Hz. Şems-i Tebrizi anlatıyor:
"Henüz erginlik çağına girmemiştim. Aşk deryasına daldım mı, 30-40 gün hiçbir şey yiyemezdim; istekten kesilirdim, günlerce açlığa susuzluğa katlanırdım.Bir gün babam bana çıkıştı:'Oğlum, dedi, ben senin bu halinden bir şey anlamıyorum; bunun sonu nereye varacak? Bu davranışlar seni felâkete götürecek.'
Ben ona şu cevabı verdim: Baba! Seninle benim babalık ve evlâtlık ilişkimiz neye benzer bilir misin? Bir tavuğun altına tavuk yumurtalarıyla karışık bir de kaz yumurtası koymuşlar.
Vakti gelip de civcivler çıktığı zaman bunlar hep birlikte analarının arkasına düşer giderler, yolda bir göl kenarına rastlarlar. Kaz yumurtasından çıkan civciv hemen kendisini suya atar, bunu gören ana tavuk, eyvah yavrum boğulacak der. Çırpınmaya başlar. Halbuki kaz yavrusu neşe içinde suda yüzmektedir. İşte seninle benim aramdaki fark da böyledir."
Aşk
Aşkı ne bilirdim ki!,
Aşk beni bir tarafa atmakmış.
Her an O'nun ile dolup taşmakmış.
Aşk "La ilahe illallah"ın eri olmakmış,
Hakikat esrarının nurlu havuzunda yıkanmakmış.
Aşk Sırrın sırrına ermek için Sırra köle olmakmış.
Allah, ne alırsa onun karşılığını verir. Veliler bu sebeple O'na itiraz etmezler.
Bağını mı yaktı? Sana bir bağ dolusu üzüm ihsan eder; yas içinde neşe verir.
O, elsiz çolağa el verir. Gamlara maden olan kişiye neşeli, sarhoş bir gönül bağışlar.
Allah bize yardım etmek dilerse, bize yalvarmak ve münacatta bulunmak meylini verir.
Hz. Said İbni Amir Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Ehl-i Cennet kadınlardan bir kadın yeryüzüne baksa, onun misk kokusuyla yeryüzü dolardı ve yüzünün nuru, güneş ve ayın ışığını bastırırdı.
Hz. Said İbni Amir Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Ehl-i Cennet kadınlardan bir kadın yeryüzüne baksa, onun misk kokusuyla yeryüzü dolardı ve yüzünün nuru, güneş ve ayın ışığını bastırırdı.
'' Ah! dilim... Söylediklerin yüzünden kalpler dilim dilim,
Söyleyemediklerin yüzünden de kalbim...
Ah dilim! Bin parçaya bölseler sözü dilim dilim,
Bir parça düşmez payıma, sevgiliden yana benim gibi kısmetsizin bilirim.
Ah dilim! Ne sen söyle... Ne de eller bilsin,
Velevki ben de bileyim.
Bu yolu takip et, dosdoğru git, menzile varırsın.
Sus dilim... ''
z. Nuvas İbni Şem'an Radiyallahu Anhtan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
"Hiçbir kalb yoktur ki, Rahman'ın parmaklarından iki parmak arasında asılı olmasın. Allah dilerse onu sabit kılar, dilerse kaydırır. Mizan da Rahmanın elindedir. Kıyamet gününde Allah isterse, onu bir takım kavimlere ağır getirir, diğerlerine hafifletir."