Yeterlilik Sınavına Hazırlık Soruları- 1 TECVİD

Son güncelleme: 24.08.2013 22:07
  • İDĞAM-I BİLA ĞUNNE

    Tenvîn veya sâkin nûndan sonra lâm ( ل ) ve râ (( ر harfleri ("Ler Harfleri = ( لر )" ) geldiğinde tam bir idğâm yapmak ve bunu da ğunnesiz olarak gerçekleştirmekle "İdğâm-ı Bilâğunne" olur. Burundan ses getirmeden yapılan idğamdır.

    Tenvîn veya sâkin nûn ile lâm ve râ harflerinin ayrı ayrı kelimelerde olmaları gerekir. Yani tenvîn veya sâkin nûn birinci kelimenin sonunda, lâm veya râ harfleri de ikinci kelimenin başında yer almalıdır.

    İdğâm-ı Bîlâğunne'nin Sebebi: Nûn harfi ile lâm ve râ harflerinin mahreclerinin birbirlerine çok yakın olmasıdır.

    مِنْ لَدُنْهُ = مِلَّدُنْهُ ، مِنْ رَبِّهِمْ = مِرَّبِّهِمْ ، غَفُورٌ رَحِيمٌ = غَفُورُرَّحِيمٌ ،

    خَيْرًا لَهُمْ = خَيْرَلَّهُمْ

    ( مِنْ رَبِّهِمْ ) lafzında sâkin vaziyette bulunan nûn harfi birinci kelimenin sonunda yer almaktadır. Kendisinden sonra ise bilâğunne harflerinden râ harfi gelmiştir. Müdğâm olan sâkin nûn harfini, müdğâmün fîh olan râ harfine tamamen katmamız, onun içinde eriterek yok etmemiz ve bunu yaparken de genzimizden ğunne sesi getirmeden idğâmı gerçekleştirmemiz gerekmektedir. (مِرَّبِّهِمْ;)

    İDĞAM-I BİLA ĞUNNE'NİN HÜKMÜ

    Bütün kıraat imamları "lam" ve "ra" dan önce gelen "tenvin" ve "sakin nun"u ğunnesiz idğam "idğam bila ğunne" ile okuma hususunda ittifak etmişlerdir ve bu bakımdan hükmü vacip'tir.

    İdğam bila ğunne tutulmaz , yani idğamı yapış esnasında özel bir tutma zamanı ayrılmaz.

    İdris YAVUZYİĞİT
#01.10.2012 13:38 0 0 0
  • MAHREÇ VE SIFATLARI YÖNÜYLE İDĞAM ÇEŞİTLERİ
    noimage
    İDĞÂM-I MİSLEYN (Mütemasileyn)

    Misleyn: "Birbirine benzeyen iki şey" anlamına gelmektedir.

    "Mahrecleri ve sıfatları aynı olan iki harften, birincisi sâkin, ikincisi harekeli olmak üzere yan yana geldikleri zaman, sâkin olan birinci harfin (müdğâmın), harekeli olan ikinci harfe (müdğâmün fîhe) idğâm edilmesine "İdğâm-ı Misleyn" denir." Hükmü: vacip'tir.

    İdğâm-ı misleynde müdğâm ile müdğâmün fîhin aynı kelimede veya iki ayrı kelimede olması arasında bir fark yoktur.

    كُفَّارٌ ، يَوَدُّ ، إِنَّ ، أَلْحَقُّ ، أَسَّسَ ، نُعَمِّرْهُ ، رَبِّ ، قُلْ لَهُمْ ، مَنْ نَشَاءُ ، قَدْ دَخَلُوا ، وَ لْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ ، آوَوْا وَ نَصَرُوا

    Yukarıdaki örneklerden ilk satırda yazılı olanlar aynı kelimede şeddeli olarak yazılan ve okunan idğâm-ı misleyne, ikinci satırdakiler de ayrı kelimelerde bulundukları için yazıda değil ama okuyuşta şeddeli imiş gibi okunanlara örnektir. Meselâ ( وَ قُلْ لَهُمْ ) lafzındaki lam ( ل ) harflerinden birinci kelimenin sonundaki (müdğâm) sâkin, ikinci kelimenin başındaki (müdğâmün fîh) ise harekelidir. Dolayısıyla tam bir idğâm ile birbirlerine idğâm edilerek ( وَ قُلَّهُمْ ) şeklinde okunmalıdır.

    مَدَدْتَ ، ظَنَنْتُمْ ، ضَلَلْنَا

    Kelimelerinde her ne kadar birbirinin aynı olan harfler peşpeşe gelmiş iseler de idğâm-ı misleyn gerçekleşmez. Çünkü bu harflerden birincisi harekeli, ikincisi sâkindir. İdğâm-ı misleynin şartı ise birincinin sâkin, ikincinin harekeli olmasını gerektirir.

    İDĞÂM-I MİSLEYN'İN KISIMLARI

    1- İdğâm-ı Misleyn Mealğunne (Ğunneli İdğâm-ı Misleyn): Mim ve nun harfleriyle yapılan idğamdır. Sakin bir mimden sonra harekeli bir mim veya sakin bir nun'dan sonra harekeli bir nun gelince bunlar kendi aralarında idğam edilirler. 1.5 elif tutulur

    وَ مَنْ نُعَمِّرْهُ = وَمَنُّعَمِّرْهُ ، مِنْ نَارٍ = مِنَّارٍ ، أَمْ مَنْ = أَمَّنْ

    2- İdğâm-ı Misleyn Bilâğunne: Mahrec ve sıfatları birbirinin aynı olan iki harfin ğunnesiz bir şekilde birbirlerine idğâm edilmeleri demektir. Bunun ğunnesiz olmasının sebebi sâkin nûn ve sâkin mîm harfleri dışındaki harflerde ğunne sıfatının olmamasıdır. Özel bir tutma zamanı yoktur.

    كَانَتْ تَأْتِيهِمْ = كَانتَّأْتِيهِمْ ، بَلْ لَجُّوا = بَلَّجُّو

    فِي يَوْمٍ ، قَالُوا وَجَدْنَا ، أَلَّذِي يُوَسْوِسُ ، فِي يُوسُفَ

    İbarelerinde idğâm yapılmaz. Bu örneklerden ( فِي يَوْمٍ ) lafz-ı celîlinde med harfi olan yâ'dan sonra kendisi gibi bir yâ harfi gelmiştir. Ancak birinci yâ ( ي ) harfinin buradaki görevi med harfi olarak kendinden önceki fe ( ف ) harfini çekmektir. Dolayısıyla burada idğâm söz konusu olamaz.

    عَصَوْا وَ كَانُوا ، فَنَادَوْا وَ لآتَ ، آوَوْا وَ نَصَرُوا

    Müdğâm olan birinci harf med harfi değil de harf-i lîn olursa ve kendisinden sonra yine kendi mislinden olan bir harf gelirse bu durumda idğâm-ı misleyn gerçekleşir. Bunlardan ( عَصَوْا وَ كَانُوا ) lafz-ı celîlinde birinci kelimenin sonunda harf-i lîn olan bir vav harfi mevcuttur.

    İdris YAVUZYİĞİT
#01.10.2012 13:39 0 0 0
  • İDĞAM-I MÜTECANİSEYN

    "Mahrecleri aynı, sıfatları farklı olan iki harften birincisinin sâkin, ikincisinin ise harekeli olarak peşpeşe gelmesi durumunda, sâkin olan birinci harfin (müdğâmın) harekeli olan ikinci harfe (müdğâmün fîhe) idğâm edilmesine, yani şeddeli olarak okunmasına "İdğâm-ı Mütecâniseyn" denir.

    İdğâm-ı Mütecâniseyn Olan Harfler

    İmam Âsım ve onun rivâyetini yapan İmam Hafs, harflerin çıkış yerlerine göre mütecânis olan harfleri üç grupta toplamışlardır:

    A) Tı ( ط ), Dâl ( د )ve Te ( ت )Harfleri

    B) Se ( ث ), Zâl ( ذ ) ve Zı ( ظ ) Harfleri

    C) Be ( ب )ve Mîm ( م )Harfleri


    A) Tı ( ط ), Dâl ( د )ve Te ( ت )Harfleri:

    Bu üç harfin çıkış yerleri, mahrecleri (dilin ucunun, üst ön iki dişin yarısına dokundurularak çıkartılırlar) aynı; Ancak sıfatları farklıdır. Kıraat imamlarının ittifakıyla bunları tam idğam yaparak okumak vacip'tir.

    1- Dâl ( د ) ve te ( ت )harfleri arasındaki idğâm: Bu iki harf, ince harflerdendir. Birincisi sâkin, ikincisi harekeli olarak peşpeşe geldiklerinde şeddelenerek birbirlerine tam idğâm edilirler.

    أَثْقَلَتْ دَعَوَا اللَّهَ = أَثْقَلَدَّعَوَا اللَّهَ ، أُجِيبَتْ دَعَوْتُكُمَا = أُجِيبَدَّعَوْتُكُمَا

    عَبَدْتُمْ = عَبَتُّمْ ، قَدْ تَبَيَّنَ = قَتَّبَيَّنَ

    2- Te ( ت ) ve Tı ( ط ) harfleri arasındaki idğâm: Bu iki harften te ince, tı ise kalın harflerdendir. Bunlar da birbirlerinden önce veya sonra gelebilmektedirler. Te harfinin tı harfinden önce sâkin olarak geldiği durumlarda tam bir idğâm yapılırken tı harfinin te harfinden önce sâkin olarak geldiği durumlarda nâkıs bir idğâm yapılır.

    لَئِنْ بَسَطْتَ ، فَرَّطْتُمْ ، أَحَطْتُ ، وَ قَالَتْ طَائِفَةٌ = وَ قَالَطَّائِفَةٌ


    B) Se ( ث ), Zâl ( ذ ) ve Zı ( ظ )Harfleri:

    Bu üç harfin mahreci birbiriyle aynıdır, sıfatlarında farklılık vardır. Bunlar, üst ön dişlerin dil ucunun üst yüzüne temas ettirilmesiyle çıkartılırlar. Ancak bunların sıfatlarında farklılık vardır ve bu farklılık harflerin seslendirilmesi sırasında kendisini belli eder.

    1- Se ( ث ) ve Zâl ( ذ ) harfleri arasındaki idğâm: Kur'ân'da tek örneği A'râf 176. âyetindedir ( يَلْهَثْ ذلِكَ ) Asım kıraatinde idğamlı ( يَلْهَذّلِكَ ) veya izharlı ( يَلْهَثْ ذلِكَ ) olarak iki şekilde okunması da caiz'dir.

    2- Zâl ( ذ )ve Zı ( ظ ) harfleri arasındaki idğâm: Bu iki harften zâl harfi sâkin olarak bir kelimenin sonunda, zı harfi de ikinci kelimenin başında harekeli olarak bulundukları takdirde, zâl harfi zı harfinin içine katılarak zı harfi şeddeli bir harf gibi birbirine tam bir idğâm ile idğâm edilmiş olur. Hükmü vacip'tir.

    إِذْ ظَلَمُوا = إِظَّلَمُوا

    C) Be ( ب )ve Mîm ( م )Harfleri:

    "Be" harfinin sâkin olarak bir kelimenin sonunda, "mîm harfinin ise harekeli olarak ikinci kelimenin başında bulunmasıdır.

    Tek örneği Hûd 42. âyet-i kerîmesindedir.(ارْكَبْ مَعَنَا ) Bu cümle okunurken idğâm yapılacağından ( يَا بُنَيَّ ارْكَمَّعَنَا ) şeklinde be harfinin mîm harfine çevrilip, onun içinde tamamen eritilerek kaybedilmesi ve mîm harfinin şeddeli bir şekilde tam bir idğâm ile okunmasıyla yapılır.

    Burada idğâm yapılıp yapılmaması ihtilâflıdır. Asım kıraatinde hem idğamlı hem de izharlı okunması caiz olan bu kelimenin idğam yapılarak okunması tercih edilmiştir ve 1.5 elif miktarı tutulur.

    İdris YAVUZYİĞİT

#01.10.2012 13:40 0 0 0
  • İDĞAM-I MÜTEKARİBEYN

    "Mahreç veya sıfatları, yahut hem mahreçleri hem de sıfatları bakımından birbirleriyle yakınlığı olan iki harften birincisi sakin, ikincisi harekeli olarak yan yana gelirse, birinci harfin ikinci harfe idğam edilmesine "İdğam-ı mütekaribeyn" denir."

    A) Lâm ( ل ) ve Râ ( ر ) Harflerinin İdğâmı: Herhangi bir kelimenin son harfi sâkin bir lâm, hemen arkasından gelen ikinci kelimenin ilk başındaki harf de harekeli bir râ olursa, lâm harfi, râ harfine tam bir idğâm ile idğâm olunur. Hükmü ittifakla vacip'tir.

    وَ قُلْ رَبِّ = وَ قُرَّبِّ ، بَلْ رَفَعَهُ اللَّهُ = بَرَّفَعَهُ اللَّهُ

    B) Kaf ( ق ) ve Kef ( ك ) Harflerinin İdğâmı: Kaf harfi sâkin, kendisinden sonra harekeli bir kef gelirse olur. Tam veya nakıs olarak yapılması caizdir. Kur'ân'da tek örneği vardır:

    ( أَلَمْ نَخْلُكُّمْ ) : أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ
    İdris YAVUZYİĞİT
#01.10.2012 13:40 0 0 0


  • LÂM-I TARİF (ال;) VE HÜKÜMLERİ

    noimage


    İDĞAM-I ŞEMSİYYE

    Lâm-i tarif dediğimiz (ال;) elif-lâm'dan sonra şemsî harfler adı verilen on dört harften birisi gelirse "İdğâm-ı Şemsiye" olur. İdğâm-ı şemsiyyenin sebebi, mahreclerinin birbirine olan yakınlığından dolayı lâm-ı tarifin kendisinden sonra gelen şemsî harflerden birine çevrilmesi, onun içinde tamamen eritilerek kaybedilmesi demektir.

    Şemsî harfler şunlardır:

    ت ، ث ، د ، ذ ، ر ، ز ، س ، ش ، ص ، ض ، ط ، ظ ، ل ، ن

    تُبْ ثُمَّ دَعْ ذَنْباً رَمَي زِدْ سُمْعَةَ شِمْ صَدْرَ ضَيْفٍ طاَبَ ظَنٌّ لَهُ نَعَمْ

    (Bu idğâma şemsî denmesinin sebebi, bu idğâmın anlatılması ve açıklanması sırasında "güneş" anlamına gelen ( أَلشَّمْسُ ) kelimesinin çokça kullanılıyor olmasıdır. Nasıl ki güneş çıktığında yıldızlar ortadan kayboluyor ve görünmüyorlarsa, şemsî harfler geldiğinde de lâm-ı tarif ortadan kayboluyor ve gözükmez oluyor.)

    ألتَّوْبَةُ ، ألثَّمَرُ ،أَلدَّهْرُ ، أَلذُّبَابُ ، أَلرَّحِيمُ ، أَلزَّيْتُونُ ، ألسَّمَاءُ ، أَلشَّمْسُ ألصُّحُفُ ، أَلضَّلاَلَةُ ، أَلطَّلآقُ ، أَلظُّلْمُ ، أَلَّيْلُ ، أَلنَّجْمُ


    İdğâm-ı şemsiye yapmamız gereken durumlarda, eğer lâm-ı tariften önce harekeli bir harf gelirse, lâm-ı tarif okunmaz. Her ikisi de atlanarak şemsî harfe geçilir ve bu harf şeddelenerek okunur.


    وَ الشَّمْسِ ، وَ الضُّحيَ ، مِنَ الذَّكَرِ ، فِي السَّمَاءِ ، إِنَّ الدِّينَ ، مَلِكِ النَّاسِ

    İdğâm-ı Şemsiyye'nin Kısımları

    1. İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne: Lâm- ı tariften sonra nûn harfi gelirse "İdğâm-ı Şemsiye Mealğunne" olur. 1.5 elif tutulur.

    2. İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne: Lâm-ı tariften sonra nûn dışındaki harfler geldiğinde "İdğâm-ı Şemsiye Bilâğunne" olur.


    İdris YAVUZYİĞİT




#01.10.2012 13:41 0 0 0
  • İZHAR-I KAMERİYYE

    Lâm-ı tariften (ال;) sonra kamerî harfler adı verilen on dört harften biri gelirse buna İzhâr-ı Kameriyye" adı verilir. İzhâr-ı kameriyye, lâm-ı tarifin, mahreclerindeki uzaklıktan dolayı, kendisinden sonra gelen kamerî harflerden ayırt edilmesi, açıkça lâm-ı tarifin okunması ve telaffuz edilmesi demektir. Hükmü vaciptir.

    Kamerî Harfler Şunlardır:

    أ ، ب ، ج ، ح ، خ ، ع ، غ ، ف ، ق ، ك ، م ، هـ ، و ، ي

    إِبْغِ حَجَّكَ وَ خَفْ عَقِيمَهُ

    أ ْلإِنْسَانُ ، أَلْبَلَدُ ، أَلْجَنَّةُ ، أَلْحَمْدُ ، أَلْخَيْرُ ، أَلْعُلَمَاءُ ، أَلْغَفُورُ ، أَلْفَجْرُ ، أَلْقَمَرُ ، ألْكُفَّارُ ، أَلْمُؤْمِنُ ، أَلْهَلآكُ ، أَلْوَاحِدُ ، أَلْيَوْمُ



    İdris YAVUZYİĞİT
#04.10.2012 19:09 0 0 0
  • SÂKİN MÎM (MÎM-İ SÂKİN) İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

    Sâkin mîmin kendisinden sonra gelen harfe göre kendine özel üç türlü hali vardır:

    1. İdğam Misleyn Me'al Ğunne (idğam-i şefevi): Sâkin mîm'den sonra harekeli bir mîm harfi gelince, idğâm-ı mealğunne olur ve 1.5 elif miktarı tutularak okunur.

    وَلَهُماَّ يَدَّعُونَ ... وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَ

    2. İhfa-i Şefevi: (Dudak İhfası, mim-i Sakin'in İhfası) Sâkin bir mîm harfinden sonra harekeli be ( ب )harfi gelince olur. 1.5 elif miktarı tutularak okunur.

    تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ - رَبُّهُمْ بِهِم

    3. İzhar-ı Şefevi: (Mîm-i Sâkinin İzhârı, Dudak İzhârı) Sâkin mîm harfinden sonra mîm ( م ) ve be( ب ) harflerinin dışında başka harflerden birisi gelecek olursa izhâr yapılarak okunur. Vaciptir.


    أَمْ هُمْ ضَلُّوا _ عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ _ يُبَشِّرْهُمْ رَبُّهُمْ _ وَ لَكُمْ فِِيهَا


    İdris YAVUZYİĞİT
#04.10.2012 19:10 0 0 0
  • KALKALE

    Sözlükte, sarsmak, deprendirmek, sallamak, hareket etmek, titretmek, kımıldamak gibi manalarda kullanılır.

    اَلْقَلْقَلَةُ تَقَلْقُلُ الْمَخْرَجِ حَتَّي يُسْمَعَ لَهُ نَبْرَةٌ قَوِيَّةٌ

    "Kalkale sıfatı olan harfler bir kelimenin ortasında veya sonunda (gerek aslen gerek vakıf sebebiyle olsun) sâkin olarak bulunursa "kalkale" olur." Kuvvetli ses işitilecek şekilde mahrecin sarsılmasıdır.

    Kalkale Harfleri: قُطْبُ جَدٍ - ق ، ط ، ب ، ج ، د

    KALKALE'NIN HÜKMÜ

    Bütün kıraat imamlarının ittifakıyla hükmü vaciptir.

    فَلْيَقْتُلُونَ ،يَطْلُبُ ، وَالْعَبْدُ ،يَجْتَبِيكَ ، يَدْخُلُونَ

    Bu örneklerde kalkale harfleri kelimenin ortasında sâkin olarak gelmişlerdir ve sükûnları lâzimî sükûndur. Buna "Kalkale-i Suğra" denir.

    بِالْحَقِّ = بِالْحَقْ ، إِلَي سَوَءِ الصِّرَاطِ = الصِّرَاطْ ،

    فِي اْللأَسْبَابِ = فِي اْللأَسْبَابْ وَ مَأْجُوجٌ ، وَ مَأْجُوجْ ،

    Kalkale harfleri ârizî sükûnlu olarak gelmişlerdir. Bu örneklerde sadece vakf halinde kalkale yapılır, vasl halinde kalkale yapılmaz. Kelime sonunda oluşan kalkaleye "Kalkale-i Kübra" denir. Kalkale-i suğradan daha mübalağa ile yapılır.

    Kalkale Yapmanın Sebebi:

    Kalkale harflerinde kalkale sıfatı, cehr ve şiddet sıfatlarının bir araya gelemsinden meydana gelmiştir. Bundan dolayı bu harflerin sükûn ile okunuşlarında ses ve nefes tamamen hapsolur. Zira cehr sıfatı nefesin, şiddet sıfatı da sesin hapsolmasını gerektirir. İşte bu harflerin ortaya çıkması -ancak- mahrecde hapsolan sesin, mahrecin hareketiyle ortaya çıkmasına bağlıdır.

    Böylece mahrecde oluşan bu zaid sese biz kalkale diyoruz.

    Kalkaleyi Terk etme Hali

    Kalkale harfi sâkin olarak gelmesine rağmen kendisinden sonra idğâm yapılmaya müsait başka bir harf geliyorsa kalkale terk edilir ve idğâm ile ilgili hükümler gerçekleştirilir.

    لَقَدْ تَابَ اللَّهُ = لَقَتَّابَ اللَّهُ ، أَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ

    أَنِ اضْرِبِّعَصَاكَ ، أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ ، أَحَطْتُ

    İdğâmdan dolayı şeddeli olarak tek harf halinde yazılan kalkale harfleri ile karşılaşıldığı zaman vakf durumunda yine kalkale yapılmalıdır.

    أَلْحَجُّ = أَلْحَجْ ، أَلْحَقُّ = أَلْحَقْ ، وَ تَبَّ =َ وَ تَبْ

    Bu örneklerdeki gibi durumla karşılaşıldığında ve bu kelimeler üzerinde vakfedilecek olduğunda idğâm sebebiyle birinci harf üzerinde kalakale yapılmaz. Ancak ikinci harf üzerinde kalkale yaparak vakfetmemiz gerekecektir.



    İdris YAVUZYİĞİT
#04.10.2012 19:11 0 0 0
  • RÂ'NIN HÜKÜMLERİ

    Râ harfi kendi harekesine göre veya kendinden önceki ya da sonraki harfin harekesine göre bazen ince, bazen kalın, bazen hem ince hem kalın olmak üzere üç şekilde okunabilme özelliğine sahiptir.

    Âsım kırâatının Hafs rivâyetine göre Râ harfinin, beş yerde mutlak kalın, dört yerde mutlak ince, üç yerde de hem ince hem de kalın okunması câizdir.

    A) RÂ ( ر ) HARFİNİN KALIN OKUNDUĞU YERLER:

    Râ harfinin mutlak kalın okunduğu durumlara "Tefhîm" adı verilir.

    1) Râ harfinin harekesi üstün veya ötre olursa mutlaka kalın okunur.

    صَدْرُكَ ، أَلرُّوحُ ، رُحَمَاءُ ، بِرَسُولٍ ، رَزَقَ ، أَلرَّحِيمُ

    2- Râ sâkin, kendinden önceki harfin harekesi üstün veya ötre olursa

    مَرْيَمُ ، فِي اْلأَرْضِ ، قَرْيَةٌ ، كُرْسِيُّ ، بِالْعُرْفِ ، مُرْدِفِينِ

    3- Hem râ, hem de râ'dan önceki harf sâkin ise bir önceki harfin harekesine itibar edilerek, üstün veya ötre ise râ kalın okunur.

    شَهْرْ ، بِالصَّبْرْ ، يُسْرْ ، فَجْرْ ، شَكُورْ ، أَلصُّدُورْ ، حِمارْ ، أَلدَّارْ

    4- Râ sâkin, kendinden önceki harfin harekesi de ârizî esre olursa, râ harfi yine kalın okunur. Ârizî esre harfin aslında olmayan esre demektir.

    إِنِ ارْتَبْتُمْ ، إِرْجِعِي ، لِمَنِ ارْتَضَي ، رَبِي ارْجِعُونِي، أَمِ ارْتَابُو

    5- Râ sâkin, Ra'dan önceki harfin harekesi aslî esre olur ve râ'dan sonra istilâ (خ ، ص ، ض ، ط ، ظ ، غ ، ق;) harflerinden birisi gelirse kalın okunur.

    فِرْقَةٍ ، إِرْصَادًا ، قِرْطَاسٍ ، مِرْصَادً ، لَبِالْمِرْصَادِ


    B) RÂ ( ر ) HARFİNİN İNCE OKUNDUĞU YERLER:

    Râ harfinin mutlak olarak ince okunduğu durumlara terkîk denir. Harfi mahrecinde cılız düşürmeye ve onun sıfatını zayıflatmaya "Terkîk" denir.

    1- Râ harfinin kendi harekesi esre olursa ince okunur.

    رِجَالٌ ، وَاضْرِبُوا ، بِالْبِرِّ ، بِحُورٍ عِينٍ ، رِزْقًا ، فَذْكُرِ اسْمَ ،

    2- Râ harfi sâkin, kendinden önceki harfin harekesi de esre olursa râ harfi yine ince okunur.

    وَ اسْتَغْفِرْهُ ، فَكَبِّرْهُ ، فِي مِرْيَةٍ ، فَاصْبِرْ ، وَ أَنْذِرْ ، أُحْصِرْتُمْ

    3- Râ harfi sâkin, kendinden önceki de sâkin ise bir önceki harfin harekesine bakılır. Eğer o harfin harekesi esre ise râ harfi yine ince okunur.

    أَلذِّكْرْ ، حِجْرْ ، سِحْرْ ، وَ لآ بِكْرْ، بَصِيرْ ، قَدِيرْ ، كَثِيرْ ، خَبِيرْ

    4- Râ harfi sâkin, kendinden önceki harf de harf-i lîn olan yâ ( ي ) olur ve vakfedilecek olunursa râ harfi yine ince okunur.

    خَيْرْ ، سَيْرْ ، عُزَيْرْ ، طَيْرْ

    C) RÂ ( ر ) HARFİNİN HEM İNCE HEM KALIN OKUNABİLDİĞİ YERLER:

    Râ harfini bazı durumlarda bir kısım kırâat imamları ince diğer bir kısmı da kalın olarak okumuştur. Dolayısıyla râ harfini bu gibi yerlerde hem kalın hem de ince okumak câizdir.

    1- Râ sâkin, kendinden önceki harf esreli olduğunda kural gereği râ ince okunur. Ancak böyle bir durumda râ'dan sonra esreli bir istilâ harfi geliyorsa hem ince hem de kalın okunması câizdir.

    كُلُّ فِرْقٍ

    2- Râ harfi sâkin olur, kendinden önce de yine sâkin olarak sad ( ص ) veya tı ( ط ) harflerinden biri bulunur, ayrıca bu ikisinden önce de esreli başka bir harf gelirse râ harfi ince veya kalın olarak okunabilir.

    عَيْنَ الْقِطْرْ ، أُدْخُلُوا مِصْرْ

    3- Kur'ân-ı Kerîm'de geçen şu durumlarda da râ harfini hem ince hem de kalın okumak câizdir.

    يَسْرْ ، أَنْ أَسْرْ ، فَأَسْرْ


    İdris YAVUZYİĞİT
#04.10.2012 19:14 0 0 0
  • LAFZATULLAH (ALLAH LAFZININ OKUNUŞU)



    Lafzatullah, "Allah Lafzı" ( أَللَّهُ ) demektir. Normal şartlarda lâm harfi ( ل ) ince okunan harflerdendir. Ancak ( أَللَّهُ ) lafzının lâmı kendine mahsus özelliklerinden dolayı bazen ince, bazen kalın okunur.

    Lafzatullah'ın Kalın Okunduğu Yerler:

    Eğer Lafzatullah'dan önce gelen harfin harekesi üstün veya ötre ise yahut okunan cümlenin ilk başındaki kelime ( أَللَّهُ ) lafzı ise o zaman ortadaki lâm harfi kalın okunur.

    أَللَّهُ لآ إِلهَ إِلاَّ هُوَ ، نَصْرُ اللَّهِ ، قَالَ اللَّهُ ، رَسُولُ اللَّهِ ، وَ إِذْ قَالَ اللَّهُمَّ

    Lafzatullah'ın İnce Okunduğu Yerler:

    Allah lafzından önce gelen harfin harekesi esre olduğu durumlarda ise lafzatullahın lâmı ince okunur. ( أَللَّهُمَّ ) lafzının okunuşu da aynı hükme tabidir.

    بِسْمِ اللَّهِ ، أَلْحَمْدُ لِلَّهِ ، بِاللَّهِ ، لَمْ يَكُنِ اللَّهُ ، فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، قُلِ اللَّهُمَّ

    noimage


    İdris YAVUZYİĞİT
#04.10.2012 19:15 0 0 0
  • SEKTE (Nefes almadan bir müddet durma)

    اَلسَّكْتَةُ قَطْعُ الصَّوْتِ دُونَ النَّفَسِ

    "Kur'ân okurken belirli kelimeler üzerinde nefes almadan bir müddet sesin kesilmesine "Sekte" adı verilir." Sektenin normal olarak müddeti bir elif miktarı olarak kabul edilmiştir.

    Kur'an'da dört yerde sekte yapılarak okunur:

    1- Kehf Sûresi (1): (... وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا قَيِّمًا لِيُنْذِرَ ...) Buradaki sekte vasl hali için geçerlidir.

    Burada sekte yapmanın sebebi: Buradaki ( قَيِّمًا ) kelimesinin kendisinden önceki
    ( عِوَجًا ) kelimesine sıfat teşkil etmediğinin gösterilmesi için sekte yapılır.

    2-Yâsîn Sûresi (52): (... مِنْ مَرْقَدِنَا هٰـذَا ...)

    Burada sekte yapmanın sebebi: Burada sekte yapılmadığı zaman iki kelime arasında sıfat ve mevsûf ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Sekteden önce ( مَرْقَدِنَا ) kelimesi ile kâfirlerin sözü bitmekte, sekteden sonraki ( هٰذَا ) kelimesi ile de mü'minlerin veya meleklerin sözleri başlamaktadır. Bu iki sözü başka başka kişilerin söylediğinin açıkça anlaşılması maksadıyla burada sekte yapılır.

    3- Kıyâme Sûresi (27): ( وَقيلَ مَنْ رَاقٍ ) Buradaki sekte sükûn üzerine icrâ edilir, âyet ortasında ve bulunduğu yerde hiçbir durak işareti yoktur.

    Burada sekte yapmanın sebebi: Mana ile alâkalıdır. Burada sâkin nûndan sonra râ harfi geldiği için aslında idğâm-ı bilâğunne yapılmalıdır ( مَرَّاقٍ ) . Arapça'da ( مَرَّاقٍ ) kelimesi "çorba karıştıran, çorbacı" anlamlarına gelir. Oysa âyette okuyup üfleyerek son müdahaleyi yapacak ve böylece son nefesini vermekte olan çaresizleri kurtaracak bir kişinin olup olmadığından bahsedilmektedir.

    4- Mutaffifîn Sûresi (14): ( كَلَّا بَلْ رَانَ ) Buradaki sekte sükûn üzerine olup âyet ortasında ve durak olmayan bir yerdedir.

    Burada sekte yapmanın sebebi: Normalde burada idğâm-ı mütekâribeyn dediğimiz tecvîd kaidesi icrâ edilerek ( بَرَّانَ ) şeklinde okunması gerekecekti. Ancak böyle bir okuyuş anlam bozukluğuna sebep olacaktır. Arapça'da ( بَرَّانَ ) kelimesi "küpçü" anlamına gelir. Oysa âyet-i kerîmede üzeri pas bağlayan kalplerden bahsetmektedir.



    İdris YAVUZYİĞİT
#06.10.2012 18:20 0 0 0
  • VAKF

    YAPILDIKLARI YERE GÖRE VAKFIN KISIMLARI

    Ebû'l-Âlâ tarîkına göre, Cumhûr Ulemanın benimsediği vakf, şu şekilde kısımlara ayrılmıştır.

    1. VAKF-I TAM (الوقف التام;):Nahiv kaidelerine göre sözün son bulduğu kendisinden sonrası ile lafız ve mana açısından alakası bulunmayan yerde yapılan vakıftır. اولئك هم المفلحون da durmak gibi. Genelde olayın sona erdiği yerlerde bulunurlar. Bu durum ayet sonunda olabileceği gibi ayet ortasında da olabilir. لقد اضلني عن الذكر بعد اذ جائني Bu gibi yerlerdeki durmayı Secâvendî vakf-ı lâzım olarak ifade eder durmak vaciptir. Durulduğunda geriden alınmaz.

    2. VAKF-I KÂFÎ (الوقف الكافي;): Bir cümlenin, lafzının veya kelime dizisinin nihâyet bulduğu, fakat mâna itibariyle daha sonraki cümle ile alâkalı olduğu yerde vakfetmeye denir. Genel olarak fasılalı ayetlerde bulunur. وما انزل من قبلك (Bakara 2/4) gibi. Bu gibi yerlerde de durmak evlâdır. Durulduğunda geriden alınmadan devam edilir.

    3. VAKF-I HASEN (الوقف الحسن;): Kelâmın tamam olmakla beraber kendinden sonrası ile lafız ve mana itibâri ile alakası bulunan yerde yapılan vakıftır. بسم الله- صراط الذين انعمت عليهم de durmak gibi. Vakfedilen yerler eğer ayet ortası ise geriden alınarak devam edilirken ayet sonlarında geriden alınmadan kıraate devam edilir.

    4. VAKF-I KABÎH (الوقف القبيخ;): Kelâmın tamam olmadığı ve bir mananın anlaşılmadığı yerlerde vakfetmeye denir. إن اللهلا يستحي بسم رب الحمد gibi kelimelerde yapılan vakıftır. Bir zaruret olmaksızın böyle yerlerde durmak caiz değildir. Durulduğu taktirde muhakkak geriden alınarak başlanır.


    VAKIF İŞARETLERİ

    Muhammed b. Tayfûr es-Secâvendî'nin (ö. 560/1165) taksimi ve koyduğu vakf alametleri daha fazla benimsenmiştir. Elimizdeki Mushaflarda koymuş olduğu esaslar tatbik edilmektedir. Lakabına uygun olarak bu alametlere Secâved (صجاوند;) denmiştir. Bunlar beş tanedir. Daha sonra bunlara ilaveler yapılmıştır.

    1. Vakf-ı Lâzım (الوقف الازم;): İşareti م harfidir. Kesinlikle durulması gerektiğini gösterir. Durulmadığı taktirde mananın bozulacağını gösterir. Kur'an-ı Kerim de 84 yerde yer almaktadır. Vakf yapmak vacip vasl yapmaksa haramdır.

    وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنينَ ﴿٨﴾ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ de durmadan devam etmek gibi.


    2. Vakf-ı Mutlak (الوقف المطلق;): İşareti ط harfidir. Daha sonraki söz dizisi müstakil bir cümle olup öncesiyle irtibatı olmayan yerde durmaktır. Vakf yapılması evlâ olmakla birlikte vasl'da yapılabilir. Durulduğunda geriden alınmaz.

    3. Vakf-ı Câiz (الوقف الجائز;) : İşareti ج harfidir. Vakfın ve valsın caiz olabileceği bir yerde durmaktır. Ancak durmak geçmekten daha evlâdır.

    4. Vakf-ı Mücevvez (الوقف المجوذ;): İşareti ز harfidir. Vakıf caiz olmakla birlikte vasl evlâdır. Durulduğunda geriden alınmaz.

    5. Vakf-ı Murahhas ( الوقف المرخص;): İşareti ص harfidir. Okuyucunun nefesinin yetişmediği yerde zarurete binaen müsaade edilen vakıftır. Zaruret olmadıkça kullanılmamalıdır. Durulduğu taktirde öncesinden almanın uygun olacağı söylense de daha sonra gelen cümlenin anlamının anlaşılması dolayısıyla geriden almaya gerek yoktur.


    Kur'an-ı Kerim De Daha Başka İşaretler De Bulunmaktadır.


    6. Vakf-ı Lâ (لا ): Durma demektir. Eğer nefes tükenir de durmak mecburiyetinde kalınırsa geriden almak gerekir. Ancak bu işaret durak sonlarında bulunursa bir önceki ayetin manasının devam ettiğini ayetler arası ilginin devam ettiğini gösterir. Ayet sonlarında durmak da geçmek de caizdir. Durulunca geriden alınmaz.

    7. قف Vakf alametidir. Bu kelime üzerinde vakf yap demektir. Vakf yapmak vasl yapmaktan evlâdır. Vasl da caizdir.

    8. ق Vasl alametidir. Geçmek evlâ durmak caizdir. Durulduğunda geriden alınmaz.

    9. ع Rukû alametidir. Namaz kılarken rukûa gitmenin güzel ve münasip olacağını göstermektedir. Hatim ile namaz kıldıranlar bu işaretlerde rüküya gitmelidirler. Bazı Mushaflarda on ayette bir konulmuş bazılarında da bunun yerine hemze konulmuştur. Kur'an-ı Kerimde 576 adet bulunmaktadır.


    10. .. .. (الوقف المعانقة;) Vakf-ı murakabe de denilmektedir. Bir veya birkaç kelime arayla peş peşe gelen bu üçer adetlik iki grup noktadan birincisinde durulduğu taktirde ikincisinde durulmadan geçilir. Her ikisinde birden durmak veya geçmek yoktur.

    11. س Sekte kelimesinden alınmıştır. Bu yerlerde genelde kelimenin altına yerleştirilir.

    Bazı Mushaflarda bunlara ilave olarak daha başka işaretlerde görülmektedir. Bunların ifade ettiği manalar genellikle o mushafın sonunda yer almaktadır.


    VAKFIN HÜKÜMLERİ(özel durumlar)

    1. Vakf esnasında hareke üzerinde durulmaz. Son hareke sakin kılınır.

    2. Sonu sukünlü olan kelime olduğu gibi bırakılır. قل عصوا

    3. Sonu üstünlü ise sakin kılınır. العالمين

    4. Sonu esreli ise ya sükün üzerine durulur veya ravm ile durulur. الرحيمِ

    5. Sonu ötreli olan kelimede sükün, ravm ve işmam üzerine durulabilir. نستعين

    6. Sonu şeddeli ise şeddeye riayet edilerek sükün üzerine durulur. وتب

    7. Sonu harekeli vav veya ya yahut da elif ise önceki harfin harekesi de kendi cinslerinden ise med üzerine durulur. هو لن ندعوا

    8. Sonu iki ötre veya iki esre ile biten kelimelerde vakıf esnasında kelimenin son harfinin harekesinin düşmesiyle bu harfe eklenen zaid nunda düşmüş olacak dolayısıyla sükun üzerine okunacaktır. عذابُ من نحيل

    9. Sonu iki üstün ile bitiyorsa o zaman tenvinden bedel olarak elif üzerinde vakıf yapılır. عليما

    10. Son harf yuvarlak tâ ise durulma esnasında he sesi ile durulur. رحمة

    11. Son harf açık ta ise sükün üzerine okunur. في السماوات

    12. Son harfi zamir olan kelimeler de sükün kılınırlar. اجتباهفيه

    13. Sonu te'kid nunu ile biten Yusuf 32 وليكونا Alak 15 لنسفعا de durak elif üzerine yapılır.

    14. انا kelimesinde vakıf elif üzerine yapılır.

    15. Vakf için kelimenin sonundaki iki sakin harf birleştirilebilir. من قبل

    16. Vasl halinde iki sakinin bir araya gelmesinden dolayı kelimenin sonundan lafzan hazfedilen med harfleri vakıf halinde isbat edilerek okunurlar. وقودها الناس

    17. Kehf 18/38 da لكنا vakıf halinde çekilerek okunur. Vasl halinde Hafs ve bazı kıraat imamları çekmeden okumuşlardır.

    18. Ahzap 33/10 الظنونا Hafs'a göre vakıf halinde çekilerek vasl halinde çekilmeden okunur.

    19. Ahzap 33/66 الرسولا da vakıf halinde çekilerek vasıl halinde çekilmeden okunur.

    20. İnsan 76/4 de سلا سلا vakıf hakinde çekerek veya çekmeden okunmuş vasıl halinde ise sadece çekmeden okunmuştur.

    21. İnsan 76/15 قواريرا vakf halinde çekerek vasl halinde çekilmeden okunur.


    İdris YAVUZYİĞİT
#06.10.2012 18:21 0 0 0
  • GENEL OLARAK VAKIFLAR DÖRT KISMA AYRILIR



    1. IZTIRÂRÎ VAKF:(الوقف الاضطراري;)Tilâvet esnasında meydana gelen, nefes kısılması, unutma veya devam etmeye güç yetmeme gibi herhangi bir zarûrî sebeple yapılan vakfa denir. Böyle durumda mana tamam olmasa bile vakf caizdir. Ancak başlanırken manaya uygun daha öncesinden başlamak gerekir.

    2. IHTİYÂRÎ VAKF: ( الوقف الاختياري;) Zaruri bir sebep bulunmadan isteğe bağlı olarak yapılan vakıftır.

    3. İHBÂRÎ VAKF: (الوقف الاخباري;) İmtihan esnasında hocanın herhangi bir kişinin kıraat bilgisini ölçmek için yaptırdığı vakftır.

    4. İNZÂRİ VAKF: (الوقف الانظاري ) Bir kelime üzerinde, muhtelif rivâyetleri cemettiğinde, başkasını ona atfetmek için yapılan vakıflara bu isim verilmiştir.

    VAKFIN DİĞER ÇEŞİTLERİ

    1. VAKF-I ĞUFRÂN: Peygamber efendimizin dua ve niyazda bulunmak maksadıyla yapmış olduğu vakıflardır. On yerde bulunduğu rivayet edilmektedir.

    Bunlar Mâide 51, En'** 36, Secde 18, Ya'sin 12, 30, 52, 61, 81, Mülk 19.

    2. VAKF-I CİBRÎL: Vahy meleği olan Cebrâil'in (a.s) vahy esnasında yapmış olduğu vakflara denir. Aynı zamanda bunlara vakf-ı münzel de denilmektedir. Sayıları konusunda ihtilaf bulunsa da meşhurları sekiz tanedir. Bunlar: Bakara 120, 276, Âl-i İmrân 7, 95, Enâm,36, 124, Araf, 187, Yasîn 51.

    3. VAKF-I NEBÎ: Peygamber efendimizin vakf yaptığı yerlerdir. Bunların sayısı ihtilaflı da olsa dokuzu meşhur olmuştur. Bakara 148, Al-i İmrâ 7, Yunus 2, 52, Nahl 4, Kadr 2, 4, Nasr 3.

    4. VAKF-I BEYÂN: Feth sûresi 9. ayetinde bir birini takip eden iki zamirden birincisinin Rasülüllah'a ait olduğunu göstermek için وتوقروهifadesinde durulur. İkinci zamir de Allah'a döner. Tevbe sûresi 40. ayette de سكينتهعليهifadesinde zamiri Hz. Ebû Bekr'e döndüğü için durulması durumudur. Yine Yusuf sûresinin 27. ayetinde فكذبت ifadesinde Hz. Yusuf'un doğrulardan olduğunu vurgulamak için durulması vakf-ı beyandır.





    İdris YAVUZYİĞİT
#06.10.2012 18:22 0 0 0
  • VASLIN (geçiş) HÜKÜMLERİ

    1. İki sakin harf yan yana gelirse bunlardan birincisi med harfi ise vasıl halinde telaffuzdan düşürülür. و جنا الجنتين لهالحكم

    2. İki sakin harften birincisi med harfi değilse vasıl halinde esre hareke verilir. قالت الاعراب

    3. İki sakinden birincisinin tenvin olması durumunda vasıl kesreli nunla olur. عادا الاولي

    4. Mütekellim damiri olan ya harfi med harfi iken vasl halinde meftuh okunmuştur. يا عبادي الذين

    5. Birbirini takip eden iki harften her ikisi de harekeli ise kendi harekeleri ile okunurlar. بين يدي

    6. من harfi ceri vasıl esnasında fetha ile harekelenir. من الجنة

    7. انتم كم هم çoğul zamirleri geçiş esnasında damme ile harekelenirler.

    هم المفلحون انتم الاعلون يبلوكم الله

    8. Öncesi üstünlü olan cemi' vavları da zamme ile harekelenirler. ولا تنسو الفضل


    İdris YAVUZYİĞİT
#06.10.2012 18:22 0 0 0
  • KUR'AN -I KERİM OKUYUŞ ŞEKİLLERİ


    noimage

    TERTİL/TAHKÎK

    Sözlükte "sözü yerli yerinde uygun ve güzel bir şekilde söylemek" demektir.

    Istılahta: "Kuranı açık açık aheste aheste acele etmeksizin okumaya "Tertil" denir."

    Kuran tilavetinde harfleri mahreçlerinden ve sıfatlarına riayet ederek çıkarmak, Meddleri son sınırına kadar uzatmak, Hemze, Şedde, İdğam, Hareke, Sükun, İmale, İhfa, İzhar, İklab, Ğunne vb tecvid kurallarını Vakf'a da riayet ederek okumaya "Tahkik" denir.

    Kıraatın en yavaş icra edildiği okuyuş şekli olan bu tarzda Medd-i Tabii'nin dışındaki bütün Meddler 4 elif, İhfa, İklab ve Ğunneli İdğamlar 1,5 elif miktarı uzatılarak okunurlar.

    Tahkik Tertil'den biraz daha yavaş bir okuyuş şeklidir. Bu sebeple Tahkik talim ve temrin (öğretmek ve alıştırma yapmak) için, Tertil ise tefekkür için daha uygundur. Tahkik, İmam Hamze ile Verş'in tercihidir.


    TEDVİR

    Tertil, tahkik ile Hadr arasında bir okuyuş tarzıdır. Tedvir ile kıraat İbn-ü Amir, Asım, Kisai ve Halef'in tercihidir.

    Tedvir ile okuyuşta Medd-i Muttasıl, Medd-i Munfasıl, Medd-i Arız üçer elif; Medd-i Lazım ise 4 elif uzatılarak okunur. Diğer hükümler Tertil ile aynıdır.

    Vakit namazlarında tercih edilebilir.

    HADR

    Tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuyuş biçimidir. Kelimelerin telaffuzlarına hassasiyet gösterilir. Ölçüler asgari düzeyde uygulanır.

    Medd-i Tabii, Medd-i Munfasıl ve Medd-i Arız 1 Elif; Medd-i Muttasıl 2 elif ve Medd-i Lazım 2.5 elif uzatılarak okunur.

    İbn-i Kesir, Cafer, Ebu Amr, Yakup Ve Kalun'un okuyuş tercihidir.

    Hatimlerde, Mukabelelerde Ve Teravihlerde tercih edilir.


    Bu kıraat tarzlarından Hadr: Teravih namazlarında ve üstad huzurunda hafızlar ders okurken, Tedvir: Diğer namazlarda ve mukabele okunurken, Tahkîk ise: Aşrı şerif okurken, öğretim ve alıştırmalarda tercih edilir. Fakat bu üç türlü okuyuşu birbirine karıştırmamalıdır.

    Kıraat'a, hangi okuyuşla başlanılmış ise onunla da bitirilmelidir.

    Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna Herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur'an-ı Kerim'i, bu şekilde okumak haramdır.




    İdris YAVUZYİĞİT

#06.10.2012 18:23 0 0 0
  • burda tum yeterlılık ıcın gereken tecvıd kaıdelerı mevcut mudur acaba.. bırde tum bu konuları nasıl ındırebılırım..yardımcı olurmusunuz..Allah emeklerınızı zayı etmesın oyle guzel hazırlanmıskı..
#08.07.2013 17:41 0 0 0
  • @gül-i rana adlı üyeden alıntı:
    burda tum yeterlılık ıcın gereken tecvıd kaıdelerı mevcut mudur acaba.. bırde tum bu konuları nasıl ındırebılırım..yardımcı olurmusunuz..Allah emeklerınızı zayı etmesın oyle guzel hazırlanmıskı..
    Orijinali Göster...

    evet forumda yeterlilikle ilgili tüm kaideler , siyer ve diğer mesleki derslerle ilgili testler mevcuttur. Amin, Rabbim bu testleri hazırlayan hocalardan razı olsun inşallah..
#15.07.2013 22:17 0 0 0
  • Yarın büyük gün..Sınava girecek tüm öğrencilerin hakkında hayırlısı olsun
#24.08.2013 22:07 0 0 0