Sanat

Son güncelleme: 17.12.2010 21:03
  • Sanat; bir duygu veya düşüncenin maddi bir malzemeden veya sesten, sözden faydalanmak suretiyle heyecan ve hayranlık uyandıracak şekilde ifadesidir. Bir sanat eserinde dört unsur dikkat çeker:

    1.Bir duygu veya bir düşünce. Bu, sanat eserinin subjektif ve manevi unsurudur.
    2.Plastik malzeme veya ses-söz. Bu madde maddi veya zihni olsun, eserin objektif unsurunu teşkil eder. Sanatkâr, duygu ve düşüncesini bu malzeme ile ortaya koyacaktır.
    3.İfade. Sanat eserini meydana getiren asıl faaliyet budur. Gerek birinci gerekse ikinci unsur, her zaman ve herkes için kolayca bulunabilecek cinsten oldukları halde ifadenin mükemmeliyeti sanatkâra has bir üstünlük, bir deha gösterir. İfade, duygu ve düşüncenin sanatkârane sentezidir.
    4.Heyecan ve hayranlık uyandıracak şekil. Normalde, önceden belirtilen üç unsurla, sanat eseri tamamlanmıştır. Bu son unsur, sadece karşıdaki insanın bu eserden etkilenmesidir[1].


    Yukarıda sıraladığımız unsurlar, bir sanat dalı olan edebiyat için de geçerlidir. Edebiyat kelimesi köken bakımından Arapça edeb kelimesinden gelmektedir. İyi huy, ahlak anlamlarına gelen edeb kelimesinin dilimize geçişi çok eskilere dayanır. Edeb kelimesinin Arap dili tarihinde farklı dönemlerde farklı anlamları mevcuttur. Kelimenin bilinen ilk ve en eski anlamı davet, özellikle yemeğe davettir. Kısaca iyi ahlak diyebileceğimiz bir anlam kazanmıştır. Daha sonraki devirlerde edebiyat kelimesinin dilimizde kazandığı altı farklı anlam şöyledir:

    1- Ahlaki bir mana

    2- Dille ilgili bilgiler ve kurallar

    3- Güzel yazma konuşma sanatı ve onun eğitim ve öğretimi

    4- Dille yapılan güzel sanat dalı

    5- Belli bir konu, saha ile ilgili yazılar, makaleler veya eserlerin toplamı

    6- Lüzumsuz yere sözü uzatmak, boş söz söylemek, sanat yapıyormuş edası içinde konuşmak.

    Edebiyatın bir sanat dalı olmasına rağmen diğer sanat dallarından farklı yönleri de mevcuttur. Edebiyat; eserini seyircisiyle doğrudan doğruya temas ettirebilen tek sanattır[2]. Diğer sanat eserleri "bir" tanedir ve o sanat eseriyle de çok az insan temas edebilir. Oysa bir edebiyat eseri, basılmış bir edebiyat eseri, çok daha fazla kişiyle buluşabilir.

    Modern çağa kadar edebiyat, Doğu ve Batı medeniyeti fark etmeksizin dini ve ahlaki bir temeli olan çalışma alanı olarak gelişimini sürdürmüştür. Aslına bakılırsa, bugün bile bu halesini üzerinden çıkarmış değildir.

    Yakın zamanlara gelindiğinde, edebiyatı tanımlamak biraz daha zorlaşmaktadır. Çünkü özellikle matbaanın keşfinden sonra, bütün dünyada edebiyat adına yazılmış yüz binlerce metin vardır. Bu metinleri edebi ve edebiyat dışı diye ayırmaya dönük kıstasların geliştirilip genelleştirilmesi kolay değildir. Genel olarak bakıldığında edebiyat, içinde yazarın, edebi eserin, edebi eser okuyucusunun, edebi eseri okuyucuya ulaştıran mekanizmaların, yazarın içinde yaşadığı toplumun, o toplumun biçimlendiği değerler bütününün de içerildiği ve edebiyat dünyası adını verdiğimiz geniş bir alana yayılmış olan faaliyetlerin hemen hepsini karşılayan bir kavramdır[3].

    Neleri edebi eser sayacağımız hakkında tartışmalıdır. Bunun için edebiyat kavramını diğer bilimlerden ayrıştırmak, sınırlamak gerekir. Sadık Tural'a göre edebiyat, malzemesi dil olan bir yaratma alanıdır. Dilin, en seçme kelimelerle ve diğer dil imkânlarını kullanarak ilgi ve heyecan duyacak şekilde özel bir yapı haline getirilmesine, edebiyat eseri denir. Aynı zamanda insana ait duyguyu, düşünceyi, hayali; ilişkilerle ortaya çıkan durumlar karşısındaki yorumları, tutumları, bir dilin imkânlarını en güzel şekilde kullanarak gerçekten olmuş gibi anlatma sanatına edebiyat sanatı diyoruz[4].

    Edebilik, doğrudan doğruya edebiyatla kavramıyla ilişkilidir. . Jakobson'a göre, "edebiyat biliminin konusu, edebiyat değil, edebiliktir, yani: Önümüzdeki eseri edebiyat eseri yapan şey." Jakobson, bir edebiyat eserini belirleyen temel nitelikleri şöyle sıralar: Dilin edebiliği, edebilik kaygısı ve estetik oluş[5].

    Mehmet Önal'a göre edebiyat sanatı; duygu, düşünce ve hayallerin, olayların, eşyanın vb. unsurların, heyecan uyandıracak tarzda, estetik bir biçimde ve orijinal bir şekilde, kelimelerle ifadesine dayanır. Edebi eser dediğimiz zaman, edebiyat sanatının bünyesinde oluşan, sanatçı-muhatap ilişkisini doğrudan doğruya kuran ve malzemesi kelimeler olan sanat eseri anlaşılır[6].

    Edebiyatın ne olduğu üzerine birçok açıklama ve tanımlamalar yapılmıştır. Bunlardan birkaçını sıralamak gerekirse;

    "Edebiyat üstüne düşünüyor, okuyorsunuz. Edebiyat bir söz mimarisi sizce. Edebiyat bir tutku olmuş, yazıyor, yazıyorsunuz. Ama yazınızın yaşantınızda bir karşılığı yok. Siz bir gölge edebiyatçısınız. Edebiyat bu değildir. Edebiyat şudur: Bir adam geliyor. Karnınıza bıçak saplıyor. Bağırıyorsunuz, bir iki sözcük. Bir adam duyuyor söylediğinizi. Ya da birkaç tanık. Ölüyorsunuz. Edebiyat budur."[7]

    "Edebiyat, bir halkın ahlak ve adatını Efkâr ve hissiyatını her türlü ahval ve etvar ve muamelat ve mahsulatını ekseriya yalancı bir lisan ile doğrucu olarak tarif ve tasvir eden külliyat-ı asardır."[8]

    "Edebiyat nedir, insanlığın var olabilmesi için çok yararlı, vazgeçilmesi kesinlikle imkânsız, en ciddi zanaatlardan biri belki de birincisidir. Edebiyat belki açlığı gideremez ama insana neden aç olduklarını, bu açlığı hangi yoldan hangi güçle yenebileceklerini gösterir; onlara davranma, atılma korkusuzluğu verir."[9]

    "Edebiyat, yazma sanatı ile ilgili kaidelerin bütünü ve uygulamada bu kaidelere uygun eserleri de içine alan disiplindir."[10]

    "Edebiyat, dil bahçesinde esen rüzgârdır. Yaprakları kımıldatır, bir fırtına olur, onu savurur, bütün bu kımıldanışlar, savruluşlar dil üzerindedir ve esaslı izler bırakır. İşte dil üzerinde bu muvakkat veya devamlı izler, yani duygu, duygu ile imtizaç etmiş fikir, bu ikisinin kendilerini ifade için sarıldıkları muhayyile tezahürleri, bunları harekete getiren ilk heyecanın dile akseden ahengi, edebiyat dediğimiz şeydir. Edebiyat, heyecan ile dilin izdivacından doğan bir bebektir."[11]

    "Sanatsal bir kaygıyla söylediğimiz ya da yazdığımız iki çift söz, yazın sanatının ta kendisidir"[12]

    "Edebiyat; hayatın yer yer çelişir görünen gerçeklerini idrak ettikten ve onların içinden birtakım ayıklamalar, seçmeler, değiştirmeler ve eklemeler yaptıktan sonra lisanın imkânlarından faydalanarak yeni bir bütünlük, özel bir yapı haline getirmek, seviyesi yüksek bir haberleşme vasıtası kılmak üzere yapılan çalışmaların sonunda ortaya konan kompozisyondur"[13]

    "Edebiyat, gönülle iç içe olmalıdır. Bu yönden bakıldığında edebiyat eserinde olması gereken bazı özellikler vardır. Edebiyat eseri; özden ve özlemli, özerk ve özverili, özge ve özümseyen, özgül ve özgün, özgür ve özenlidir."[14]

    Yukarıda verilen açıklama ve tanımlamalardan yola çıkılarak edebiyat eserinin dört ana unsuru olduğu sonucuna varılabilir. Bunlar; muhteva, dil, yapı ve üsluptur.
#17.12.2010 21:03 0 0 0