belagat - sözbilim - retorik aşamaları - retorik değişmeleriEn üst düzeyde bir etki yaratabilmek için söylemin hazırlanışıyla, bir başka deyişle sözlere biçim verilmesiyle ilgilenen bilim dalı (belagat ve sözbilim de denir).
Retorik, söylemin içeriğiyle ilgilenmez, ama içeriğin birtakım yöntemlerden yararlanarak değerlendirilmesine çalışır; daha değişik bir anlatımla, retorik herhangi bir içeriğe uygulanabilecek katışıksız bir biçimler bütünüdür. Etkilemeyi amaçlayan bu bilim dalı, kökeni bakımından bir inandırma, hatta kandırma sanatıdır.
ARİSTOTELES'TEN ROLAND BARTHES'A
İ.Ö. V. yy'da Yunanistan'da doğan retoriğin kökeni hukuksal yargılama olaylarına dayanır; bu açıdan doğuşunu, çıkarsız bir güzellik arayışına değil ama jüri üyelerini inandırma isteğine borçludur: Nitekim, şiirsel yaratıda etkinliğini duyurmadan önce hitabet sanatında gelişmiştir. Retorik, XIX. yy. sonuna kadar Batı hümanizminin en başarılı ürünlerinden biri olarak kaldı ve Batı ülkelerindeki (özellikle Fransa) geleneksel öğretimi derinden etkiledi (öğretimde başlıbaşına retorik dersi konmuştu). Çeşitli dönemlerde yayımlanan retorik yapıtları, bu bilim dalının başlıca aşamalarını belirledi: Eskiçağ'da
Aristoteles'in Retorike'si (Retorik); Cicero'nun Rhetorica'sı (Retorik); Du Marsais'nin Des Tropes'u (Değişmeceler, 1730); Fontanier'nin Les Figures du discours'u (Söylemin Betileri, 1821-1827).
Ama aynı zamanda retorik şiddetli eleştirilere de uğradı; Sokrates, Pascal, romantik yazarlar ve gerçeküstücüler tarafından akademecilikle suçlandı. Pascal, gerçek hitabet sanatının retorikle alay ettiğini ileri sürüyordu. Ona göre, içeriğin gerçeği biçim yapmacıkları olmadan da kendini kabul ettirebilmeliydi; yapmacıklar yalnızca inandırma ve gerçek kanıt eksikliğini gizlemeye yarardı. Romantikler içinse gerçek şiirsel yaratı ancak esin ürünü olabilirdi; retoriğin yaptığı tek şey ise, mekanik yöntemlerle deha eksikliğini kapatmaktı. Bununla birlikte, retorik son yıllarda biçimsel dilbilim (Rus biçimciliği) ile yapısal dilbilimin (Jakobson, Barthes) etkisi altında yeniden gündeme geldi. Daha önce, Valery, şiirin özünün biçim olduğunu belirtmiş ve esin mitinin gizlemeye çalıştığı yazı yöntemleri üstünde durmuştu. Ona göre şiir, ruhun bir ürünüdür, yani doğası gereği, bazı özel yöntemlerden yararlanılmasını gerektiren bir çalışmanın sonucudur: Retorik de işte bu yöntemlerin düşünülerek hazırlanmış bir dizelgesidir.
Avrupa'da, retorik konusunda yazılmış temel yapıtları her türlü söylemin hazırlanışında birbirini izleyen beş aşama ayırırlar: înventio; dispositio; elocutio; memoria; pronuntiatio. înventio, söylemin konusunu oluşturan düşünce ya da kanıtların araştırılması, dinleyicinin ya da okuyucunun tutkularının kullanılmasıdır; yararlanılan kanıtlar, doğal kanıtlar ve yapay kanıtlara ayrılır. înventio aşamasında toplanan gereçler dispositio'da en uygun biçimde sıralanır. Elocutio, biçim üstünde yapılan bir çalışmadır: Kullanılan edebi tür (lirik, dramatik, öğretici) ve değişmeceier bu aşamada belirlenir. Memoria'da, belleği eğitme sanatına ilişkin yöntemler tanımlanır. Pronuntiatio''daysa sesin, hareketlerin ve tüm bedenin kullanılışı öğretilir.
Değişmeceler ya da betiler gerek biçim, gerek kullanım sıklığı, gerekse dağılım açısmdan gelişigüzel, sıradan bir konuşma ile söylenebilen şeylerden uzaklaşarak, söylemde belli bir etki yaratabilen araçlardır. Bütün bu yapının temeli şöyle bir düşünceye dayanır: Biri gerçek, biri eğretili olmak üzere iki ayrı dil vardır, dolayısıyla retorik, elocutio aşamasında, asıl dilden uzaklaşan öğelerin dizgeselidir.