deneme örnekleri kısa - imalı sözler - düşge su yazıları - mektup örnekleri - sevgiliye duygusal mektup
Yanık Mektup
düşge su
[HR][/HR]
Genelde yaptığımız, anlatıp içimizdekileri çaresiz beklemek üstüne birkaç imalı bakış, birkaç imalı kelime... ve sonra gurur timsali bilişlerimizle cevap yazılmamış mektuplar misali yalnız kalışlarımız...
[HR][/HR]
Uzun ve mantıklı cümlelerle kendimi anlatma çabası, biraz gerilerde kaldı.Yaşadıklarımı değil hissettiklerimi yazıyorum çoğu kez ve işte bundan olsa gerek, zaman benim için bir hisler yumağına dönüşüyor -ipin ucunu bulamıyorum.Yapmam gerekenleri algılayamıyorum bu karmaşada. İnsanoğlunun en anlaşılmaz noktasına sürekli bakmaktan yorgunum. Hele ki bu bir kadının tazeliğinde ve bir çocuğun saflığındayken. Yaşadıklarımı düşünmeyi becerebilsem bile, bana söylenen sözleri, verilen tepkileri, uzatılan elleri, geri çekilen adımları anında fark etsem bile, bunlara karşı vereceğim tepkileri az çok bilsem bile, oturup sakin bir biçimde algılayamıyorum, düşünemiyorum. Hareketlerimi aklımla ilgilendiremiyorum. Gündelik hayata dair tepkilerim fazla yavaş ve hatta diyebilirim ki gerçeklikten uzak...
Bunun ne sakıncası var diyeceksin?
Pek bir sakıncası yok aslında, hayata tutunamamaktan başka...
Anlaşılmaz olma çabasına dönüşecek diye korkuyorum bunların sonucu. Kendimi fazla yorgun hissediyorum. İnanılmaz büyük bir belirsizliğin ortasında gibiyim. Bana ait olmayan tepkiler verdiğimi bile söyleyebilirim. Gözlerimde büyük bir endişe yığını ile bu dünyada kalmak oldukça sıkıcı üstelik ve yalnızca benim için değil, çevremdekiler içinde bu böyle. Bu sıkıcılık(!) mevzuu önemli bana sorarsan. Aynaya bakmak bile istemiyorum. Uzun yıllar kanamış ve bakımsızlıktan ve pislikten iltihaplanmış bir yaraya benziyor yüzüm. Aynadaki benin söyleyeceklerinden korkuyorum ve galiba en çok ta kendime acımaktan.
Aklıma geldi diye soruyorum.
Hayatta insanın zaman zaman da olsa kendine acıması doğru olabilir mi?
Aklıma geldi diye soruyorum.
Başkasına acımayı bilen bir yürek, kendi acısını tanıyamaz mı?
Durumu anlamak başka, anlatmak başka, algılamak başka, hissettiklerim başka olamaz mı? Kıskançlık, hüzün, aşk ya da beklenti ve hayallerim ile aklımla bulduğum doğrular arasındaki uçurumu nasıl aşacağım? Hissettiklerini ifade etmek bir insan için yeterli midir? Birilerini olduğu gibi kabul etme erdemi, insanın doğasında var mıdır yoksa sonradan edinilen bir şey midir?
Ya dünyanın ve insanların kendi yüreğinden geçenlere karşılık vermesinin ötesinde şeyler istiyorsan, anlamalarının da ötesinde bunları gerçeğe çevirmelerini istiyorsan. Yani, ya hayatındaki insanların senin yüreğine mutlak bir şefkat ile dokunmalarını istiyorsan ve insanların bunu istemiyorsa?
Dilediğimiz her şeyin olmayacağını bilmemize, isteklerimizin başkasına haksızlık etmek olduğunu anlamamıza rağmen, yüreğimizdekiler değişmiyorsa… Ya da yüreğimiz bu gerçekliği gördüğü için sancıyorsa, o zaman ne yapacağız?
Yani aklımızı dinleyip beklentilerimizi susmamız mı doğru olan? Yoksa anlatıp içimizdekileri çaresiz kalmamız mı?
Hangisini yapıyoruz genellikle....
Genelde yaptığımız,
anlatıp içimizdekileri çaresiz beklemek üstüne
birkaç imalı bakış, birkaç imalı kelime...
ve sonra gurur timsali bilişlerimizle
cevap yazılmamış mektuplar misali yalnız kalışlarımız...
sonrası cevap yazmadığımız mektuplara hüzünlü bir bakış...
kısa deneme örnekleri - sıkıntılı sözler - sevgiliye yazılacak mektup örneği - erdal babür yazıları
Sevgiliye Verilemeyecek Mektup - Hüzün
Erdal Babür [HR][/HR]
mecnunun leylasını beklediği gibi, hiçbir zaman kavuşmayacak ellerin ellerime ve bir gün karşına çıkıp seni ne kadar çok sevdiğimi haykıracağım cümle alem içinde...
[HR][/HR]
Ne kadar gidecek böyle, halen seviyorum seni. Nasılsın diye soramıyorum, biliyorum ki sen hayatından memnun ve mutlusun. Benim kadar karamsar bakmıyorsun hayata, kaç yıl daha böyle acı içinde bekleyeceğim? Kaç yıl daha geçecek böyle sensiz güzel gözlüm? Yüzüne bakamıyorum görmüyorum gözlerini hatta neler düşündüğünü bile bilmiyorum. Yazmaya başladığımda hep aklıma gelir gözlerin, sonra da gözlerinin içindeki sevgi ile vurulup kalırım ben içindeki ateşe Ellerim sana uzanmak istediğinde ise gökyüzünde asılı kalır. Sonra sözlerin iner derin uçurumların ürkütücü yanları gibi, yüreğimin kuytu köşelerine. Sana sevgiye dair söyleyemeyeceğim yazdıklarımı, içimdeki duygulara uyarlayıp, sözlerin en ince ifadesiyle anlatmak istiyorum
Bazen geceleri anlamsız acılar yakalar beni Karanlık sokaklarda korkmaya başlarım ve sığınacak kuytu bir köşe ararım. Belki de bu yüzden giderim kendimden uzaklara bir yerlere Şimdi ellerine dokunmak vardı, gözlerinde boğulma telaşını yaşamak, sonrasında ağlamak vardı suskun zamanların ortasında. Biliyorum ki hiçbir zaman yaşanmayacak bir daha paylaştıklarım seninle Ve bir daha hiç bu kadar sevmeyeceğim delice Yüzün ve hüzün ikisi de aynı benim için. Yorgunum sararmış yapraklar gibi, yere düşercesine acımasız ve yaralı zamanların kurbanıyım. Sevilmek istiyorum yok olan zamanlarda seni beklerken
Aslında daha açık konuşmalıyım, kalemi biraz daha sertleştirip içimdeki gün görmemiş tüm isyanların sesini anlatmalıyım. Yani bir bakıma korkularımı ve korkaklığımı İçimdeki sana ait ne varsa bende anlam kazanmış her şeyi yazmalıyım adını kazıdığım her yere Geldiğinde bu dağılmış hayatım toparlanırdı ama sadece o kadar Ömrümün üşüyen yanlarında, şefkat isteyen zamanlarda, yalnızlığın tepemde nöbet tuttuğu anların hiç birinde olmadın. Ben hep o derin sevgimle yaklaştım sana, biraz gözlerini aradım, biraz da sıcaklığını istedim.
Ama sen hep kaçışların istikametinde, ben kural tanımaz uzun romanlar delisi Nereye gidersem gideyim hep senin benden sakladığın şefkati, sıcaklığı, anlayışı aradım. Bir kere de olsa o derin merhametinle yaklaşsaydın belki de başkası hiçbir zaman olmazdı. Şu yalan denilen hayatımda, aramıza anlamsız savaşlar girmezdi. Uzaklığın vermiş olduğu korkularla, kırmazdı söylediklerimiz. Yüreğimizi toparlardı yorulmuş sevdamız ve yollarımıza baharlar düşerdi. Gözlerine gözlerim sözlerine şefkatim
Şimdi ne kendimi ne de seni suçlamaya hakkım var. Geçmiş benim adıma seninle dolu ve hayatımın en anlamlı kısımlarından birisin. Dön diyemem, gel diyemem sana. Ama şunu bil ki yüreğimde bir yerin var, bunu hiç kimse dolduramaz. Bu ne bir merhaba ne de bir elvedadır. Nasıl anlamak istersen senin tercihindir. Belli bir süre belki Yıl mı asır mı sen karar ver? Ben de asır kadar gibi uzun, hayat kadar kısa, ama anlamlı idi. Seni sevdiğimi söylerken, çok derin duygular içindeydim, sevgi doluydum. Bu mektup diğerlerinden farklı gelebilir sana, daha çok sevda, daha çok sitem ve aşk var bu mektubumda. Sende beni sevdiğini söylediğinde korkaktın, ürkektin ya da çekimser ve güvensizdin Ama söylemiştin sevdiğini titrek ses tonuyla, nedenler büyük müydü bilmiyorum? Ben o nedenlerin büyüklüğünü gördüm ve hissettim, o yüzden ayrılmayı basitleştirdik.
Acı çeke çeke koptum senden ''mecburuz başka çaremiz yok'' demiştin. İnan halen acı çekiyorum ve senin de çektiğini biliyorum sevgilim. Seninle konuşmalarımızı özlüyorum, sesin saat tıkırtısı gibi kulaklarımda çınlıyor Hiç unutmadım ki Hatırlıyor musun? İlk gün isminle seslenirken çok şaşırmış ve heyecanlandığını söylemiştin. Açıkçası senden daha çok heyecan sarmıştı bedenimi, yüreğimi sevdan kuşatmaya başlamıştı bile, beyaz bayrak çektim, yenik düştüm sevdanın büyüklüğüne Seni sevdiğimi hissetmiştim sevdiceğim, güzel gözlüm İtiraf mıdır bilmem ama her şeyi seninle yaşamak istiyordum doyasıya Kaçak ve yasak sevişmeler, soğuk gecelerde ısıtacaktı bizi Seviyorum deyişini, özledim deyişini, unutamıyorum sevgilim.
Bu mektubu verecek ne bir postane ne de bir postacı var, hepsini yaktım. Sen gidince köpekler kovaladı duygularımı Isırdılar, parçaladılar sensiz zayıf yönümü Soğuk aldı sevgisiz kalbim, çok ağrıyor. Acı çekiyorum sensiz pazartesilerde, sensiz salılar anlamsız, çarşambalar soğuk, perşembelerim evde geçiyor, cuma cumartesilerim pazara karıştı Tatildeyim sevgilim, sevmeyeceğim kimseyi Hiç iş başı yapmayacak gözlerim, iş tutmayacak ellerim, emir almayacak sessizliğinden paslanan kulaklarım ve ömür boyu tatildeyim bir tanem. Seni sevdiğimi melekler not almışlardır sevap haneme, hesap günü âlem bilecek. Dilime soracaklar neden sevdiğimi, gözlerim anlatacak bütün özlemimi, yüreğim söyleyecek aşk ateşine düşüp yandığımı ve yaradan beni affedecektir senin gibi melek birini sevdiğim için.
Bu mektup gelmişim, geçmişim, günahlarım ve sevaplarım olacak. Sen bu mektubu belki de okuyamayacaksın. Her kes gibi dudak büküp geçeceksin. Bu ne bir merhaba, ne de bir elveda, nasıl anlam vermek istersen. Gözlerim gözlerine hasret, dilim ismine, kulaklarım sesine uzak, kalbim sevgine yasak Seni çok sevdiğimi kimseler bilmeyecek. Kurumuş bir gül gibi solup gidecek Mecnun'un Leyla'sını beklediği gibi Hiçbir zaman kavuşmayacak ellerin ellerime Ama bir gün karşına çıkıp seni ne kadar çok sevdiğimi haykıracağım cümle alem içinde Bekle geleceğim dönüşü olmayan yollardan..... Bekle geleceğim sevdiceğim...
.....Kimseler Bilmeyecek
Bir gün öleceğim virane meyhanede,
Elimde kırık kadeh, ağzıma kan dolacak.
Şarkımızı çaldıracağım, dertli kemancıya,
Son defa ismin dilimde, olacak...
severek ayrılmak zorunda kalanlar - sevgiliye mektup örneği - ayrılığa dair yazılar - erdal babür yazıları - severek ayrılmak
Sevgiliye Verilemeyecek Mektup - Ayrılık
Erdal Babür [HR][/HR]
Geçen gün gazetede bir aşk hikâyesini okudum. Severek ayrılmak zorunda kalan iki amca çocukları, aile arasında problem olur diye saklamışlar aşklarını, ikisi de başka biriyle evlenmişler ve 58 yıl hiç görüşmemişler.
[HR][/HR]
Bıraktığın gibi sıcacık her şey, soğumadı bıraktığın bu sevdanın ateşi, sönmeyecek güzel gözlüm. Aniden oldu her şey, aniden gittin sevgili, her şeyi ardında bıraktın. Yazık oldu hayallerimize, yazık oldu gençliğimize, dolup dolup boşalan gözlerimize, yazık oldu bebeğim. Oysa çok ağladım gitme diye, çok yalvardım. Nedense silip atmıştın yüreğinden, gözlerinden. Halen canım yanıyor biliyor musun? Halen gözlerim seni arıyor, dudaklarım seni söylüyor, yine arkadaşlarım seni soruyor, gecelerim seni arıyor, rüyalarım yine seninle sabahı buluyor.
Ne diyelim kader mi? Oldu mu biz, olmadı mı kader mi diyeceğiz? Seninle yaşadıklarımızı düşünmeye zamanın kalıyor mu? Sende hatırlayıp duygulanıyor musun? Eminim ki her seven aynı düşünür. Aynı duyguyu yaşar. Her şeyi yavaş yavaş yoluna koyuyorum. Sen yoksun, ama senin istediğin gibi yaşıyorum. Hayatımda yapmam dediğim şeyleri sende yaptım. Prensiplerimi yok saydım. Pişman değilim. Son zamanlarda hep okuyorum. Aşk ta taviz verilmemeli, yoksa aşk aşklıktan çıkıyor deniliyor. Biz çok verdik sevgili, çok çabuk harcadık, bitirdik, tükettik. Artık şunu da biliyorum ki, gelmek istesen de, pişman olsanda inadına kurban gidecek bu hayalim. Ben çok değiştim, artık ağlamıyorum, üzülmüyorum, yokluğuna isyan etmiyorum. Hiçbir şeye sinirlenmiyorum artık. Senin koyduğun kuralları uyguluyorum yine, fakat seni anmıyorum, eve gidip başımı yastığa koyduğumda seni düşünmüyorum.
Geçen gün gazetede bir aşk hikâyesini okudum. Severek ayrılmak zorunda kalan iki amca çocukları, aile arasında problem olur diye saklamışlar aşklarını, ikisi de başka biriyle evlenmişler ve 58 yıl hiç görüşmemişler. Kader onları huzur evinde buluşturmuş, sarılmışlar bir birlerine, ağlamışlar, hasret giderip eski günleri yâd etmişler. Bir birlerine olan aşkları yeniden alevlenmiş. Evlenmişler ve demişler ki eğer gerçekten sevip seviliyorsanız hep sevdiğinizin döneceğini bekleyin. Zaten ne olursa olsun o sevgi tükenmeden yaşıyormuş yeter ki yaşatmasını bilin! Böyle bir şans verilse idi huzur evi benim içi cennet olurdu heralde, zaten adı üstünde huzur evi, belki huzuru orada yakalardık. Belki hiç ayrılmazdık. Eğer gerçekten senin sevgin devam ediyorsa bu hayali kurmak için açmamak üzere gözlerimi yumarım.
Bugün Cuma, izin günlerimi bitirdiği daha önceki mektuplarımda belirtmiştim. Çarşamba dâhil, Perşembe Cuma günlerini, kendime özel tatil günü olarak belirledim. Çünkü Çarşamba günleri sana gelmek için büyük heyecanla hazırlık günümdür. Otobüs firmasından yerimi ayırıp, Perşembe sabahı erken saatlerde, terminal çay ocağından sıcak çayımı yudumlarken 05.00 otobüsünün gelmesini beklerim. Binememek koymuyor ama kavuşamayacağımı bilmek yıkıyor beni, çünkü beni bekleyen yok. Otobüsün arkasından el sallarım. Gelsem de göremem, görsem de yaklaşamam. Zaten yüzüme bakmazsın. Değil mi? Otobüsün dönüşünü beklememe bile gerek kalmıyor zaten senden ayrılıp gelmeyi hiç sevememiştim. Böylelikle seninle geçirdiğim anların sadece sana gelişimi kutlayabilirim. Eve geldiğim de biriktirdiğim biletlere bakarım. Yanlış anlama seni anmıyorum, sana ağlamıyorum. Sadece yolculuğu çok sevdiğim için biletlere bakıp hasret gideriyorum. Gülme ama yine kendimi kandırıyorum değil mi? Varsın sen öyle bil.
Ben seni çok sevmiştim sevgili, resimlerini saklıyorum ve bakmaya içim dayanmıyor. Gönderdiğin kitapları defalarca okudum, sana özetini çıkarabilirim. Hatta bir yerde '' beklemek ibadettir'' diye yazan yeri kalemle işaretlemişsin. Sayfa 377 deki, hatırlarsın belki. Karalamaların nedenini şimdi çok iyi anlıyorum. Şimdi sen benden çok uzaktasın. Hayatında biri var. Bilmiyorum ama dilime de yakışmıyor bu söylediğim. Yaptıklarından onur duyuyor musun? Mutlu musun bu gidişinle? Beni unuttuğunu sanıp gurur duyuyor musun? Ben elimden gelenin daha fazlasın yaptım. Gözyaşlarım dindi, acılarımın üstü gittikçe kapanıyor, yorgunluğumu neredeyse attım. Kendime sözüm vardı tuttum. Sevgime sahip çıkıyorum, kendime iyi bakıyorum. Aç susuz kalmıyorum en azından.
Senden sadece iyi olmanı istiyorum. Havalar soğuk sıkı giyin, sağlığına dikkat et. Şunu da hatırlamanı istiyorum. Ardında bıraktığın çok şey var. Seni sevmenin bedeli ölüm ise, ona da razıyım. Ömrün boyunca mutluluk diliyorum. Hayatımda ve gönlümde özel bir yerin var ve hep orada kalacaksın. Anlayacağın yüreğimin bir köşesinde hep var olacaksın, yaşayacaksın. Seni asla unutmayacağım. Bu sevgim tükenmeyecek. Sevgimle kal meleğim.
sevgiliyi ağlatan sözler - sevgiliye mektup örneği - sevgiliye aşk sadakat mektubu - sevgiliye hisler duygusal sözler ve mesajlar
Sevgiliye Mektup
Mine Çançooğlu [HR][/HR]Öyle çok büyütmüşümki seni içimde şimdi ne yöne dönsem sana çıkıyor kaçmaya çalıştıkça sen duruyorsun karşımda... [HR][/HR]
Seni neden bu kadar özlediğimi bilmiyorum yürüyüşünü bile özlüyorum ve bunu görebilmek için nelerden vazgeçebilirdim bilemezsin...ayak sesini dinlemeyi... onca saati heyecanla bekleyip sana sarılabilmeyi nasıl özlüyorum hala....gülümsemeni...kokunu...sesini konuşmanı....ellerini...bana dokunmanı değil ama sana sarılarak uyumayı özlüyorum sabah olmasını istemesemde yinede senin yanında uyanabilmeyi özlüyorum hala...bitecekmi bu içimde geçmeyen dinmeyen beni sürekli sızlatan bu his bitecekmi?...biri bana dogru olanı gösterebilse...yapman gerekeni yaptın bak bu yol gitmen gereken yol dese ve gidebilsem arkama bakmadan...geride bırakacaklarımı düşünmeden özlemeden yaşamayı öğrenebilsem...biliyormusun ortak bir hayat mümkün değil belki ama kesişen bir geleceğimiz olmasını isterdim...yirmidört saat olmasa bile aynı yoldan gün içinde en az bir kez geçmek yeterdi ama olmadı bundan sonrada olmayacak.....hiç hayallerim olmadı dersem yalan söylerim ki hiç yalan söylemedim sana bizim için yalan olursa olamayağını bildiğim için....ama yinede başaramadım...oldu tek hayalim yanında olabilmekti...gözümün içine bakamasanda ben bunu hayal ettim işte...hep yanında olmamı istememiş olsanda hayal ettim..beni sevebileceğini.Belki sevdiğini düşündüğüm anlarda oldu zaman zaman...yaptığım herşey bizim içindi aslında belki yanlıştı belki dogru ama biz olabilmek içindi...anlayamadım ki...içinde en küçük bir his olmadığını anlayamadım işte.belki anlamak istemedim bilmiyorum..vicdanınmıydı,merhametin mi yanında olmamı sağlayan..bana dokunurken ki his neydi...öperken sarılırken özledim derken yaşadığın neydi????..anlamı yokmuydu hiçbirşeyin,bir umudu...keşke olmasına izin vermeseydin keşke sen uzaklaşırken benim yaklaşmama müsade etmeseydin.korursun sandım beni...kollarsın..gücümü senden alırken beni güçsüz bırakmazsın sandım...tutmasanda elini uzatabilirsin sandım....öyle çok büyütmüşümki seni içimde şimdi ne yöne dönsem sana çıkıyor kaçmaya çalıştıkça sen duruyorsun karşımda ve sana baktıkça her an acıtıyorum kendimi...bitsin istiyorum hani sihirli degnek olsada herşeyi bir an değiştirebilsem diyorum.....olmuyor bunuda beceremiyorum...
Neden......sen beni bu kadar basit görürken ben neden sana böyle hasretim....senin için ben hiç olmadım ki,neden bunu bana hiç söylemedin..bir gün gidecektin zaten keşke bu kadar alıştırmasaydın keşke bu kadar kötü hissetmeme sebep olmasaydın biliyordun bir gün gideceğini ben bilmesemde sen biliyordun...yaşadığımız hep kötü şeyler değildiki....ben güldüğümüz eğlendiğimiz çok anıyı hatırlayabiliyorum...ve ne kötüki hep onları hatırlıyorum...başka şeylerle meşkul olmaya çalışıyorum olmuyor yinede bitmiyor...bitmiyorsun.o kadar aldatılmışlığıma ragmen geçmiyorsun...
Beni bırakma diye ağlamıyorum bak....gitme hayatımda hep sen ol istiyorum ...ben seninle yaşlanmak istiyorum...izin ver yanında olayım demiyorum.seni özlüyorum sadece...hayallerimin hepsini rafa kaldırdım hatta bunlar benim için ütopya...bak en küçük bir beklentim yok senden...benden bekleneni bile yapamıyorken kimden ne bekleyebilirimki.....bir odaya kapanıp sadece uyumak istiyorum...hiç güneş doğmayacak gibi bütün sevdiklerim iyi olsun ama ben hiç konuşmadan kimseyi görmeden orada öylece durayım istiyorum...sensiz geçireceğim günlerin bu kadar zor olacagını biiyordum, ama bu hiçlik hissini yaşayabileceğimi bilmiyordum...hep keşke demeye başladım ve yine diyorum keşke hiç öğrenmeseydim bu hissi...anlaşamıyorduk ayrıldık,o başkasına aşık oldu ve gitti demek bile bu kadar canımı acıtmazdı...ama bu yaşanmamışlık hissi,bu her hangi bir kadın olma hissi,kullanılmışlık hissi,hiç bir duyguya konulmamışlık hissi,kıskanılmamış hani başının üzerine çıkardıgın biri olamamışlığın dışında, ayaklarının altında ezilmişlik hissi ve kelimelere dökmekte zorlandığım ama hep gerçekte yaşadığım arada bir istediğin biri olma hissi...keşke keşke elinde tuttugun telefonun kadar deger verebilseydin bana...gerçekten güzel oldugunu düşündüğün günler hatırına verebilseydin...gösterdiğim özveri adına,sana duydugun sadakat adına,bunca yıl sabırsızlıkla sana koşmak için yanında bir kaç saat gerçireceğimi bildiğim halde yorgunluktan ölsemde saatlerde bitmek bilmeyen yollar adına,bir canım demenle canımı verebileceğim kadar seni sevmemin hatırına degerli olabilseydim....
Olamadım...bu değersizlik hissi seni özlemiş olmamdan daha fazla acıttı beni..içimdeki öyle birşeyki ne seni düşünmeden geçiriyorum ne benim için düşündüklerini kabul edebiliyorum ne kendimi affedebiliyorum ne seni. .....kendimi tanıyamıyorum üstelik,kendimi bulamıyorum. gelsen tamam düşünme artık ben ikimiz içinde düşüneceğim desen,yumrugunu masaya vursan benimsin gidemezsin,bırakmam nereye gidersin git bulurum seni desen...göğsüne yaslayıp sabaha kadar huzurla uyu diyebilsen...şevkatle ama şehvetsiz....sevgiyle....sade ve sadece benim için...ama yinede affedememki seni...yinede affedememki kendimi....sıgdıramıyorum içime hiçbirini...
sevgiliye yazılan mektup örneği - giderli sözler - ayrılığa özleme dair sevgiliye yazılar mesajlar - oğuz tokdemir yazıları - sevgiliye duyulan aşk özlem yazıları
Ayrılığa Dair Sevgiliye Mektup
Oğuz Tokdemir[HR][/HR]
Sevgili okumayacağını bile bile bu mektubu yazıyorum sana.biliyorum mektubumu alınca boş gözlerle bakacaksın yine,hiç tanımadığın birinden gelen bir mektumuş gibi önemsemeyeceksin.Biliyorum bu mektubum da çöplükte yerini alacak!Zaten son mektubum,seni bu mektubumla 'son'suzluğa gönderiyorum.Ellerim son kez sana yazacak,gözlerim son kez yüzünü şairce hatırlayacak.Sonrası...Kim bilir neler olacağını.Son mektubumda 'ayrılık'tan dem vuracağım,içimi dökeceğim masum sayfalara,yazacaklarım belki içlerini karartacak,hüzne boğulacaklar ama benim bedenimin,kalbimin kararmasından kötü ne olabilir ki?..Sevgili ben yazacağım okumasan da..
[HR][/HR]
Ayrılık...Aşkın,sevginin acı meyvesi...Acı ki ne acı! Dünyanın hiçbir ilacı bu acıyı dindiremez Sevgili. Aşk milad idi,ayrılık son..Benim sonum senin miladın oldu,sen ayrılığı milad saydın Sevgili.
Amansız bir sızı, günlerin gecelere karıştığı, gözlerin Tuz Gölü olduğu ıssız geceler...Ayrılık zor be sevgili. Hani demiş ya şair:
''Ayrılıktan zor belleme ölümü.''Evet ayrılık ölümden bir esinti.Ayrılık ölüme açılan bir köprü...
Ben o köprünün bitim noktasındaydım,o köprüyü geçmeye ramak kalmışken bir an düşündüm.Geride kalanlar ağlamaklı,ben bir 'ayrılık'a dayanamazken 'ayrılık'lara nasıl dayanırdım.Annem,babam,kardeşlerim ve tüm sevdiklerim...Kaybedecektim onları, hem olan bana olacaktı! Saliseler saniyelere gelirken, ölümün kapısından döndüm sevgili. Duygular esir aldı beni, akıl uçtu benliğimden. Ayrılığın tokadı beni takatsiz bıraktı.
İşte ayrılık işte ayrılık; herkes verir salık: ''Unutursun,takma kafana, ucunda ölüm yok ya..."
'Derler ama halimi görmezler,beni anlamazlar.Bilmezler ki bu ayrılık ölümün eşiğine getirdi beni, Leyla sandığım, uğruna Kays'a göndermeler yaptığım, bazen Kerem olup şiirler yazdığım, bazen Ferhat olup Torosların altını üstüne getirdiğim o kız beni Haccac-ı Zalimlere, Çin Fağfurlarına, Yezidilere teslim etti. Bilmezler ki gönlümün Bağdat'ı Kenan illerinde çakallara bırakmış beni, bİlmezler!!!....
Sevgili, sevgili!!! Aşk müşterek,ayrlık münferit..
Aşkı birlikte yaşadık, ayrılık acısını ben tadıyorum, aşıyorum. Ayrılık çok kötü sevgili. Düşmanımın dahi bu duyguyu yaşamasını istemem, bilirim ki ayrılık ceza değil insafsızlık, acımasızlık...Bilirim ki ayrılık ölümden beter!!!
Lügatlerden atılmalı ayrılık yaşamdan da ...Sevmeli insan ömür boyunca, ayrılık olmamalı. Gözü yaşlı, gönlü yaşlı kalmamalı sevenlerin. Benim yaşadıklarımı yaşamamalı hiçbir Ademoğlu,ayrılmamalı Havvakızı...Elveda sevgili elveda bu mektubu okumasan da...
veda mektubu - sevgiliye mektup örneği - ayrılık mektubu - son mektup - masal bitti
Sevgiliye Son Mektup Karanlığım(ız)
Ne denir ki bu saatten sonra?
Sözlerin bir anlamı kaldı mı artık bizim için? Evet, işte sonunda ben de pes ettim; vazgeçtim artık sana yazmaktan.. Vazgeçtim artık seni, beni ve aslında hiçbir zaman olmamış olan `bizi` yazmaktan.. Artık okumayacağını, okusan da umursamayacağını bildiğim satırları yazmaktan vazgeçtim..
Son mektup bu.. Bu `sevgili`ye son sesleniş; ama bu kez `sevgilim` diye hitap etmeden.. Eğer olur da okursan, benden sana bir veda olarak kabul et bu satırları.. Okumazsan, benim kendi yüreğimdeki sessiz ve dilsiz `elveda`m olarak kalsınlar bu sevdaya ve sana..
Her zaman tek bir şey istedim Tanrı`dan; o da senin öyle ya da böyle, her koşulda mutlu olman.. Beni bir gün bile anlamamış, dinlememiş, söylediklerime aldırış etmemiş de olsan kızgın değilim sana.. Evet, kırgınlıklarım var; hayat boyu geçmesi mümkün olmayan, ve yaralarım var senden yana; hiç kabuk bağlamayan..
Ama bu gün bu satırları yazarken, bu gün sana son defa sesimi duyurmaya çalışırken; bir kenara bırakıyorum bütün kırgınlıklarımı ve yaralanmışlıklarımı.. Artık asla telafisi mümkün olmayan şeyleri dile getirmenin hiçbir anlamı yok.. Belki bir gün sen de bütün kızgınlıkların geçtikten sonra anlayabileceksin beni.. Ama dedim ya bu saatten sonra birbirimizi anlasak ya da anlamasak, bağışlasak ya da bağışlamasak hiçbir şey farketmez..
Benimkisi zaten en başından beri imkansızdı, bile bile `lades` demek, anlamsız bir ümidin peşinde sürüklenmekti.. Anlıyorum şimdi; bütün o aşk, sevgi, güzel günlerin yaşanacağı ümidi.. Hepsi ama hepsi sadece boş bir hayalden ibaretti.. Oysa ben büyüdüm artık, boş hayallere, hiçbir zaman gerçek olmayacak masallara inanacak yaşı çoktan geçtim.. Ama yine de bu sevda benim çocukluğuma dair tek gerçeğimdi, hayatın kirlenmişliğine inat masum ve temiz kalan tek yanımdı.. Bütün yalanalra ve oyunlara inat, bu sevdanın saflığı yıllarca tutunduğum tek dalımdı..
Ama bir gün geliyor, insan çocukluğundan ve çocukluğunun hatıralarından kopmak zorunda kalıyormuş.. İşte bu gün o gün.. Bu gün bütün çocukluğumu, aşkımı, anılarımı, o saf ve temiz duygularımı, o hiç varolmamış `biz`e dair her şeyi arkamda bırakıyorum.. Anlamsız bir hayat var önümde; çocukluğumun toz pembe bulutlarından uzak.. Önümü göremediğim karanlık ve sisli bir yolda yürüyorum, ve sonumun nereye varacağını hiç bilmiyorum..
İsterdim ki sen de sevebilseydin beni.. Benim seni sevdiğim kadar olmasa da, hiç değilse içimi ısıtacak, yaralarımı saracak kadar sevseydin; inan yeterdi.. Ama dedim ya; geri dönüşü olmayan şeylere hayıflanmak için artık çok geç.. İkimizin de bambaşka hayatları var artık, ya da en azından olmalı.. Yüreğimin bir yarısını ölünceye dek sende bırakmış olsam da, bana kalan yarısıyla yaşayabilmeyi ve zor da olsa tek kanatla da uçabilmeyi öğrenmeliyim artık..
Sana yazdığım bu son mektubu anlamsız `keşke`lerle süslemeyeceğim, çünkü keşkelerin kimseye bir yararı olmadığını artık öğrendim.. Sana daha fazla `ben`i de anlatmaya çalışmayacağım, çünkü artık ne benim, ne bu sevdanın, ne de beni anlayabilmenin hiçbir anlamı kalmadı..
Bundan sonrası için kendi adıma Tanrı`dan tek dileğim; bir gün senin gibi güçlü olabilmeyi, hayata karşı senin gibi her koşulda dimdik ve soğuk kanlı durabilmeyi öğrenmek.. Bir gün senin gibi bir insan olabilmek.. Her zaman hayranlık duydum sana; duruşuna, bakışına, konuşmana, gülmene, kızmana, her şeyine.. Ve artık hayattan tek istediğim senin gibi bir insana sahip olamadığıma göre, senin gibi olabilmek..
Yaşadıklarımdan sonra bu sevdadan başka hiçbir şeyin artık beni yıkıp yaralayamayacağını biliyorum, ve en azından bundan güç alıyorum.. Bundan sonraki hayatımsa varolan yaralarımı sarmaya ve geçmişi tamamen unutmaya çalışmakla geçecek.. Mümkün olduğunca sormamaya çalışacağım seni.. Duymamaya, görmemeye, bilmemeye çalışacağım sana da ir hiçbir şeyi..
Aldırmayacağım dersem yalan olur, işte bu yüzden elimden geldiğince kapatacağım gözlerimi ve kulaklarımı sana dair her şeye.. Hayat bu, gün gelip alışıyor ya insan en zor şeylere bile; buna da alışacağım elbet.. Kim bilir, belki alışmayı öğreten zaman gün gelir unutmayı da öğretir bana.. Ben o günü sabırla bekleyeceğim..
Sana gelince, masal bitti, ben gerçek dünyaya geri döndüm ve vazgeçtim çocukluk masallarına inanmaktan.. Ama sen bana inat hep masallarda kal olur mu? Sen hep en güzel masalların en güzel kahramanı olarak kal.. Yıllar yılı hiç bitme, dolaş dillerden dillere.. Kim bilir belki bir gün gelir bir yerde, bir kalemden kendi masalını okur, ya da bir dilden senin masalının anlatıldığını duyar, gülümsersin sessizce..
Ve son bir söz; eğer gittiğin yerlerin karanlığına aldanıp ta benden başkasına sarılırsan `aydınlığım` diye; hiç ama hiç mutlu olama..
veda mektubu - sevgiliye mektup örneği - ayrılık mektubu - son mektup - masal bitti
Ağlamak ve gülmek, geçirilen zaman şahit değilmiydi ikimizin aşkına . şimdi şahitlik eden zaman bile yanlızlığa iti verdi bu iki canı. Şimdide ben seni yanlız bırakıyorum zamanın bizi yanlız bıraktığı gibi..
Benimle konuşmak istemeyişinin nedenini anlayabilmiş değilim. istiyordum ki biz sorunun değil ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMALIYDIK. Hayata ve herşeye yeni bakış açısıyla yaklaşmamız gerekirdi. Sevgi ve saygı ulaşılmaya değerdir senin sevgini kazanabilmek için attığım her adımda seni kaybetmekten korktum. Yalnızca ayrılık kelimesini duyduğumda bile bianda kendimi hissedemedim hayattan koptumu düşündüm.İşte şimdi yalnızım üzgünüm…acemi aşıkları oynadık SENDEN ÖNCE ne bir KARIM, ne bir SEVGİLİM yada AŞKIM OLMADI yalnızdım herşeyi İLK SENDE YAŞADIM.
Umarım bana kızmamışsındır.beni neyle suçladığının farkındamısın bilmiyorum ama sadece içimi dökmek istiyorum şu kağıt parçasına. Kendimi kaybettiğim her saniye seni düşünmek yordu beni belki de. İsteksizce geçtim insanların karşısına, hep seni aradım onların aynasında. Her an sana yansımak istedim, sana doğmak istedim. Ama hep bir engel koydun sen, senden bir parça. Artık kocaman bir duvar oldu bunlar, aşılması inadımı kırarcasına. Ne yazık ki artık hiç bir eylemim yok orayı aşmak gibi. Sadece bakıyorum oraya, üzülmeninde faydası yok.
Benim için anlamı büyük olan, bana verdiğin kalemi sana iade etmek isteyişimin nedeni de senin ve benim için önemli bir günü hatırlatmaktı unutulmak istemedim. hayatıma karışan,beni düşünen,beni benden çok seven,değerli olduğumu hissettiren ilk aşkım, ilk sevgilim, bebeğim çekilmeni istemedim hayatımdan .senin sıcaklığını senin gülüşünü senin dokunuşunu kimsede bulup bulamayacağımı bilmiyorm. bu gerçek beni kat kat maffediryor. Öyle bir hal almışım ki. Ha ölü, ha ben … nolur ayrılmayalım,beni bırakma diyerek çığlık çığlığa ağlalayıp durdum ama mesajlarında soguk sert tavırlar. insanı iki şey öldürürmüş birincisi sevmediği insanın silahından gelen mermi ikincisi sevdiği insandan gelmeyen ilgi.
Bitek bedenim kaldı, ruhum çekildi köşesine sensiz yaşayamayacağını düşünüp ağlıyor sürekli. Bedenimse kendine düşen rolleri oynuyor çevresine. Pişman değilim, onsuz da olabilirim, mutluyum tavırları ile kendimi avutuyorum…
Halbuki kalbim paramparça. Hep ağlıyorum içimden, nereye baksam sen, gülüşün...
Bian kokun gelir burnuma, heyecanlanıp etrafıma bakıp ama nafile biliyorum aslında olmadığını, ama belkiyi aklımdan çıkaramıyorum
Geceler üstüme yürüyor sanki.Hergece yastığımı göz yaşlarıyla ıslatarak dalıyorum uykuya. Uyku uykumudur sanki işyerinde ayakta uyuyanlardan oldum beni uyurken görürsen şaşırma, yine sen, yine rüyalarında ağlayarak uyanıp, telefona bakıyorum. Yoktur, ne bi çağrı ne bir mesaj. Dipsiz karanlık bir boşluktayım… Sakın kendini suçlama ya da vicdanın sızlamasın kaderimiz böyleymiş.
Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.
Bir Aşktır Bu Yaşanan,Bir Gece Vakti Uyandım Uykumdan,
Birden Aklıma Yine Sen Geldin,Oysa Bilmediğim Bir Şey Vardı,
Beni Uyandıran Sendin
O Gece hayata olan bütün özlemlerimi, bütün sevgimi, gecenin karanlığında kaybolan rüyalarımda bırakıverdim. Her şeyimi yitirmiş gibiyim, saatler geçmeksizin atar durur, ölmek ister dururum, ama bir türlü ölememem, bitiremem seni ve içimdeki yangınımı...
Bir yandan kendimle savaşırken, öbür yandan da senin yokluğunun verdiği acıyı kaldırmaya çalışırken, senin hayata dair kaybettiğin bir çok şeyin farkına vardım. Kaybedilmiş o kadar çok şey vardı ki, örneğin ailenin sana olan sevgisi ki aranızın açılmasının sebebi de benim. Bunları kaldırmam kaldırabilmem mümkün olamaz. Beni ayakta tutan tek şey neydi bilmiyorum, bilsem bile anlayamazdım, farkına varamazdım ne olduğunun..
Şimdilerde Biraz Unuttum Sanıyorum Seni Kendimi Dertlerimi Ve Biraz Arabeskçi Hallerimi..
Derinlerden en derinlerden çıkıyor canımızı yakan, kırılan hayaller ile verdiğimiz sözler . Ne zormuş diyoruz bazen ama kolay olsaydı seçmezdik bu hayatı öyle ya zoru seviyoruz biz kaçmıyoruz üstüne üstüne gidiyoruz yolumuza çıksa da koca koca gökdelenler gibi engeller küçücük de olsak kaçmıyor geri dönmüyoruz ve biz tam yaklaşırken zirveye denge bozuluyor bir sevginin aşkın esiri olarak düşüyor yükseklerden, yara alıyoruz .işte bu sebeben verdiğin sözleri azad ediyorum artık verdiğin sözleri de tutmayabilirsin.
işte bekliyorum yine hayal üstüne hayal kuruyorum. cevabını bulamadığım sorulara yoğruldum bu gece gözlerim taş duvarlarda ayrıldığımız günden buyana hep bunları düşünüyordum. Ağlamaklı bekliyorum yine keşke keşke gelebilsen ne dokunmak ne sarılmak nede öpmek. Yalnızca karşımda seni bulmak. Bence yalnızlığa değermisin bence sen değersin birtanem çünkü ben sana kıyamıyorum…
sonkez SENİ nasıl seviğimi anlatmaya başlayayım mı?
Seni derinlikler ve yükseklikler kadar seviyorum
Ruhum duygularımın ulaşamadığı noktalar kadar ulaşıyor
Varlığını ve zerafetini seviyorum
Ben seni günlerin ötesinde seviyorum
Güneş ve mum ışığı kadar çok
Seni özgürce seviyorum bir kızın hakkı olduğu gibi..
Seni safça seviyorum bu övülmeye değmezmi?
Şehvetle seviyorum..
Eski üzüntülerim adına seviyorum seni çok ruhumla
Kaybedebileceğim kadar seviyorum..
Bütün nefesimi tutarak seviyorum
Hasret özlem olmadan aşk olurmu birtanem
Gözlere yaş dolmadan aşk olurmu
Sen güldür ağlat bazen,
Sen öldür yaşat bazen
Yoksa sıcak bir busen aşk olurmu birtanem
Ben sana vurulmadan hasretle sarılmadan
Küsmeden darılmadan aşk olurmu birtanem
Ömrünü Arayıp sormuyorsan benimle konuşmuyorsan
Elini vermiyorsan aşk olurmu birtanem
Karda uyuduğumu sanıyordum ama öldüğümün farkına vardım. Anladımki senin vereceğin karara saygı duymalıyım sen böyle mutlu olacaksan ben sevdiğim için sevgimden bile vazgeçerim. Küçük ama sevgi dolu kalbinde bana biryer açmıştın ya beni çok mutlu etmiştin bu mutluluğu hiçbirşeye değişmedim değişemem o yüzden sana bir teşekkür borçluyum.
Sakın kendi suçlama senin hiçbir hatan yok verdiğin karar en doğrusu kimsenin bir suçu yok ne senin ne benim ne de ailenin suçu yok kaderimiz değilmiş kalbim kırık ama güçlüyüm. her şey için çok teşekkür ederim.
İsterim ki ayrılan sevda yolunu takip ederken, gül bahçelerinin kokuları, kelebeklerin rehberliği eşliğinde sonsuz sevgiyi bulma yolunda, mutlu bir şekilde yürümeni dilerim
Nice mutlu senelerde yolun hep açık olsun
herşeye rağmen seni çoooooooooook seviyorum birtanem… Kalbim sende KALPSİZ...
veda mektubu - sevgiliye mektup örneği - ayrılık mektubu - son mektup - masal bitti
Sevgiliye Veda Mektubu 27.05.2011
Bu son mektup güzel kadın. Başından bil de en önce sen sonra oku, ne olduğunu özünü bilirsen ardından yazdıklarımı daha bir anlarsın. şimdi ben burada atıp tutup sallayıp öpüp sevip okşayıp yazdıktan sonra velhasıl artık bitti dersem sudan çıkmış balık olursun. öyle olma bil, bu bir veda mektubu güzel kadın. bükme ince boynunu ve götürme elini çenene...anlatacağım.
Gidiyorum ben, hayır aslında olduğum yerdeyim ama gidiyorum. Aklımı alıyorum senden ve çekilmiş oluyorum. Böyleyim ben işte, sen ne kadar benim belki de dokunabileceğim son kadın olsa da ben bazen giderim. Bundan önce de öyle oldu. Aşıktım evet sana aşıktım ve aşıkken insan sonsuz sanır bu ilişkiyi...hayır be güzel kadın herşeyi sonu vardır demeyeceğim. Söylemem ben öyle şeyler. Al işte, benim tutarsızlığımın sonu yok, hatta bu tutarsızlıklarımın içinde en doruğudur. Nedenlerini bilmiyorum ama aklıma yatmadı bazı şeyler...mesela işte seni düşünmek zor geliyor, yük biniyor sanki kalbime, avuçlarıma, omuzlarıma, dudaklarıma...pek sıralayamadım yük bindiğin yerleri ama sen de beni anla öyle pek kolay değil bunları anlatabilmek. E şimdi, manyak mısın be adam ne gidiyorsun o zaman diyeceksin. Ben manyağım heralde be güzel kadın, deliyim, salağım ne bileyim işte beceriksizim. Ama anla işte seni bir başkasını kimseyi düşünmek istemiyorum. Tamam itiraf ediyorum, her yazdığım kadında senden bir şeyler olacak olmalı da... ama işte bu işler öyle pek kolay da değil.
Belki sen ilk defa bir mektubun bitmemesini istedin, belki ben ilk defa yazdıklarımın bir sonu olsun istedim. Ayrılmak garip bir şeydir. Ayrılan taraf bir yerde kısa kesmek ister bırakılan taraf ise...uzasın uzasın sabahlar olsun geceler dolsun kadehler dolsun dolsun boşalsın sızılsın sarınılsın unutulsun ister. işte öyle işte böyle bu kadar çok zaman geçsin ister o anda...ama öyle olamıyor, ayrılan işin en tatlı yerinde keser belki ama o bunu bilemez zaten bilse ayrılamaz. Sen hiç şekeri ağzına götürmüş bir çocuğun elinden şekerini alır mısın? ben alamam. çünkü bilirim ağlar. tamam bu benzetme çok basit kaldı biliyorum, bu aşk eldeki şekere benzer mi be diye kızabilirsin. kız. küfret. ben biliyorsun, pek aldırış etmem. bağrış çağrış falan filan...yumruklar kavgalar...bunlar olağan. zaten sessiz ve sedasız kabullenişin daha da yaralar beni...şimdi sen madem öyle niye gidiyorsun, madem kabul edişimdeki rahatlık seni rahatsız edecek niye gidiyorsun.
e bir dur yahu...bir yerde dur. kalbim dayanmıyor, bir yerlerim işlemez oluyor bir yerlerim unutuluyor...karnım doymuyor, sabah olmuyor geceleri sevdiğim halde üzerime üzerime geliyor. karabasan bile bastı...be! yeter. gidiyorum ben işte...bu son mektup, belki çok içer çok sarhoş olur yazarım. ama aldırış etme...tamam belki sarhoş olmadan önce düşündüklerimi yazmış olurum ama öyle değil işte...bazen bir şeyleri söylese de biri yine de istememezlik edebilir.
velhasıl ki bu velhasıl kelamım mektubun fitnatındandır, bir aşkın bitişine hiç tanık olamadım bir sürü kadından ayrıldım bir sürü kadın terkettim bir sürü kadını öptük kokladım ama hiç birisinin bittiğine tanık olamadım.
dikkat et kendine ve bu deyişimi açıkladım sana bundan önceki mektubumda...
allahaısmarladım, bir acı kahve..
Yanık sevdaların kadınıyım ben? Kör, topal gecenin üstüydü, yani; ayrılmanın en zor anı? Gündüzler anlamını yitirmiş, acılarım ve göz yaşlarım ise yastığıma sinmişti, sana bu ilk ve son mektubumu yazarken?
Şuan gecenin bir yarısı ve ben her gece hayatı yeniden keşfettiğim penceremden, bu gece de ikimiz için bakıyorum. Bu gece ıslak sokakların, loş ışıkların altında ben ve insanların ayakları altında ezilen düşlerim var. Kendimi ifade edememenin zorluğunu yaşıyorum şuan, belki de kendimi ifade edememenin birikintisini taşıyorum hala üzerimde? Sevgilim, düşlerimin prensi, düşlerinin prensesi sesleniyor sana, ilk ve son olarak yazdığı bu mektupta? Senleyim, seninleyim ama bu o kadar da sensizim sevgilim? Biliyorum şimdi senin kafanda sorular uyanmıştır, merak etme ben o soruları da alıp gidiyorum. Sana kalbini geri vermekle birlikte, aldığım soruların cevaplarını bırakıyorum. ?- Beni sevdi mi acaba? diyorsundur. Canım, iki gözüm elbette ki sevdim, sevmez olur muyum hiç. ?- Benden etkilendi mi? diyorsundur. Hazır itiraf etmeye başlamışken düşünmeden, umarsızca sana bir itirafta bulunayım. Bu itirafım biliyorum geç oldu ama ne olur affet, bilirsin duygularımı anlatamam ben? Sana her baktığımda, sen farkında olmasan da tatlı bir tebessüm bırakıyordun dudaklarımda? Başka biri mi var diye düşünüyorsan yanılıyorsun, ben senleyken kördüm sanki, sadece seni görüyordu gözlerim. Peki o zaman bu ayrılık neyin nesi demekteysen, o zaman gönül gözünü aç ve beni iyi dinle? Canım sevgilim, ahh söze nasıl ve nerden başlayacağımı bilmiyorum şuan, bu ayrılıkta senin hiçbir suçun yok bundan emin ol, sorun bende? Sen duyguların en güzelini tattırdın ve hiç yaşamadığım şeyleri yaşattın, önüme sundun korkusuzca? İlgiden bir an olsun mahrum etmedin, bıkmadan, yılmadan kendini sevdirmek için çabaladın durdun ama bazen bunlar yetmiyor ki insana? Hani dersin ya, sonumu göremiyorum bu insanla diye? Bende de öyle bir duygu var işte? Evet, aşkım doğru tahmin ettin, ilk tanıştığımız günden beri süre geliyor ama dedim bir umut, olmadı olmuyor daha dayanacak gücüm kalmadı? Şimdi bana nankör diyeceksin, belki de İbrahim Tatlıses? in nankör kedi şarkısını dinleteceksin özel numaraların arkasından? Senden bu şekilde ayrılmak istemezdim ama o kadar iyisin ki ve sevgine o kadar saygı duyuyorum ki, kıyamadım gözlerinin içine bakarak üzmeye? Böylesi ikimiz için de daha iyi, bir mektupla bitsin, bilirsin ben vedaları sevmem... Askere gittiğinde bile uğurlamaya gelmemiştim, ağladığımı görürsün de üzülürsün diye.. Yaslayacağım artık başımı hatıralara ve söyleyeceğim ikimizin şarkısını, sen imkansızsın, sensizlik imkansız, aşk imkansız?
Bitmelerin sürgünlüğünü ve yalnızların vurgunluğunu yaşıyorum seni düşünmenin son dakikalarında? Seni seviyorum ve severek ayrılmanın hüznüyle canımın acısını tadıyorum, gözümden akan yaşımla?