Sevgi ve Aşk Üzerine

Son güncelleme: 28.05.2012 15:26
  • Mevlâna"da aşk metafiziğini daha iyi anlayabilmemiz için, aşkın ve ona temel teşkil eden sevginin etimolojik ve kavramsal tanımlarının iyi bilinmesi gerekir. Bilindiği üzere, sevgi kelimesi, Türkçe"mizde sevmek mastarından gelir. Klasik kaynaklarda bu kelimenin karşılığı "hub" sözcüğüdür. Hub, Arapça"da kaynama noktasına gelmiş suyun üstüne çıkmaya başlayan kabarcıkların adı olup, buna habbe ve habâb da denir. Nitekim muhabbet kelimesi de buradan alındığı için, susamışlıktan veya fazla arzudan dolayı kalbin kaynamaya ve habbeler çıkarmaya başlamasıdır. İnsan fıtratında var olan sevgi üzerine pek çok şeyler söylenmiştir. Fıtrî bir özellik olduğundan dolayı insan hayatta pek çok şeyi sevebilir. İnsan kendini, çevresini, ailesini, para, makam, şöhret vs. pek çok şeyi sevgi objesi yapabilir. Hatta madde ötesi varlıkları bile. Mesela "ilahî aşk" veya "Allah sevgisi" tabir edilen sevgiler bu gruptandır. Ancak unutmamak gerekir ki, insan ne kadar çok şey severse sevsin sevgi aslında tektir ancak objeleri farklıdır.

    Sevginin ferdî ve sosyal pek çok faydası olduğu, hatta sadece insan değil, bütün varlıkların eğitimine temel teşkil ettiği hepimizce bilinmektedir. Sevgi her şeyden önce bir güven işidir. Güvenin olmadığı noktada sevgi yoktur. İnsan hayatını ve toplumu şekillendiren her değer sevgiye dayanır. Toplum sevgiyle kaynaşır. Sevgisiz insanlar katı ve iki yüzlüdür. Sevgisiz adalet de katıdır. Sevgisiz kurallar ve gelenekler insanı dar görüşlü yapar.

    Sevgisiz inanç insanı mutaassıp(fanatik) yapar. Sevgi insanı olumlu yönde motive eden bir güçtür. Nitekim "sevgi, dünyayı sıcak dost ve güzel bir evren yapan, insanların biçimini değiştiren, dinamik bir güçtür" diyen Roche"a ve "sevgi ruhun kudretine teslim olmaktır. Kibiri bırakıp benlik davasından geçmektir" diyen Ülken"e hak vermemek elde değil

    Ünlü mutasavvıf düşünürümüz Mevlâna, sevginin kudretini Mesnevî"de şu sözlerle dile getirir:

    "Sevgiden acılıklar tatlılaşır,

    Sevgiden bakırlar altın kesilir

    Sevgiden tortulu, bulanık sular arı duru su haline gelir.

    Sevgiden dertler şifa bulur.

    Sevgiden ölü dirilir, sevgiden padişahlar kul olur".

    Sevginin şiddetli haline "aşk" demişlerdir. Bu kelime Kur"an"da geçmez. Kur"anın tercih ettiği kelime, "şiddetli sevgi"(=hubben şedid) veya "vedud"dur. Bilahare İslam literatüründe köklü bir yeri olacak olan Aşk kelimesi, Arapça "A-ş-k"dan gelir ve bir sarmaşık türünün adıdır. "Aşaka" adı verilen bu sarmaşık, ağaca dolanır ve onu tepeden tırnağa sarar. Yapraklarının altından ağacın gövdesine kökler salar ve ağacın öz suyuyla beslenir. Böylece sarmaşık geliştikçe ağaç solmaya, kurumaya başlar. Tıpkı bunun gibi aşk da âşığın benliğini öyle bir kaplar ki, aşk kendisinde geliştikçe, âşık solmaya, kurumaya ve bedenî varlığını yokluğa vermeye, ruhu da maddi irtibatlardan soyutlanmaya başlar.

    Aşk konusunda o kadar söylenmiş söz vardır ki, bunlardan burada bahsetmek imkânsızdır. Biz doğrudan Mevlâna"nın bu kavramı nasıl ele aldığını göreceğiz.

#28.05.2012 15:26 0 0 0