle şekil değiştirebilen cisimlerin statik ve dinamik dengelerini inceleyen bilim dalıdır.
Akışkanlar mekaniği
Akışkanların dengesini inceleyen bilim dalıdır. Akışkanlar mekaniği aşağıdaki alt dallara ayrılır.