Evlilikten Neden Korkulur - Evlilik Öncesi - Evlilik Sendromu Nedir - Evlilik Korkusunu Yenmek
"Evlenmekten korkuyorum", "Evlenmek istemiyorum", "Evlenmek istiyorum ama uygun birini bulamıyorum" şeklindeki cümleler, evlenmekten kaçınma çabaları anlamını taşıyor. Peki, öcü mü bu evlilik, bizi neden bu kadar korkutuyor? Uzman Psikolojik Danışman Rüya Turna, evlilik ile ilgili gerçekleri anlatıyor.
Evlilik, yeni bir aile sahibi olmanın anahtarıdır. Aynı zamanda evlilik, toplumsal statü, ekonomik destek, çocuk sahibi olmak için toplumsal izin ve motivasyon, aileden ayrılarak büyümek için bir araç, düzenli ve sağlıklı cinsel yaşam için fırsat, geleceğe bakarken yanında bir yol arkadaşı, tatillerde, bayramlarda, düğünlerde yalnız olmadığının ve dolayısıyla değerli olduğunun kanıtı, ait olma duygusunun güvencesi gibi açıklanabilecek bir durumdur.
Evlilik Neden Korkutur
- Birey olma azalır.
- Yanındaki insanın doğru olduğundan emin değilsen, doğru insanı bulma umudu yok olur.
- Yeni insanlarla tanışma ve flört etme durumu biter.
- Kendi isteklerin doğrultusunda davranman engellenir.
- Paranı bir ya da birkaç kişiyle bölüşmek durumu korkutur.
- Zamanını başkalarına göre ayarlamak gibi bir durum yaşanır.
- Düzenini başkasına uydurmak zorunluluğu ortaya çıkar.
- Hiç tanımadığın insanlarla akraba olma zorunluluğu doğar.
- Sürekli kendinden başka bir insanı düşünmek gibi bir sorumluluk yaşanır.
- Kişinin her anına tanıklık eden birisi vardır.
- Birçok eleştiriye katlanmak gerekir.
- Bazı tutum, davranış ve düşünceler değişmek zorundadır.
Evlilik korkusu aslında belki bütün korkular gibi gerçek problemden bir kaçış olarak düşünülebilir. Birey kendi içsel sorunlarını fark ederek, bunlarla yüzleşmediği için bir başkasıyla tam ve güzel bir ilişki kurmayı da başaramaz. Aslında evlilik korkusu bu anlamda bakıldığında bir uyarıcı niteliğindedir. Bu korkuyu anlama ve çözme süreci kişinin bireysel gelişimi için bir başlangıç noktası olarak değerlendirilebilir.
Evlilik Korkusu Nasıl Atlatılır
Bu korku çözülmeden, toplumsal baskılarla yapılan evlilikte sorunların da büyümesi söz konusudur. Evlendikten sonra ortaya çıkan sorunlar da gerçek problemlere ulaşmak için bir uyaran olabilir. Bu nedenle çift terapileri ile başlayan süreçlerin genellikle bireysel terapilerle devam etmesi beklenir. Terapi bir anlamda kişisel gelişim için içsel bilgilere ulaşılan bir süreçtir.
Evlilik korkusu yaşayan insanların kişilikleri ile evlilik korkusunu oluşturan nedenler hakkında tek tek tartışılabilir. Herkesin kendisini tanıyıp kendisiyle barışarak tüm korkularından özgürleşmesi tüm ilişkiler için faydalı olacaktır.
Haklisin canim,..
Baska bir düzene adapte olmak kolay olmasa gerek..
ama karsilikli fedakarliklar ve emekler verilince bence bunlarin hicbirinden korkmana gerek kalmaz..
Yeterki emek,deger,saygi,güven icerikli bir gönül birlikteligi olsun
Ben zaten 30 yıla yakın evliyim.İyi, kötü, acı, tatlı herşeyi tecrübe ettik..Evlilik hassas bir müessesedir.Dikkatli ve onurlu bir şekilde yürütülürse sorun çıkmaz.Hoşgörü, muhabbet, geçinebilecek kadar nafaka yeterlidir...
Ben evlilikten korksaydım şimdiye kadar evlenmezdim..
Eğer evlenmekten korkuyorlarsa nesilleri nasıl devam edecek?Kısa zamanda toz olup gider nesli...Tarihin sayfalarında yerini alır...
Ben, hiç evlenmemiş erkekler tanıyorum.Adam zengin ama mirasını kime bırakacak, söyleyin!..Devlete mi, kardeşlerine mi? Yaşıyorlarsa ana veya babasına mı, hangisine?...Bunları düşünecek kim vardır?..
32. Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Bu mübarek âyet, iyi hal sahipleri olan kölelerin ve cariyelerin evlendirilmelerini emrediyor, yoksul oldukları takdirde Allah'ın lütfü ile zengin olacaklarını bildiriyor. Evlenmek için halleri müsait olmayanları da ilâhi lütuf ile zengin oluncaya kadar sabredip iffetlerini korumaya devam etmelerini tenbih ediyor. Mukatebe yapmak isteyen kölelerin ve cariyelerin kendilerinde bir hayır bilinmekte ise kitabeye kayd ile kendilerine mal bakımından yardım edilmesini tavsiye ediyor. İffetlerini korumak arzusunda bulunan cariyelerin de dünya malını dileyerek zorlama ile zinaya sevkedilmemelerini ihtar ve böyle bir zorlamaya mâruz kalanları daha sonra Cenab-ı Hak'kın af edip günahlarını örteceğini beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: (ve) Ey ehli îman!, (sizden olan bekârları) evlendiriniz. Yani: Zevcesi olmayan erkekleri ve henüz evlenmemiş veya kocası ölmüş kadınları evlerdirmeğe gayret ediniz, (ve kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi hali olanları) da onların velileri, efendileri olan zatlar!, (evlendiriniz) bu evlenecek kimseler, (eğer yoksul oldular ise) bunlardan dolayl ümitsizliğe düşmemelidirler, çünkü Allah Teâlâ dilerse (onları lütufundan zengin kılar) rızıklandırır, bu evliliği onların haklarında geçim bolluğuna bir vesile kılmış olur. (ve Allah vâsidir) mahlûkatı için genişlik göstermeğe kadirdir, onun nimetine, kudretine son yoktur ve (Alimdir) her şeyi hakkiyle bilir, dilediği kullarını hikmet menfaat gereğince bol rızka nail buyurur. Bu âyeti kerime, bu suredeki sekizinci
hükmü kapsamaktadır. Köleler ile cariyeler, iyi hal, ile kayıtlanmış bulunuyor. Çünkü iyi olmayan köleler ile cariyeler ise hallerini itinâ, kendilerine şefkat gösterilecek bir durumda bulunmamış olacakları için onları evlendirmeğe kalkmak, faide yerine zarar verir. Hür kimselerde ise nisbeten iyi hal galip ve kendi işlerini mallarını bağımsız olarak ifaya, idareye selâhiyetli oldukları için onlar evlenmek isteyince velilerin müsaade etmesi lâzımdır. Bu sebeple onların haklarında "iyi hal" kaydı zikredilmemiştir. Ve bu nikâh ile emir, nedb içindir, yoksa vücub için değildir. "Eyama" eymin çoğuludur. Karısı olmayan erkekler ile kocası bulunmayan bakire veya dul kadınlar demektir.
33. Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükâtebe" yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
(Evlenmeğe -çare- bulamayanlar da) nikâh için lâzım gelen mihri, nafakayı teminden âciz bulunanlar da (Allah kendi lütufundan zengin kılacağı değin iffetlerini korusunlar) zinadan ve diğer haram şeylerden kendilerini korumaya çalışsınlar, Cenab-ı Hak'kın kendilerine zenginlik vereceği zamana kadar sabırdan, temizlikten ayrılmasınlar. Onların böyle iffetlice yaşamaya çalışmalarının bir mükâfatı olarak bir gün bir nimete, servete nail olabilirler. Artık o zaman evlensinler, (ve ellerinizin sahip olduğu kimselerden) Yani: Köleler ile cariyelerden (mükatebe yapmak isteyen olunca da): Yani: bir bedel karşılığında azad edilmelerini isteyince de bakınız: Düşününüz; (eğer onlarda bir hayır bilmiş iseniz) yani: Onlarda iyi hal, emanete riayet, kitabete ait bedeli kazanıp vermelerine kabiliyet görür iseniz (onları kitabete kaydediverin) onları hürriyetlerine kavuşturmaya yardım etmiş olun. (ve) ey onların velileri, efendileri (Allah'ın size verdiği mallardan onlara veriniz) onları biran evvel hürriyete kavuşturmak için kendilerine yardım ediniz, meselâ: Kitabet bedelinin bir kısmını kendilerine bağışlayınız. Beytülmal tarafından kölelere yapılacak yardım da bu cümledendir. Bu ilâhi emir de bu suredeki dokuzuncu hükmü kapsamaktadır, (ve genç cariyelerinizi iffetlerini korumak istiyorlarsa) onlar nefislerine hâkim olup zinadan kaçınmak istedikleri halde siz de onları takdir ve korumaya devam ediniz, (dünya hayatının geçici mahm dileyerek) onları (fuhşa sevketmeyiniz) onların fuhşiyatina meydan vermeyiniz, onların sürekli olarak iffet ile yaşamalarını temine gayret gösteriniz. Onlar iffetlice yaşamak istemeyince de onları engellemeye çalışmak lâzımdır, bu halde yapılacak şey, onların zinasına müsaade değil, onları zinadan men'e çalışmaktan ibarettir (ve her kim onları) zinaya (zorlarsa) o zorlayan büyük bir günaha girmiş olur, tövbe ve istiğfar etmedikçe bu günahtan kurtulamaz. Fakat o zorlanan cariyelere gelince (Şüphe yok ki, Allah onların) o cariyelerin haklarında öyle zorlandıklarından sonra da (çok bağışlayandır) onları af eder ve günahlarını örter ve (rahimdir) onları ilâhi merhameti ile korur, cezalandırmaz. Gerçek şu ki, zorlamaya binaen muvafakat etmekde caiz değildir. Şu kadar var ki, gönülsüz olarak ağır zorlamaya mâruz kalan şahıs hakkında ilâhi aff tecelli eder. Yüce "Gafur" isminin zikri buna işareti içermektedir ve bu beyan ilâhi, bu suredeki onuncu hükmü kapsamaktadır. "Cahiliye zamanında Abdullah Ibni Übeyy gibi bazı kimseler, para kazanmak için cariyelerini zinaya teşvik ederlerdi. Übeyy'in iki cariyesi Resûl-i Ekrem'e müracaat ederek bu pek çirkin hareketten dolayı şikâyette bulunmuşlardı. Bunun üzerine bu âyeti kerime nazil olmuş böyle bir hareketin insanlığa aykırı, pek ziyade çirkin bir şey olduğunu bildirmiştir. "Kitabet" Efendi ile kölesi veya cariyesi arasında bir bedel karşılığında yapılan bir akittir. Şöyle ki: Mükellef olan bir kimsenin mükellef kölesini veya mükellef olan cariyesini onların rızalariyle bir muayyen hizmet veya muayyen bir nakdi bedel karşılığında azat etmesi demektir ki, o hizmet veya bedel ifa edilince kölelik ortadan kalkar. Kölelerin ve cariyelerin böyle kendi rızalariyle birer bedel karşılığında mükatebe yapmaları İslâm hukunca sade caiz olmakla kalmamış, belki mendub bile bulunmuştur. Emin, geçimini temine muktedir bir köle veya cariyeyi kitabete kesmek, onu hürriyete sevketmek demek olacağı cihette pek övülmüş bir muameledir. Bu sebepledir ki, kitabete başlanan bir köleye veya cariyeye kolaylık göstermek, üzerine aldığı kitabet bedelinin bir kısmını, meselâ: Üçte birini veya dörtte birini kendisine bağışlamak veya kendisine ayrıca nakden yardımda bulunmak pek güzel görülmüştür. Hattâ böyle bir yardımda bulunmak Şafiilere ve Zahirilere göre bir vecibedir. İşte Islâmiyetin hürriyeti ne kadar gerekli gördüğüne bu da pek açık bir delildir.
Evlilik korkusu, kişinin çevresinde ve ailesinde yaşadığı olumsuz evlilik örneklerinden edindiği bilgiler doğrultusunda yaşadığı bir korkudur. Ayrıca psikolojik olarak yaşanan bir bağlanma korkusu olabilir. Bunu aşmak için önyargısız yaklaşım sergilemeli, fedakâr olunmalı, paylaşımcılığı öğrenmeli, bencillikten uzak durmalıdır.
Evlenmekten korkuyor musunuz?
Gençlerin çoğunlukla mutlu bir rüya gibi düşündüğü evlilik, kimilerinin de korku dolu kâbusu haline gelebiliyor. Çevresinde gördüğü olumsuz evlilik örnekleri veya evlendikten sonra alması gereken sorumlulukların korkusu yüzünden birçok çift mutluluk hayallerini evlilik aşamasında bitiriyor. Özellikle büyük şehirlerde yalnız yaşamayı bir yaşam tarzı olarak seçen gençlerin oranı giderek yükseliyor. Reem Nöropsikiyatri Merkezi'nden nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, birçok kişiyi derinden etkileyen evlilik korkusu ve sebeplerini anlattı. Evlilik korkusu, kişinin çevresinde ve ailesinde yaşadığı olumsuz evlilik örneklerinden edindiği bilgiler doğrultusunda yaşadığı bir korkudur. Ayrıca evlilik korkusu psikolojik olarak yaşanan bir bağlanma korkusudur. Karşı tarafa bağımlı yaşamak, onun fikirlerini önemsemek bazı insanları yalnız yaşamanın doğru olduğuna iter. Farklı kültürlerde ve farklı ailelerde yetişen kişiler birden kendilerini bu zorlu kurumun içine sürüklemek istemez. Bir başkasının sorumluluğunu almak herkes için kolay bir durum değildir. Çünkü evli olduğunuz zaman sadece kendiniz için yaşayamazsınız. Çoğul düşünerek bu doğrultuda kararlar almanız gerekir. Yeri geldiğinde fedakâr olmanız, maddi ve manevi imkânlarınızı buna göre ayarlamanız gerekir.
Evlilik korkusunun sebepleri
Evlilik korkusunun sebebi çevre ve aile olabilir. Kişinin anne ve babasının mutsuz ve sürekli tartışıyor olması bu korkuyu doğurabilir. Ayrıca çevresinde yaşayan evli çiftlerin kavgalarına ya da tartışmalarına şahit olması da bu korkuyu artırabilir. Kişi çelişkiler yaşar, kendisinin de mutsuz bir birlikteliğinin olacağına inanır. Evlenmekten vazgeçer ve evlilik kurumuna olan ilgisi de zamanla yok olur. Uzun zaman tek başına yaşayan insanlar da başka bir insanla birlikte yaşamayı kabul etmekte zorlanıp evlilikten kaçabilir. Evlilik korkusu mutlu bir ailede yaşamış çocuklarda da görülebilir. Mutlu bir ailede büyüyen çocuk mükemmeliyetçi bir ruh halinde olur ve karşı taraftan da bunu bekler. İlişkisinde yaşadığı en küçük tartışmada bile onun anne ve babası kadar mutlu bir beraberliğinin olamayacağını düşünmeye başlar. Bir başka deyişle fazla mükemmeliyetçi olmak da bu korkunun oluşmasına sebep olabilir.
Ailevi ve çevresel baskılar nedeniyle boşanmanın zor olması da evliliği engelleyen nedenlerden biridir. Kişiler evlenince bir daha ne olursa olsun boşanamayacağını düşünürler. Ayrıca nişan, düğün merasimlerinin geleneksel uygulamaları ve bunların meydana getirdiği stres de insanı evlilikten uzaklaştırabilir. Daha iyi eş bulma düşüncesi de, evliliği zorlaştırır. Önüne çıkan adayları, ekonomik, kültürel ve eğitim alanında daha iyisini bulurum düşüncesi ile beğenmemek, bir süre sonra insanı kronik bekârlığa götürebilir.
Kılıbık olma korkusu, evlenince birçok ev işine ortak katkı sağlama, özellikle eşi çalışıyorsa mutfak ve temizlik işlerine katılma ihtimali de kişileri evlilikten uzaklaştırabilir. Onlar için annelerinin evinde özgür ve rahat yaşamaları daha cazip gelebilir. Bazı kişiler de evlilik sürecinde, giderek hayatlarının rutine gireceğini ve monotonlaşacağını düşünür. Bunların dışında aile sorumluluğu dediğimiz anne ve baba olmak, ileride doğan çocuğa bir hayat sunmaya çalışmak da evlenme düşüncesinde olan bir bireyi evlilikten uzaklaştırabilir.
Evlenmesi riskli olan insanlar
Narsist kişilik bozukluğu olanlar evliliklerinde büyük sorunlar yaşayabilir. Egoist, ileri derecede bencil, paylaşımı sevmeyen kişilerin evlilikleri her zaman risk taşır. Sosyal uyum bozukluğu ya da asosyal kişilik bozukluğu olanların evlilikleri eğer eşlerden biri çok fedakâr değilse genellikle boşanma ile sonuçlanır. Asosyal ya da antisosyal kişilik bozukluğu olan gençleri 'evlenirse normale döner, huyları düzelir' gibi gerekçelerle evliliğe teşvik etmek, karşı tarafı mağdur edebilir.
Evlilik korkusunun belirtileri
Evlilikten kaçan kişiler bağlanmaktan korktukları için uzun süreli birlikteliklerden kaçar. Yalnız yaşamanın en doğru yaşam biçimi olduğuna inanır. Daha çok bekâr ve yalnız yaşayan insanlarla görüşmek ister. Fazla mükemmeliyetçi düşünür. Bencil yaklaşımları olabilir.
Evlilik korkusunu aşmak için
Kişi kendine olan güvenini üstün tuttuğu gibi başkalarına olan güvenini de üstün tutmalı. Önyargısız yaklaşım sergilemeli, fedakâr olunmalı. Paylaşımcılığı öğrenmeli, bencillikten uzak durmalı. Doğru bir ilişkiden neler beklediğini tam anlamıyla düşünmeli. Düzgün, düzenli ve disiplinli yaşamak, kişisel başarının anahtarlarından biridir. Bu ise çoğu kez evlilikle mümkün olabilir. Aile, toplumun en küçük ünitesidir. Sağlıklı toplumlar, sağlıklı ailelerden oluşur. Sağlıklı evlilikler bir toplumun en sağlam dinamikleridir. Bu nedenle düzenli, başarılı bir yaşam ve sağlıklı, uzun ilişkiler yaşayabilmek için gerekirse psikolojik destek almaktan da kaçınmamalıdır.
Sakayla hemde nasil dedigin icin, biraz mecazi anlamda bende öyle söyledim canim
Söylediginde haklisin,,Rabbim minik bebesini saglikli bir sekilde kucagina almayi nasip etsin, Annesine benzeyen bir bebis olur insallah
Haklisin canim,..
Baska bir düzene adapte olmak kolay olmasa gerek..
ama karsilikli fedakarliklar ve emekler verilince bence bunlarin hicbirinden korkmana gerek kalmaz..
Yeterki emek,deger,saygi,güven icerikli bir gönül birlikteligi olsun
haklısın ablacım ama bunların hiçbiri bazen yeterli gelmeyebiliyo.
o zaman daha yeni tanıdığın insanlara katlanmak zorundasın (;
çok sabır gerektiriyo evlilik ya..
ben yapamam mesela
*Kendi isteklerin doğrultusunda davranman engellenir.
*Paranı bir ya da birkaç kişiyle bölüşmek durumu korkutur.
*Birçok eleştiriye katlanmak gerekir.
*Bazı tutum, davranış ve düşünceler değişmek zorundadır.
Evlenmekten korkuyorum ve evlenmeyi (kesinlikle) düsünmüyorum (: