Ufuk Özlemlerime Engel Olamadım Gitmesi Olağan Dönmesi Muhtemel Sevgili

Son güncelleme: 02.08.2015 23:56
  • Bozmak değil yok avatarımı senin yaptığın resimle değiştirmeyi geçirdim içimden daha bir güzel duruyor sanki...
#01.10.2012 21:02 0 0 0
  • Olabilir yazısız olanı atayım link olarak istersen? :)
#01.10.2012 21:34 0 0 0
  • Harika tesekkur ederim..
#01.10.2012 22:58 0 0 0
  • Bazen gökyüzünde usulca süzülür yıldızlar, yüreğimin aydınlığı gibi yalpa yalpa...
    İçim tuhaf hüzünlere bulaştıkça anlıyorum çamurun tadını, mucizevi kaybedişini bütün aşkların...
    Olanca gücüyle kavuşunca bir kaç yaralı yaren, belki bizde bir gün diyemiyorum yinede...
    Öylesine umutsuzum yani, "umut" fakirin ekmeğidir ya...
    Ya birileri bizi kandırdı yalanlar söyledi, yada biz çok zenginiz, yada umut demek fakirlik olmuş bir işçinin ekmeğinde...
    Balta girmemiş orman kıvamında yalnızlığımız, kuş uçmaz konar bir dalına çalılıklarımızın...
    Ah benim zavallı kelime haznem, olanca sığınır deyimlere... Deyim yerindeyse ağlamaya yüz tutarım...
    Kaçar gidersinde bu ölümsüz aşktan, sığınağını terkeder gibi bombardımanın içinde...
    Utanırım... Bazen kendin için değilde başkası için utanmakda var kaderde...
    Sen gidersin ve ben utanırım tüm gücümle, kalbimde kanımdan kırmızı lekelerle dolanırım...
    Kimse görmez saklandığım uçurumdan, çünkü amaç uçuruma düşmemektir...
    Bu yüzdendir hiç merak edilmez düşülen uçurumların dibinde ne vardır diye...
    Ben bana yazdığın yalnızlığın notalarından dem vurmuşumun hayatın dibine...
    Ne gök ararım artık yıldızlar barınsın diye, ne bir heves...
    Birkaç saniyelik hayatımın sonsuz acısısın...
    Nereye baksam bir tutam nefret ve benim her zaman aşka bakmaktır niyetim...


    "ölüm koşmadı peşimizden bu sefer,
    gittiğimiz yol götürdü bizi,
    ve ben senin için girdim o yola,
    bir tutam ölümde bir tutam aşktın benim için..."

    Ufuk COSKUN
#02.10.2012 00:46 0 0 0
  • Bazen gökyüzünde usulca süzülür yıldızlar, yüreğimin aydınlığı gibi yalpa yalpa...
    İçim tuhaf hüzünlere bulaştıkça anlıyorum çamurun tadını, mucizevi kaybedişini bütün aşkların...

#03.10.2012 22:01 0 0 0
  • Çöl yakıp kavuruyor ayazımızı, güneşe hasretken nefret eder oluyoruz...
    Kimseye söyleyemediğimiz hüzünler duruyor lavabodaki aynanın yanında...
    Ecza dolabımızda yedek tuttuğumuz bir kaç anti deprasan kutusu...
    Hepsinin bir öyküsü var yazmaya kalksan, kelimeleri bu yüzden çok seviyorum...
    Anlat anlatabildiğin kadar, bazen birisinin dinlemesine gerek yoktur konuşmak için...
    Bazen iç sesinle konuşursun saatlerce...
    Özümsedim; tek tek seçtim hüzünlerimi aynanın yanından, yüzüme iliştirdim...
    Nasıl başlarsa öyle gelir gerisi farzettim, ağlamaklı bir adamı oynadım bu gün, kendim değidim...
    Yıllara meydan okuyan kalp ağrılarımı değiştirdim sonra, hüznüm yüzümde nasıl canlandıysa...
    Bu maskeleşmelerde yakışmıyor adam olan adama...
    Adam olmaya karar verdim, güldüm, anlattım, öğrendim, öğrettim...
    Güzel olanı sevdim, evet en çok güzel olanı sevdim, içimde güzelleştim...
    Güçlüydüm, mutluydum, sevmiştim ama içten içten çürüyordum...
    Kalbimi açmaya karar verdikten sonra deniz,güneş ve insanlarda değişti...
    Artık maskem de yoktu, çırılçıplak kalıverdim birkaç bin kişinin ortasında...
    Herkes saklandığı maskelerin ardından gülüyorlardı bana...
    Yenildim, üzüldüm, hüzünlü birkaç maske daha aldım kendime...
    Lavabonun yanında ki maskelerin yanına koydum...
    Her gün bir maske takarak geziyordum bu şehirin caddelerinde...
    Artık garantiye aldım kendimi...
    Antidepresanları ikiye katladığım gibi...
    Her gün evden çıkarken yedek bir maske daha koydum cebime...
    Tıpkı en sevdiklerim gibi...
    Tıpkı herkes gibi...

    Ufuk COSKUN
#03.10.2012 23:49 0 0 0
  • Bir gül kondursam masum dudaklarına, bir çiçek açsam, bir tomurcuk olsam kalbinde...
    Yüreğin; ah o yüreğin kaygan olmasa buz kütlesi gibi ve ben tutunmak için kırmasam zincirlerimi...
    Yokluğunla sınamasan her an beni, kendinle tehdit etmesen amaçsız bir cinayet gibi...
    Çalıp kaçmasan çocukluğumun en sevdiğim oyuncağını, geri vermen için yalvarmasam gözlerimle ağlayarak...
    Ah kadınım, ben sen olmasan daha mutlu olabileceğimi düşünmesem, ama gidişinle yokolacağımı bilmesem...
    Uzatmasan bu kelimeleri birbirine sokmasan bu kadar ve ah ben seni bir kerecik anlayabilsem...
    Yorgun düşmesem hayattan bu kadar ve bu yorgunluğun sebebi olmasan bir kere...
    Bir kere ağlatmasan kalbimi gideceğin korkusuyla ve bu zavallı ruh teslimiyeti bu kadar çabuk kabul etmese...
    ...
    Bitirmek için hep yeniden başlmasan bir kerecik de bitmeden tekrar tekrar başlasa....

    Ufuk
#06.10.2012 22:26 0 0 0
  • Ben hiç çocuk olmamışım meğer; şimdi anlıyorum...
    Burnumda tütüyor bahtımın balta girmemiş çaresizliği...
    Üzülecek bir yanım yok gülleri solmuş bahçemde...
    Bir yanım ölesiye yorgun, bir yanım bir kelebek aşkınla...
    Zillerine basıp kaçıyorum kalbimin zindanlarının...
    Aşk olanca aşk deliyürek çocukluğumda...

    Ben hiç çocuk olmamışım meğer...
    Karabasan geceler kapımda ve çoğu günün ortasında...
    Cebimde filizleri açmış birkaç kuruş cep harçlığımın...
    En sevdiğime en ucuz çikolatasını alıyorum köşedeki bakkaldan...
    Ekonomi yapıyorum üç kuruşumla, kalanıyla ödülüm bir gazoz....
    Kalanı içimde erimiş bir dondurma kıvamında aşkınla...

    Ben hiçmi çocuk olmamışım ne...
    Şiirlerin tadı yok artık kalemimin ucunda...
    Kelebekleri sayarak geçmiş yol kenarındaki bu parkta...
    Kıvılcımlardan aşk şarkıları dizmişim ne demek olduğunu anlamadan...
    İçimde büyütmüşüm kendimide pek sevmemişim büyümeyi...
    En korkusuz yalanlarımda çocuk olmuşum bir sonbaharın ortasında....

    Ben hiçli bir çocuk olmuşum ilk defa...
    Yamacında gönlümün uzanmışsın sen olanca varlığınla...
    En çok yeri sen kaplamışsın ilkokul defterimin en arka sayfasında...
    Sıralara en çok senin adını kazımışım, kalemtraşımın bıçağıyla...
    İlk defa çocukmuşum gibi ve ilk defa bir kadar sorumsuz kendi ruhuma...

    Ben hiç çocukmu olmamışım aslında....
    Yeniden başladığım defterimin ilk kelimesini nasıl denk getirememişim adınla...
    Kokulu silgim de en çok senin kokun varmış, en üzücüsü senin gitmenmiş...
    Ders ortasında dışarıdaki bir martıyı bu kadarmı çok severmiş insan...
    Bu çocuksu aşkta ama seninle aynı yaşta....
    Yaşama vurmuşsun da kendini, çocuk hep çocuk kalmış varlığının dayanılmaz mucizesinde...

    Benmi hiç çocuk olmamışım yoksa...
    Yoksa çocukmu hiç ben değildim...
    Bir hiçliğe doğmuş bir çocukmuşumda...
    Seni aramaya büyümüşüm bu kahpe dünyada....

    Ufuk COŞKUN
#03.11.2012 00:59 0 0 0
  • BİR TERKEDİŞİN FİHRİSTİ...

    Gittiğin yollar önce sadece hasrettir...
    Cevapsız aramalarımın bir kafiyesi sanki...
    Bir gün gideceğini bile bile beni sana vermektir yolların...
    Büyüdükçe içimde kendine yer bulamamak...
    Gittiğin yollar sonra ayrılık olur...
    Özlemeye utanırım cevabını alamadığım için mesajlarımın...
    Ahizenin diğer tarafında durursun;
    Ve ben anlayamam mutsuzluğunun vazgeçilmez çekiciliğini...
    Gittiğin yollar sen olur sonra...
    İçimde telafisiz bir son dakika golü gibi olursun...
    Maç bitmemiştir de umudum bitmiştir...
    Kül kedisi masallarında olmak istersin...
    Sen rapunzel belki ben hansel greter artık hangisi erkekse....
    Gittiğin yollar yok olur sonra...
    Bir süre kestiremem neden nerden gittiğini...
    İçimde karşılıksız bir duygu belki aşk dediğim...
    Hücrelerimde sokak lambaları, tek başına bir sen adımlarsın caddelerimi...
    Sana şiir yazmakta varmış içime atığ en güzel özlemimi...
    Ki keşke bir anlamı olmasaydı kelimelerin de bende yazmasaydım...
    Gittiğin yollar bir gün sadece yol olur...
    Öznesi çürütülmüş, delilleri karartılmış bir aşkn "seni seviyorum" larında...
    İçimde bir boşluk geride bıraktığın bana...
    İnsanlık için küçük bizim için büyük bir kasırga...
    İlk ve son yazdığımdır son söylediğimdir bunlar sana...
    Gittiğin yollar ben olurum daha...
    Üstüme basıp çiğnemeye kıyamadığın...
    Bir peri gibi bulutlarımda geçtiğin dünyamda....

    Ufuk
#03.11.2012 11:01 0 0 0
  • Tutmaya çalışşamda tutamıyorum bu ömürü...
    Hep bir yalnızlığa mehil ediyor...
    Adını ilk duyduğumdan beri hasretin...
    İçimdeki köprüleri yakıyorum eskiye doğru...

    Her gidiş beni götürüyor yanında...
    Giden bende olsam yanımda götürüyorum terkettiklerimi...
    Maziyi silemiyorsun silermiş gibi gözyaşlarını...
    Her gidiş bir ölüm merasimi bırakıyor ardında dualarla...

    Geçmişin kapısına vurduğum her kilit gönlümde ağırlaşıyor...
    Çocuksu bir gülüşüne kanıyorsum telefonun ucunda...
    Bekliyorum olursun diye bir gün yanımda...
    Ama her defasında bu rüzgar kokunu taşıyorda...
    Yollar seni getiremiyor sevdamızın ikliminde...

    Yağmur hüznün gibi doluyor içime...
    Kaçsam kendimden gitsem bilmediğim bir yere...
    Yalnızlık korkutuyor sonra birden...
    Geçmişten bu güne biriktirdiğim göz nurum dostluksuzlarım korkutuyor beni...

    Dilimde öyle duruyorsun, adını söylesem sesim çıkmaz biliyorum...
    Ne söylesem bir lal bir serzeniş fısıltılarla...
    Nefesim gibi içime çekiyorumda seni...
    Mahremi kahpe kelimelerle dökemiyorum çıkaramıyorum içimden...

    Hala ben sensizim işte, sen kimsen artık...
    Böyle herkesi sen zannediyorum, kanıyorum, alıyorum ruhumun derin odalarına...
    Ten desen aynı ten, ve kokusu aynı koku...
    Hepsi hepsi gibi birşey farketmiyor... Herkes herkes gibi...
    Ya da ben değişemiyorum ruhumu açtığımdan beri karanlık odalarıma...

    Hala saklıyorum nedenini bilmediğim bu boşluğu...
    Odam sensizliğe bürünüyor ve ben çareyi boşluğa sarılmakta buluyorum....
    Her kimsen artık gelsen ve beni kurtarsan bu üç kuruşluk makyajlı, maskeli sevdalardan...
    Ah bir bilsen ne çok yordular beni ne çok yıprattılar...
    Ben sevmeye hazırım seni yeniden.... Peki ya sen hazırmısın vazgeçmeye kendinden....
#01.12.2012 00:46 0 0 0
  • Gitgide gizleniyorum kendime...
    İçten içe içine saklanıyorum yaşadığım anılarımın...
    Gözüm gözüne deyse sevdamın acıyor yakıyor canımı...
    Artık gözlerimi saklıyorum nereye varacağını bilemediğim tanımsız aşklardan...

    Gitgide körleşiyorum hayata...
    Bir uçurtma çocukluğumdan bir hatıra...
    Elim eline deyse sancıyor ruhumun esrarengiz karartıları...
    Artık elim cebimde deymiyorum çoktan vazgeçtiğim tutuşmalarıma...

    Gitgide kayboluyor dokum...
    Geleceğe boş bir bakış bırakıyorum sadece...
    Tenim tenime deyse soyuluyor dökülüyor delikanlı günlerim...
    Artık tenimi boyuyorum dokunmayı lanetliyor içimdeki fırtınam...

    Gitgide çöküyor ruhum...
    İzinde saklı her bir umut, sevda belki aşk...
    Ruhuma bir es versem vazgeçiyorsun beni sevmekten...
    Artık ruhumu gömüyorum her sabah evden çıkarken bahçemdeki güllerin dibine...

    Yazık umutsuzca seviyorum...
    Umudum olsa yanımda olurdun belkide...
    Belki de bu hüzün durmazdı kocaman aynada...
    Ve ben ardından silmezdim koca bir adamın mahrem gözyaşlarını....
    Korkuyorum!
    Mecbur saklıyorum beni ben yapan isterik tutkularımı...
    Gönlümde kasırgalar ve belki kıyamet...
    Soluyorsun bir gül gibi köklerinin yanında duran ruhuma rağmen...
    Elime elin değse ve ben kaybolsam senli geçmişte...

    Ufuk COSKUN
#07.12.2012 03:42 0 0 0
  • Hasretin sarıyor gecenin bir vakti başımı...
    Yüreğimde sancılar, sabah edemiyorum...
    Duydumki başkasına değiyormuş gözlerin...
    Ellerini başka biri tutuyormuş neyleyim...
    Aldatıyormuşsun beni hala...
    İçimde yaralar açmaya devam ediyormuşsun...
    Ben bu lanet şehirde seni unuttum diye yalan söylüyormuşum...
    Yalanmış aşk dediğin sevda yalanmış...
    Bir öpüşle, bir gülüşünle almışlar seni benden...
    Ah ben daha çekeceğimi çekmemişim...
    Duydumki unutmuşsun sen çoktan...
    Kırılı vermiş bahtımın narin aynası...
    Yüzüme bakamamışım gittikten sonra...
    Hey be sevdiğim ne çok zaman çürütmüşüz aşkımızın yollarında...
    Ne çok gün ağarmış hasretimizin kollarında...
    Var git işte, belki istediğini şimdi bulmuşsundur...
    Yüreğim kavruk ağzım yüzüm ağlamaklı...
    Var git peri...
    Ama yemin ederim ki bende seni unutacağım bir gün...
    Bir gün resimlerini bile yok edeceğim...
    Adı sanı kalmayacak sevdamın en ufak zerresinin bile...
    Senden vazgeçerek bir kez de ben senden alacağım bu intikamı...
    Lanet olsun o gözlerini içime taşıyan şeytana...
    Lanet olsun sevmesini bilip unutmasını bir türlü beceremeyen aşkıma...
    Lanet bana...
#10.12.2012 00:04 0 0 0
  • Kimin kimi terkettiginin aslinda pek bir önemi yok. . .
    Eger Cok sevilirken gitmissen kimin kaybettiği tartisilir.
    Unutmama li,Efsane Asklar Tarif-i Mümkün olmayan derin yaralar Birakir
    Ama aciya da bir sekilde alisilir.

    Oysa ömrün agrilarini dindirecek tek bir sevilen vardir fakat gitmistir..
    Gitmisligiyle beraberinde bir yüregi tüketmistir . .
    Sonrasinda mi biraz sitem biraz hüzün birazda aciyla yogrulmus öfkeler..
    Ya Sonra. . .


    Bu dizeleri yazan gönül Lanet okunmayi haketmiyor..
    Bir kusurum oldu ise affola. . .


    Yüreginize kaleminize saglik. . .
#10.12.2012 16:41 0 0 0
  • Her ne kadar kızsamda sana!
    İçimde bana yaşattığın bu hazin gerçekliğe doyamıyorum...
    Aslında hep hayalciydim ben ve sen bu çekip gidişlerinle bana gerçeği hatırlatıp dururdun...
    Ben çoktan tüm kalbimle tüm samimiyetimle önüne sererken yüreğimi...
    Sen bilindik bir tebessümle, bilindik bir gururla karşımda durur yüzüme bakardın...
    Delirmiş olmalıydım, onca zamana rağmen seni daha tanımıyordum...
    Yani bazen tanıdığım seni tanımlayamıyordum...
    Diz çöküp önünde tüm sevgimi sana vermek sana asla yetmiyordu...
    Gözlerinin içine yersiz yurtsuz bir dilenci gibi aşk dilenerek baktım onca zaman...
    Ve sen bir prenses kibiriyle bastın üzerine sana açtığım duyguların...
    Sanırım delirmiştim... Bekledim yine de... Sadece sevmekle kalmadım da bağlandım...
    Masum ve çirkin yalanlar söyledim sana, bir şekilde karşılığı olmalıydı bu kibirinin...
    Kendimce cezalandırdım seni ve kendimi...
    Sevmekten korkarak büyütmüşler seni, çok seversen çok ezilirsin demişler...
    Evet sen bu seferde az sevdin ve üstüne bastın önünde duran koca hayatın...
    O kahpe özgürlüğün, o herkese dağıtmak için heveslendiğin kalbi sadece bana veremezdin elbet...
    Koca ömür bir tek sevgiyle geçermiydi dersin...
    Yanımda olduğunda gözlerimizi gözlerimizden alamazdık...
    Mahçup bir gamze kondururdun dudaklarının kenarına...
    Seni böyle bakarak sevmek dünyanın en anlamlı haliydi...
    Hep tutunmaya çalıştığım bu dünyada tutunacak iki küçük çukur bulmuştum dudaklarının kenarında...
    Hayat şimdi hayattı işte...
    Hep soruyordun bana neden beni sevdin diye...
    Sana dünyanın en güzel kızı ile birlikteyim derdim; inanmazdın...
    Bunu nasıl anlatabilirdim ki sana...
    Milyonlarca kadınla sevişsem dudaklarının kenarındaki bir tek gamzeye kondurduğum öpücüğü veremezler bana...
    Milyonlarca kadınla göz göze bakışsam aradığım tek şey senin bakışlarından bir parça olurdu...
    Kendimi olanca deliliğimle vermişken sana işte ispatı dünyanın en güzel kızı...
    Bana her meydan okuyuşunda kendi kendime isyan edip dururdum...
    Seni seviyorsam her şeyinle sevmem gerekiyordu...
    Umursamazlığınla, yalancılığınla, her an gidecekmiş gibi durmanla sevmeliydim...
    Sanırım ben seni sevmedim, sende gördüğüm bir kaç güzel şeyin üzerine biraz kurgu yapmış olmalıyım...
    Ve bu kurgu gerçekleşmeyince hayal kırıklıklarım ve öfkem...

    Şimdi bakıyorumda aradan çok az zaman geçmiş gibi ama yıllar olmuş...
    Ben seni hep seveceğim dünyanın en güzel kızı...
    Ben seni her kadında arayacağım, gözlerini, saçlarını ve dudaklarının kenarındaki gamzeleri...
    Kimse sen olmayacak kadar şanssız...
    Ve sen bu şansı haketmeyecek kadar gururlusun bahtımın vazgeçilmez gamzeli perisi...
    Sen sürgün yerim benim ve bense senin aşkının delisi...

    Ufuk
#11.12.2012 01:02 0 0 0
  • Bu bende duran sancıların, hayatın bana oynadığı korkusuz bir oyunun perdesiz perdesi gibi...
    Yaşamak yalnız ve hazin bir çocukluk masalı, geçen yıllar ızdıraplı ve yokoluşlu...
    Nasıl seviyorsam beklemeyi kıyameti işte öyle seviyorum seni beklemeyi..
    Bir gün çıkıp gelme ihtimalindir yaşamamın gayri ihtiyari sebebi...
    Yaşamak seni beklemekten başka ne demek olabilirdiki başka...
    Ölümsüz meleklerin gökyüzünden söylediği hüzünlü şarkılar gibi...
    Her notada bir hicaz aşkına dair ve bir kayboluş melodilerin arasında gözlerini ararken...
    Hayatın her karesine nasılda yakışıyorsun nazlı güzel...
    Nasıl bir ipucu bırakıyorsun arkandan yarım yamalak...
    Bense meraklı bir çocuk her adımda seni çözmek için çabalıyorum amansızca...
    Kan ter içinde uykularımdan hala uyanmıyormuyum sanıyorsun, yanılıyorsun...
    Ne zaman seni rüyamda görsem gerçekliğini sorgulamak için ve gözlerimi açabilmek için çırpınıyorum...
    Tel tel işlemişsin her nefesinde aşkını ruhuna, ben çözemiyorum...
    Aşkın hayatı kayganlaştırıyor, tutunacak birşeyler arıyorum sürekli...
    İçimde ezilen yarım kalan yanım sürüklüyor beni gözlerindeki uçurumdan aşağı...
    Ve beni hayata tutunmaya sevk eden tek şey "bir gün dönme ihtimalin"...
    Ve ben her zaman dönüşüne hazır olmak zorundayım...
    Bu yüzden ayrılırken ağlamadım, kahrolmadım...
    Bu yüzden yasını tutmadım aylarca...
    Giderken beni bıraktığın halde bekleyemem seni sevgilim...
    Bir gün dönersen karşında aynı adamı bul diye bunca çabam...
    Bir gün yine aynı bana dön diye yüzümdeki gülüşlerle kalbimin kapısını ağzına kadar açmam....
    Nasıl olacak bilmiyorum ama bildiğim tek şey bir gün mutlaka döneceksin...
    Ve gönlünde acılarla beslenen bu adam yine dimdik adam gibi karşında hazır karşılayacak seni...
    Ey özlemlerine engel olamadığım dönmesi muhtemel sevgili...
    Zamanların durduğu ve hiç bir zaman eskimeyenlerin tutulduğu bir kavramda bekliyorum seni...
    Yolun yolum, aşkın hazin sonum olsun.... Her nefesim senin, varlığın kabrimde nurum olsun...

    Ufuk
#12.12.2012 00:30 0 0 0
  • Neyin habercisi bu yaşadıklarımız...
    İnsanlar kalabalıklarda karışmak için bu kadar çabalıyorken...
    Neyin acelesi bu...
    İklimlerimiz bile değişken oldu artık...
    Yüzüne değeceğimiz bir sevgilide kalmadı yüreğimizin en güzel köşesinde...
    Birşeylerden başka birşeylere kaçıyoruz...
    Kalabalıkların arasında kaybolmak için can atıyoruz...
    Kimden saklanıyoruz...
    Kendimizden tabiki...
    İstesek yapabileceklerimizden korkuyoruz...
    Büyük başarılar büyük aşklar korkutuyor gözümüzü...
    Hayata bir es versek belki göreceğiz gerçek berraklığını...
    Hep erken çıktığımız yollarımız bizi geç bırakıyor hayata...
    Neyin intikami bu yaşadıklarımız..
    Sevdiğimize fısıldamaya korkuyoruz iki kelime aşkı...
    Yüreğimizi çantamızda, cüzdanımızda taşıyoruz...
    Çünkü bizi kalbimizden yaralamak isteyenler yerini bilmesinler istiyoruz...
    Ama adi bir hırsız çalıyor cüzdanımızı, çantalarımızı...
    Yine acısını biz çekiyoruz...
    En son cüzdanım çalındığında ilan verdim makber habercisine...
    Hükmü yoktur kalbimin, heran herkesi sevebilir dedim...
    Ve yenisini sipariş ettim beton yüzlü kasaplardan...
    Param yetmedide kullanılmış aldım...
    Egoistten temiz kalp... hiç kullanılmamış süs eşyası gibi taşınmış sadece...
    Sonrada bu kadar umursamaz oldum sevgili...
    Eskiden senden ayrılmamak için bir milyon bahane arardım...
    Şimdi gidesin diye tek bir bahane bırakıyorum sana...
    Çünkü bana ait olmayan bir kalbin sevdiği kadından hayır yok bana...

    Ufuk
#12.12.2012 23:00 0 0 0
  • Bu üşüyen bedende bu güzel kalp... Adımlar anlamlarını sözlerimin teker teker...
    Yüklemlerimden hıncım vardır, gidişlerinin her biri birer birer ayıp...
    Gözlerindeki şu kahpe uçurum, düştüğümü düşlüyorum...
    Ah ve bedbaht bir yalnızlığa sürükleniyor bu varoluş...
    Listeleri kabarırken arkadaşlarımın, yalnızlaşıyorum...
    Anlamsızlıklarına anlamlar yüklemeye çalışıyorum gitmelerini...
    Bir gece yolcusu ellerini ısıtıyor yaktığı hayalleriyle...
    Gökyüzünden yağmur değil baht yağıyor, seçemiyoruz... Üstümüze damlıyor...
    Anlatamıyorum sen anlat ne demek bu yalancı rüyalar...
    Anlat bana aşk demek sen demek dedi bana bu rüya...
    Anlat sende çok söyledin aşk sendin bana güya...
    .....

    Issızlaşıyorum, yapamıyor bu hayat günsüz...
    Bir gül gibi kuruyor tenin tenimde...
    Yabancılaşıyoruz...
    Bir sabah kalktığında sen...
    Ve ben...
    Yalnızlığı çözeceğiz yanyana...
    ....

    Sus yine gözlerini yumma...
    Tek ışık kaynağım soğuk gözlerini kapatma sakın..
    Ruhun çoktan gitmiş...
    Gözlerindeki o küçük yıldız ısıtsın ellerimi...
    Tenin zaten sonbahardan bir yaprak gibi...
    Kurudukça kuruyor..
    Kurudukça çekiliyor kanı bende kalanların...
    ....

    Avucumda duruyor gözyaşın...
    Soğuk..
    Mutsuzluk güneşi dinlemiyor..
    En kalın hayallerimi giydim...
    Bana bakıyorsun..
    Ben üşüyorum...
    Üşüyorum...
    Anladım üşümek düşmekten bir adım ötede...
    Sen bana bakıyorsun...
    Düşüyorum...
    Düşüyorum...
    ...
    Ah bu allak bullak bende bıraktığın hissizlik...
    Ah bu kan revan teşekkürlerim...
    ....
    ..
    .

    Ufuk
#22.12.2012 03:31 0 0 0
  • Üstüme geliyor bu şehir, yollar kapalı... Kaçamıyorum...
    Seni görüyorum genç bir kızın yüzünde, gözlerinde aşkımdan bir eda...
    Utanıyorum ama yine de saklayamıyorum sanki seni bir milyon yıl öncesinden tanıyormuşum hissini...
    Yorgunum... Ağırlığına bel bağladığım dünyam...
    Sensiz aslında nasıl bir dünyamın olduğunu görüyorum...
    Sessiz uzanıyor hayalin yanımda... Sen yoksun....
    Odama bir sürü çiçek aldım sen yokken... Gelirsen sevinirsin diye...
    Sen çoktan kapatmışsın bir milyon yıllık bir tarihi yeni sayfalar hazırlamışsın kendine...
    Ben yalnız elini tutmadan yürütmezdim seni... Ellerin üşür bilirim...
#27.12.2012 22:29 0 0 0
  • Yüreğine güçlü duygularına sağlık, Ufuk kardeş.
#28.12.2012 03:13 0 0 0