Yeterlilik Sınavına Hazırlık Soruları- 1 TECVİD

Son güncelleme: 24.08.2013 22:07
  • Yeterlilik Sınavına Hazırlık Tecvit Soru Ve Cevaplar - Yeterlik Sınav Soruları - Diyanet Yeterlik Sınavına Hazırlık Soruları - KKÖ Tecvit Deneme Testi








    TECVİD'İN TANIMI

    Sözlükte; "Bir şeyi süslemek", "güzel ve hoşça yapmak" anlamlarına gelir.

    Istılahta; "Kur'an-ı Kerim'i güzel bir biçimde okumak için uyulması gereken kuralları içeren ilim" dir.

    وَ هُوَ اِعْطاَءُ الْحُرُوفِ حَقَّهاَ مِن كُلِّ صِفَةٍ وَمُسْتَحَقَّهاَ وَ رَدَّ كُلِّ وَاحِدٍ لاَصْلِهِ

    "Harflerin lâzımî ve arızî sıfatlarının hakkını vererek her bir harfi mahrecinden çıkartmaktır."

    TECVİDİN KONUSU

    Kur'an-ı Kerim'in harflerinin ve kelimelerinin, dilin fonetiğine uygun ve kulağa hoş gelen biçimde seslendirilmesi için öngörülen kurallardır.

    Buna göre tecvit, harflerin çıkış yerleri, sıfatları, idğam, ğunne, uzatma, kalkale, izhar vb. konuları içerir.

    TECVİDİN İLGİ ALANI KUR'AN-I KERİM'DİR

    TECVÎDİN GAYESİ VE AMACI

    Tecvit, Kur'an'ın, Arapçanın fonetiğine uygun olarak, belli bir ses ahengi ve düzeni içinde güzel bir biçimde okunmasını amaçlar. İlahî kelâmın okunuşunda, dili her türlü hatadan korumaktır.

    Kur'an'ı güzel okumak, dinleyen üzerinde olumlu bir etki uyandırır. Nasıl güzel okunan bir şiir/ezgi, notasına uygun icra edilen bir musikî, dinleyenleri etkilerse, güzel okunan Kur'an da dinleyenleri olumlu yönde etkiler. Onlarda güzel duyguları uyandırır. Bu bakımdan Kur'an'ın güzel okunması, Müslümanların geleneğinde çok önemli görülmüştür.

    TECVİDİN HÜKMÜ

    Kur'an'ı Kerim'in tecvitli okunması farzdır.

    Namaz kabul olacak kadar Kur'an'ın tecvitli okunması farz-ı ayn,

    Kur'an'ın tamamının tecvitli okunması farz-ı kifayedir.


    İdris YAVUZYİĞİT
#26.09.2012 18:15 0 0 0
  • TECVİD İLMİNDE LAHN (OKUYUŞ HATASI)

    Hata etmek ve doğrudan sapmak gibi manalara gelir. Tecvid ilminde: Tecvid kaidelerine uymamaktan meydana gelen hata demektir. İki kısma ayrılır:

    LAHN-I HAFİ: Küçük ve gizli hatadır ki ancak tecvidi iyi bilen, kuran ve kıraat ilmi konusunda ehil olan kimselerin fark edebileceği hatalardır.

    a) İhfayı, idğamı, iklabı, izharı yerine getirmemek, vacip medleri eksik çekmek, yahut medd-i tabiiyi fazla uzatmak gibi. Bu hataları yaparak okumak tahrimen mekruh olarak kabul edilmiştir.

    b) "ra" harfindeki tekrir sıfatında, "nun" ve "mim"deki ğunne sıfatında (ifrad ve tefride kaçmak) hata etmek, lam harfini ince okunması gereken yerde kalın okumak, ra'yı kalın okunması gereken yerde ince okumak gibi. Bu türden lahn-ı hafi tenzihen mekruh olup okuyuşu bu tür hatalardan korumak müstehaptır.

    LAHN-I CELİ: Ağır ve açık hata demektir. Kur'anı okuyabilen herkesin kolaylıkla fark edip anlayabileceği derecedeki hatalı okuyuşlardır.

    a) Harflerin mahreç veya sıfat-ı lazimelerini bozmak. (خَلَقَ;) yarattı (حَلَقَ;) traş etti, (صِراَطَ;) yerine (صِراَدَ;) okumak

    b) Harekelerde yapılan hatalar. (اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ;) تَ yi ötreli veya esreli okumak gibi. (لِلَهِ;) yerine (لِلَّهُ;) demek.
    c) Kelimede bir harf ziyade etmek veya eksiltmek. (لَمْ يَلِدْ;) yerine (لَمْ يَلِيدْ;) gibi.

    d) Medd-i tabiî'leri terk etmek. (قاَلَ;) yerine (قَلَ;) gibi.

    e) Harekeyi sukûna, sukûnu harekeye çevirmek. (اَلْحَمْدُ;) yerine (اَلِحَمْدُ;) gibi.


    Bu gibi hatalar vuku bulduğunda, ibarede mana ister bozulmuş olsun ister bozulmasın lahn-ı celi olarak kabul edilmiştir. Bir müslümanın kuranı lahn-ı celiden kurtaracak kadar tecvidi uygulaması farz-ı ayn olduğuna göre lahn-ı celi yapan fahiş bir hata ve haram işlemiş olur. Çoğu zaman namaz bozulmuş olur.

    İdris YAVUZYİĞİT
#26.09.2012 18:46 0 0 0
  • HARF-İ MED

    Sözlükte med: "Uzatmak" demektir.

    Istılahta: Med veya lin harflerinden birisi ile sesi uzatmaya med denir.

    Tecvid ilminde : Bazı şartlarla kendisinden önceki harfi, harekesi doğrultusunda uzatmayı sağlayan harfe "Harf-i med" denir. Ve med harfleri üç tanedir

    Vav ( و;), Ye ( ي;) , Elif ( ا;)



    MEDD-İ TABİİ (Asli med, zati med, tabii med)

    Bir kelimede harfi med bulunup sebebi med bulunmaz ise medd-i tabii olur
    VAV ( و;)'IN HARF-İ MED OLABİLMESİ İÇİN

    Kendisi sakin (harekesiz), Makabli mazmûm (ötreli) olunca harfi med olur ve sesi (uzattığı harfin kalın veya ince olmasına göre) "ü" veya "u" istikametinde uzatır.

    رَسُولٌ ، أَعُوذُ ، غَفُورٌ ، نُورٌ ، غَيْرِ الْمَغْضُوبِ ، يَقُومُ ، نَتُوبُ

    YE ( ي;) 'NİN HARF-İ MED OLABİLMESİ İÇİN

    Kendisi sakin, Makablinin meksûr (esreli) olunca harfi med olur ve sesi "i" istikametinde uzatır.

    أَلَّذِينَ ، يَسْتَوِي ، نَسْتَعِينُ ، فِي تَضْلِيلٍ ، تَرْمِيهِمْ ، مَجِيدٌ ، قِيلَ

    ELİF ( ا )'İN HARF-İ MED OLABİLMESİ İÇİN

    Kendisi daima sakin bir harftir. Makabli meftuh (üstün) olunca med harfi olur ve sesi (uzattığı harfin kalın veya ince olmasına göre) "e" veya "a" istikametinde uzatır.

    مَالِكِ ، رَبَّنَا ، لَهَا ، وَ لاَ خَوْفُ ، غَاسِقٍ ، إِذَا ، عَابِدٌ ، شَاهِدٌ ، رَاشِدٌ


    İdris YAVUZYİĞİT
#26.09.2012 18:54 0 0 0
  • ZAMİR "DAMİR"

    Tecvîd ilminin konusu olan zamir, Huve ( هُوَ ) lafzı olup, bu zamirin hangi durumlarda uzatılarak, hangi durumlarda da uzatılmayarak okunacağıdır.

    A) Zamirin Med/SILA Yapılarak (Uzatılarak) Okunduğu Yerler:

    1- Eğer zamirden önceki harfin harekesi üstün ( ـَـ )veya ötre ( ـُـ )olursa, vasl halinde (geçiş durumunda) zamir ötreli olarak sonunda med harflerinden vav ( و ) varmış gibi "Û" sesiyle uzatılarak okunur.

    إِنَّهُ = إِنَّهُو ، صَاحِبُهُ = صَاحِبُهُو ، مَا لَهُ = مَا لَهُو ، رَبُّهُ = رَبُّهُو

    2- Eğer zamirden önceki harfin harekesi esre ( ـِـ )ise vasl halinde zamir esreli olarak sanki sonunda med harflerinden yâ (ي ) varmış gibi "Î" sesi ile uzatılarak okunur.

    بِهِ = بِهِي ، مِنْ قَوْمِهِ = مِنْ قَوْمِهِي ، لِوَلِيِّهِ = لِوَلِيِّهِي ، رَبِّهِ = رَبِّهِي

    B) Zamirin Kasredilerek/Adem-i sıla (Uzatılmadan) Okunduğu Yerler:

    1- Zamirden önceki harf med harflerinden biri ise zamir vasl halinde bile uzatılmadan okunur.

    فِيهِ ، خُذُوهُ ، وَ اجْتَبَاهُ ، وَ هَدَاهُ ، آتَيْنَاهُ ، لأَخِيهِ

    2- Zamirden önceki harf sâkin (harekesiz), yani cezmli bir harf ise zamir vasl halinde yine uzatılmadan okunur.

    إِلَيْهِ ، عَلَيْهِ ، حَمَلَتْهُ ، مِنْهُ ، فَاعْبُدْهُ ، يَأْخُذْهُ ، فَبَشِّرْهُ

    3- Zamirden sonra gelen harfin harekesi yoksa zamir vasl halinde yine uzatılmadan okunur.
    بِهِ اْلإِلَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ ، أَنَّهُ الْحَقُّ ، كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ

    Not: Tabiî medde, med harfleri her zaman açık olarak görülmez. Kur'an-ı Kerim'de bazı üstünlü harfler, kendilerinden sonra elif varmış gibi uzatılarak okunur. Okunması kolay olsun diye bu harflerin üzerine dik ve kısa bir uzatma işareti (') konur.

    إِبْرَهِيمَ إِسْحَقَ هَرُونَ وَلَكِنْ طَهَ


    Zamirin Kaideler Dışında Okunduğu İstisnâî İki Durum Vardır

    1. Kaideye uymasına rağmen Zümer 7. âyetinde geçen ( يَرْضَهُ لَكُمْ ) ibaresindeki zamir uzatılmadan, yani kasredilerek okunur.

    2. Furkan 69. âyetinde yer alan ( فِيهِ مُهَانَا ) lafz-ı celîlindeki zamir, kendinden önce med harfi geliyor olmasına rağmen Âsım kırâatında Hafs burayı ( فِيهيِ مُهَانَا ) şeklinde uzatarak okumuştur. Bunun iki sebebi varıdır. Birincisi: Manasındaki dehşetli azaba tenbih ve ikaz içindir. İkincisi: Zamir ( هـ )'nin esresinden sonra mîm (م;) harfinin ötresine süratle geçmekte ortaya çıkan güçlük ve külfeti kaldırmak içindir.

    Bunlardan başka zamirle alakası olmadığı halde yazılış itibariyle zamire benzeyen he (( ه، ـه) هـ ) harfleri vardır. Bunlar bulunduğu kelimenin asıl harflerinden olduğu için uzatılmadan okunurlar. Kur'ân'daki bu kelimelerin tamamı şunlardır:

    فَوَاكِهُ ، لَمْ يَنْتَهِ ، وَ مَا نَفْقَهُ ، لَمْ تَنْتَهِ ، وَجْهُ أَبِيكُمْ

    İdris YAVUZYİĞİT
#28.09.2012 16:01 0 0 0
  • MEDD-İ TABİİ'NİN HÜKMÜ

    Medd-i Tabiinin bir elif miktarı uzatılması vaciptir.

    İster mana bozulsun isterse bozulmasın doğru yapılmazsa haram işlenmiş olur.

    Bir elif miktarı, sesi iki hareke okuyacak kadar uzatmak demektir ki bu da bir saniye kadar bir süredir. (Bu harekenin birisi med harfinden önceki harfe, diğeri ise med harfine aittir. ) Bu da elif diyecek kadar, elif yazacak kadar zaman ya da bir parmak kaldırıp indirecek kadar zaman miktarı, olarak kabul edilir. Fem-i muhsinden öğrenmek gerekir. Bu ölçüden daha az veya çok uzatılması caiz değildir.

    وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَاتى ثَمَنًا قَليلًا وَاِيَّاىَ فَاتَّقُونِ

    وَالَّذينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا اُولٰـئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ

    وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَفى اٰذَانِهِمْ وَقْرًا وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَا حَتّٰى اِذَا جَاؤُكَ يُجَادِلُونَكَ يَقُولُ الَّذينَ كَفَرُوا اِنْ هٰـذَا اِلَّا اَسَاطيرُ الْاَوَّلينَ


    SEBEB-İ MED

    Harf-i medden sonra gelip, asli meddi (yani bir elif miktarı olan tabii meddi) bir elif miktarından daha fazla çekmeyi gerektiren harf ve alamete (Bu harf Hemze, alamet ise Sükûn'dur. ) "Sebeb-i med" denir. Sebeb-i med iki kısma ayrılır:

    1.Hemze: Şekil itibariyle elife benzeyen ve hareke alan bütün harfler hemzedir. Kelime başında uzun hemze (ا;), kelime ortası veya sonunda kısa (kırık) hemze (ء;) şeklinde yazılır.

    2.Sükûn: Harekesizlik demektir, alameti de cezim ( —ْ ) dediğimiz işarettir. Harekesiz harfe "sakin harf" denir. Med harflerinin özel bir işarete ihtiyacı yoktur.

    Hemze:

    Şekil itibariyle elife benzeyen ve hareke alan bütün harfler hemzedir. Kelimelerin öncesinde yer alan hemze Vasıl ve kat' hemzesi olmak üzere ikiye ayrılır.

    A. Vasl Hemzesi: Kendileri ile başlandığında okunan, kendilerinden önce harekeli bir harf geldiğinde ise okunmayan hemzelere denir. Vasıl hemzeleri şunlardır:

    1. Sülasî fiillerin emri hazırlarının hemzeleri; اِفْتَحْ

    2. İster sülâsi olsun ister rubâî olsun mezid fiillerin - اِفْعَالٌ babı hariç- mazi fiilleri, mastarları ve emri hazırlarının başındaki hemzeleri; اِقْترَبَ اِسْتَمْسَكَ،

    3. اِثْنيَ ْ، اِمْرَاَةٌ ، اِمْرُؤٌ ، اِبْنَةٌ ، إِبْنٌ ، إِسْمٌ kelimelerinin müfred ve tesniyelerinin hemzeleri;

    4. Harfi tarifin (ال;) hemzesi;

    B. Kat' Hemzesi: Hem yazıda hem de okunuşta bulunan, gerek vasıl gerek vakıf halinde değişmeyen, sabit kalan hemzelere denir. Med sebebi olan hemze kat' hemzesidir. Hemze-i Kat'lar şunlardır:

    1. İstifham hemzeleri; قُلْ أَأِتخَّذْتمُ قل أتخذتم

    2. Mütekellim vahdeh fiilinin hemzesi; أَبْتَغِي حَكَماً

    3. İf'al babının hemzesi, فَأَكْرَمَهُ

    4. Teaccub fiilinin hemzesi, وأَسمِْعْ

    5. İsm-i tafdil hemzeleri; أَكْبَرُ

    6. Efâl vezninin sıfâtı müşebbehelerin hemzeleri; أَصْفَرُ

    7. Fiillerden türetilmiş isimlerin hemzeleri; أحمد

    8. Kırık çoğulların hemzeleri; أنفس

    9. Zamirlerin hemzeleri; أنا ، أنت ، إياك

    İdris YAVUZYİĞİT
#28.09.2012 16:03 0 0 0
  • İKİ ÇEŞİT SÜKUN VARDIR

    1.Ârızî (geçici sükûn): (sükûn-i ârız)

    Herhangi bir yerde durulduğu zaman ortaya çıkan, geçildiğinde kaybolan sükûndur.
    noimage


    2.Lâzımî (kalıcı sükûn) : (sükûn-i lâzım)

    Kur'an okunurken hem geçildiği, hem de durulduğu zaman okunan sükûndur. Cezimli ve şeddeli harflerdeki sükûn lâzımî sükûndur.

    noimage

    İdris YAVUZYİĞİT
#28.09.2012 16:09 0 0 0
  • MEDD-İ MUTTASIL


    Bir (aynı) kelimede, harf-i medden sonra, sebeb-i medd olan hemze gelirse "Medd-i Muttasıl" olur.

    جَاءَ Medd-i muttasıldır. Çünkü "cim"i çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden de hemze var. İkisi de aynı kelimede yan yana geldikleri için "medd-i muttasıl" olmuştur.

    يَسُومُونَكُمْ سُوءَ الْعَذَابِ يُقَتِّلُونَ اَبْنَاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَاءَكُمْ وَفى ذٰلِكُمْ بَلَاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظيمٌ

    وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِٶُنى بِاَسْمَاءِ هٰـؤُلَاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقينَ

    اِذَا جَاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ

    ايلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ


    MEDD-İ MUTTASIL'IN HÜKMÜ

    Medd-i muttasılın uzatılması (en az iki elif) vacibtir.

    Bütün kıraat imamları aslî med üzerine ziyade hususunda ittifak etmişlerdir. Ancak bu ziyadenin ne kadar olacağında (iki ila dört elif arasında) ihtilaf etmişler.

    Medd-i muttasıl, İmam Asım Kıraati ve Hafs rivayetinde 4 elif miktarı uzatılır.

    Not: vakıf yapıldığında bazen muttasıl ile arız aynı kelimede oluşur. Bu durumda kuvvetli olan (vacip) muttasıl arıza tercih edilir.


    İdris YAVUZYİĞİT
#28.09.2012 16:11 0 0 0
  • MEDD-İ MUNFASIL

    Harf-i medden birisi kelimenin sonunda, sebeb-i medden hemze de müteakip kelimenin başında (ikisi de ayrı ayrı iki kelimede) yan yana bulunursa, "medd-i munfasıl" olur.

    noimage

    َيَا أيُّهَا harf-i medden ye'yi çeken elif, أيُّهَا lafzının başında da sebeb-i medden hemze gelmiş ve elif ile hemze ayrı ayrı kelimelerde, yan yana bulundukları için Medd-i Munfasıl olmuştur.

    قَالَ يَا اٰدَمُ اَنْبِئْهُمْ بِاَسْمَائِهِمْ فَلَمَّا اَنْبَاَهُمْ بِاَسْمَائِهِمْ قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنّى اَعْلَمُ غَيْبَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَ

    اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْيى اَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَاَمَّا الَّذينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰـذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهكَثيرًا وَيَهْدى بِهكَثيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهاِلَّا الْفَاسِقينَ

    قُلْ يَا اَيُّهَا الْكَافِرُونَ ﴿١﴾ لَا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ ﴿٢﴾ وَلَا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا اَعْبُدُ ﴿٣﴾ وَلَا اَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ ﴿٤﴾ وَلَا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا اَعْبُدُ ﴿٥﴾ لَكُمْ دٖينُكُمْ وَلِىَ دٖينِ ﴿٦﴾

    MEDD-İ MUNFASIL'IN HÜKMÜ

    Medd-i munfasılın (medd-i tabiînin medd miktarından fazla) uzatılması, caizdir. (Kıraat imamları asli med üzerine ilave edip etmemede ve edilen ilavenin miktarında ihtilaf etmişlerdir)

    Medd-i munfasıl, İmam Asım Kıraati ve Hafs rivayetinde 4 elif miktarı uzatılır.

    Not: Meddi Munfasıl'a, El-Meddu'l Fasl / El-Meddu'l Besd (iki kelimeyi birbirinden ayırdığı için), El-Meddu'z-Zaid (asli med üzerine ziyade edildiği için), El Meddu'l-İ'tibar (iki kelime bir kelim olarak kabul edildiği için), El Meddu'l-Caiz (kasır ili okunup okunmamasında ihtilaf edildiği için) gibi isimler de verilmiştir.


    İdris YAVUZYİĞİT
#28.09.2012 16:13 0 0 0
  • MEDD-İ LAZIM


    Sözlükte: "Lüzumlu, gerekli" manasına gelir.

    Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden sükûn-i lazım gelirse "medd-i lazım" olur.



    noimage
    Bu örnekte dat ( ض ) harfini çeken harf-i medden elif ( ا ), sebeb-i medden ise lâm ( ل ) harfinin üzerindeki şeddenin (ـّـ;) sükûn-ı lâzımı vardır. Bu sükûn ister geçelim ister duralım kesinlikle var olan ve asla değişmeyen, kelimenin aslından olan bir sükûndur. Yani bu ibarenin aslı (وَلاَالضَّالْلِينَ ) şeklindedir.

    Medd-i lazım dört bölümde incelenir.

    Kelime-i Müsekkale / Muhaffefe /Harf-i Müsekkale / Muhaffefe

    1. Medd-i lazım kelime-i müsakkale :

    Harfi medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, şeddeli yani idğamlı ise buna "Medd-i lazım kelime-i müsakkale " denir.

    وَلاَالضَّالِّينَ ، لاَ تُضَارُّ ، قَالَ أ َتُحَاجُّونَنَا ، وَ مَنْ يُشَاقِّ اللَّهَ

    2. Medd-i lazım kelime-i muhaffefe:

    Harf-i medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, cezim ise buna "Medd-i lazım kelime-i muhaffefe" denir. Sadece yunus suresi 51 ve 91. ayetlerde vardır.

    آلْئنَ

    Not: bu kelime teshil ile de okunabilir.

    3. Medd-i lazım harf-i müsakkale:

    Harf-i medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, şedde ise buna "Medd-i lazım harf-i müsakkale" denir. Sadece huruf-i mukataalarda olur. Sin ve lam harfleri.

    الم (أَلِفْ لآمِّيمْ ) , (مِيمْ طسِينْ ) طسم

    4. Medd-i lazım harf-i muhaffefe:

    Harf-i medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, cezim ise buna "Medd-i lazım harf-i muhaffefe" denir. Sadece huruf-i mukataalarda olur.

    ق( قَافْ ) ، ص ( صَادْ ) ، يس ( يَاسِينْ ) ، ن ( نُونْ ) ( مِيمْ ) الم


    MEDD-İ LAZIMIN HÜKMÜ

    Bütün imamlar aslî med üzerine ilave etmede ve bu ilavenin miktarında (4 elif miktarı uzatılır) ittifak ettikleri için "vacip"tir. En kuvvetli med de budur.

    İdris YAVUZYİĞİT
#28.09.2012 16:26 0 0 0
  • MEDD-İ ÂRIZ

    Lugatte arız: "Önce yokken sonradan gelip çatan, musallat olan" gibi manalara gelmektedir.

    "Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden sükûn-i ârız (durulduğunda ortaya çıkan, geçildiğinde kaybolan) yan yana gelirse "medd-i ârız" olur.
    noimage

    ( يَعْلَمُونَ ) Medd-i ârızdır. Çünkü mim'i çeken harf-i medden vav var. Durma anında sebeb-i medden de nun'un sükûn-i ârızı var. Binaenaleyh, medd-i ârız olmuştur.


    MEDD-İ ÂRIZ'IN HÜKMÜ

    Medd-i ârızın uzatılması caizdir. Medd-i arızın med miktarındaki vecihler, üzerinde sükûn-i ârız gerçekleşen harfin, aslî harekesine göre değişmektedir.

    Not; medd-i arız; harf-i medden sonra gelen harf üzerinde durulduğu zaman meydana gelmektedir. Ancak durulmayıp, geçilecek olursa, sükûn-i arız kalktığından medd-i arız da ortadan kalkmış olur.
    Bu durumda medd-i tabii olur.

    l- Eğer sükûn-i arızın üzerinde yapıldığı harfin aslî harekesi üstün ise, bu durumda bütün kıraat imamlarına göre 3 vecih (3 şekilde okuma) caizdir.

    a) Tûl (uzun okuyuş); Bu durumda 4 elif miktarı uzatılarak okunur.

    b) Tevessut (orta okuyuş); Bu durumda 2 veya 3 elif miktarı uzatılarak okunur.

    c) Kasr ( kısa okuyuş ); Bu durumda 1 elif miktarı uzatılarak okunur.

    يَعْلَمُونْ يَعْلَمُونَ

    2- Eğer, üzerinde sükûn-i arız vaki olan harfin aslî harekesi esre ise, 4 vecih(4 şekilde okuyuş) caizdir.

    a. Tûl, (4 elif)

    b. Tevessut. (2-3 elif)

    c. Kasr, (1 elif)

    d. Kasr ile revm.

    اَلرَّحِيمِ اَلرَّحِيمْ

    3- Eğer, üzerinde sükûn-i arız vaki olan harfin aslî harekesi ötre olursa 7 vecih ( 7 şekilde okuyuş) caizdir.

    a. Tul,

    b. Tevessut,

    c. Kasr,

    d. Tûl ile işmam,

    e. Tevessut ile işmam,

    f. Kasr ile işmam,

    g. Kasr ile revm.

    نَسْتَعِينْ نَسْتَعِينُ

    İdris YAVUZYİĞİT
#29.09.2012 21:28 0 0 0
  • REVM

    Sözlükte , "taleb etmek, istemek" demektir.

    الّرَوْمُ طَلَبُ الْحَرَكَةِ بِصَوْتٍ خَفِيٍّ

    Tecvid ilminde: "Gizli ses ile harfin harekesini taleb etmeye, yani harekeyi hafif bir sesle okumaya "Revm" denir. Bu durumda, esre harekesinin çok azı kalır.(Üçte biri kadar)

    Not; 1. Revmin nasıl yapılacağını, fem-i muhsinden öğrenmelidir.

    2. Revm, harekenin durumunu açıklamak için yapılan bir beyandır. Bunu gözleri görmeyen âmâlar, kulakları vasıtasıyla idrak edebilirler. Vakıf halinde ötre ve esrede yapılır.


    İŞMAM

    Sözlükte "koklatmak" manasına gelir.

    إِشَارَةً إِلَي الضَّمِّ اَلاِشْماَمُ اِنْضِماَمُ الشّفَتَيْنِ بَعْدَ السُّكُونِ

    "Sükundan sonra ötre harekesine işaret ederek dudakların ileriye doğru toplanması, yumulmasıdır." Sağırlar için yapılır. Sadece ötrede olur.

    Asım Kıraatında Yusuf süresindeki: (لاَ تَأْمَنَّا;) dan başka yerde işmam yapılmamıştır. Aslı لاَ تَأْمَنُنَا dır.

    "Revm" de hiç yapılmamıştır. Sonu tenvinli kelimelerde (يَوْمَئِذٍ;) arızı harekelerde (وَأَتُوا الزَّكَاةَ;) müenneslik "ta"larında (قِيَامَةٌ;) cemi mimlerinde (لَهُمُ البُشْرَي;) revm ve işmam yapılmaz.

    İdris YAVUZYİĞİT
#29.09.2012 21:29 0 0 0
  • MEDD-İ LİN

    Lîn kelimesi, mülâyemet ve yumuşaklık anlamlarına gelir. "Harf-i Lîn", kendilerinden önceki harfin harekesi üstün (ـَـ;) olan ve kendileri de sâkin durumda olan vav (و;) ve yâ (ي;) harflerine denir.

    Bir kelimede kendilerinden önceki harfin harekesi üstün olan ve kendileri sâkin halde bulunan vav ve yâ harflerinden (harf-i lînden) sonra sebeb-i medden sükûn geldiği zaman "Medd-i Lîn" meydana gelir. Medd-i Lîn'deki sükûnun lâzimî veya ârizî olması arasında fark yoktur.

    noimage

    لإِيلآفِ قُرَيْشٍ ، إيلآفِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَ الصَّيْفِ ، فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ ، مِنْ خَوْفٍ ، وَ لاَ نَوْمٌ ، أَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ ، إِصْلَوْهَا الْيَوْمَ

    ( قُرَيْشٍ ) kelimede kendisinden önceki harfin harekesi üstün olan ve kendisi de sâkin bir halde olan yâ (ي;) harfi vardır. Bu tür yâ (ي;) harfleri harf-i med değil, harf-i lîn olmaktadır.

    Kelimenin sonunda vakfedecek (duracak) olursak şin ( ش;) harfi de sâkin olacağı için sebeb-i medden sükûn-ı ârız ortaya çıkacak ve böylece Medd-i Lîn gerçekleşecektir. Ancak bu kelimede durulmadan geçilecekse Medd-i Lîn yapılmaz.


    MEDD-İ LİNİN HÜKMÜ

    Harfi lîn'den sonra gelen sükün, eğer sükûn-i lazım ise; bu durumda iki vech caizdir. Tûl, Tevassut. Ancak tûl ile okumak daha faziletli görülmüştür. Ku'an-ı Kerim'de bu tip sûkün iki yerde bulunmaktadır. Meryem sûresi başında bulunan كهيعص ikincisi şura suresinin başında عسق da bulunan ع dir.

    Harf-i lîn'den sonra gelen sükün, sükû-iü ârız ise; bu durumda medd-i ârızda olduğu gibi, ârız sükünun bulunduğu harfin aslî harekesine (Üstün 3, esre 4, ötre 7 vecih) bağlıdır. اليوم عينين Medd-i lîn'de med ölçüleri diğer medlere nazaran biraz daha eksik olarak kabul edilmiştir. Lîn harflerinin medlerinin az oluşu dolayısıyla tûl üç, tevassut iki, kasr bir elifi ifade eder.

    İdris YAVUZYİĞİT
#29.09.2012 21:30 0 0 0
  • tebrikler kardeşim
#29.09.2012 21:32 0 0 0
  • teşekkür ederim okuan gözlerinize sağlık olsun :)
#29.09.2012 21:33 0 0 0
  • TENVİN VE SÂKİN NÛN'UN HÜKÜMLERİ


    noimage

    İHFA

    Lügat'ta: Örtmek, gizlemek ve saklamak anlamlarındadır.

    İhfâ, tenvîn veya sâkin nûndan sonra İhfâ Harfleri denen on beş harfin gelmesi durumunda tenvîn veya sâkin nûnu açıktan söylemeyip gizleyerek okumaya denir.

    ت ، ث ، ج ، د ، ذ ، ز ، س ، ش ، ص ، ض ، ط ، ظ ، ف ، ق ، ك

    صِفْ ذاَ ثَناَ جُودَ شَخْصٍ قَدْ سَماَ كَرَماَ ضَعْ ظاَلِماَ زِدْ تُقاَ دُمْ طاَلِباً فَتَرَي

    اَلْاِخْفاَءُ حاَلَةٌ بَيْنَ الْاِظْهاَرِ وَالْاِدْغاِمِ عاَرِيَةٌ عَنِ التَّشْدِيدِ مَعَ بَقاَءِ الغُنَّةِ

    "İhfâ, şeddeden uzak bir şekilde, izhâr ile idğâm arası ğunneli bir okuyuştur".


    İHFANIN HÜKMÜ

    İhfanın hükmü vaciptir. Bütün kıraat imamları 15 harften sonra tenvin veya nun-i sakin gelince ihfa yapma hususunda ittifak etmişlerdir.

    İhfanın tutulma üresi 1,5 elif miktarıdır.

    İHFA ÇEŞİTLERİ

    Tecvid ve kırâat âlimlerimiz ihfâ'yı, aynı kelimede veya ayrı kelimede olmasına göre ikiye ayırmışlardır.

    İhfâ-i Ehass: ihfâ harfleri tenvînden sonra gelir veya sâkin nûn kelime sonunda yer alır ve ihfâ harfleri ikinci bir kelimenin başında bulunursa bu tür ihfâya "İhfâ-i Ehass" denir.

    (كُنْ فَيَكُونُ;)

    İhfâ-i Eam: İhfâ harfleri, sâkin nûndan sonra aynı kelimede gelirse buna da "İhfâ-i Eam" denir. Böyle yerlerdeki ihfâ hem vakf (durma) hem de vasl (geçme) halinde belli olan bir ihfâdır.

    (كُنْتُمْ;) ve (يَنْصُرُ;)

    İHFA ÇEŞİTLERİ

    1. Harf'in İhfası

    A. Dil İhfası: (İhfa-i Lisani) Eğer sâkin nûn veya tenvînden sonra bildiğimiz 15 ihfâ harfinden biri gelirse buna "İhfâ-i Lisânî = Dil İhfâsı" denir.

    B. Dudak İhfası: (İhfa-i Şefevi) Sakin mîm'den ( مْ ) sonra harekeli be ( ب ) harfinin gelmesi ile oluşur.

    ( تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ ) ve ( رَبُّهُمْ بِهِمْ )

    2. Harekenin İhfası: Harekeyi zayıf sesle hızlıca okumak suretiyle yapılır. Buna ihtilas denir.


    İdris YAVUZYİĞİT
#29.09.2012 21:34 0 0 0
  • Sözlükte: Açmak, açığa çıkarmak, meydana koymak, ortaya çıkarmak, açıklamak, beyan etmek gibi manalara gelen bir kelimedir.

    Istılahta: "Tenvîn veya sâkin nûndan sonra, boğaz harfleri (Hurûf-ı Halk) dediğimiz altı harften biri gelirse bu tenvîn veya sâkin nûn'un, idğamsız, iklâbsız ve ihfâsız açıkça okunmasına "İzhâr" denir."

    (ء _ ح _ خ _ ع _ غ _ هـ )

    اَللهُ حَيٌّ خاَلِقٌ عَدْلٌ غَنِيٌّ هاَدِياً

    İzhar yapmanın sebebi: Nun-u sakin (ve tenvin) ile izhar harflerinin mahreçlerinin birbirine uzak olmasıdır.

    اَلْإِظْهاَرُ هُوَ الْإِنْفِصاَلُ تَباَعُداً بَيْنَ الْحَرْفَيْنِ

    İzhar: İki harfin birbirinden uzaklaşarak ayrılmasıdır.

    مَنْ آمَنَ _ يَنْأَوْنَ _ رَسُولٌ أَمِينٌ - مِنْ حَسَنَةٍ _ وَانْحَرْ _ عَلِيمٌ حَكِيمٌ -مِنْ خَوْفٍ _ أَلْمُنْخَنِقَةُ _ قَوْمٌ خَصِمُونَ مِنْ عِلْمٍ _ أَنْعَمْتَ _ سَمِيعٌ عَلِيمٌ مِنْ غِلٍّ _ فَسَيُنْغِضُونَ _ عَزِيزٌ غَفُورٌ إِنْ هُوَ _ يَنْهَوْنَ _ جُرُفٍ هَارٍ

    (مِنْ خَوْفٍ;) Bu ibarede izhâr vardır. Çünkü nûn-i sâkineden sonra izhâr harflerinden olan hı (خ;) harfi gelmiştir. Dolayısıyla hiçbir şekilde gizleme yapmadan, genizden ses çıkarmadan ve nûn harfi hı harfine çevrilmeden açıkça normal bir nûn olarak okunur.

    İZHAR ÇEŞİTLERİ

    1. Dil İzharı (İzhar-ı Lisani / Halkî): 6 izhar harfiyle yapılır.


    2. İzhar-ı Kelime-i Vahide: Sâkin nûn, vav veya yâ harflerinden önce gelir ve onlardan biriyle aynı kelimede olursa izhâr yapılarak okunur.

    أَلدُّنْيَا _ قِنْوَانٌ _ صِنْوَانٌ - بُنْيَانٌ

    3. Mîm-i Sâkinin İzhârı "Dudak izhârı" : Sâkin mîmden ( مْ ) sonra mîm ve be ( ب;) harfleri dışında bir harfin gelmesiyle yapılır.

    أَمْ هُمْ ضَلُّوا _ عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ _ يُبَشِّرْهُمْ رَبُّهُمْ

    4. İzhar-i Kameriyye: Lam-i tarif denilen el (أل;)takısından sonra kameri harflerden birisinin gelmesiyle olur.


    İZHAR'IN HÜKMÜ

    İzhar harflerinden 4'ü üzerinde (ء _ ح _ ع _ هـ;) bütün kıraat imamları ittifak ettikleri için hükmü vacipdir. Ebu cafer dışındaki imamlar (خ _ غ ) iki harfi izhar harfi saymışlar. Bundan dolayı bu iki harfte izhar yapmak caizdir. İzhar yaparken sekteye kaçılmamalıdır.


    İdris YAVUZYİĞİT

#29.09.2012 21:36 0 0 0
  • İKLAB

    Sözlükte: İklâb, çevirmek, çevrilmek, bir halden başka bir hale döndürmek, bir şeyi değiştirmek manalarına gelen bir kelimedir.

    Istılah'ta: "Tenvîn veya sakin nûndan sonra be ( ب )harfi geldiğinde, tenvîni veya sâkin nûnu halis bir mîm harfine çevirmek ve bu arada dudakları hafifçe birleştirerek mîmi ğunne ile ihfâ etmeye" "İklâb" denir.

    اَلْإِقْلاَبُ هُوَ قَلْبُ النُّونِ السَّاكِنَةِ اَوِ التَّنْوِينِ مِيماً خاَلِصاً وَ إِخْفاَؤُهاَ عِنْدَ الْباَءِ بِغُنَّةٍ

    Okuyuşa kolaylık sağladığı için yapılır. (Kuran okurken yaptığımız ihfa, izhar, idğam ve iklabın gerçek sebebi, yüce Allah'ın cebrail aracılığıyla peygamberimize kuranı bu şekilde öğretmiş olmasıdır.)

    مِنْ بَعْدِهِ = مِمْبَعْدِهِ ، سَمِيعٌ بَصِيرٌ = سَمِيعُمْبَصِيرٌ ، بِذَنْبِهِمْ = بِذَمْبِهِمْ ،

    صُمٌّ بُكْمٌ = صُمُّمْبُكْم

    ( مِنْ بَعْدِهِ ) Bu ibarede sâkin durumda olan nûn harfinden sonra be harfi gelmiştir. Böyle bir durumda sâkin nûn harfi sâkin mîm harfine dönüştürülür. Bu sâkin mîm'in sükûnunu okurken, normal bir mîm'in okunuşunda olduğu gibi dudaklar birbirine fazla bastırılmaz. Aynı zamanda bir ğunne ile sâkin mîm gizlenerek ihfâ yapılır. Bu arada ortalama bir buçuk elif miktarı -mîm harfine mahsus bir ğunne ile- ğunne yapılarak ihfâ edilir ve sonra be harfine geçilir. Böylece lafız ( مِمْبَعْدِهِ ) şekline dönüştürülmüş olur ve böyle okunur.


    İKLAB'IN HÜKMÜ

    Bütün kıraat imamları ba harfinden önce gelen sakin nun ve tenvini iklab ile okumakta ittifak etmişlerdir. Hükmü vaciptir.

    İklab'ın müddeti (yapılırken tutulma süresi) ortalama bir buçuk elif miktarıdır.

    İdris YAVUZYİĞİT
#30.09.2012 12:29 0 0 0
  • İDĞAM

    Sözlükte: Bir şeyi bir şeyin için katmak, dâhil etmektir.

    Istılah'ta: İdğâm, birincisi sâkin, ikincisi harekeli olan iki harfi aynı sesle şeddeleyerek okumaktır.

    اَلإِدْغَامُ هُوَ إِلْتِقَاءُ حَرْفِ سَاكِنٍ بِمُتَحَرِّكٍ حَيْثُ يَصِيِرَانِ حَرْفًامُشَدِّدًا

    اَلإِدْغاَمُ إِدْخاَلُ اَحَدِ الْحَرْفَيْنِ الْمُتَماَثِلَيْنِ اَوْ الْمُتَجاَنِثَيْنِ اَوِ الْمُتَقاَرِبَيْنِ فِي الْاَخَرِ

    1. Ya hem mahreci hem sıfatı aynı (misleyn),

    2. Ya mahrecleri aynı fakat sıfatları farklı (mütecaniseyn)

    3. Ya da mahrec ve sıfatları birbirine yakın (mütegaribeyn) iki harfin birbirine katılması ve ikisinin sanki aynı harfmiş gibi şeddelenerek okunması şeklinde karşımıza çıkarlar ve her biri ayrı isimde anılırlar.

    İdğâmın Rükünleri: İdğâmda iki tane rükün vardır

    Müdğâm: İdğâmda, idğâm olunan birinci sâkin harfe müdğam denir.

    Müdğâmün Fîh: İdğâmda, İdğâmın kendisinde icra edildiği ikinci ve harekeli olan harfe de müdğâmün fîh denir.


    İDĞÂMIN ŞARTLARI

    1. Müdğâm ile müdğâmün fîh olan harflerin yazıda peşpeşe gelmesi ve ikisinin arasına idğâmı engelleyen bir harfin girmemesi gerekir. Müdğâm ve müdğâmün fîhin ( يَوَدُّ ) aynı kelimede veya ( إِنْ نَسِينَا ) ayrı kelimede olması durumu değiştirmez.

    2. Müdğâm olan harfin kesinlikle sakin (cezimli), müdğâmün fîhin ise mutlaka harekeli olması lâzımdır.

    3. Müdğâm med harfi olmamalıdır. ( أَلَّذِي يُوَسْوِسُ ) ve ( آمَنُوا وَعَمِلُوا ) lafz-ı celîllerinde birinci kelimelerin son harfleri med harfidir, idğâm yapılamaz.


    İDĞÂM YAPMANIN SEBEBİ

    Okuyuşta kolaylığı sağladığı için müdğamla müdğamun fih arasındaki temasül, tecanüs ve tekarub sebebiyle yapılır.

    YAPILIŞ BAKIMINDAN İDĞÂMLAR

    1. TAM İDĞAM (Kamil İdğam) : Müdğam, zat ve sıfatlarıyla birlikte, müdğamın içinde tamamen kayboluyorsa (ikisi şeddeli bir harfmiş gibi okunuyorsa) buna tam idğam denir.

    ( إِظَّلَمُوا ) إِذْ ظَلَمُوا , قُلْ رَبِّ ( قُرَّبِّ ) , وَدَّتْ طَائِفَةٌ (وَدَّطَّائِفَةٌ )

    2. NAKIS İDĞAM : İdğâm edilen iki harften birincisi olan müdğâm, çeşitli sıfat yönünden müdğâmün fîh içinde tamamen erimiyor ve kaybolmuyor, sıfatlarından biri açıkta kalıyor ise buna da nâkıs idğâm denir. ( أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ) sâkin vaziyette bulunan kaf ( ق;) harfi, kendisinden sonra gelen ve harekeli olan kef ( ك ) harfine idğâm edilmelidir. Ancak müdğâm olan kaf harfi (istîlâ sıfatı sebebiyle ) müdğâmün fîh olan kef harfi içinde tamamen eriyip kaybolmamaktadır.

    İdris YAVUZYİĞİT
#30.09.2012 12:30 0 0 0
  • İDĞAM-I MEAL ĞUNNE

    İdğam: Bir harfi diğer bir harfe katmaktır.

    Ğunne: Genizden (burundan) gelen sestir.

    Tenvin veya sakin nun'dan sonra (يَمْنُو ) (ى م ن و ) harflerinden biri gelirse "İdgâm-ı Maal Ğunne" olur.

    Nun sesi bu harflere katılır ve 1-1,5 elif miktarı tutularak ğunneli okunur.

    Sebebi, nun ile misliyet (aynı olmaları), mim ile vav'da müşterek sıfatlara sahip olmaları, ya'da ise mahreç yakınlığıdır.

    noimage

    noimage


    İDĞÂM-I MEA'L-ĞUNNENİN KISIMLARI

    1- ĞUNNELİ TAM İDĞÂM

    Tenvîn veya sâkin nûndan sonra "mim" ( م ) veya "nun" ( ن ) harflerinden birisi geldiğinde ğunneli tam idğâm olur.

    مِنْ مَاءٍ = مِمَّاءٍ ، مِنْ نُورٍ= مِنُّورٍ ، شَيْئٍ نُكُرْ = شَيْئِنُّكُرْ

    ( عَذَابٌ مُهِينٌ ) Burada tenvînden sonra mîm harfi gelmiştir. Tenvînin mîm'e çevrilmesi ve mîm harfinin şeddelenerek okunması gerekmektedir. Böylece ( عَذَابُمُّهِينٌ ) şekline çevrilerek okunmalıdır. Ayrıca şeddeleme sırasında genizden hafif ve gizli bir nûn sesi çıkartılarak okunur.


    2- ĞUNNELİ NÂKIS İDĞÂM

    Tenvîn veya sâkin nûndan sonra "Vav" ( و ) ve "ya"( ي ) harflerinden birisi gelirse ğunneli nâkıs idğâm meydana gelir.

    Bu tür idğâmlarda dikkat edilmesi gereken en önemli husus, nûn-i sâkin ile vav ve yâ harflerinin ayrı ayrı kelimelerde olmasıdır.

    Ğunneli nâkıs idğâmda müdğâm olan birinci harf, müdğâmün fîh olan ikinci harfe tamamen çevrilmez, yani ikinci harf şeddelenmez.

    مَنْ يَقُولُ ، مِنْ وَالٍ ، وَ رَعْدٌ وَ بَرْقٌ ، لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

    Ğunnenin bâkî kalabilmesi için idğâmı nâkıs yapmamız gerekmektedir.

    İDĞAM-I MEAL ĞUNNE'NİN HÜKMÜ

    Bütün imamlar tenvin ve sakin nun'dan sonra "mim" ( م ) veya "nun"( ن ) harfi gelince "idğam meal ğunne" yapma hususunda ittifak etmişlerdir ve burada "Ğunneli Tam İdğam" yapmak vacip'tir.

    "Vav" ( و ) ve "ya"( ي ) harfinde (Halef ğunnesiz idğam yaptığı için) "Ğunneli Nakıs İdğam" yapılır ve hükmü caiz'dir.

    Not: Sakin nun ile "vav" ( و ) veya "ya" ( ي ) aynı kelimede bulunursa idğam yapmak gerektiği halde izhar yapılır.

    أَلدُّنْيَا _ قِنْوَانٌ _ صِنْوَانٌ - بُنْيَانٌ


    İdris YAVUZYİĞİT
#30.09.2012 12:32 0 0 0