ilk ihbarını gözlerin yapmıştı ihanetinin
sonra ellerin
sonra sözlerin
uzak diyarlara savruldum rüzgarınla
savrulduğum da sendin
güz sonrası gazele dönen dudaklarımı
bahara hasret bıraktın
yalnızlığımı içiyorum sana inat her gece
ve her kadehte gururum sarhoş ediyor beni
görmüyosun
suskun yüreğim
sağanak yağmurlara gebe
fırtına öncesi alçalan bulutlar gibi güne düşüyorum
gözlerimde çakan şimşekler kıyametin habercisi
bilmiyorsun
hep suçüstü yakalıyorsun beni
bileklerimde kanımın sıcaklığını hissedemiyorum
sımsıkı sarılman sanki bir tehdit
beni yaşatmak adına
şiirlerime yaslıyorum
yorgun bedenimi
düşlerimden düşeceğim korkusu ile
bir namludan çıkan kurşun soğukluğunda
kelimeler biriktiriyorum cebimde
hepsi sana
bir düşün ardından yıkılıyor gövdem
yaşlı bir çınar gibi devriliyorum
keşkelerim ağırlaştıkça
düş izlerimi siliyorum nefesimle
benden bir iz kalmasın sende
düşlerimi unut
kokumu unut
dokunuşumu unut
buselerimi unut
gülüşümü unut
dünü unut
bu günü unut
yarın ben yokum
beni unut!
en çok kanattığın yerden susuyorum sana
yüreğimden
kalmadı bu sevdaya dair içimde
ne bir düş
ne de küçücük bir umut