neydi beklediğimiz, neydi kavuşmak istediğimiz son?
umut diyerek uyandığımız sabahlara neydi yazmak istediğimiz?
koşuştururken hayatın içinde neydi yaşamak istediğimiz?
sana göre aşk, ona göre para, bir başkasına göre sağlık,
neydi bize sunulan bu koca dünyada birbaşına yürürken yapmak istediğimiz?
aradık durduk diğer yarımızı, yürek yoldaşımızı neydi peki bulduğumuz?
yalnızlık, hüzün, acı ve kederle sarılı günlerden arta kalanda neydi ulaştığımız?
bir yudum sevgiydi yürekten gelecek, heyecanla beklenen sevgiliydi,
azıcık umut doldurduğumuz, biraz heyecan yüklediğimiz aşk,
yandığımız gecelerde gözlerine bakıp kaybolduğumuz bir hayal,
karanlıkların içinde büyüttüğümüz, bulutlara çıkarıp düşen düşlerimiz,
neydi bizi bekleyen son?
sevda denen bu ummanda bir başına kalmışlık, yok olmayı bekleyen,
sonsuzluğa giderken son nefeste ismini söyleyeceğimiz bir isim,
doğduk, yaşadık, sevdik, sevilmeyi istedik, neydi bunca çilenin ve mutluluğun adı?
sevdasına baş koyduğum, sona varan bu yolda yürürken elini tutmak istediğim,
şimdi nerdesin, kiminlesin, ne yapıyorsun, sonunu senin yazdığın bu hikayede,
nereye koydun yüreğimi?
ben garip bir derbeder serseri gönlüm aşkınla var olmayı diler,
dersen ki yoksun bu beden sensiz yoluna devam eder,
söyle nerede attın, çiğneyip geçtin yüreğimi?
beni bana geri ver ver ki yeşersin yeniden ümitlerim,
sensizde yaşamanın yolunu öğreneyim,
ben dünyaya sevmek için gelmişim,
yüreksiz olmuyor ki BEN SEN DEĞİLİM....
Ellerine-yüreğine-emeklerine sağlık arkadaşım,duyguyu öyle bir işlemişsinki dizelerine insan okumaya doyamıyor.Sevda doyumsuzdur,yüreğe bir kere girdimi büyüdükçe büyür ve ardından sürükler garib yüreği.Napsın gariban,kanmış birkere hayırsız yare,bilirki hayırsızdadır çare.Ama adı üstünde hayırsızdır işte.Gözün görmediği-elin tutmadığı,dilin söyleyemediği-aklın kavrayamadığı bir histir sevda.Fon müziğide fiyakasını artırmış bu güzel paylaşımın.
Elif,o güzel yüreğine sağlık olsun senin.
Derindir Şems'in sözleri alır aklı baştan,anlamak için çabalarsın ya nafile ateşsiz yakar teni,
küle dönersin de gönül gözüyle bakandan başka görmez kimse seni...
EyvAllah Arkadaşım
operatör yorumunu okurken yeni bir şiir yazma isteği uyandı başı kayıp sevdaların yitik kahramanları diye başlamalı dedim sürüklenen yürek peşinden giden garip bir beden acıyı güç almış hüzünle beslenmiş.... teşekkür ederim sizlerin yaptığı paylaşımların yanında benimkiler hiçbirşey değil .
gözdecim (EL-Keyf) yorumun için ne diyeceğimi bilemedim.Şems olmak değildir Şems i anlamaktır derdim. derinliğinde kaybolduğum Şems in yaktığı gibi yakmak yandığı gibi yanmaktır isteğim. elimden gelen bu hissettiklerimi katıksız düzenlemeden olduğu gibi yazmak. ne güzel ki beni anlayabilen gönül gözü açık olanlarla birlikteyim .
sizlerin yaptığı paylaşımların yanında benimkiler hiçbirşey değil .
Neden böyle düşünüyorsunki arkadaşım?Yapılan paylaşımlardaki emek ve duygu değil midir önemli olan.Hem sizin şiirlerinizdeki duyguyu hissetmemek mümkün değil.Tekrar yüreğinize sağlık.
diriler var ölülerin mirası
diriler var ölülerin yüz karası
ölüler var ölümüyle gün batar
ölüler var ölüsüne bile alem kin tutar
diriler var sanki yaşayan ölü
diriler var bilinmez kimin dölü
ölülervar allah rahmet eylesin
ölüler var... murdardır, rahmeti neylesin...
çok eski ve kaybolmuş bir şiirden aklımda kalanları çağrıştırdı paylaşımın...
ölülerin yapabildikleri ve yapamadıkları vardır... dirilerin de...
ölülerden dirileri miras kalır ama ancak dirilerin yapabildiği şeylerden ölüler sorumlu tutulamaz...
tebrik ederim. eline kalemine sağlık. ancak divan edebiyatında rastlanabilen bir çok sanatı bir arada kullanmışsın...
üstadın sözü ile;
bir alem ki gökler boru içinde
üst-üste sorular soru içinde...
teşekkür ederim ıssızada paylaştığın şiirden almam gerekenleri aldım sağol.anlık yazıyorum yüreğimden o an gelen neyse dökülüyor dilden kaleme bu nedenledir ki uyak kafiye aramam şiirlerimde hisseder düşler yaşar yazarım...
sızı...
acı bir sızı...
baraj duvarında açılan basit bir çatlaktan sızarcasına
tuhaf, anlamsız ve tanımsız...
göze çarpmayan, ama acıtan bir sızı...
acı..
derin bir acı...
bilinen ötesi
acıyı seven beni bile
acı-acı yakan bir acı
tarifi, açıklaması olmayan
alttan-alta volkan gibi
kavuran, buharlaştıran
tedbire fırsat vermeyen bir acı....
susma zamanı geldi diyor dil,
anlatmaya çaabalarken yüreğin sesi farklı yansıyor demek ki,
gönül acıya doymuş sevdaya hasretken,
dil söylüyor umuda dair kelimeleri,
duyan nasıl algılamak istiyorsa öyle duyup hissediyor,
susma vaktidir şimdi sevdaya,aşka ve sevgiye...
sana da teşekkür be gülüm..
hayvanlar koklaşa-koklaşa, insanlar konuşa konuşa demiş atalar...
konuşularak, sorular sorularak, cevaplar alınarak ve cevaplar verilerek çözülmeyecek sorun yoktur...
gönül çok ilginç ve çok tehlikeli bir mefhumdur...
hiç ummadığın anda kup-kuru çöl ortasında gonca güller yeşertir.. hiç ummadığın anda cennette cinayet işler.. boşuna üstat "uslan artık deli gönül" dememiştir... gönül dilini iyi bilmek lazım. bak işin garip tarafı öztürkçede dil gönül demektir.. gönle, gönlün fethedilmesine, gönlün kırılacağı noktalara dikkat etmek gerekkk. yani bu günkü dille ya da senin tabirinle dil, yani yüreği incitmemek gerek...
seni de şarkılar ağlatır bir gün...
yalnızlık ne demek o gün anlarsın...
kalbine çökünce acı bir hüzün
kimbilir belki de beni anarsın
belki de ...... o gün anlarsın..
diye geçerdi senin bilmediğin, benim dinlediğim bir şarkıda....
incitmemek için dil i dili lal eylemeli .... teşekkür ederim onur yorumlarından en az paylaşımlarından çıkardığım kadar derin anlamlar çıkarıp hem yüreğe hem beyne yazıyorum...
konuşan dili lal etmek, seven gönlün önünü tıkamak sevgiye susamış, samimi gönüllere yakışmaz...
bırak dil de, gönül de şakısın gül-i zarda, lalezarda...