anılar mı ! yok başka türlüylü. kara deliğinde kaybolacaktı bir anda şuurum..anılar olsaydı keşke omzunda taşıdıkları.ne kadar kötü olabilirdi ki !. mırıldanır gibi yaptı ıslanan dudaklarından damlalar hızlıca aktı..belki de aklını işgal eden isim kırıntıları olmalı.hepsinden bir iz kalmış yüreğinde mutemadiyen titreyen..dizlerinin bağını çözen, ellerini yabancılaştıran bir meçhul gölge pusuda gözetlemekte sanki..kadın değil elbet; ya zaman yada mekandır ateşinde yanan.. gözler, bakanı yakacak kadar soğuk; etrafı devamlı kollayan bakışlar karanlık... adı konmamış yada konamamış bir ümitsizliğin bezginliğiyle aheste ve vurdum duymaz yürüyüşünü devam ettirdi. sıfatların yetersiz, zamirlerin yetim kaldığı bu adam, caddenin köşesinden döndüğünde bakışlarımın esaretinden kurtulmuştu.
Anlatabilmiş midir kendini dünyaya yada insanlık anlamaya çalışmış mıdır .kendi insanlığımı düşündüm soluksuzca. ölçüsü olmalı mı selam vermenin yada haklı mıyız aldatılma korkusuyla yıkılası duvarlar örmekte gülümsemeye. elimde soğuyan kahvenin kokusunu hatırladım.işte bunun gibiydi yaşamak da ; sıcaktı, yudumlarken içimi eritecek kadar da güzeldi . sadece nefes almak değildi yaşamak ; kahve gibi yalnızlığa itilmemeliydi yoksa sonrası hayatın özetiydi. zamanla soğuyordu hayat bizden ve çirkinleşiyordu tadı. Belki bugün olmayacak ya da yarın! Ancak o gün gelecek ve cezası da her sabah doğan güneş olacak hepimize.
Önüne bile bakamayan bu adam, zihnimin bulmacaları arasında yerini hak etmişti.
Halen aklımın bir köşesinden doğruca vicdanıma gezintiye çıktığını hissederim.
nasıl güzel,nasıl derindi çok teşekkürler,vurdu vesselam...