Kuyulardan bir sancı..Seni özlemek..Kemiklerinin inceliğine yaslanıp çocukluğuma köprüler kurmak...Avuçlarından iç denizlere göç etmek..En sonunda sende durmak..Saçlarının gölgesinde gökkuşağını tezahür etmek doyasıya..Sonra yaslanmak adının sığlığına..Sonra ellerimi göğsüme koyup gözlerinin sağnağında ıslanmak yıldız yıldız..Sonra arınmak harf harf..Sonra kıyılarında büyümek deniz saflığında..
Ben çiçek gibi taşımıyorum gögsümde aşkı
Ben aşkı gögsümde kurşun gibi taşıyorum
Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
Ben yaşamıyor gibi,yasamıyor gibi yaşıyorum
Ben aşkı gögsümde kurşun gibi taşıyorum
Bilmez ki kimse
Her sevgili gördüğümde neden suskunlaşırım...
Bilmez ki kimse
Her şarkıda ağlayacak bir köşe ararım...
Bilmez ki kimse
Adını her anışımda dudaklarım titrer solarım...
Ve bilmez ki kimse
Güzel gözlerini görebilmek için geri kalan ömrümü adarım.
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Bir aşka tutunmak istedim
Kapanacaktı hüzün dolu kapıların tamamı.
Ve ömrümün en derin kahkahası savuracaktım rüzgara
Rüzgar beni savuracaktı bense rüzgarı
Bir aşk ektim gönül tarlama
Her köşe başında da suladım solup gitmesin diye
Mutlu cümleler kurdum umutlu yürüyüşler buldum ve
huzurlu anlar aldım kendime
Sonra bir mesajla irkildim; Yalnızlığı seviyoruz belki de kim bilir?"
Ve koşmaya başladım yalnızlığıma
Aklıma kavuştum yeniden ve mutsuzdum artık
Lakin; tercihim bu değildi!...
Belki de bu yüzdendir ki; mantıksız olan aslında aşktı
Yine de mutlu bir aşk yazısı yazmalıydı
Ama kalemim yazmıyordu
Kim bilir; Belki de ustaların dediği gibiydi herşey;
Yani;Mutlu aşk olmuyordu
Zaman katilidir sinsicetakipte!!!
Keserken yürek kendi bileklerinizemheri de yalın ayak koşarken ruhlar
Kantere dönüşürken ten dekızgındır hep kumlar.
Gönül sonsuz bir çöldür artıkvaha'sı olmayan
Serapları ise başlarıkuma gömdürecek kadar ürkütücü
Ve..vuslat gecenin alacasında
Avazavaz çıktığı kadar susulan
Çığlıkçığlığa yutkunulan
Söylene bileceken içli türküdür.
Şimdi; AŞK
Kızgın kumlarındadelice koşarken
Tek ayak izine bile rastlanmayandır
Gözler ama...
Diller lal
Kulaklar sağır
Yusuf'unkör kuyularında çırpınmaktır
Sırtta heybe..içinde o'na hitaben tek şiirinceden bir kahır
Pahada hafif misaliyükte tonlarca ağır
Teşekkür ederim, çok derin cümleler kullanmışsınız, okuyanı uzaklara götürüyorsunuz. Ve tabiki bu sunum sanat eseri gibi... Elinize kalbinize sağlık... Allah(cc) gönlünüze zeval vermesin..
hepimizi birer everest e benzetirim ben baktığında zirvesini göremediğin ama karşında ihtişamıyla seni çeken,
yamacında kepezlerinde neler gizlenen,
hareli başında bulutlarıyla nasıl içlenen ,o ulu gövdenin içinde küçücük ,
narin bir yüreğin olduğu unutan biz insanlarız işte.
parça parça olsada gün geldiğinde üzerimdeki yaşamın karları
ben yinede dimdik dururum fırtınanın boranın karşısında
içimdeki volkanların taşmasını önlemek adına,
yamacımdaki konuçlanmış otağ kurmuş anılarımın
lavlarımdan zarar görmemesi adına.
dik tutarım hep başımı zirvemdeki soğukluğum yeter benim
bulutlarımın nemlenip ağlamasına.
teşekkür ederim,atılacaksın forumdan bak demedi deme bir bana yorum yapmaktan
ne alemsin sen hangi ara geliyorsun valla helal sana,turistleri kaçırcaksın sonun da
haberin olsun
açık söylemek gerekirse şimdilik 2 şiirinizi okudum ve bambaska yüreğinize sağlık diyorum.. diğer şiirlerinizide geniş bi zamanımda sindire sindire okumak istiyorum yüzeysellikten öte..