'Bu evrenin en güzel güneşini
Özlediğim en aydınlık sabahı
Armağan bırakıyorum sana'
Yeleğimin ucundan yırtıp bir güzel
Umut bağladım türbenin taşına
Sevgilerin anayurdu
Dostluğun öz suyundan
Neler neler diledim
Yürü dinmez ağrıların boynu bükük balası
Salkım söğütlerine salıncaklar kuralım
Bir o yana
Bir bu yana savuralım
Gem vurulmuş özlemleri
Bakarsın seni sevmekten sanık
Apar topar tıkarlar beni içeri
Mısır püskülü beliklerini dolarlar
Buz yalağı kesilir de
Sana varamaz ellerim
Sen konuştuğun zaman
Bir hal olur
Sessizliğin çökmüş avurtlarına
Kör kuyularda derin uğultularını duyarım
Unutulmuş şarkıların
Koyu hüzünlerin otağı
Yanık çehreme
Duru gülüşlerinle hayat ver bitimsiz
Sevgiyi pusat gibi saklayıp yüreğine
Bu umutsuzluk zindanında
Bir bobin kâğıtta dürülü kalan
Onurlu yaşamın hatrını güden tomurcuk