beyin - motivasyon - olumlu düşünme - zihin - monoton yaşam - zihnin çalışma şekli - beynin çalışma şekli - beynini değiştirmek - düşünce tarzını değiştirmek
OLUMLU DÜŞÜNCE VE MOTİVASYON İÇİN ÖNCE BEYNİNİZİ DEĞİŞTİRİN
İnsan beyni karmaşık ve üstün bir sisteme sahiptir. Bu özelliği hiç bir bilgisayarla karşılaştırılmayacak kadar gelişmiştir. Beyin ile ilgili araştırmalar arttıkça, zihnin kavrama sınırlarını aşan birçok detay görülür. Beyinle ilgili yeni keşifler yapıldıkça, aslında daha keşfedilecek ne kadar fazla ayrıntı olduğu fark edilir.
Beyinde 10 milyardan fazla hücre vardır. Vücudun %2 si kadar ağırlığı olduğu halde harcanan enerjinin ve oksijenin %20'sini beyin kullanır. Bir insanın mutlu, dingin, başarılı olabilmesi için her şeyden önce beyninin nasıl çalıştığını bilmesi gerekmektedir. Beyninin nasıl çalıştığını bilen biri, onun kapasitesini daha da artırır. Olumlu düşünmesi kolaylaşır, motivasyonu artar.
Beyin, doğumdan sonraki 2-3 yıl içinde büyümesine ve gelişmesine devam eder. İnsan yavrusu doğduğunda aslında anne karnındaki gelişmesini tamamlamamıştır. Bu yüzden doğduktan sonra kendini idare eder duruma gelmesi için yıllar geçmesi gerekir. Çocuğun yürümeye ve konuşmaya başladığı dönemlerde beyin gelişmesine hızlı bir şekilde devam eder. Bu süreç daha sonra yavaşlar, ancak gelişmesine ömür boyu devam eder. Bu gelişimde en önemlisi dış uyaranlar ve çocukluk çağında geçirilen olaylardır. Bu yüzden bir çocuğa ne verilecekse öncelikle 0-6 yaş, döneminde verilmelidir. Özellikle anaokulu eğitiminin bu yapılanmada özel bir yeri vardır. Aksi takdirde beyin, kafanın içinde kendi bildiğine göre çalışır.
0-6 yaşta ailenin verdiği eğitim anne babanın birlikteliği önemlidir. Bugün birçok ailede çocukla sadece anne, ya da sadece baba ilgilenmektedir. Mesela bir araştırmada anne-babanın işbirliği içinde çocuğun dersleri ile ilgilenmesinin beyin gelişimini olumlu etkilediği tespit edilmiştir. Hatta babanın buradaki fonksiyonu arttıkça çocuğun hayata karşı daha olumlu baktığı saptanmıştır. Başka bir araştırmada sınavlara babası ile çalışan öğrencilerin çok daha başarılı olduğu bulunmuştur. Bu yüzden çocukla tüm gün birlikte vakit geçirmek önemli değildir. Esas olan geçirilen vaktin niteliği, kalitesi ve anne babanın arasındaki uyumdur.
Beyni en çok yoran monoton yaşamdır.
Beyni en çok yoran durum monotonluktur. Çünkü sürekli aynı şeylerle uğraşıldığında, beyinde hep aynı hücreler çalışır. Bu hücre grubu bir süre sonra da yorulur. Bu yüzden kişinin hayatı ne kadar renkliyse, ne kadar farklı uğraş ve hobileri varsa beyni de o kadar dinlenmiş halde olur. Çünkü böylece sürekli farklı farklı hücre grupları çalışır. Çalışıp yorulan hücreler ise başka bir hobi ile ilgilenince dinlenmiş olur.
Eğer bir kişinin durağan bir yaşam biçimi varsa, aslında bu kişinin bir beyne ihtiyacı çok azdır. Çünkü burada bedenin aldığı bir risk yoktur. Beynin öncelikli amacı bedenin sağ kalmasını sağlamaktır. Çevresel bir uyarının az olduğu veya riskin sıfır olduğu ortamlarda beyin bundan olumsuz etkilenir. Bu yüzden monoton yaşayan, evden çıkmayan, hep aynı işlerle uğraşan kişilerin beyin giderek geriler. Her gün gidilen yolu değiştirmek, farklı sokaklardan geçmek ve böylece beyni şaşırtmak da zihin için çok yararlı bir egzersizdir. Bu beyni monotonluktan ve kalıplardan kurtarır, yeni bir şeyler fark etmesini sağlar.
Monoton yaşamın bir diğer zararlı etkisi unutkanlıktır. Sürekli aynı beyin bölgeleri çalışması sonucu bu bölgelerin yorulması hafızayı zayıflatır. Kısacası unutmak beyin yorgunluğundan kaynaklanır. Monoton yaşam sonucu kişinin depresyona girmesi, olaylara negatif anlam yüklemesi, en küçük şeylerde moralinin bozulması kolaylaşır. Olumlu düşünmesi zorlaşır, motivasyonu düşer. Beyin zamanla depresyona girer ve farklı çalışmaya başlar. Çevredeki olaylar fazla değişmese bile negatif algılamaya başlar. Mutlu olduğu zamanlar ise çevreyi pozitif algılar.
Ağır depresyon yaşayanların duyguları çok yoğun ve uzun süreli ise bu durum beynin hafıza fonksiyonlarını bozar. Genellikle zihin önemsediği konuları daha çok akılda tutar. Ancak depresif kişilerin giderek etrafa ilgisi azalır ve bu da hafızayı zayıflatır. Bazen bu unutkanlığın düzelmesi yılları bulabilir, hatta kalıcı olabilir. Eğer depresyon çok ileri seviyelere ulaşırsa, gün içinde beynin salgıladığı hormonlar, performansı olumsuz yönde etkiler. Mutsuzluk giderek artar, mutluluk hormonunu olan serotonin ve dopaminin üretimi azalır. Sonuçta kişi kısır döngüye girer ve bu zinciri kırması zorlaşır.
Hobiler beyni dinlendirir.
Monotonluktan çıkmak için bir hobi edinmek çok yararlıdır. En basit hobiler bile, beynin dinlenmesini ve mutlu olmasını sağlar. Ancak yapılan araştırmalarda spor yapmanın beyin sağlığı açısından ayrı bir yeri olduğu bulunmuştur. Beyin hücreleri arasındaki dentrit isimli bağlantıların spor yapanlarda giderek güçlendiği, ayrıca sporun beyinde endorfin denen mutluluk veren hormonun üretimini artırdığı bulunmuştur. Endorfin kişiye haz ve mutluluk duygusu verir ve zihnin gelişmesini sağlar. Örneğin bisiklet egzersizi ya da fitness sonrası beyin hücreleri arasındaki bağlantılar artar. Bunun sonucu muhakeme, düşünme, hatırlama ve karar verme fonksiyonlarında iyileşme olur.
Spor tercihlerinde beyne hasar vermeyen sporlara yönelmek önerilir. Çünkü beyne gelen sert darbeler sinir bağlantılarında mikroskobik hasarlara neden olabilir. Boks gibi kafaya darbe gelen sporlarda sürekli olarak küçük küçük hasarlar oluşur. Bu da zamanla beyinde küçülmeye neden olur. Bu yüzden hobi olarak bu gibi sporların seçilmesi beyin açısından uygun değildir. Spor yaparken darbelerin beyinde oluşturabileceği hasarın bilincinde olmak, buna uygun tedbirler almak gerekir. Çocuklar için kullanılan kafasına vurmayın aptal olur sözü belki bununla ilgilidir.
Beyin oksijen sever, temiz havada daha iyi çalışır.
Beyin açık havada ve ayakta dururken daha iyi çalışır. Bir araştırmada ayaktayken beynin fonksiyonları yaklaşık %10 daha fazla iyi bulunmuştur. Bu yüzden yapılan egzersizlerin açık havada ve ayakta olması önerilebilir. Mesela önemli bir karar alınacaksa, bunun açık havada yürürken almak daha iyi analiz yapılması açısından daha yararlıdır. Kolları sallayarak yürüme de ek yarar sağlar.
Yüksek kaygılı durumlardan kurtulmanın en basit yolu doğru nefes almaktır. Yüksek kaygıda sağlıklı düşünme bozulur. Bu kişide solunum kasları aşırı kasılır ve oksijen seviyesi düşebilir. Ayrıca dokularda karbondioksit birikimi, kaslarda yorgunluğa ve kramplara yol açar. Bu durum ise olumlu düşünmenin bozulmasına ve genel performansın düşmesine neden olur. Derin ve düzenli nefes almayı öğrenen kişiler ise kandaki oksijen durumunu bu sayede iyileştirir. Oksijen yükselmesine ve nefese odaklanma sonucu zihin kaygıdan uzaklaşır ve bu durum yüksek kaygının azalmasını neden olur.
Oksijenin ve temiz havanın az olduğu ortamlarda ise beyin olumsuz etkilenir. Örneğin yüksek dağlarda oksijen oranı düşüktür. 2 bin 400 metre yükseklik sınır bir değerdir ve bu seviyelerden sonra beyne daha az oksijen gitmeye başlar. Bu yükseklikten daha yukarı tırmanan dağcılarda zihin çalışması bozulmaya başlar. Bu kişiler görünmeyen bir takım varlıkları hissettiklerini, iç dünyalarında garip duyguları olduğunu, sebepsiz yere paniğe kapıldıklarını bildirmişlerdir. Çünkü oksijen seviyesindeki düşme, beynin görsel ve duygusal sinyalleri kontrol eden korteks isimli bölümde fonksiyon bozulmasına neden olmaktadır. Kişi hayal görmeye başlar. Bu yüzden eğer odanız havasız ise, havalandırın, havanızın değiştiğini görürsünüz.
Çocuklarla ve hayvanlarla vakit geçirmek beyne iyi geliyor.
Çocuklarla veya hayvanlarla daha fazla vakit geçirme gibi farklı düşünme ortamları beyni geliştirir. Çocuklarda ve hayvanlardaki sıra dışı davranışlar beyni şaşırtır ve farklı farklı bölgelerinin çalışmasını sağlar. Sadece çocuklar değil, olaylara bakışı sizden farklı olan bir insanla konuşmak beyin için iyi bir antrenmandır. Çünkü zihinsel veya davranışsal olarak yapılan sıra dışı değişiklikler beynin istediği bir şeydir. Örneğin sağ elini kullanan birisinin saç tarama, diş fırçalama, yemek yeme gibi davranışları öteki elle yapması da benzer egzersizlerdir.
Merak etmek beyin için iyidir.
Yeni bir şeyler okumak, bilgilenmek, merak etmek de çok önemlidir. Bunama veya Alzheimer isimli rahatsızlığa okuma alışkanlığı olan kişilerde daha az rastlanır. Az eğitimli kişilerde ise bunama daha sıktır. Kısacası herhangi alanda eğitim almak beyni daha güçlü hale getirir. Okunan konuların tekrar zihinde yorumlanması ve hayal edilmesi yararlı bir egzersizdir.
Okumak beynin sol tarafını harekete geçirirken, hayal kurma ise beynin sağ tarafını devreye sokmaktadır. Böylece beynin tamamı çalışmış olur. Bu nedenle güzel bir hayalden sonra ders çalışmak beynin sol tarafı dinlenmiş bir halde olacağı için, performansı da artırmaktadır. Örneğin öğrencilerin çalışmadan önce gelecek hedefleri ve hayalleri ile ilgili düşünmesi öğrenme sürecini olumlu etkiler. Bunun gibi hiçbir hayali ve hedefi olmayan bir öğrencinin yeterli miktarda ders çalışması olanaklı değildir. Tekrar tekrar aynı hayali düşünmek ve üzerinde analiz yapmak zihnin bunu başarmasını kolaylaştırır.
Kadın detaya, erkek genele odaklı.
Kadınlar detaylara, erkekler genele daha fazla odaklıdır. Detaylara bakmak sol beyin ile ilgili, genele bakmak beynin sağ tarafı ile ilgilidir. Belki bu özellik ilk çağlardan kalma genetik bir yapıdır. Erkek fizik olarak daha güçlüdür. Daha çok genel olarak tehlikeleri kontrol etmeli, aileyi korumalı ve avlanmalıdır. Bununla birlikte detaylarla ilgilenmemek bazen önemli ayrıntıları kaçırmaya neden olur. Bu nedenle detaylı problemlerin çözümünde zorluk olabilir. Kadın ise diğer kalan işler ve çocuklarla ilgilenmiştir. Kadın beyni düşünürken daha yavaştırlar, fakat daha dikkatlidirler. Ayrıntıcı düşünme sonucu hata yapma azalır, ancak çabuk sonuca gitmeyi gerektiren işlerde zorlanma oluşur.
Ancak günümüzde fonksiyonel olan, gerektiğinde detaycı olmak, gerektiğinde ise detaylara bakmayıp genele odaklanmaktır. Sağlıklı bir beyin bir görevi yerine getirirken, o görevin özelliğine göre detaycı veya genel düşünmesi gerektiğini ayırt eder ve buna uygun davranışlarda bulunur. Erkek ve kadın hem beyin olarak, hem de ruhsal olarak farklı özeliklere sahiptir. Ancak bu özellikler özünde birbirini tamamlarlar niteliktedir. Çünkü birinin başardığını diğeri yeterli düzeyde başaramaz. Yaratılış gereği fonksiyonları farklıdır. Bu şekilde beyinlerin bir arada çalışması sanki bir ekip çalışmasına dönüşür.
Sağ beyin ve sol beyin beraber kullanılmalı.
Sağ beyin duygular ve hayallerin etkisinde olduğu için bütünsel öğrenir. Daha hızlı işlem yapar, ancak hata yapma riski fazladır. İnsanın mucitlik ve üretkenlik kısmını sağ beyin ile sağlar. Sol beyin ise ayrıntıcıdır, daha yavaş çalışır, ancak hata yapma ihtimali düşüktür. İnsanların yüzünü kolayca hatırlama sağ beyin, ismini hatırlama ise sol beyin ile ilgilidir.
Bir insanın başarılı olması iyi bir eğitim alması yanında, esas olarak kendini tanıması ve keşfetmesine bağlıdır. Maalesef bugün birçok okuldaki eğitim sistemi sol beyni geliştirme üzerinedir. Beynin sadece sol tarafını geliştiren matematik, fen bilgisi ve Türkçe gibi derslere önem verilirken, bunun yanında beynin sağ tarafını geliştiren resim, müzik, el sanatı gibi derslere çok fazla önem verilmez. Halbuki günümüzde başarılı insanlar beynin her iki yarısını kullanabilen, gerektiğinde birinden diğerine geçebilen insanlardır. Eğer kişi beynini yönetemiyorsa, başka insanların beyni tarafından veya kendi duyguları tarafından yönetilecektir.