O kadar çok zaman geçti ki aradan, bilmiyorum kaç aşk
yaşadık birbirimizden ayrı.
Şimdi karsılaşsak bir dondurmacı tezgahında ve
yanmıyorsa içim hala.
Unuttum sanma, acına bağışıklık kazandım yalnızca
Herşey bir rüyamıydı?
Giderken bu son demiştin
Dönmeyeceksin biliyorum...
Ama seni hala çok seviyorum.
Ah bir bilsen ne kadar özledim dizlerimde yatmanı, saçlarını okşamayı,
onları doya doya koklamayı...
gece yorgan,
kollarım yastık,
desem ki sırtım kan revan,
desem ki sırtım delik deşik,
desem ki yılanlar çöreklenmiş bağrıma,
desem ki korkuyorum,yalnızım...
desem ki ellerini istiyorum...
desem ki leylim vaktini bekliyorum,
gel artık!...
Baktığım her yerde sen varsın,
gördüğüm her şeyde sen,
sen sevdam,
ölümüm, ateşim.
Sen bitmeyen çilem, kederim.
Ağıtlarım, gözyaşlarım, hüzünlerim,
bitemeyen derdim.
Sen ey aşk!
Sen ölüp ölüp dirildiğim.
Bu gece daha sensiz dahada sensiz geciyor
Bu can beden tene dahada aci veriyor
Geleceksin diye gözler yolunu gözlüyor
Gelmedigin gün icin bu can hergün ölüyor..
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!.
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...
Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Beni düşün şehre her yağmur yağdığında
Islak ve kırılgan bir türkünün içinde
Göğsünden dudaklarına, doğru sancılı bir isyan kabardığında
Bastırarak kalbini avuçlarınla
Sesini okşadığımı bil
Bil ki yalvarırcasına, uzayan yollara dağılırcasına
Sonsuz bir mahşerin ortasında
Bir zemzem suyu gibi seni seni özlüyorum