iki yüzlü insanlar - iki yüzlü insan - sahte dostluklar - çok kişilikli insanlar
Hayat insana bazen çok kötü davranıyor. Hayatın kendisiyle mi alakalı yoksa hayatın içindeki insanlarla mı alakalı olduğu bir tartışma konusu. Aslında hayatın bir suçu yok içindeki insanların yüzünden hayatın anlamı yitiyor, hayat kötü sanılıyor. İnsanlar yaratılışları itibariyle zaman zaman çok değişik kişiliklere bürünüyorlar.
Bu yüzden insanları anlamak ve tanımak çok zordur. Bir bakmışsın çok iyi tanıdığını sandığın sevdiğin, güvendiğin kişi bambaşka biri oluvermiş.
Mesela hep duyduğumuz "iki yüzlü biri" ifadesi bence bu zamanın insanları için yetersiz kalıyor.Aslında "binbir yüzlü" dense daha iyi olur. Şimdiki zamanın koşullarını ve binbir yüzlü insanlarını gördüğümde "iki yüzlü" insanlara bile şükür ediyorum.
Yukarıdaki resimdeki kızın yüzüne baktığımızda ne kadarda güzel bir kız deriz. Saf, masum diye düşünürüz.İçindeki diğer kişiliğini bilemeyiz.
Bir zaman sonra o kızı tanıdığımızda eğer bize diğer yüzünü gösterirse şaşırıp kalırız ve derizki " benim masum, saf, güzel dediğim kişi bu mu?". İşte o an o insanın bilinmeyen yüzü karşısında kendini suçlarsın onu iyi tanımadın diye.
Oysa sen ne yapabilirsinki kendini suçlaman boşuna. Hele birde ailenden çok sevdiğin, herşeyini paylaştığın, canından kanından biri oldu mu bu çok kişilikli şahıs o zaman kendini dahada üzersin hep düşünürsün "neden?" diye.Düşünün mesela çocukluğunuz, yetişkinliğiniz birlikte geçmiş hayatınızın çoğunu birlikte paylaşmışsınız; gün olmuş birlikte ağlamış, gün olmuş birlikte gülmüşsünüz.
Siz onun size ihtiyacı olduğu anda hep onun yanında olmuşsunuz ve kendi kendinize sevinmişsiniz böyle bir kişiyle bir arada olduğunuz için.Sonra işler birden değişmiş sizin onun desteğine, ilgisine ihtiyacınız olmuş işte o anda dost bildiğiniz kişinin gerçek yüzü ortaya çıkmış.Söylenmeyen sözler söylenmiş ve yapılmayan davranışlar yapılmış öyle bir içinizi acıtmışki geçen onca güne lanet etmişsiniz.
Hep kendinizi sorgulamışsınız sizden mi yoksa ondan mı kaynaklanıyor diye.
Onu, yaptıklarınızı, kendi iyi niyetinizi düşündükçe her gün biraz daha biraz daha kendinizi yiyip bitirmişsiniz.Ama yinede onun bunca yaptıklarından sonra ona kin tutmamışsınız.
Sizde onun gibi davranarak onun seviyesine düşmemişsiniz.Siz kişilik değiştirmeden eskisi gibi kalıp bir gün onun hatasını anlayacağını düşünerek size geri döneceğini beklemişsiniz.
İşte gerçek insan ve tek kişilik bu.Saflık, masumiyet, nezaket, kendin gibi olmak bu.
Herkes böyle olursa dünyada çok kişilikli insanlar, küslükler, düşmanlıklar, suistimaller, bencillikler hiç kalmayacaktır.
Lütfen ya olduğunuz gibi görünün yada göründüğünüz gibi olun.Öyle iki yüzlü olmayın resimdeki gibi.İnsanları kandırmayın.Unutmayın başkasını kandıran aslında kendini kandırır.
Siz onun size ihtiyacı olduğu anda hep onun yanında olmuşsunuz ve kendi kendinize sevinmişsiniz böyle bir kişiyle bir arada olduğunuz için.Sonra işler birden değişmiş sizin onun desteğine, ilgisine ihtiyacınız olmuş işte o anda dost bildiğiniz kişinin gerçek yüzü ortaya çıkmış.Söylenmeyen sözler söylenmiş ve yapılmayan davranışlar yapılmış öyle bir içinizi acıtmışki geçen onca güne lanet etmişsiniz.Hep kendinizi sorgulamışsınız sizden mi yoksa ondan mı kaynaklanıyor diye.
Çok sık karşılaşıyoruz bu durumlarla.. Ama napalım hayatta onlar da var..
Ve her ne kadar çok yüzlü olsalar da mutlaka bir gün bir yerden açık veriyorlar..
Bu dünyada olmazsa öbür dünyada belalarını bulurlar mutlaka..
Bir nasıhat edeyim ilerde yanmayasın
Her yüzüne güleni dostumdur sanmayasın
Bukalemun mavi mi? şekline kanmayasın
İşi gücü hep boyar rengini arar bulur
Yasadiginiz an icerisinde hepimizin etrafinda böylesi insanlar mevcut..
Maskeler o kadar cok ki nezaket olgunluk agirbaslilik ciddiyet hassaslik vs vs birini tak birini cikar...
Ve ne aci ki insanoglu dogal olan halini mizacini terkedip bugün hangi maskemi taksam düsüncesinde ne yazik ki..
M.Akif Ersoy demis ki bir gün dostlarina;iki yüzlüleri sever oldum.Onu yakindan taniyan dostlari sasirmislar bu lafina.. Ve onun üzerine M.Akif Ersoy demiski;"Cok yüzlüleri görünce, iki yüzlüleri sever oldum"...
Hayat boyu icten samimi olabilmek ve icten samimi insanlarla karsilasmak dilegiyle...
maske ile iki yüzlülük aynı şey midirMaske ile ikiyüzlülüğü aynı anlamda kullananlar olmuşsa da aslında bu ikisi bir birinden çoğu yerde ayrılırlar. Jung'un "Persona" adını verdiği maske, toplumsal hayatın düzeninde oldukça önemli bir yere sahiptir. Aşırı derecede kullanılmadığında, uyum ve düzen için, toplumsal normlar ve gelenekler için gereklidir.
Evet, her maske İkiyüzlülük anlamına gelmez. Mesela statü ve rollerden kaynaklanan maskeler ikiyüzlülük değildir; bilakis yapılması gereken görevin getirdiği normal bir davranıştır. Buradaki maskelerde herhangi bir sorun yoktur.
Şöyle ki; bir mezar bekçisi ne kadar mutlu olursa olsun, ölen bir insanın cenaze merasiminde maske takıp mutluluğunu gizlemek zorundadır. Bilir ki o statünün görevi hüzünlü görünmektir. Sadece bekçinin değil oradaki tüm insanların o anki rolleri bunu gerektirir.
Bir cenazede gülen bir insan gördünüz mü hiç? Oysaki oradaki çoğu insan hüzünlenmemiştir bile. İnsan, hayatının en mutlu günü bile olsa cenaze merasiminde maske takmak zorundadır. Maske takmadığında toplum tarafından dışlanacağını ya da "Sorunlu biri olarak atfedileceğini" bilmelidir.
Yahut şöyle diyelim: Bir evlilik töreninde herkes gülüp eğlenirken; siz asık bir suratla, somurtarak orada bir mahkeme duvarını andırırsanız durumunuz ne olur? Bu nedenle maske, bir insanın yaşamını devam ettirebilmesi için, toplumla uyumlu bir hayat yaşayabilmesi için çoğu yerde gereklidir.
Kişi kendi benliğini kaybetmediği, kendi özüyle yabancılaşmadığı müddetçe maske işlevini sürdürmelidir; fakat bu durum dengede tutulmalıdır. Kişi toplumla sorun yaşamamak için kendinden uzaklaşmamalıdır. Toplumla uyum içinde olayım derken; kendi benliğiyle uyumsuz bir vaziyete düşmemelidir.
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme; yoksa değersiz olan hep
sen olursun.
iki yüzlü insanlarAslında yüzümüze her gülenin dost olmadığını biliyoruz, bazen düşünmüyor değilim.
Bu insanlar neden yüzümüze gülüp arkamızdan bin bir çeşit laf sayıp söylüyor diye..
Anlattıkları konularla senin yaptığın hataların arasında dağlar kadar farkın olduğunu hiç bir insana anlatamıyorsun çünkü.
Çevrendeki insanlar zaten seni yönlendiriyor (ikiyüzlü kullar) hayatta hep başarmayı gülmeyi dilediğim sürece mutlaka birileri bir yandan çıkıp geliyor.
Senin hakkında böyle bir şey duydum dediği zaman yine içimden söylüyorum sessizce kim bilir yine ne..
Dediler yine ne anlattılar diye. Karalamışlar atmışlar tutmuşlar hâlbuki anlattıkları benim yaşadıklarımın 1000 katı hâlbuki.
Bunların yalan olduğunu kimse bilmiyor ya da bilmek istemiyor onlarda kendilerini kaptırmışlar bir gemide gidiyorlar.
Atıp tutuyorlar. Hayatı öğrenmeye başlamışken yaşama amacımı öğrenmeye çalışmışken kahrolası ikiyüzlü insanların yüzünden ..
Her geçen gün hayattan biraz daha bıkıyor biraz daha nefret ediyorum. İnsanları anlamakta güçlük çektiğim şu günlerde.
Kendimi bildiğim halde bende bu atılan yalanlara inanmaya başladım.
Hiç yapmadığım bir konu hakkında dahi arkamdan atıp tutan insanlara az da olsa burada bu içimdeki kelimeleri dökmekten çok memnun olduğumu bu ikiyüzlü insanlara haykırmak..
iki yüzlü insanlar için söylenecek sözlerBir konu hakkında hazırlıksız sorguya çekildiğimizde, aklımıza gelen ilk düşünce çoğu zaman bizim kendi düşüncemiz değildir; Ama bizim sınıfımıza, konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir düşüncedir sadece.
Öz düşünceler pek ender olarak su yüzüne çıkarlar.
İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir.
Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür.
Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır.
Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişliktir.