Kalkınmanın Kaçınılmazlığı ve Azgelişmişlik

Son güncelleme:
  • aöf uluslararası ilişkiler dersleri - aöf uluslararası ilişkiler dersleri - az gelişmişliğin tanımlanmasıKalkınmanın Kaçınılmazlığı ve İstenirliği

    Dünya iktisadi kalkınma yarışından çekilmek ya da yarıştan kopmak, hiçbir toplumun arzu edeceği bir durum değildir. Bugün yaşadığımız dünya, daha fazla mal ve hizmet üretiminin vazgeçilmez bir biçimde istenildiği bir dünyadır. Daha fazla mal ve hizmet üretimi ve bunun toplum tarafından tüketimi, toplumun yaşam düzeyinin yükseltilmesi ve giderek o toplumun uygar dünya toplumuna katılması demektir.

    Toplumun bu nimete karşılık ödeyeceği fatura nedir? Başka bir biçimde sorarsak, kalkınma neden istenir? Bu soruların yanıtını ikili bir açıklamayla şöylece verebiliriz:

    Kalkınma ile insan ihtiyaçlarının giderilmesi yolunda öyle ileri aşamalara varılır ki, bunu istememek için insanın akılsız olması gerekir. Çünkü sağlanacak yarar çok yüksek, buna karşılık ödenecek bedel çok düşüktür.

    Kalkınmanın fiyatı yüksektir, ama toplum içinde yaşadığı dünya gerçeği karşısında bu fiyata da katlanmakta, kalkınma düşünün aydınlığı, onun yüksek fiyatını önemsiz kılmaktadır.

    Kısacası kalkınma, insan ve toplum açısından sadece maddi yaşamın sürdürülebilmesi için değil, onun yanında insanlık toplumunun yüksek kültür ürünlerini üretebilmesi için gerçekleştirilmesi gereken bir süreç ve sürekli bir yarıştır. Yarışı bırakmanın maliyeti o kadar yüksektir ki, buna katlanmak rasyonel değildir. Kalkınma tümüyle insana özgüdür, dolayısıyla hep istenir.
    Azgelişmişliğin Tanımlanması Sorunu

    Kavramlarla ilgili yukarıdaki ayrıntılı açıklamalardan sonra üzerinde hayli tartışma yapılan azgelişmişlik olgusunun tanımını verebiliriz. Konuyla ilgili tanımlar oldukça fazladır. Dolayısıyla herkesin üzerinde birleştiği bir tanım vermek de pek mümkün görülmemektedir. Amerikalı iktisatçı H. W. SİNGER’in deyimiyle azgelişmişlik, “görüldüğü zaman tanınması kolay, fakat tanımlanması güç olan zürafaya benzemektedir”. Ne var ki, olgunun tanımlanması da gerekmektedir. Bu amaçla, S. KUZNETS’in yaklaşımına uygun olarak, belirlenen üç temel kıstasa göre tanımlamayı yapabiliriz. Bunlar azgelişmişliğin, uluslararası gelişme farklılıklarına göre, ekonomik kaynakların kullanım potansiyeline göre ve toplumsal ve bireysel temel ihtiyaçların karşılanmasına göre yapılan tanımlarıdır.
    Azgelişmişliğin Uluslararası Gelişme Farklılıklarına Göre Tanımlanması

    Azgelişmişliğin tanımlanmasında en çok kullanılan yaklaşımlardan biridir. Buna göre azgelişmiş ülkeler, mevcut tüm ülkelere ilişkin gelişme skalasının en alt sıralarında yer alan ülkelerdir. Bu durumda, belirlenen kıstaslara göre ülkeleri bir sıralamaya sokmak ve gelişmişlerle azgelişmişleri ayıran sınırları tanımlamak yeterli olacaktır. Bu yaklaşımda sıralamanın ortalarında yer alan ülkelerin durumu belirsizlik gösterecektir. Ayrıca, kullanılan kıstaslar değiştikçe, kimi ülkelerin sıralamadaki yerlerini değerlemek de güçleşecektir. Bu yaklaşım çerçevesinde azgelişmişliğin tanımlanmasında, gelişmiş ülkelerin yapısal özelliklerinden de hareket edilebilir.

    Azgelişmişliğin gelişme skalalarına göre tanımlanması, gelişmiş ve azgelişmiş ülkelerin karşılıklı ilişkilerinin değerlendirilmesi açısından önemlidir. Azgelişmişliğin, gelişmiş ülkelerin yapısal özelliklerine göre tanımlanması ise, azgelişmişlerin kalkınma strateji ve politikalarını yönlendirebilmelerinde ipuçları vermesi bakımından önemlidir.
    Azgelişmişliğin Kaynak Kullanım Durumuna Göre Tanımlanması

    Bu yaklaşıma göre azgelişmişlik, kaynak kullanımında fiili durum ile potansiyel durumun karşılaştırılmasıyla tanımlanmaktadır. Her ülkenin kendisine göre, ekonomik kaynaklarını tam ve etkin bir biçimde kullanmasına bağlı olarak ulaşabileceği bir üretim düzeyi vardır. İşte ilgili ülkede gerçekleştirilen (fiili) üretim düzeyi, bu potansiyelden düşük ise, bu ülkeyi azgelişmiş sayabiliriz.

    Bilindiği gibi bir ülkenin ekonomik kaynaklarını (sermaye, işgücü, doğal kaynaklar) tam ve etkin bir biçimde kullanmasıyla ulaşabileceği düzeyi, üretim olanakları eğrisiyle gösteririz. Ülkenin üretmiş olduğu mal bileşimlerinin düzeyi, bu eğrinin altında kaldığı takdirde, bu ülke az gelişmiş bir ülkedir.
    Azgelişmişliğin Toplumsal ve Bireysel Temel İhtiyaçların Karşılanmasına Göre Tanımlanması

    Bu grup tanımlamada, insanın temel ihtiyaçlarının bilimsel kıstaslarla saptanmış ölçüler, kalıplar çerçevesinde karşılanması temel alınır. Bir ülke, nüfusunun büyük çoğunluğu toplumsal ve bireysel ihtiyaçlarını (insanca yaşamak için gerekli masraflarını) gideremeyecek durumdaysa, o ülke azgelişmiştir.

    Hemen anlaşılacağı gibi bu tanımlamanın yetersizliği, ne tür ihtiyaçların giderilip giderilmemesinin açık olmayışıdır. Bilindiği gibi özellikle bireysel ihtiyaçlar, sosyo-kültürel ortamlara ve zamana göre farklılık gösterir. Bununla birlikte bu tanımlama, öbür kıstaslara göre yapılan tanımlamalarla beraber ele alınarak yararlı olabilir. Bunun da ötesinde bu tanımla, azgelişmişlik olgusunun güncelliği korunmakta, dünya nüfusunun büyük bir kesiminin giderilemeyen temel ihtiyaçlarla karşı karşıya bulunduğu vurgulanmaktadır.

    alıntı

    Azgelişmişliğin Ölçülmesi ve Uluslararası Karşılaştırma

    Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi
0 0 0