Çıkarılan İşçinin İşe İadesi - Feshin Geçersizliği Ve İşe İade - Geçerli Neden Olmadan Fesih
İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir (MD. 21)
YARGITAY KARARLARI
-1Davalı şirket verimlilik sağlamak, ekonomik krizden kurtulmak amacıyla davacının işine son verildiğini ileri sürmekte ise de, böyle bir durumda diğer bir şirketi kendi bünyesine dahil etmesi ve şirkete 298 personel alması ve bazı personele bağlı olduğu K. grubu bünyesinde iş verilmesi olguları değerlendirildiğine fesihte ileri sürülen gerekçelerin inandırıcı ve geçerli olmadığı açıktır.
Geçerli nedenle fesih yoluna gidilirken feshin en son çare olarak düşünülmesi gerekir. Bu nedenle geçerli neden kuralına uygun yorum yapılırken fesihten kaçınma davasının olup olmadığının araştırılması şarttır. Yeni personel alımı yapan bir başka şirketle birleşen şirketin fesih için gösterdiği gerekçelerin inandırıcı olmadığı açıktır. Bu nedenlerle mahkeme kararının bozulmasına ve 4857 sayılı kanunun 20/3. maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ : 1. Kadıköy İş Mahkemesinin 7.12.2004 gün ve 2003/934 esas, 2004/660 sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davacının iş sözleşmesinin feshin geçersizliğine ve İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal sürede başvurmasına rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının çalışma süresi de dikkate alınarak takdiren dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine,
4. Davacının işe iadesi için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleştiği tarihe kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsiline, işe başlatılma halinde bu alacaklıdan ödenen ihbar ve kıdem tazminatlarının mahsubuna (9. HD. 2.2.2005, 574/2876)
-Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece geçerli neden bulunmadığı gerekçesi ile isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve özellikle 1.12.2003 tarihinde iş sözleşmesi işverence sözlü olarak feshedildikten iki ay sonra yazılı fesih bildiriminde bulunulduğunun anlaşılmasına göre feshin geçerli nedene dayanmadığının kabulüne karar verilmiş olması isabetlidir.
Ancak, davacı kendisini vekille temsil ettirmediği halde davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- )Yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- )Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3- )Davacının süresi içerisinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 4 aylık ücret tutan olarak belirlenmesine,
4- )Davacının süresi içinde başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine (9. HD. 13.2.2006, 732/3458).
-Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan ve sendikal nedenle feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının üyesi olduğu sendikanın şube başkanı ve sendika temsilcilerinin 09.05.2006 günü makineleri ve üretimi tamamen durdurma ve işçileri kanunsuz direnişe tahrik ve teşvik ettiklerini, bu konuda tutanakların tutulduğunu, ilgili kurumlara yazı yazıldığını, davacının da 15.05.2006 günü vardiya başlangıcında, çalışma kartını makineden geçirdikten sonra işbaşı yapmadığını, makineleri ve üretimi durdurarak, kanunsuz direnişe katıldığını, uyanlara rağmen işe başlamadığını, iş sözleşmesinin 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 45 ve 4857 sayılı iş Kanunu'nun 25/II.h. maddeleri uyarınca feshedildiğini, feshin haklı nedene dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan tüm delillere göre, davalı işverenin 09.05.2006 tarihli olaylar nedeni ile sendika temsilcilerinin de aralarında olduğu 28 işçinin iş sözleşmelerini üretimi kanunsuz durdurmak sureti ile kanunsuz direniş yapmak, yapmaya tahrik ve teşvik etmek nedenleri ile feshettiği ve fesih bildirimini 15.05.2006 günü sabah vardiyasından başlayarak tebliğ ettiği, sendika şube başkanı ve temsilciler ile çıkarılan işçilerin işyeri önünde toplandıkları, sendika şube başkanının konuşma yaptığı, vardiyasına gelen işe giriş kartını okutup giren işçinin bir süre sendika başkanı ve temsilcisinin konuşmasını dinlediği, davacının konuşmayı dinleme dışında işverene karşı cebir ve şiddet kullanmadığı, makine ve üretimi durdurmadığı, çalışmak istediği, ancak işverenin çalışmasını engellediği, kalabalık ortamla karşılaşmaları ve şube başkanının konuşması nedeni ile dinlemede bulunmalarının haklı fesih nedeni olamayacağı, geçerli neden sayılabileceği, ancak 4857 sayılı iş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca işverenin işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenle fesih işleminde işçinin savunmasını alması gerektiği, davalı işverenin davacı işçinin savunmasını almadığı ayrıca fesih yazısında ve yargılamada, hangi işçinin somut olarak cebir ve şiddet uyguladığının, çalışmak isteyen işçileri ne şekilde engellediğinin kanıtlanamadığı, aksine çalışmak isteyen davacının işe alınmadığının söz konusu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı işverenin uzun süredir bir kısım işçilerin ücretlerini zamanında ödemediği, bu nedenle işveren hakkında icra takipleri yapıldığı, işverenin işyerinde toplu iş sözleşmesi imzalayan sendika ile uyuşmazlıklara girdiği ve davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinden önce içlerinde genelde sendika yetkililerinin olduğu işçilerin iş sözleşmelerinin feshedildiği, vardiyasına gelen davacının işe giriş kartını okuttuğu halde, iş başı yapmayarak geri dönüp, iş sözleşmeleri feshedilen ve içeri alınmayan 28 işçi ile ilgili sendika yetkilisinin işyeri sendika temsilciliği odası önünde yaptığı konuşmayı dinlediği anlaşılmaktadır. Davacı kısa süren bu konuşmadan sonra, iş görme edimini yerine getirmek için işinin başına gitmek istediğinde, davalı işveren tarafından işyerine alınmamış ve iş sözleşmesi, davalı işveren tarafından fesih yazısında belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı iş Kanunu'nun 25/II. maddesi uyarınca feshedilmiştir.
4857 sayılı iş Kanunu'nun 19/2 maddesi uyarınca, işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenle fesihte savunma alınma zorunluluğu, işverenin 4857 sayılı iş Kanunu'nun 25/II. maddesi uyarınca haklı nedenlerle iş sözleşmesini feshettiği hallerde aranmaz. Keza aynı Yasanın 25/son maddesinde de paralel düzenleme ile haklı fesih hallerinde, işçinin bu sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21. maddeler çerçevesinde yargı yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Açıklandığı gibi, işverenin 4857 sayılı iş Kanunu'nun 25/II maddesi uyarınca haklı nedenlerle feshettiği durumlarda, işçinin savunmasının alınması zorunluluğu yoktur. işverenin haklı neden olarak belirttiği davranışın, yapılan yargılama ile geçerli neden kabul edilebileceği sonucuna varılması, savunma alınması koşulu bulunmadığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğini gerektirmez. Davalı işveren haklı nedenle feshettiğini savunduğuna göre, geçerli neden için öngörülen savunma koşulu aranmamalıdır. Sonuçta feshin haklı nedene değil, geçerli nedene dayandığının kabulü, bu olguyu değiştirmez.
Aksi yöndeki mahkeme gerekçesi yerinde bulunmamıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının vardiya başlangıcında, işe giriş kartını okutmasına rağmen ve bunun sonucu olarak çalışmak için görev mahalline gitme yerine, işyeri önünde bir süre sendika yetkilisinin konuşmasını dinlemiştir. Bu dinlemeden sonra da davalı işveren tarafından işe alınmamıştır. Davacı, bu eylemi, diğer bir kısım işçilerle yapmış ve bir süre iş görme edimini yerine getirmemiştir. Davacının konuşmayı dinleme dışında işverene karşı cebir ve şiddet kullanmadığı, makine ve üretimi durdurmadığı, çalışmak istediği,ancak işverenin çalışmasını engellediği, kalabalık ortamla karşılaşmaları ve şube başkanının konuşması nedeni ile dinlemede bulunmalarının haklı fesih nedeni olamayacağı yönündeki değerlendirme dosya içeriğine uygundur. Ancak, davacı kısa bir süre işbaşı yapmayarak, işvereni iş görme ediminden mahrum bırakmıştır. Açıklanan bu davranışı işyerinde olumsuzluklara yol açmıştır. Aslında bu husus mahkemenin de kabulündedir. iş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayandığından davanın reddi gerekir. Yazılı şekilde kabulü hatalıdır. 4857 sayılı iş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
-İş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddelerine aykırı olarak feshedildiğini iddia eden davacı, feshin geçerli nedenle yapılmadığını belirterek feshin geçersizliğini ve işe iadesini talep etmiştir.
Davalı, feshin işletmenin ve işin gereklerine dayandığını savunmuştur. Mahkemece "emsal dosyalarda alınan bilirkişi raporlarına göre, davalının ekonomik darboğazda olduğu ve feshin işletmenin gereklerine dayandığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece verilen ilk karar, Dairemizce "Her dava, dava tarihindeki koşul ve maddi olgular içinde değerlendirilmelidir. Nitekim davalı işveren davacı ile ilgili fesih gerekçesinde, 2003 yılındaki fesih nedenlerinden başka, Daire Başkanlıkları ve müdürlüklerin azaltıldığını, tasarruf tedbirlerine gittiğini, 2003 yılı sonu itibari ile zararının olduğunu belirtmektedir. 2003 yılı fesihlerin geçersiz sayılmasında, o tarihlerdeki şartlar ve maddi olgular değerlendirilmiş, davalının öncelikle tasarrufa gitmesi gerektiği, yeni işçi alımı yapılmaması gerektiği belirtilmiştir. Somut bu maddi ve hukuksal olgulara göre, fesih sebebi gösterilen yeni savunma nedenleri üzerinde durulmalı, bu konular açıklığa kavuşturulmalı, davacının yaptığı iş dikkate alınarak davalının davacı ya ihtiyacı olup olmadığı araştırılmalı, gerekirse işyeri kayıtları üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapılarak sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır." gerekçesi ile bozulmuştur. Bozmaya uyulmasına rağmen sadece bilirkişinin işyerinde yaptığı bilanço incelemesi sonucuna göre karar verilmiş, diğer bozma nedenleri yerine getirilmemiştir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerine dayalı fesihlerde, fesih olarak dayanak yapılan nedenle çelişki içinde olmamalı, feshin en son çare olduğu ilkesi gözden uzak tutulmamalıdır. Bu kapsamda iş sözleşmesi feshedilen işçinin, mesleği ve vasfı nedeni ile başka bölümde değerlendirme olanağı olup olmadığı da araştırılmalıdır. Ayrıca olanak varsa, kısa süreli çalıştırma, esnek çalışma gibi tedbirler öncelikle düşünülmelidir. Bozmadan sonra dosyaya sunulan kayıt ve belgeler incelendiğinde, davalı işverenin ileri sürdüğü fesih nedeni ile çelişen uygulamalarda bulunduğu,yeni personel aldığı, 2003 yılındaki gelirlerden dolayı tüm çalışanlara 2004 yılı içinde teşvik primi ödenmesine karar verildiği, bu durumun zarar etme olgusu ile çeliştiği anlaşılmaktadır. Davalı işverenin fesih işlemi geçerli nedenlere dayanmamaktadır. Davanın kabulü gerekir. Mahkemece yazılı şekilde reddi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Kanununun da düzenlenen ve feshin geçersizliğinin sonucuna bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağı, davacının başvurusu ve davalının işe başlatmaması halinde uygulanması gereken tespit niteliğinde hükümler olduğundan, miktar belirtilmeksizin karar altına alınmalıdır. Ayrıca işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti talep olmasa da resen dikkate alınmalıdır. Keza tespit niteliğindeki bu hüküm nedeni ile karar harcı ve vekalet ücretinin maktu olarak takdiri gerekir.
SONUÇ : 4857 sayılı İş Yasasının 20/3-F maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı İşverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE (9. HD. 7.2.2005, 1609/3300).
-Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, savunmaya değer verilerek, "iş sözleşmesinin özelleştirilmesi nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, özelleştirmenin içeriği itibari ile ekonomik neden ve yapısal değişiklik içerdiğini, bu nedenle feshin geçerli olduğu, davalının bazı işçileri nakle tutması ya da istihdam etmeye devam etmesinin geçerli olan bu nedeni ortadan kaldırmayacağı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı işyeri, Özelleştirme İdaresi tarafından 29.07.2005 tarihli %100 hisse devir sözleşmesi ile dava dışı CK şirketine satılmış ve aynı tarihte aynı unvan ile devredilmiştir. Devir sözleşmesinin 3. maddesinde işyerinde çalışanlar ile ilgili olarak "Nakle tabi personelin 4046 sayılı yasa gereği nakledilecek, imza tarihi itibari ile 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak çalışanların ise, imzayı takip eden 6 ay içinde kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin sona ermesi halinde, devir sözleşmesinin imzalandığı tarihteki ücret ve hizmet süresi üzerinden hesaplanacak kıdem tazminatı şirketçe ödenecek, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra istihdam edileceklerde öncelikle şirket çalışanlarına öncelik verilecek" kuralına yer verilmiştir. Davalı işverence özelleştirme işlemleri tamamlanmasından, bir başka anlatımla hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından sonra, 12.08.2005 tarihinde toplu işçi çıkarma prosedürüne uygun olarak, ilgili kurum ve sendikaya özelleştirme nedeni ile 1494 işçinin çıkarılacağı bildirilmiştir. Kayıtlara göre, davalı işveren 11.09.2005 tarihinde toplu işçi çıkarma doğrultusunda 450 işçinin iş sözleşmesini feshettiği, ancak aynı tarihten sonra işyerine 694 işçiyi işe aldığı anlaşılmaktadır.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre, işyerinin özelleştirme işlemleri, 29.07.2005 tarihinde tamamlanmıştır. Bir başka anlatımla fesih tarihinde davacı, özelleştirme kapsamındaki bir işyerinde değil, işyerini özelleştirme ile devralan işveren işyerinde çalışmaktadır. Özelleştirme nedeni ile feshin geçerli olabilmesi için, iş sözleşmesinin hisse devir sözleşmesinden önce feshedilmesi gerekir. Devir sözleşmesinden sonra, davacı çalışmaktadır. Devir sözleşmesinde, imza tarihi itibari ile 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak çalışanların, imzayı takip eden 6 ay içinde kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin sona ermesi halinde, devir sözleşmesinin imzalandığı tarihteki ücret ve hizmet süresi üzerinden hesaplanacak kıdem tazminatı şirketçe ödenecek hükümü, özelleştirme nedeni ile fesih yetkisi vermemektedir. Devir nedeni ile sorumluluğu düzenleyen bir kuraldır. Ayrıca, davalı işverence 450 işçi çıkarılırken, yeni 694 işçi alınması, ileri sürülen fesih nedeni ile çelişmektedir. Davalı işverence gerçekleştirilen fesih geçerli nedene dayanmamaktadır. Davanın kabulü yerine reddi hatalıdır.
4857 sayılı İş Kanununu da düzenlenen ve feshin geçersizliğinin sonucuna bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağı, davacının başvurusu ve davalının işe başlatmaması halinde uygulanması gereken tespit niteliğinde hükümler olduğundan, talep olsun olmasın, resen miktar belirtilmeksizin karar altına alınmalıdır. Ayrıca tespit niteliğindeki bu hüküm nedeni ile karar harcı ve vekalet ücretinin maktu olarak takdiri gerekir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ : HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 6 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE (13.3.2006, 2324/6114).
T.C.
YARGITAY
Dokuzuncu Hukuk Dairesi
E. 2007/3150
K. 2007/5231
T. 26.2.2007
· FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE
· İŞYERİ DEVRİ
· 4857 s. İŞ KANUNU [Madde 6]
· 4857 s. İŞ KANUNU [Madde 20]
· 4857 s. İŞ KANUNU [Madde 21]
Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek fesh in geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, şirketin ekonomik sıkıntı içerisinde olup iki yıldır zarar ettiğini, işletmelerde meydana gelen grizu patlamaları nedeni ile muhatap olunan tazminatlardan dolayı ödeme güçlüğü içerisinde girdiklerini, şirketin karlı bir şekilde devam için bütün yolları düşündüklerini, ancak bunun başarılamayacağının anlaşılması nedeni ile işyerinin kapatıldığını ve rödovans sözleşmesi ile maden ocağının bir başka şirkete devredildiğini, davacının iş sözleşmesinin bu nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, işyerinin ekonomik nedenlerle kapatıldığı, iş sözleşmesinin feshinden önce işçilere ... İşletmesinde çalışabileceklerinin duyurulduğu, bu nedenle feshin geçerli nedene dayandığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının iş sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin davacıya yapılmış yazılı bir fesih bildirimi bulunmamaktadır. Davacının üyesi olduğu sendikaya yazılan 26.06.2006 tarihli yazıda işyerinin ekonomik nedenlerle kapatılmasına karar verildiği belirtilerek iş sözleşmesinin 26.07.2006 tarihi itibari ile feshedildiği bildirilmiştir.
Sözü edilen fesih bildiriminden sonra işyerinin 03.07.2006 tarihinde yapılan rödovans sözleşmesi ile dava dışı bir şirkete devredildiği, davalı işverence işyerinde ve işyerinin bulunduğu belediyede 25.07.2006, 26.07.2006 ve 27.07.2006 tarihlerinde yapılan duyuru ve ilanlarla iş sözleşmesi feshedilen işçilere ... işyerinde iş imkanı sağlanacağının bildirildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Sözü edilen rödovans sözleşmesine göre işletme hakkını devralan şirket, işyerinde çalışan işçilerle ilgili olarak tüm yükümlülükleri üzerine almış bulunmaktadır.
Dosyada mevcut olgulara göre dava konusu işyeri kapanmamış, "Rödovans Sözleşmesi" ile dava dışı bir firmaya devredilmiştir. Devir tarihi itibari ile davacının iş sözleşmesi devam ettiğinden davacının iş sözleşmesinin de işyeri devri ile birlikte devredildiğinin kabulü gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesine göre salt işyeri devrinden dolayı iş sözleşmesi feshedilemez.
Öte yandan, iş güvencesi yönünden İş Hukuku'na ilişkin en önemli ilkelerden biri "feshin son çare olması" ilkesidir. Davalı işveren, fesih bildiriminde bulunduktan sonra davacı ve arkadaşlarının başka bir işyerinde değerlendirilebileceğini muhtelif araçlarla duyurmuş olmakla, fesih bildiriminde bulunmadan önce belirtilen ilke doğrultusunda araştırma yapmadığını, herhangi bir çaba göstermediğini de ortaya koymuş bulunmaktadır.
Tüm bu nedenlerle, iş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayanmamaktadır. Davacının işe iade isteğinin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1 ) Ankara 1. İş Mahkemesi'nin 12.12.2006 gün ve 684-676 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2 ) İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3 ) Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının, fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4 ) Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
Davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5 ) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6 ) Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 450.- YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7 ) Davacı tarafından yapılan ( 52.00 ) .- YTL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8 ) Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 26.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
Dokuzuncu Hukuk Dairesi
E:2007/6394
K:2007/13549
T:30.04.2007
· GEÇERLİ NEDEN OLMADAN FESİH
· İBRANAME
· İŞE İADE
Özet: İşverenin yeniden yapılanma nedeniyle toplu işten çıkarma karan aldığı, bunun üzerine davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatını almak suretiyle iş sözleşmesinin sona erdirilmesi sözleşmesini gönüllü olarak imzaladığı anlaşıldığına göre, işçinin işe iadesine karar verilemez.
· 4857 s. İŞ KANUNU [Madde 21]
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, işyerinin devri sonrası yeniden yapılanmaya gidildiğini ve gönüllü olanların iş sözleşmesinin işletmeden kaynaklanan nedenle feshedildiğini, davacının da karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak iş sözleşmesinin feshini kabul ettiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuş ve bu konuda belge sunmuştur.
Mahkemece, davalı işveren tarafından sunulan ve davacı imzasını taşıyan karşılıklı anlaşmaya dayalı sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin davacı dilekçesi ve bu yöndeki sözleşme dikkate alınmadan, ancak bir kısım işçi ile karşılıklı anlaşmaya dayalı sözleşme imzaladığı kabul edilmekle birlikte, davacının çalıştığı bölümün kapatılmadığı, hizmetine ihtiyaç duyulduğu, çıkartıldıktan sonra yerine eleman alındığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı işverenin şirketin devri ve yeniden yapılanma nedeni ile toplu işçi çıkarma kararı aldığı ve buna ilişkin işletmesel kararı uyguladığı, bu kapsamda gönüllü olması nedeni ile davacının yeniden yapılanma nedeni ile iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma sonucu kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek sureti ile feshini kabul ettiğine dair dilekçesi üzerine, ibranamedeki haklar ödenmek üzere karşılıklı olarak iş sözleşmesinin sona erdirilmesi sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır.
Toplu işçi çıkarma kuralına başvuran davalı işveren, öncelikle gönüllü olanları çıkaracağını belirtmiş olup, davacı bu işlemi kabul ederek, kıdem ve ihbar tazminatı da ödenerek iş sözleşmesinin feshedilmesini talep etmiştir. Toplu işçi çıkarmada gönüllü işçilerin iradesine öncelik verilmesi ve işçi tarafından bu icabın kabul edilmesi halinde, karşılıklı olarak iş sözleşmesinin anlaşma yolu ile bozulması söz konusu olduğundan, bu işlemde artık işverenin toplu işçi çıkarmaya konu ettiği fesih nedenlerinin geçerli olup olmadığı araştırılmamalıdır. Bir başka anlatımla, ikale sözleşmesinin bulunduğu durumda, feshin son çare veya işçinin seçiminin objektif ölçütlere uygun olup olmadığı ayrıca yargı denetimine tabi tutulamamalı, işçinin iradesini sakatlayan bir durum olmadığı sürece işe iade konusu yapılamamalıdır. O halde, davalı işveren tarafından sunulan karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi konusundaki sözleşme ve iş sözleşmesinin feshinin kabul edildiğine dair dilekçesine karşı davacıya diyecekleri sorulmalı, bu konuda delilleri toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Bu belgeler üzerinde durulmadan hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
Dokuzuncu Hukuk Dairesi
E:2005/10324
K: 2005/37706
T:01.12.2005
- İŞ AKDİNİN FESHİ
- İHBAR TAZMİNATI
- KIDEM TAZMİNATI
- İŞE İADE
ÖZET: İşe iade davası kabul edilmekle, işverenin feshinin geçersizliği kabul edilmiş olmaktadır. İş akdinin feshi, işe iade kararı üzerine, işçinin işe başlatılmadığı tarihte gerçekleşmiş sayılır. Her dava, açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. İhbar tazminatı, kıdem tazminatı ve izin ücretlerini kapsayan dava, feshin 05.06.2003 günü gerçekleştiği gerekçesi ile 17.06.2003 tarihinde açılmıştır. İşe iade kararı ile 05.06.2003 tarihinde feshin gerçekleşmediği kabul edildiğine göre, davanın açıldığı ]7.06.2003 günü gerçekleşmiş bir fesih bulunmamaktadır. Dava tarihinde şartları gerçekleşmeyen, ancak dava sırasında işveren tarafından ödenen ihbar ve kıdem tazminatı istekleri hakkında mahkemece bir hüküm kurulmadığından, temyiz incelemesi sırasında bu konuda bir karar verilemez.
Bu nedenlerle feshin gerçekleşmesine bağlı izin ücreti isteğinin de açıklanan nedenlerle reddi gerekir.
(4857 s. İş K. m. 17, 18, 21, 25, 26)
(1475 s. İş K. m. 14, 16)
Davacı, ihbar, kıdem tazminatı yıllık ücretli izin, fazla çalışma ile hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1 Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 Davacı, 17.06.2003 günlü dava dilekçesinde, hizmet akdinin haklı ve geçerli neden bulunmadığı halde 05.06.2003 tarihinde davalı işverence feshedildiğini iddia ederek işe iadesine, boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatına ve ayrıca kıdem, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacak isteklerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yargılama sırasında 29.06.2004 günlü oturumda, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, izin ücreti ve işçilik alacakları ile ilgili isteklerin ayrılmasına karar verilip, ayrılan işçilik alacakları davasının ayrı bir esasa kaydının yapıldığı, işe iade davasının yargılamasının sürdürülerek, 29.06.2004 tarihinde davacının işe iadesine karar verildiği, kesinleşen bu karar üzerine, işverenin davacıyı işe başlatmadığı dosya içeriğinden ve tarafların karşılıklı beyanlarından anlaşılmaktadır.
İşe iade davası kabul edilmekle, işverenin 05.06.2003 tarihli Feshinin geçersizliği kabul edilmiş olmaktadır. Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre, iş akdinin feshi, işe iade kararı üzerine, işçinin işe başlatılmadığı tarihte gerçekleşmiş olmaktadır. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. İhbar tazminatı, kıdem tazminatı ve izin ücretlerini kapsayan dava, feshin 05.06.2003 günü gerçekleştiği gerekçesiyle 17.06.2003 tarihinde açılmıştır. İşe iade kararı ile 05.06.2003 tarihinde feshin gerçekleşmediği kabul edildiğine göre, davanın açıldığı 17.06.2003 günü gerçekleşmiş bir fesih bulunmamaktadır.
Akdin Feshinin gerçekleşmesine bağlı izin ücreti isteğinin açıklanan nedenlerle reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalıdır. Diğer taraftan, dava tarihinde şartları gerçekleşmeyen ancak dava sırasında işveren tarafından ödenen ihbar ve kıdem tazminat istekleri hakkında mahkemece bir hüküm kurulmadığından bu istekler yönünden dairemizce bozma yönüne gidilmemiştir.
Davacı, işe iade davasından sonra işe başlatılmaması ile feshin gerçekleştiği tarihe göre yeni bir dava açarak alacaklarını talep edebilir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.