Öğrendim...

Son güncelleme: 29.04.2011 10:39
  • ÖĞRENDİM İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim. Yapabileceğin tek şey sevilebilecek biri olmak; Gerisi onlara kalmış...İnsanları ne kadar düşünürsen düşün, Onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim. Güven elde edebilmek için yılların gerektiğini, Ama yok etmek için saniyelerin bile yettiğini öğrendim. Önemli olanın hayatındaki eşyaların değil, Hayattaki kişilerin olduğunu öğrendim. İnsanın ancak 15 dakika çekici olabildiğini, ondan sonra alışıldığını öğrendim. Kendimi karşılaştırmak için, başkalarının en iyi yaptıklarını değil, Kendimin en iyi yaptıklarını kıstas almam gerektiğini öğrendim. İnsanlar için olayların değil, onların daha önemli olduklarını öğrendim. Her ne kadar ince kesersen kes, Kestiğinin her zaman iki yüzü olacağını öğrendim. Sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini, Belki bu son defa, son görüşün olabileceğini öğrendim. Her ne kadar onu çok düşünsen de, Yine de gidebileceğini öğrendim. Kahramanların, yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun, Yapanlar olduğunu öğrendim. İnsanların seni hep hesapsız sevdiğini, Ama bunu nasıl göstereceklerini bilemediklerini öğrendim. Sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile, asla acımasız olmamam gerektiğini öğrendim. Gerçek dostluğun ve gerçek aşkın, aramızda uzak mesafeler olsa bile, büyüdüğünü öğrendim. Birisinin seni istediğin gibi sevmemesi, onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini öğrendim. Bir arkadaşın ne kadar iyi olursa olsun seni üzeceğini ve senin yine de onu affetmen gerektiğini öğrendim. Bazen başkaları tarafından affedilmenin yetmediğini öğrendim. Kendini de affetmeyi öğrenmelisin. Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun, Dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim. Geçmişimiz ve durumumuzun olduğumuz kişiliği etkilediğini, Ama olmamız gerekene karşı sorumlu olduğumuzu öğrendim. İki kişinin tartışmasının, birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini öğrendim. Ve tartışmadıkları zaman da sevdikleri anlamına gelmediğini. Bazen kişiliğini eylemlerinin önüne koyman gerektiğini öğrendim. İki kişinin tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile farklı şeyler görebildiklerini öğrendim. Hayatlarında her zaman dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen kişilerin, Sonuçları önemsemediklerini öğrendim. Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin, Hayatını, birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim. Verebileceğin bir şey kalmadığında bile bir arkadaşın ağladığında, Ona yardım edebilecek gücü bulabileceğini öğrendim. Yazmanın, konuşmak kadar duygusal gayret gerektirdiğini öğrendim. En fazla önemsediğim kişilerin, benden hep uzaklaştırıldığını öğrendim. İnsanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemenin çok zor olduğunu öğrendim. Sevmeyi, ve sevilmeyi öğrendim...ÖĞRENDİM...
#28.04.2011 16:18 0 0 0
  • noimage
#28.04.2011 18:32 0 0 0
  • ben tsk ederim nilcim:)
#28.04.2011 19:07 0 0 0
  • noimagenoimageYüreğime gömün beni bugün...

    Yoruldum sivri çakıl taşlarına benzer aşkların üzerinde yürümekten...

    Dalgaların kıyıya vurup, savurup koynuna aldığı

    ince bir kum tanesi olmak istiyorum...

    Ve boğulmak kendi mavilerimde...

    Deniz yıldızının beş kolundan bir tanesi bile saramadı beni...

    Oysa ince sızılara da, keskin acılara da alışkın benim bedenim...

    Suların durulduğu bir denizde oynaşan martıları hiç izlemedim...

    Yüreğinize gömün beni bugün...

    Evrenin bütün güzelliklerini kutsayan yüzümü gömün yüreğinize...

    Yorgunum kırık dökük kelimelerle konuşmaktan...

    Yorgunum boş yüzeylere dolu kelimeler yazmaktan...

    Usandım kendini tekrarlayan başlangıçlardan...

    Kendi yüreğimin kara deliklerine saklanmak istiyorum...

    Hiçbir ışığın sızmaya gücünün yetmeyeceği

    Hiçbir umut çiçeğinin yeşermeye yeltenmediği...

    Hayallerin kucağında öyle gündoğumları, öyle manolya kokulu ilkyazlar yaşadım ki
    noimage
    Ağır geliyor artık sabaha varmayan gecelerin gerçekliği...

    Saklanmak kendime ve yavaş yavaş yok olmak istiyorum...

    Gömün beni yüreğimdeki küçük kızın gözbebeklerine...

    Balköpüğü damlalar damlıyor göğsüne...

    Çocuklara özgü umursamazlık, çocuklara özgü vurdumduymazlıkla yaklaştı aymazlıklarınıza...

    Uçurtmalar uçurdu bilmediği gökyüzüne...

    Bir bedenin içine sığmayan kocaman ruhumu da gömün birlikte...

    Güzelliğe tutkun, şehvete aç bakışların yükü altında ezildim...

    Bir perde gibi örttü insana dair güzel yanlarımı bu süslü elbise...

    Dokunabileceğiniz yumuşacık bir ten isteyen elleriniz

    öpebileceğiniz arzulu dudakları hedef belirlemiştiniz

    Oysa dokunmanın hiç aklınıza gelmediği bir yüreğe de sahibim ben...

    Orada ebruli bir kadın bekliyor...
    noimage
    Kendimden yorulup, kendime kaçmanın kısır döngüsüne yolculuğum...

    Ne menzili biliyorum, ne hedefin farkındayım...

    Bir cenin olup annemin kutsal bedenine geri dönmek istiyorum...

    Oysa yalnızlığım öyle koyu bir renk ki bugün, toprağa bile koyamıyorum...

    "Kayıp" ilanı vermek istiyorum ruhum için:

    "Bir tutam umuda muhtaç, yarına dair özlemlere aç, belirsizliğin kıskacında yarım bir ayraç"
    noimage
    Var mı böyle bir ruh etrafınızda sahipsizce dolaşan...!

    Kayıptır kendisi...!

    Ulaşın lütfen sahipsiz bedenime, ruhsuz boğuluyorum, çok ama çok derinlerde...

    Kendi yarattığım sahte balonların içine oturup

    Kendi yarattığım sahte diyarları izledim gökyüzünden...

    Kulaklarım sağır oldu patlama sesinden...

    Patlayıp sönen sahte balonum muydu, boş hayallerim miydi bilemedim...

    Patlama sonrası sessizliğindeyim ben...

    Küçük bir masal ülkesi kurmuştum kendime, kraliçesi ve tek hakimi olduğum...

    Sınırlarımı yerle bir eden bu deprem nereden çıktı birden...

    Fay hattının tam üstünde mi inşa etmişim değerlerimi...

    Kaçışlar çözüm olur mu ki...
    noimage
    Yıkılan binaların taze yanık ve toprak kokusu mu, yoksa yıkılan değerlerim mi hıçkırıklarımın sebebi...

    Bir kaosun içinde içiçe geçmiş hepsi...

    Gömün, gömün beni yüreğime.

    Emanet ediyorum elimde kalan son üç beş sevincimi bir avuç dosta...

    Tek mirasım bu, o da yalnızca anlayana....

    Gidiyorum kendime... Gömün beni bugün yüreğime...noimage
#28.04.2011 19:36 0 0 0
  • noimagenoimage Bir zamanlar seni bir uçurumun kıyısından tuttuğumu ve kurtardığımı söylerdin.

    Buna karşılık, ne söyleyeceğini bilemeyen bir insanın, sol yanı şenlenen kadın rolünü oynuyordum.Yaşadıklarından inatla ders almaya çalışan, her şeye rağmen sevgiye olan inancını yitirmemiş, kıyısından deli, ucundan çocuk, gözleri denize girince yeşile çalan küçük bir kadının tatlı tesellisiydi belki de güzel sözler duymak. Seni gerçekten de kurtardığıma inandırmıştın beni...
    Susuyorsun... Devam et...!
    noimage
    Her güzel başlayan aşklar gibi şendik, heyecanlıydık, beklemedeydik. Görüşebileceğimiz zamanların ayarlamalarında, duvarlara çentik atan mahkumlar gibiydik. Korkularını ilk yenen sen oldun, sen akıttın dudaklarından "seni çok seviyorum" kelimelerini. Bense yaşadıklarını ve hatalarını tekrarlamak istemeyen ama yine de konuşmak için çıldırasıya tetikte duran telaşlı bir yürektim. Her şeye rağmen fazla bekletmedim seni. Bir gün, beklediğim ama hiç ummadığım bir anda sana boşaldı dudaklarım; ''seni seviyorum'' diye...
    Susuyorsun... Devam et...!
    noimage
    Bedenimden önce beynimi tahrik eden bir adamın şarkısını dinliyordum. Bu yüzden ilk karşılaşmamız, tedirgin iki insanın karşılaşması gibi değildi. Küçük bir otel odasındaydık. Her şeye rağmen, yaşadıklarına tez, utangaç bir profil çiziyordum, ama seni seviyordum. İlk defa sen dokundun dudaklarıma. Yüreğim yerinden çıkacak gibiydi. Yüreğim yerinden çıktı, sen yerleştirdin. Küçük bir otel odasıydı, şirindi ve belki de en güzeli pencerelerini açınca karşımızda Midilli'yi görmemizdi. Yağmur sularının ninnisinde seviştik seninle, balıkçı motorlarının makamında. Özlemlerimi koynunda uyuttum ve sabahın ışıkları vururken bedenlerimize,
    noimage
    uyurken seyrettiğim yüzünü yüzümde unuttum...
    Susuyorsun... Devam et...!

    Yazdığın kelimeleri bırak, adresime düşen yüzbinlerce cümleden hiç birine sığdıramadın beni. Yazdığın her satırda bir nehir gibi aktım bilinmezliğine. Başka bir şehirden gökyüzüne gönderdiğin sıcacık kelimeler benim şehrimin denizine düşüyordu ve ben her harfi tek tek çıkartırken derinlerden, parmaklarıma denizin değil yüreğinin mavisi bulaşıyordu. Bütün şiirlerini itinayla saklıyordum ve her aşk'da olası olan bir bitiş ertesinde kullanmak üzere, mahkeme tutanaklarına şiirlerini şahit olarak yazdırabileceğimi biliyordum. Çünkü şiirlerin çığlık çığlığa konuşuyorlardı

    ve ben senin yokluğunla şiirlerinle dertleşiyordum...
    Susuyorsun... Devam et...!
    noimage
    "Bekle" kelimesiyle bitirdiğin her cümleyi virgülle uzattım ve bekleyişlerime sığdırdım düşünü kurduğum geleceğimizi. Suskunluğu her gün daha fazla uzatıyordun ve ben tek başıma yaşıyordum, seninle beraber ellerinden tuttuğumuz ilişkimizi. Giderek uzaklaşıyordun, daha çok susuyordun ve ben bilinmezlerin ortasında senin gerçekte neyin olduğumu öğrenmeye çalışıyordum. Aylar geçiyordu, aramıyordun. Buna karşılık ben de "iyi ki sesin var yoksa bu hasret beni öldürecek" diyen adamın ölüm haberini bekliyor gibiydim. Her şeye rağmen bir şeylere sığınmak ve acılarımdan kurtulmak istiyordum. Ne zaman sana ihtiyacım olsa, "aradığınız aşk'a şu an ulaşılamıyor" diyen kadının mutlu sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Sen sorunlarınla uğraşıyordun, bense sessizliğinle, sevdamla ve yalnızlığımla. Sevda, her şeye tek vücutmuş gibi göğüs germekti. Ben bunu biliyordum, böyle seviyordum. Sense girdiğin mağaranın içinden uzattığım yardım elini bile görmüyordun...
    Susuyorsun... Devam et...!
    noimage
    Herkes seni soruyordu, selamını veriyordu, iletemiyordum. Hep böyle mi çalıyordu sevdanın çanları. Farklı olduğumu düşündüğün bana bile geçmişimde bıraktığım yaralı sevdalarımı anımsatıyordun. Her şeye rağmen hiçbir kötü sözü yakıştıramadım sana. Giderek çoğalan kırgınlıklarımı itinayla kapatmaya çalıştım. Bir güzel sözün yeterdi belki, bekletirdi, sesimi bile duymadın. Merak edilmeyen bir yürek kaç zaman tutunabilir anıların güler yüzüne! Tutundum, çırpındım düşmemek için.

    Uçurumun kıyısında bana uzanan elin yoktu, düştüm..
    Susuyorsun...Devam et...!
    noimage
    Bize ait bir çok düşü sen yaratmıştın ve sen yok ettin yine. Birer masal kahramanıydık ve masal olarak kaldık, ilerde çocuklara anlatılmak üzere belki de. Yaşadığım ve yaşattığım hiçbir şey için pişman değilim. Hatta bir de teşekkürüm var sana, kendimi en güzel sevilen kadın gibi hissettirdiğin için. Adı üstünde bir bekleyişti yaşadığım, belki bu da bir düştü, uyandım, baktım ki yoksun,

    seni düşlerinde bıraktım...
    Susuyorsun... Devam et...!
    noimage
    Bir aşk'a kaç aşk sığar diye soruyor bir şair. Ben aşkıma tek aşk sığdırmıştım oysa, bilmeden ismimin bile unutulduğunu. Sorulması gereken sorular tedavülden kalktı, ki zaten cevapları da sana aitti. Sana değil, seninle bir ömrün düşünü kuran kendime yakıştıramadım "hoşça kal" kelimesini. Ama sen, bedeni dar gelse de, almadan fikrimi, elbisesini diktin vedanın. Bana sadece ortada kalmamak için giymek ve gitmek düştü. Ama gitmek değil ki öfkeyle, kırgınlıklarla, acıyla. Kendi özgürlüğüm için bağışladım seni. Yine de, her şeye rağmen merak etmiyor da değilim; içindeki hangi sen gerçekte sevdi beni! Hangi sen haykırdı gökyüzüne, ''sen bende ömürlük olmalısın'' diye!
    noimage
    Ve hangi sen bu kadar kayıtsız kalabildi yüreğini konuşturan bir kadının yüreğine!
    Susuyorsun...! Devam et...!
    Susuyorsun... Artık konuşma...!
    Pelin ONAYnoimage
#28.04.2011 19:40 0 0 0
  • Var mı böyle bir ruh etrafınızda sahipsizce dolaşan...!

    Kayıptır kendisi...!

    Ulaşın lütfen sahipsiz bedenime, ruhsuz boğuluyorum, çok ama çok derinlerde...

    Kendi yarattığım sahte balonların içine oturup

    Kendi yarattığım sahte diyarları izledim gökyüzünden...

    Kulaklarım sağır oldu patlama sesinden...



    noimage
#28.04.2011 19:42 0 0 0
  • noimagenoimageGözyaşlarımı biriktiriyorum, ilerde kendime ait bir göl yapacağım...
    noimage
    Kenarında küçük, ağaçtan bir ev olacak...
    İçine küçük çiviler çakıp, özenle sakladığım büyük özlemlerimin resmini asacağım....
    Şöminede yalnızlığımdan kestiğim kuru odunlar yanacak ve ısıtacak içerisini, içimi...
    noimage
    Serseri ruhumun postunu önüne serip
    Üstünde, itinayla yaşadığım sevdalarımın yıllanmış şarabını içeceğim...
    Neden çalmıyor diye düşünebileceğim bir telefonum olmayacak...
    Beni bulmak isteyenler, sessizliğimin içindeki sesi takip ederek kapımı çalabilecekler
    ki bu ses sadece duymak isteyenlere duyuracak kendini...
    noimage
    Kapımın önünü, filtresini çocukluğumun renkli düşlerinin ateşlediği bir gaz lambası aydınlatacak...
    Bahçemde umutlarımla sulayacağım ve her mevsim yüzünü gösterecek çiçekler açacak...
    Pencere kenarlarına, tutkularımı yoğurarak yaptığım saksıları yerleştireceğim...
    Perdeler, inatçılığımın işe yaramayan parçalarından arta kalanlardan yapılacak ...
    Ve güneş her sabah o perdelerin arasından sızarak
    Vücudumun bir kadın olduğunu unutan yaralı yanlarını uyandıracak...
    noimage
    Şarkılarımın öksüz kalan notalarını, bir anne iç güdüsüyle büyütüp; yemeyip yedirecek, giymeyip giydireceğim..
    Şarkılarım bir aile özlemi çekmeden atılacak hayata...
    Bildiğim her şeyi onlara öğretip, gün be gün güzelleştiklerini görerek sevineceğim...
    Kelimelerimin bekareti zamanı gelince bozulacak ve kelimelerim istedikleri cümlelerin içine girip
    orgazmın doruklarına onları okuyan gözlerle beraber çıkacaklar...
    Güneş batımlarında, üstüme, yaklaşan karanlığın montunu alarak, kurduğum iskeleden göle olta atacağım...
    noimage
    Misinama takılan balıklar, mangalda bekleyen heyecanlarımın kömüründe kızaracak...
    Her akşam masamda bir otuzbeşlik hüzün, bol zeytinyağlı gönül salatası
    Üstünde bir demet maydanoz olan umut dolu bir haydari
    Ve beyazlığını düşlerimden alan bir parça peynir olacak...
    Sigaramın dumanını alsın diye masanın bir köşesine de
    Cevapsız kalan sorularımdan yaptığım bir mum yakacağım...
    noimage
    Şarkılar sırayla dudaklarımı ziyarete gelecek
    Hüznümün tuzlu göz yaşlarını melodilerimin içinde başıma taç yapacağım...
    Sıradan bir günün sıradan bir gecesinden geçerken, şarkılar gözlerimi uzaklara taşıyıp yakınlarıma getirecek...
    Özenle sakladığım bol köpüklü isyanlarımı yolluk namına içeceğim...
    Sarhoşluğum sadece sadık yarim yalnızlığımdan gelecek. ..
    noimage
    Başımı yalnızlığımın omzuna yaslayıp, ıslanan gözlerimi ellerimin yorgun parmaklarıyla sileceğim...
    Hiç belli olmaz, belki de gereksiz korkularımın tahtalarından yaptığım sallanan saldalyemde geceye dalacağım...
    Olur da sızmazsam eğer, içimde hep benimle beraber olan sevimli haylazlığıma sarılarak uyuyacağım...
    Vadesi çoktan dolmuş ve sabırla beklenilen sıcak kavuşmalar girecek düşlerime...
    noimage
    Ve her sabah yüzümde bu düşlerin bıraktığı buruk gülümsemelerle uyanacağım...
    İnkar edeceğim aynaya yansıyan sevimsiz bakışlarımı ve endişelerime inat
    Elinde balonla bekleyen çocuk yüreğimin kapısını sevdaya aralık bırakacağım...
    Evet göz yaşlarımı biriktiriyorum, ilerde kendime ait bir göl yapacağım...
    Kenarında küçük ve ağaçtan bir ev olacak...
    Evim çok güzel olacak ve ben utanmadan sevişeceğim o evde bütün güzelliklerle..
    Ağaçlar bile kıskanacak ve gölgesini düşürecek en derin sohbetlere...
    Göz yaşlarımı biriktiriyorum...
    İlerde kendime, sularında çırılçıplak yüzebileceğim bir göl yapacağım...
#28.04.2011 19:52 0 0 0
  • noimagenoimageYaklaşma !!!
    Yoksa sana dokunurum...!
    Dudaklarına konar...
    Gözlerini esir alırım!
    Kölem olursun geceler boyu...!
    Didik didik ederim hayatını!
    Benden başkasına yaşatmam seni!
    Tarihini vurur, anılarını asarım...!
    Yüreğine saplarım kendimi!
    Bedeninde yatıya kalırım
    Teninde beklerim geleceğimi...
    noimage
    Yaklaşma !!!
    Seni alırım, senin olurum !
    Özgürlüğüm yoldaş olur yanına.
    Sensiz düşüncelerim toprak olur...!
    Taparım sana...!
    noimage
    Yatağına tapınak derim!
    Yüzünde güneşler beklerim!
    Gitmezsen sana dokunurum!
    Sahiplenirim seni !!!
    Sana aşkı yaşatırım !!!
    Daha küçük aşklara katlanamazsın !!!
    Benimle ölürsün !!!noimage
#28.04.2011 19:55 0 0 0
  • Yalnızlığı yalnız bırakmak benim harcım değil...!noimagenoimagenoimageBitti o sevda kesildi çığlıkları martıların...!
    Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti...
    İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey...
    Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği...
    Kaybetti kumarda gözlerim...!
    Kaybetti kumarda gözleri...!
    noimage
    Bir koru rüzgârlandı göğüs boşluğumuzda sanki...
    Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden...
    Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine...
    Yani her soluk alıp verişimizde bizim
    Bir mekik gibi kalbin...
    Bir mekik gibi kalbim...
    İşleyip durdu bu yitikliği yeniden...!
    noimage
    Ne kaldı
    Farkında mısın bilmem
    Gündüzler...
    Gündüzler biraz azaldı !!! noimage
#28.04.2011 20:04 0 0 0
  • noimagenoimageSen tuvalimde gökkuşağının cümle rengi...
    Sen gözlerimde en keskin ışığı güneşin...
    Sen alaca gecelerimin tek parlak yıldızı yakamoz misali...
    Sen karakış ayazlarında içimi ısıtan samyeli...
    Sen hayatın saçlarını yakalayan ellerim...
    Sen yeniden doğuran beni uçuruma 5 kala...
    Sen içimin gülen yüzü...
    Sen geleceğe umutla bakan gözlerim...
    Sen yanağımdaki beyaz papatya güne gülümseyen...
    Sen hayatı yeniden keşfettiğim...
    Sen hayal etmeye cesaret edemediğim...
    Sen rüyalarımın masal kahramanı...
    Sen mutluluğun en paha biçilmez resmi...
    Sen ki; aşkın yetmişiki dildeki tek karşılığı...!noimage
#28.04.2011 20:08 0 0 0
  • noimagenoimageÖznesiz cümleler kurmaya alışmıştım ben oysa...
    Yalnızlığıma, ıssızlığıma sahip çıkmıştım onca kalabalığın arasında..
    Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş...
    Hayallere düşlere sığınıp onlarla avunuyor...
    noimage
    Küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum...
    Geride bırakmıştım bütün hüzünleri, ertelenmişleri, yaşanmışları, yarım kalmışları...
    Yürüyordum ardıma bakmadan kendi yolumda...
    Geçmişin izleri bazen takılıyordu ayaklarıma bir yerlerde...
    Ama ben aldırmadan yürüyordum işte...
    noimage
    Sevdaya dair hikayelerin noktasını koymuştu hayat yıllar öncesinde...
    Ben de çaresizce boyun eğmiştim ona...
    Bence mutluydum ben kendi kendimle...
    Hiç beklemediğim bir zamanda, ansızın çıktın yollarıma...
    noimage
    Yalan mıydın sen...!
    Yalan bunca ısıtabilir miydi ruhumu...!
    Bunca işler miydi sevdanı yüreğime...!
    Geçmişin izlerini silip, doldurabilir miydi yüreğimi böylesine...!
    noimage
    Bilseydim dinler miydim seni...!
    Geçmişimden koparıp, beni alıp gitmene izin verir miydim...!
    Görseydim, eğer sonunu görseydim...
    Başlamadan daha, orada dur derdim...!
    Bilseydim, eğer sonunu bilseydim...
    "Sevme bırak" derdim...!
    "Sevme, uzak dur"...!
    noimage
    Geldiğin gibi de gittin ansızın bir gün...
    Sensizliğe alışmak daha zordu yalnızlığa alışmaktan...
    Şimdi öznesi sensin cümlelerimin, yüklemleri yok...
    noimage
    Sensiz günüm zordu zaten, bir de sen geldin üstüne...
    Yokluklarım yetmezmiş gibi, sen de eklendin üstüne...
    Ben zaten bunları sen olmadan da yaşardım...
    Ne gerek vardı sana, sensiz de yalnız kalırdım...
    Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer...
    Ne gerek vardı sana...!
    Ne gerek vardı yokluğuna...!
#28.04.2011 20:12 0 0 0
  • ÖNCE AŞKI DEĞİL ADAM OLMAYI ÖĞRENMELİYİZ Kİ ADAM GİBİ SEVİLELİM SEVELİM.İŞTE BEN BUNU ÖĞRENDİM...
#28.04.2011 20:28 0 0 0
  • noimagenoimageBu şiir sanadır iyi dinle...!
    Dinle ki,
    Bana dair ne varsa ve ne varsa yalan yanlış yaşadığımız...
    Herşey, ama herşey yüzleşecek bu mısralarda...
    noimage
    Bugün haber aldım senden...
    Defalarca çarpıp nefretin kapılarını, sokaklara vurdum kendimi...!
    Serseri kaldırımlar ayağıma dolaştı...
    Yalanlarla soğuttum yüreğimi...
    Kahrettim, kan kustum, ama hep sustum...!
    noimage
    Bilir misin kaç kereler seni düşünüp de, gizli gizli ağladım...
    Sen ki celladı olmuştun hayallerimin, umutlarımın katili...
    Ve genç bir ömrün acımasız azraili...
    Her gece çalıp rüyalarımın kapısını, beni dirhem dirhem öldürdün...!
    noimage
    Dünyayı dar edecektim sana, önümde diz çöküp yalvaracaktın...!
    Bensizliğin acısı oturduğunda içine...
    Yokluğum ilmek olup dolandığında boynuna...!
    İpini çekecektim...!
    Olmadı, yapamadım...!
    noimage
    Bilir misin kaç kereler seni düşünüp de, sana içtim...
    Şerefine değil, şerefsizliğine !
    Ben seni mi sevmiştim...!
    Sabahlara kadar ağlayıp kuruttuğumda göz yaşlarımı...
    Kimse sormadı halimi... Kimse acımadı...
    Şarkılarla dertleştim bir başıma...
    Unuttum deyip kutladığımda sensizliği...
    Silmek için gözyaşlarımı aynaya her baktığımda,gözlerimde seni buldum...
    Başucuma resmini koydum...
    noimage
    Nasıl da acımasızdı bakışların, nasıl da zalim...!
    Ben seni mi sevmiştim...!
    noimage
    Kırık dökük bir bahar mı kalacaktı senden geriye...
    Ve ihanetin hiç dinmeyen sancısı...
    Seni benden çalacaklar mıydı...
    Bir kuş gibi uçup gidecek miydin yüreğimden...
    Bir daha dönmeyecek miydin...
    noimage
    Hangi kahpe kurşunla bitti bu mavi sevda...!
    Ağlamak neyi değiştirir ki...
    Herşey bitti artık, herşey bitti !

    noimage

    Sen hayallerimin celladı...!
    Umutlarımın katili...!
    noimage
    Ve zavallı bir ömrün acımasız azraili...!
    Beynimdeki tek kurşunla vurdum kendimi...!
    Gelip alabilirsin emanetini !!!
    Şebnem KISAPARMAK
#28.04.2011 20:44 0 0 0
  • noimagenoimage"Herkes konuştuğunu yazar,bense sustuklarımı"
    Herkesin konuştuğu dünyada ben sustum!
    noimage
    Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    Kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
    Yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime, kimse duymuyor...
    noimage
    Sustum!
    Bin ah sürüp dudaklarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    Sustu benimle deniz... Sustu deli dalgalar... Sustu martılar...
    Umutlarımı sarıp rüzgarlara, uzaklara savuruyorum her gece....
    Yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne, kimse görmüyor...
    Sustum!
    noimage
    Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum...
    Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    Bir çığlık kanıyor demedim en derininde yüreğimin...
    İçimdeki volkanları boğarak sustum!
    Açmadım kimselere yüreğimi ...
    Hançeri sadece kendime sapladım, sapladım ve sustum!
    Hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum!
    noimage
    Sustum!
    Sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir...
    Yaraları yalayan rüzgar, sokaklarında kahrolduğum şehir...
    Gözlerim konuşuyor yalnız...
    Saçı ağarmış hayaller nemli kirpiklerle bulutlandığında...
    Gözlerim gökte şimşek olup çakıyorum, kimse görmüyor!
    noimage
    Sustum!
    Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    İçinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi...
    Yaslanıp yalnızlığın duvarına, gül döküp kalabalıklara her gece ...
    Kimsesiz geziyorum gönül ülkemi, kimse bilmiyor...
    noimage
    Sustum!
    Tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum...
    Sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
    Acılar konuşuyor şimdi yalnız...
    Yaralı gönlümün sızıları konuşuyor...
    Tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir ...
    Atıyorum uçurumlardan, kimse görmüyor!
    noimage
    Ne zaman dudaklarından öpmeye kalksam hayatı...
    Saçlarını koklasam rüzgarların...
    İçimde incecik bir sevgi ürperiyor...
    Sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme...
    Gelmiyor beklediğim bahar, yaralar merhem tutmuyor...
    Gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara...
    Kimse silmiyor... Yağmur dinmiyor... Sevdiğim bilmiyor...
    noimage
    Sustum!
    Sustu benimle sarı sabır, Sustu hasret, sustu zaman...
    Yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata, kimse duymuyor!
    noimage
    Sustum!
    İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi sustum!
    Sustu dudağımdaki şiir, gözlerimdeki nehir, gönlümdeki yara...
    Bulutlar haykırdı isyanımı, şimşekler haykırdı...
    Sadece ben duydum, sadece ben!
    noimage
    Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat...
    Ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi...
    Yaralar merhem tutmuyor, geceler avutmuyor...
    Ben sustum, acılarım konuşuyor yalnız...
    Yaralı gönlümün sızıları konuşuyor...
    noimage
    Ben sustum!
    Susmuyor yüreğimi kavuran kasırga ,pencereme vuran yağmur damlaları
    Susmuyor dışarda inleyen rüzgar
    Yıldızlar küs., ay üzgün, yağmur dinmiyor...
    İçimde binlerce şiir kanıyor her gece...
    Kimse bilmiyor...
    Kimse duymuyor...
    noimage
    Sustum!
    sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat, sustu zaman...
    Acılar konuşuyor yalnız...

    Acılarım konuşuyor...
    Kimse duymuyor...
    duymuyor...
    duymu...
    duy...

    Nuri CAN
#28.04.2011 21:14 0 0 0
  • noimagenoimageAyrılık ne biliyor musun !!!
    noimage
    Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar...
    Ne yıldız kayması gecede...
    Ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte...
    İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
    noimage
    İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini
    Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine...
    Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi...
    Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık...
    Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin
    Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun...
    Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya...
    İki adımdan biri insanın...
    noimage
    Sevincin kundakçısı, hüznün arması ayrılık...
    O küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan!!!

    noimage

    Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından
    noimage
    Gidip ağzını yıkadığında başlamıştı...
    Ben bulutları gösterirken,
    "Bulmacanın beş harfli yemek sorusuna" yanıt aramanla halkalanmış,
    "Aşkın şarabının ağzını açtım, Yar yüzünden içti murt bende kaldı"
    Türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş...
    Dağlarda öldürülen çocukların fotograflarını bir kenara itip
    "Bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? "
    diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan...
    noimage
    Simdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını!
    Bir yapragın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu...
    Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını...
    Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında...

    Ne mi yapacağım bundan sonra!
    Ayak izlerimi silmek için
    noimage
    Sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce!...
    Şiir yazmayacağım bir süre!...
    Fotoğraflarını günese koyacağım, bir an önce sararsınlar diye!...
    Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim!...
    Senin için biriktirdigim yağmur suyunu
    noimage
    Bir gül ağacının dibine dökeceğim!...
    Falcı kadınlara inanmayacağım artık!...
    Trafik polislerine adres sormayacağım!...
    Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....
    noimage
    Ne yapacagımı sanıyorsun ki!
    Tenin tenime bu kadar sinmisken...
    Ömrüm azala azala önümden akarken...
    Gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
    Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime...
    Bıraktığın bosluğu yonta yonta
    noimage
    Binlerce heykelini yapacağım !!! noimage
#28.04.2011 21:17 0 0 0
  • noimagenoimageBen sensizken...
    Üşüdüğümde ısınmak için gidişinde
    Gözlerinden çaldığım ateşi
    Gecelerin ayazına yaktım...
    noimage
    Ben sensizken...
    Uykularımı bir dilenciye verdim, sadaka diye
    Ve gelen her geceye günaydın dedim...
    noimage
    Ben sensizken...
    Düşler kurdum ustura yüzü yalnızlıklarımla
    Ve seni kesmesinler diye
    Beynimden yaraladım kendimi, kalbim yerine...
    noimage
    Ben sensizken...
    Elimde kalan sensizlik silahının namlusuna
    Dokuz milimetre ayrılıklar sürdüm
    Ardı ardına kendime sıktım...
    noimage
    Ben sensizken...
    Doğmamış yarınlarımıza ağıtlar yaktım
    Gölgelerin aydınlığından sızan loşlukta...
    noimage
    Ben sensizken...
    Senin geçtiğin yerlere basmadım
    Bıraktığın izlere basıp, seni acıtmamak için...
    noimage
    Ben sensizken...
    Maviler biriktirdim gözyaşlarımdan
    Senli günlere dair...
    noimage
    Ben sensizken...
    Kırılgan hayallerimi cam pamuklarına sardım
    Üşümesinler diye
    Kül artığı ellerimle...
    noimage
    Ben sensizken...
    Kendimleydim...
    Ben
    Seni sevdim
#28.04.2011 21:32 0 0 0
  • noimagenoimageBana kalbini ver...
    Avuçlarımda tutacağım mayınların yerine...
    Acele giden gece zamanlarında çarpacağım
    bir duvar emniyetinde gülüşünü ver bana...
    noimage
    Düşerken dibe soluklanacağım ama asla tutmayacağım ellerini ver bana...
    Tercüme edilmemiş öfkeler seyrelsin ömründe
    Yüksek sesler alçakça dinlenir
    Bana usul sessizliğini ver...
    noimage
    Lütuflar karşılık ve karışıklık için sunuluyor hayatın asil isimlerince
    Adının anlamını ver bana...
    Telaffuzunda özlemlerin dindiği adını ver bana...
    noimage
    Başkaları bu aşkı oyalamak için var olur
    Ne kadar durdururlarsa nefesini, o kadar hızlanırlar
    Bana kendini ver...
    Her şeyden ayıkladığın kendini
    En iyi ölüm berbat bir yaşamın kıyısında bekler
    Seninle gerçeklerin intizamlı duruşunda
    noimage
    Yalanlar yumağını çözmek için varım.
    Bana gücünü ver...
    Yaralar değil canı yakan
    noimage
    İzin tendeki çirkinliği ve merhemin kabadayı yardımseverliği
    Yaralarını göster ve bana izlerini ver...
    noimage
    Günün bütün aynaları beni gösterdi aksinde
    Baktıkça seni gördüm
    Bana var oluşunun sırrını ver...
    Günbatımlarında gözümün değdiği yerlere kurul
    Senden olma güneşlere kamaşsın bakışım
    Bana zamanını ver...
    noimage
    Atlardan daha hızlı koş oraya
    Soluk soluğa kaldıkça koş
    Yarını ertelediğim geçmişin geçmezliğine inat
    noimage
    Vaktinde yetişmek için bana
    Bir kez olsun yok et geç kalışını ve durmadan koş oraya
    Bana verdiklerinle bekliyorum seni
    Düşsüz ve sonuna kadar gerçekli bir aşkın içinde
    Kuşlara takılmasın ayakların.
    Takatini zorla ve koş oraya
    noimage
    Kent soysuzlarının, aşk eşkıyalarının, gurur kırmak için hendek kazanların, Dokunuşun esrarından acizlerin, kontrol edilmeyen sevilerin,
    İntiharla harlanmayan yaşamların olmadığı oraya koş.
    noimage
    Ben bütün gemileri uğurladım, gitmeyeceğim
    İçilmiş yeminleri kustum şehrin meydanına
    Yıldız sağanağına bağır açmış bir yeryüzündeyim
    Yazılmış sözleri susuyorum
    Konuşarak, yazılmamışları siliyorum
    Bana hecelerini ver...
    Yarım kalan öykülerimin noktası olmaktan vazgeç
    Bana başlangıçlara yeter hevesini ver...
    noimage
    "Susacak var" edilen bir yemin, sözle tutulamayan
    Bana yüzünden çizgiler ver...
    Gülüşünle belirginleşen ve hiçbir gamzeye yer açmayan.
    Suya yazılmaktan kurudu kelimeler
    Bana bir cevap ver..!
    (Kahraman TAZEOĞLU'nun ''Susacak Var'' isimli kitabından alıntıdır...)noimage
#28.04.2011 21:50 0 0 0
  • noimagenoimageDünlerimin yarım kalmışlığıyla yazıyorum bu satırları...
    Garip bir hüzün var içimde...
    Sanki bir yanım hep ağlamaklı...
    noimage
    Kaç kez söndürdüm yalnızlığımı sigaramın külünde, ben bile unuttum..
    Kaç kez bitirdim o adı sigaramın dumanında...
    Ama yine de, sevdamı kırık kalemimde harcayamadım...
    noimage
    Bir fotoğrafa bakıyorum şimdi...
    Resmi de hayalim gibi, ben gibi, dünlerim gibi...
    Yarım kaldı bir ocak sabahı...
    Şimdi düşünüyorum da yarım kalan kimin düşüydü acaba...!
    noimage
    Sevmekse, en büyüğünden seviyorum ama...
    Geleceğimde yok artık, dünlerime bıraktım onu...
    Sinsice akan zamanlara kattım sırtımdaki yaralarımı...
    Şimdi ismi ritimsiz kalp atışlarımda saklı...
    noimage
    Ne yapalım bedenimize hapsolmuş ruhlarımızı ben özgürleştirdim
    o yapamadı...
    Şimdi o mahkum ,ben özgürüm...
    İki kişilik bir yürek bu, artık ben yetemiyorum içine...
    O'na verdikçe küçülüyor, küçücük oluyor gözümde...
    noimage
    Acı bir gerçek kıpırdıyor artık hayatımın sayfalarında...
    Rüzgar kulaklarıma fısıldıyor; ''giden gitti'' diyor ''bekleme''
    noimage
    Yüreğimde onun için büyüttüğüm sevdamı hançerlediği vakit...
    Dünya dönmekten vazgeçti onun için sanki..
    Bir ocak sabahı ben ondan vazgeçtim...
    Ama sevgimden vazgeçmedim...
    noimage
    Anlamak biraz zor, neden mi böyle...
    Çünkü bütün benliğimle, duygularımla ve sevgimle
    O KADIN-I yaratan benim...
    Olduğu gibi kabullenmek de bana düşerdi tabii ki
    Özellikle de savunmak...
    O'nu herşeyiyle sevdim ben...
    Sevdim ve yarattım, bu uğurda herşeyimi kaybetsem bile..
    Ne demiş üstad; ''Güzelliğin beş para etmez, bu bendeki aşk olmasa''...
    Şimdi bir hiç değilsen bunu benim sevgime borçlusun!!!
    Hadi gel de şimdi
    Karanlığı konuşturan yazılarımı, sustur susturabilirsen !!!noimage
#28.04.2011 22:03 0 0 0
  • noimagenoimageBu gece dumanımda kaybolasım var...!
    Bu gece kendimi unutasım var...!
    Kuş olup uçamayasım...!

    Denize düşüp boğulasım var...!
    Kendimden kurtulasım var...!

    Varış nereye...

    Ne zaman kaptan...
    Boğulduk boşluklardan...
    Ne gökyüzüm var, ne yolcum...

    Tarifesiz uçuşlardan...

    Düşecekse düşsün bu gamlı uçak...!
    Kelimelerim bitti !!!

    Ne kaldı konuşacak !!!noimage
#28.04.2011 22:14 0 0 0