SAĞANAK YAĞMURLAR var yüreğimden yüreğine
Aşk dolu mısralar gözlerimden gözlerine.
Yağmur göklerde yağmaz sadece
Konu sen olunca İNER her damla DERİNE.
Nedendir bilmem anlatmaya yetmez hiç bir kelime...
Soran herkese söylediğim yalnızca tek hece.
Tanıştığımız günde zaten yağmurlu bir gece
Karanlıklar kucak dolusu mutluluk getirdi bize...
Seninle MASAL TADINDA geçiyor HER GÜNÜM.
Her sabah başka bir büyüyle uyanıyorum sanki,
Her an, her saniye artıyor içimde aşkın...
Bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum.
Beni bambAŞKa alemlere alıp götüren masum bir meleksin adeta.
Ne zaman sana dair bir şeyler yazmaya kalksam biliyorum hep bir yanı eksik...
Seni tanımlayacak cümleleri bulamadım henüz lügatımda.
Bu yüzden hep kısa yazarım ben sana...
Benim bir dediğimi sen bin anla.
Oldukça uzun bir yazı yazmıştım aslında...
Silindiği iyi oldu bir yerde.
Hem içimi dökmüş oldum, hem kimse görmedi...
Derler ya hayatım altüst oldu.
Şu son bir iki gün aynen o durumdayım...
Olanlara rağmen iki gündür kocaman bir tebessümle uyanıyorum sabahları.
İçimde anlamsız bir huzur var diğer bir yarım kan ağlıyor.
Karma karışığım, yaşanılanlar gerçekten çok saçma.
Her şey o kadar karıştı ki hiç bir şey bilmiyorum artık.
Yarın yeni bir yıl, yeni bir gün ve ben umutluyum...
Güzellikleriyle gelecek.
Hüzünleri, kederleri bu senede bırakıp umut dolu yarınlara gidiyorum ben...
Herkesin yeni yılı kutlu olsun...
Umarım yeni yıl tüm güzellikleriyle birlikte gelir...
Tüm insanlara şans, huzur, sağlık, barış ve mutluluk getirir.
Herkese mutlu yıllar... :-)
Dengesizleştim şu günlerde, bir öyleyim bir böyle.
Bir güler bin ağlarım, bin ağlar bir gülerim ya da tam tersi.
Saçmalamak geldi içimden...
Uçmak geliyor içimden göklerde.
Düşündüğümde söyle yüksek dozda sen almanın etkisi.
Bugün içimdekileri ben söylesem sen dinlesen.
Sahi; neden vazgeçemiyorum senden.
Neden silip atamıyorum tek kalemde.
Kızsam da, kırılsam da
Kaç kere denedim senden gitmeyi?
Kaç kere denedim gidip tekrar dönmemeyi.
Ben daha gitmeyi bile beceremedim ki,
Nasıl dönmeyeceksem...
Sevdiğim mavi karalar bağlıyor,
Umut duvarlarım bir bir kapanıyor.
Ben ne dersem diyeyim,
Hep senin aşkın galip geliyor.
Geçenlerde yolum düştü birlikte geçtiğimiz yerlere... Aklımda bin bir soru ile o sahil kenarında her zaman oturduğumuz bankta buldum bir anda. Her şey sorgulayan gözlerle bakıyordu. Alışkın değiller pek yalnız gelmeme buralara. Şişenin dibine geldiğimde anladım saatin üç olduğunu. Gece med cezirlerimin iyice arttığı bu saatlerde dalgalar iyice hırçınlaşmıştı, öfkemi vuruyordu kıyılara adeta. Rüzgar küllerini savurduğu sigaramın ateşini inatla söndürüyordu. Senin kalbimdeki kıvılcımları söndürdüğün gibi. Dönüp baktığımda iskele bomboştu. Hayatın hengamesine ayak uydurmaya çalışanların gölgesi bile kalmamıştı. Sireni ile irkildiğimiz vapur, mürettebatını indirmiş günün ilk karanlıklarını bekliyordu. Senden sonra hiç güneş doğmadı şehrime. Derken bir martı ilişti omzuma... Usulca anlattım seni ona sanki hayatımdaymışsın gibi. Öyle sakin bir arkadaştı ki yanım da. Kalktı ve yürümeye başladı tek bir söz söylemeden. Buram buram sen kokan o sokağa doğru ilerledi ve uçup gitti sonra. Anılarımızla yüzleşmemi ister gibiydi. Yine o Şarkı fısıldandı kulağıma... Biraz bekledim, içimi ürperten o sesi işittiğimde saat beş falandı. Usta bir oyuncuymuşçasına sildim gözyaşlarımı. Hızlı adımlarla ilerledim yoluma. Onlarsa, her adımda seni sordular büyük bir ısrarla, beni sen olmadan istemiyorlardı galiba burada. Gözbebeklerimden sen akarken anladım hiç de iyi bir oyuncu değilmişim. Üstlendiğim her rolde, senperest oldum günden güne. DERİNLERİNDE hep bir VAZGEÇİ(Lİ)Ş barındıran. Günahlarının arafında nâra verdim yüreğimi. Gecem tamda hüzünbazlığı bırakıp sabahın mavilerine gebeyken yeniden doğmasına izin vermeyeceğim bu aŞkı kürtaj ile aldırıyordum. Dağların doruklarından denizlerin derinlerine düşmüşcesine şaşkınım şimdi. Yüreğin hala adımı sayıklarken aklın bAŞKa haramlarda, kurtlar sofrasına yem olmayı seçtin sen... Cehennemine zebaniyim kaç kurtar kendini de beni de...
An gelir; konuşsan kıyamet kopar, sussan sustukların varlığını yakar.
Tamda öyle bir anda öfkeyi suya, kini yaprağa yazmalı ki hızla yok olup gitsin.
Sukut ve sabır giyinip kendini zamanın kollarına bırakma zamanı şimdi.
... DERİN «