AKP'nin akil adamlarına karşı asil adamlar yollara düştü

Son güncelleme: 07.05.2013 22:33
  • http://www.haberfedai.com/AKPnin-akil-adamlarina-karsi-asil-adamlar-yollara-dustu.html






    YeniÇağ Gazetesi'nden İsmail Şahin yazdı: Asil adamlar yola düştü!








    Başından beri dostlarla bir araya geldiğimizde hep söylüyordum. Evet, mitingler ülke bütünlüğüne ve Türk kimliğine yapılan saldırıların halka götürülmesi anlamında önemlidir. Meydanlar demokratik tepkilerin devletluya iletildiği mekânlardır. Meydanlar, milletin gür sedasını gafil kulaklara ve sağduyulu vicdanlara iletmenin aracıdır. Lakin millete içine girdiği girdabın tehlikelerini ifade edecek başka araçları da kullanmak gerekiyordu.

    Türklük bildirisi bunlardan biriydi ve ses getirdi. Yazılı ve görsel medyanın etkin olarak kullanılması bunun olmazsa olmazıydı. Fakat, ne yazık ki böylesi "milli" bir hareketin yazılı ve görsel medyada yeterince yer bulması zordu. Çünkü "açılım" muhalifi oluşum, açıklama ve sivil eylemlere tam anlamıyla medya ambargosu var. Bu, özellikle İlber Ortaylı, Alev Alatlı ve Ümit Özdağ gibi medyanın görmezden gelemediği isimlerin gayretleri ile kısmen aşıldı. Türklük bildirisinin her türlü engellemelere rağmen yarattığı etki ve az önce zikrettiğim isimlerin çok seyredilen televizyon programlarında oynanan oyunu gözler önüne sermeleri milletin mahmur gözlerini biraz aralamasına yol açtı.

    Sadi Somuncuoğlu, Ümit Özdağ, Emine Işınsu ve İskender Öksüz gibi Milliyetçi camia için önemli isimlerin önayak olduğu Türklük Bildirisi etrafında kümelenen sivil oluşum bir adım daha atarak millete gitme kararı aldı. Artık tepki sadece "bildiri" boyutunda kalmayacak. Türk aydınları memleketin dört bir yanına dağılarak milletin derdi ile hemhâl olacak; onlara yolun sonunu anlatacak. Bence açılım baronlarına karşı atılan en önemli ve akıllıca adım bu olmuştur. Bu adım, ülke kamuoyunda yaratılmak istenen, açılım safsatası üzerinde sanki entellektüel bir "ittifak" varmış görüntüsü ortadan kaldıracaktır.

    Bence bu hareket, tam anlamıyla ve belki de Türk demokrasi tarihinde örneği görülmemiş derecede "sivil" bir harekettir. Hiç bir siyasi organizasyondan beslenmeden, talimat veya maaş almadan milli endişelerle ortaya çıkan bir harekettir bu. Ancak böyle bir hareket Milleti kendine getirebilir ve onu "derin" uykusundan uyandırabilir.

    Akil adamların kafasını karıştırmaya çalıştığı milletin ruhunu aydınlatacak "asil adamlar"dan oluşan bu kutlu kafileye "yolunuz açık olsun" diyorum...




    Etiketler: Türklük Bildirisi , İsmail Şahin
#29.04.2013 18:12 0 0 0
  • Milletin ruhunu aydınlatacak "asil adamlar"dan oluşan bu kutlu kafileye "yolunuz açık olsun" diyorum...

    Emeğine, yüreğine sağlık canım.
#29.04.2013 18:42 0 0 0
  • Teşbihte hata olmazmış derler..
    Bu biraz ;Timur a Filleri şikayet etmek için giden Nasreddin Hoca nın haline benziyor..Hani Hocayı dolduruyorlar ,hep birlikte Timura gidiyorlar ya..
    Timur un karşısına çıktığında hoca bir bakıyor arkasında kimse kalmamış oluyor ya hani...İşte o fıkra

    Verin gazı ...Verin gazı...:)
#29.04.2013 20:12 0 0 0
  • Asil adamlar dediğiniz,Milliyetçilik ideolojisi ile yola çıkmışlarsa bunların bu ülkeye faydası değil zararı daha çok olur.

    Ulan İslam kardeşliğini neden ön planda tutmazlar?.Türkiye karanlığa doğru gidiyor.Bunun en iyi çözümü İslam kardeşliğidir.İslam'sız barış ve huzur asla tarih boyunca görülmemiştir.DEMOKRASİDE ÇÖZÜMLER BİR YERE KADAR GİDER.ONDAN SONRASINDA TIKANIR.OYSA İSLAM'DA ÇÖZÜM SONSUZDUR.İŞTE BİZ BUNUN İÇİN VARIZ.
#29.04.2013 23:39 0 0 0
  • Bir kere güzel başlayın lafa ne demek ulan...
    İslam güzel konuşmayı edebi tavsiye etmiyormu..
    İslam kardeşliği dediğiniz şey efendimizden sonra hangi topluma fayda getirdi acaba..Eger size ait milletiniz devletiniz yoksa zaten dininizide yaşayamazsınız.. Tüm islam ülkeleri sömürge olarak veya uydurma bahar adı altında iç savaşda kıvranıyor..VE bir çogunada biz sebep olduk kafirlerle beraber olup sözüm ona oraların halkını ezilmekten kurtardık.. Her gün kabile ve mezhep savaşalrıyla kırılıyorlar..
    Biz yüzyıllardır millet olduğumuz için kendi vatanımızda dinimizi yaşıyoruz..
    Millet diyince din yokmu sanıyorsunuz.. Yukardaki insanlar Müslüman ve bilemezsiniz ALLAH katında sizmi onlarmı daha kıymetli..
#30.04.2013 00:12 0 0 0
  • @_Birsu_ adlı üyeden alıntı:
    Bir kere güzel başlayın lafa ne demek ulan...
    İslam güzel konuşmayı edebi tavsiye etmiyormu..
    İslam kardeşliği dediğiniz şey efendimizden sonra hangi topluma fayda getirdi acaba..Eger size ait milletiniz devletiniz yoksa zaten dininizide yaşayamazsınız.. Tüm islam ülkeleri sömürge olarak veya uydurma bahar adı altında iç savaşda kıvranıyor..VE bir çogunada biz sebep olduk kafirlerle beraber olup sözüm ona oraların halkını ezilmekten kurtardık.. Her gün kabile ve mezhep savaşalrıyla kırılıyorlar..
    Biz yüzyıllardır millet olduğumuz için kendi vatanımızda dinimizi yaşıyoruz..
    Millet diyince din yokmu sanıyorsunuz.. Yukardaki insanlar Müslüman ve bilemezsiniz ALLAH katında sizmi onlarmı daha kıymetli..
    Orijinali Göster...


    Akil insanların kim olduklarına dair ahanda sana deliller...Biz bir şey ortaya dökersek delil getiririz.Osmanlı bu terörü kökünden silmiştir.İşte isbatı...

    Ahali-i İslâmiyye

    noimage noimage


    Bölgede cirit atan ajanlar Osmanlı zamanında da faaliyetteydi ancak o zamanki ÇÖZÜM PLANI “yandaş”tan “akil” çıkarma çabası olmamıştı...

    Bölgede cirit atan ajanlar Osmanlı zamanında da faaliyetteydi ancak o zamanki ÇÖZÜM PLANI “yandaş”tan “akil” çıkarma çabası olmamıştı... İşte 118 yıl önceki reçete: “TÜRK, KÜRT, ARAP YOK, ‘İSLAM MİLLETİ VAR!”

    AHMET YAVUZ

    Türkiye’nin bugün oluşturduğu “63 Akil Adama” karşılık 1895 yılında Güneydoğu’da 400 önde gelen isim toplanmıştı. Osmanlı’nın son döneminde Fransız İhtilâli’nin tetiklediği etnik milliyetçilik Güneydoğu’da da yeşertilmeye çalışılıyordu. Avrupa kaynaklı bu ayrıştırma faaliyetlerine ise, Doğu ve Güneydoğu’da yoğun faaliyet gösteren misyonerler eliyle bölgedeki etnik unsurlardan başta Ermenilerin taşkınlıklarına karşı, sonrasında da Osmanlı Halifesine ve ardından da Türk, Kürt, Arap diğer etnik kimlikleri ön plana çıkartıp, birbirine karşı kışkırtma çabalarına karşı Diyarbakır’da toplanan 400 Akil Adam “Ahali-i İslâm”(İslam Halkı) vurgusuyla cevap verdi.

    1895 yılındaki tarihi deklerasyon en iyi çözüm

    Araştırmacı Yazar Doğan Bekin, kendi arşivinden ilk defa Millî Gazete’ye açıkladığı belgelerle ilgili olarak, 1895 yılındaki tarihi deklarasyonun söz konusu yıllardaki olaylarda bütün Güneydoğu insanının gerçek hissiyatına tercüman olduğunu söyledi. Bekin, “Aradan 118 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu mektubun içeriği hâlâ geçerliliğini korumakta olduğunu görüyoruz. Bu mektupta Kürt, Türk, Arap, Çeçen, Türkmen, Zaza yerine “Ahali-i İslâmiyye” kelimesi dikkat çekicidir. O dönem bölgede, birçok misyoner faaliyeti vardı şimdiki gibi. Hem Türkleri, hem Ermenileri kışkırtıyorlardı. Çatışmaya ramak kalmıştı” dedi.

    TÜRK-KÜRT-ARAP-ÇERKEZ YOK AHALİ-İ İSLAMİYYE VAR!

    400 önde gelen insanın, Türk, Kürt, Arap, Çeçen, Çerkez, Türkmen yerine, İslâm kardeşliği çerçevesinde kendilerini “Ahali-i İslâmiyye” olarak ifade etmeleri dikkat çekiyor. Deklarasyonun bir diğer önemli özelliği ise bugünkünün aksine, devletin veya mevcut iktidarın oluşturduğu bir liste olmayıp, tamamen sivil, bölgedeki yönetici, âlim ve önde gelen isimlerin dışarıdan bir etkiyle değil, tamamıyla kendi akıl ve inisiyatifleriyle bir araya gelmesi ve çözümlerini sunmuş olmaları. Osmanlının listesinde, Diyarbakır’a bağlı Sancak Beyi, Mardin Mutasarrıfı (Valisi) Said Paşa, Osmanlı Meclis-i Mebusan Üyesi Pirinçzade Arif Bey, Ali Emiri, Faik Ali Ozansoy, Müftüzade Fazıl Talat (Ziya Gökalp’ın dayısı) ve İsmail Bey gibi bölgenin en önde gelen isimleri bulunuyor.

    Terör, kan, çatışma, ayrışma ve geri kalmışlığa karşı barışı sağlamak için Türkiye’nin bugün oluşturduğu “63 Akil Adama” karşılık 1895 yılında Güneydoğu’da “400 Akil Adam” toplanmıştı. Osmanlı’nın son döneminde Fransız İhtilâli’nin tetiklediği etnik milliyetçilik Güneydoğu’da da yeşertilmeye çalışılıyordu. Avrupa kaynaklı bu ayrıştırma faaliyetlerine ise, Doğu ve Güneydoğu’da yoğun faaliyet gösteren misyonerler eliyle bölgedeki etnik unsurlardan başta Ermenilerin taşkınlıklarına karşı, sonrasında da Osmanlı Halifesine ve ardından da Türk, Kürt, Arap diğer etnik kimlikleri ön plana çıkartıp, birbirine karşı kışkırtma çabalarına karşı Diyarbakır’da toplanan 400 Akil Adam “Ahali-i İslam-İslam Halkı” vurgusuyla cevap verdi.

    Şimdilerde Başbakan Erdoğan tarafından görevlendirilen 63 akil insan yerine, 118 yıl önce 1895 yılında, Diyarbakırlı şair ve yazar Süleyman Nazif tarafından kaleme alınan ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni temsilen 400 akil insanın imzasıyla “Birlik ve Beraberlik Deklarasyonu” yayımlandı.

    TÜRK-KÜRT-ARAP-ÇERKEZ YOK, AHALİ-İ İSLAMİYE VAR!

    400 Akil İnsanın, Türk, Kürt, Arap, Çeçen, Çerkez, Türkmen yerine, İslam kardeşliği çerçevesinde kendilerini “Ahali-i İslamiyye” olarak ifade etmeleri dikkat çekiyor. Deklarasyonun bir diğer önemli özelliği ise bugünkünün aksine, devletin veya mevcut iktidarın oluşturduğu bir liste olmayıp, tamamen sivil, bölgedeki yönetici, alim ve önde gelen isimlerin dışarıdan bir etkiyle değil, tamamıyla kendi akıl ve inisiyatifleriyle bir araya gelmesi ve çözümlerini sunmuş olmaları.

    Osmanlının Akil Adamlarının arasında, Diyarbakır’a bağlı Sancak Beyi, Mardin Mutasarrıfı (Valisi) Said Paşa, Sonradan Diyarbakır Belediye Reisi olan ve Osmanlı Meclis-i Mebusan Üyesi Pirinçzade Arif Bey, Ali Emiri, Faik Ali Ozansoy, Müftüzade Fazıl Talat (Ziya Gökalp’ın dayısı) ve İsmail Bey gibi bölgenin en önde gelen isimleri bulunuyor.

    DİYARBAKIR’DAN, SARAY’A BAĞLILIK TELGRAFI

    Avrupa kaynaklı etnik kimlik oluşturma ve bölge halkının Osmanlı Halifesi Sultan Abdülhamid Han’a karşı bağlılığını kırma çabalarına karşı yukarıdaki isimlerin öncülüğünde bir komite oluşturuldu. Bu komitenin çalışmaları neticesinde, 400 akil insan bir araya gelerek “Her zerre-i Haki Ecdadımız” diye başlayan ortak deklarasyonu, hep birlikte Diyarbakır Postahanesine giderek “Diyarbakır Vilayeti Ahalisi tarafından Osmanlı Devleti Sultanı’na (Mabeyn’e) arz olunan telgrafın suretidir” diyerek 18-19 Teşrin-i Evvel (30-31 Ekim 1895) tarihinde telgraf çektiler.

    400 akil adam tarafından Mabeyn’e gönderilen deklarasyonda şu çarpıcı ifadeler yer alıyor:

    “Hükümet-i metbu’amızın taht-i aman ve himayesinde mutiane yaşadıkça taarruzdan masum tutulmak İslamiyetin kavaid-i adilesinden olup o kaideye şimdiye kadar riayet etmiş olduğumuz gibi halen ve istikbalen (gelecekte) dahi muhafazz-i ahkamına çalışacağımıza hissiyat-ı diniyemiz (dini hassasiyetimiz) kefalet eder.”

    HİLAFETTEN AYRILMAKTANSA, AİLEMİZİ VE KENDİMİZİ FEDA ETMEYİ YEĞLERİZ!

    Bir başka paragrafta ise günümüz sorununa parmak basar nitelikte çok çarpıcı şu ifadeler yer alıyor: “Bizi birbirimizden ayırmaya çalışan yabancıların maksadı en cesur ve fedakar tabası (halkı) olan bu havali (yöredeki) ahali-i İslamiyesiyle (İslam Halkı ile) Hilafet-i Kübra arasındaki rabıta-i mukaddeseyi kırmaktır. (Yabancıların amacı, bölgenin en cesur vatandaşları olan bölgedeki İslam Halkları ile Büyük Hilafet arasındaki mukaddes bağı kırmaktır). Biz buna tahammül edemeyiz. Aba (Büyükler) vü ecdadımız gibi hilafetin i’la-yi şan ü nüfusuna(Hilafetin yüce şan ve nüfuzuna) çalışmak ahas amalımızdır (ana gayemizdir). Bu yolda ölmek isteriz. Sükut etsek (sessiz kalsak) ecdadımızın lanetiyle ahlafımızın tayib-i muhikini da’vet edeceğimiz muhakkaktır. Dünyanın her tarafında bulunan 150 milyonu mütecaviz (şimdiki 2 milyar İslam alemi gibi) ehl-i iman enzar-i şefkat (şefkatle bakıp) ve ümidini bize atfetmiş bekliyor. Hayatımızı ve evlad-u ayalimizi (ailemizin bireylerini) vazifemiz yolunda feda etmekten çekinmeyeceğimize Cenab-ı Hak ile Resul-i Ekrem ve halife-i muhteremi “Her Zerre-i Haki Ecdadımız” ile başlayan telgrafının çarpıcı bazı cümleleri adeta 1895’i değil, bugünü yansıtır nitelikte.

    YAVUZ SELİM’DEN BERİ 391 YIL, GÜNEYDOĞU OSMANLIYA YÜKSEK SADAKAT DUYDU

    “Her zerre-i haki ecdadımızdan bir şehidin hun-ı hamiyetiyle müzeyyen(süslenmiş) olan vatanımızın (Her bir karışı ecdadımızdan bir şehidin tertemiz kanıyla süslenmiş vatanımızın...) dört beş yıldan beri ecnebi(yabancı) entrikalarına cevlengah(alet olan) eden Ermenilere karşı hükümet-i metbuamıza(bağlı olduğumuz hükümete) bir mesuliyet-i ma’neviye davet etmemek fikriyle göstermekte olduğumuz hilm-u tahammül (sabır gücü) düşmanlarımızı bile müteaccib (hayret içinde) edecek derecelere geldi. Diyarbakır Vilayeti ile eyalat-ı mücaviresinde (eyaleti çıvarında) sakin olan (ikamet eden) milyonlarca ahali-i İslammiye, (Müslümanlar) Devlet-i Aliye-i Osmaniyyenin (Osmanlı Devletinin) devri istilasında (hükmetmeye başladığı dönemde) izhar eylediği (ortaya koyduğu) kemal-i şan ü şevketi (mükemmel ün ve büyüklüğü) takdir ile 391 sene, mukaddem cennetmekân Sultan Selim Han-ı evvel hazretlerine (cennetmekân Sultan Selim Han I hazretlerine) tav’an (kendi isteğiyle) arz-ı dehalet (sığınma talebi) ve o tarihten şimdiye kadar devletin her türlü ahval (durum) ve hissiyatına iştirak ederek halis etmişlerdir. (ispata hazır olmuşlardır).”

    Osmanlı Akillerinin Saray’a gönderdiği mektupta ayrıca, “Bu havalide(Bu yörede) bulunan İslamlara(Müslümanlara) bedhahan-i ecanibin(bedbaht yabancıların) birçok müftereyatta(iftiralarda) bulunduklarını biliriz. Fakat bu müftereyatın (iftiraların) mahiyetini (içeriğini) yarü ağyara (dost ve düşmana) gösterecek maddi ve manevi delillerimiz vardır” ifadelerine yer veriliyor.

    DOĞAN BEKİN: 400 AKİL ADAMIN ÖNERİLERİ EN İYİ ÇÖZÜM

    Araştırmacı Yazar Doğan Bekin, kendi arşivinden ilk defa Milli Gazete’ye açıkladığı belgelerle ilgili olarak, 1895 yılındaki tarihi deklarasyonun söz konusu yıllardaki olaylarda bütün Güneydoğu insanının gerçek hissiyatına tercüman olduğunu söyledi. “Aradan 118 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu mektubun içeriği hala geçerliliğini korumakta olduğunu görüyoruz. Bu mektupta Kürt, Türk, Arap, Çeçen, Türkmen, Zaza yerine “Ahali-i İslamiyye” kelimesi dikkat çekicidir” diyen Bekin, “Anlaşılan o ki, Kürt sorununun çözümünde Süleyman Nazif’in kaleme aldığı mektuptan alınacak çok dersler olsa gerek” dedi. Bekin şunları söyledi: “O dönem bölgede, birçok misyoner faaliyeti vardı şimdiki gibi. Hem Türkleri, hem Ermenileri kışkırtıyorlardı. Çatışmaya ramak kalmıştı. Yurtdışından gelen İngiliz ve Fransız misyonerler kışkırtıyorlardı. Ama içeriden yeterince karşılık bulamıyorlardı. Bütün bu kışkırtma çabalarına alet olmak bir yana, 400 Akil Adamın Güneydoğu halkı adına ittifak ve birlik içinde olduklarını belirtmek için bu telgrafı Osmanlı Sultanı Abdülhamit Han’a gönderiyorlardı.”

    Doğan Bekin, bugünkü 63 Akil insanın ortaya koyacağı çözüm yerine, 1895 yılında Süleyman Nafiz’in kaleme aldığı ve bölgedeki gerçek manada Türk, Kürt ,Arap, Çerkez, Türkmen kardeşliğini ortaya koyan 400 Akil insanın imzasıyla ortaya konan belgenin bugün bizim için en önemli çözüm niteliği taşıdığına dikkat çekti. Bekin, “Çünkü orada hiçbir etnisite ayrımı olmadan Ahali-i İslamiye birliği içerisindeki bir anlayış bugün de en iyi çözüm şeklidir. Ve gerçek milli çözüm de budur. Bu tarihi Birlik Beraberlik Deklarasyonunu, 118 yıl geçmiş olmasına rağmen hala geçerliliğini yitirmeden sürdüren en iyi çözüm olarak görmekteyiz”

    MİLLİ GAZETE-08 Nisan 2013 Pazartesi


    Hükümetin seçtiği akil adamlarla bu mesele çözülemeyeceğe benziyor.Osmanlım çoktaan çözmüş meseleyi...Müslümanlar daima birlik olmuştur ve ve Osmanlı imparatorluğu müslümanlığı yanlızca temsil etmiştir.Bu bir bayrak yarışıdır.Kimse bu yarışın sahibi olmadığı gibi Osmanlı imparatorluğu da yanlızca bir dönemlik müslümanlığa hizmet görevini yerine getirmiştir.Bayrak yarışında üstüne düşeni yapmıştır.“Başınızdaki bir zenci köle de olsa ona itaat edin.'' (Hadis-iŞerif)'i de bunun türklükle bir alakası olmadığına delalettir.

    En basit şekilde düşünelim ki:İlk müslümanlar araplardı.Ve dolayısıyla müslümanlığı yaymak için ilk cihad eden kavim de araplardı.Sultan Fatih İstanbul'u müslüman olarak fethetmesi Allah'ın ona lutfettiği bir nimettir.Türkler müslüman olduğu için İslamiyet şereflenmemiştir.Türkler İslamiyetle şereflenmişlerdir.
#30.04.2013 00:46 0 0 0
  • Asil adamlar yolunuz açık olsun-
    emeğine sağlık.Birsu...
#30.04.2013 09:48 0 0 0
  • Sanki şu müslüman milletin üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi, din kavgası diye hiçbir derdi yok!Vallahi bu millet iyice mallaşmış.Şuurlu bir müslüman, zalimlere kendisini ezdirmez.Onlara karşı büyük mücadele eder.Allah'da onun mükafatını hem bu dünyada hem ahirette verir.
#30.04.2013 10:00 0 0 0
  • ellerine saglık birsu
#30.04.2013 10:09 0 0 0
  • Damat ferit paşanın heyetinden bahsedip sonrada başarılı oldumu diyorsunuz..Kökten çözüm onlar sayesinde gelmemeiştir..
    Sonuç vatan toprakalrını işgalcilerden milletiyle beraber savaşan MUSTAFA KEMAL in başarısı olmuşdur...
#30.04.2013 10:34 0 0 0
  • @_Birsu_ adlı üyeden alıntı:
    Damat ferit paşanın heyetinden bahsedip sonrada başarılı oldumu diyorsunuz..Kökten çözüm onlar sayesinde gelmemeiştir..
    Sonuç vatan toprakalrını işgalcilerden milletiyle beraber savaşan MUSTAFA KEMAL in başarısı olmuşdur...
    Orijinali Göster...


    Git işine be kardeşim.Kendi tarihnden bile haberin yok senin...Buraya M.Kemalin ne haltlar işlediğini yazarsam aklın uçar.İşte sana başka bir delil getireceğim.Bu delil farklı bir boyutta olup o zaman ki neslin nasılda yozlaştırldığının kesin ispatıdır.O bozulan nesilden Kemalistler türemişlerdir.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Orman Çiftliğinde çocuklara meyve suyu gibi içki içiriyorlardı," ellerimizde fotoğrafları var" dediği fotoğraflar ortaya çıktı. İşte o fotoğraflar...

    noimage
    noimage noimage

    noimage

    noimage

    noimage noimage

    Oooh yarasın.Sevsinler sizin Atatürk'ünüzü...Fazla yorum yapmayacağım.Neslimiz daha o zamandan beri yok edilmeye, yozlaştırılmaya başlamış.Lanet olsun...

    Allahın laneti içen ve içirenin üzerinedir,yanlış yola sapan veya saptırılanlara Allah doğru yolu buldursun İnşallah,küfründe ısrarcı olanı Allah Kahhar ismiyle kahreylesin,bu milletin başına ne geldiyse uyuşturulmuş dimağlar yüzünden geldi.Uyuşturulmuş dimağlılardan bu vatana,millete ve dine hayır gelmez.Bunlar yaşayan ölülerdir.

    O dönem biranın besleyici gıda olduğu ve çocuklara dahi tavsiye edildiği yıllar
    1922 yılında içki fabrikasını gururla açan M.KEMAL'dir


    İslam ve Osmanlı kültürü diye bir şey bırakmadılar.Bunun hesabını öncelikle M.K.Atatürk verecektir


    “BİRANIN GIDAİ KIYMETİ”

    “Yarım litre bira ne gibi gıdaların kuvvetini verir”

    İşte cumhuriyetle birlikte başlayan ve önderliğini de M.Kemal’in yaptığı biracı rakıcı gençlik ve ayyaş toplum modeline yönelik çalışmaların en somut örneği.

    Daha ülkede kurulu doğru dürüst fabrika yokken M.Kemal İÇKİ fabrikasını açıyor ve ülkeye ALKOL ve İÇKİ gibi şeytanın en büyük hilesini sokmakta geç kalmıyor.

    İşte Müslüman halkı zehirlemek ve alkolik yapmak adına yapılan kara propaganda yılları...

    SONUÇ OLARAK DERİZ Kİ BİZ ATATÜRK'ÜN BİRA ŞARAP RAKI VS. gibi şeyleri içmesine pek kızmıyoruz.Lakin günahı yine kendisinedir.Ancaaak!.Çocuklara bira içirmesi affedilir gibi değildir.O zamanalrı alkolsüzde olsa aheste aheste içine etil alkol katarak bugünkü birayı meydana getirdi.Bira içmek önceden dinen haram veya helallığı tartışılıyordu.Ama şimdi kesinlikle haramlıllığı ispatlandı.

    Evet kardeşim.Bana M.Kemal'i övme!Seviyorsan kendine sakla.Biz hayırlı iş yapanları severiz.Allah size izan ve şuur versin diyorum..
#30.04.2013 17:30 0 0 0
  • noimage


    noimage


    Bize VATAN ile kafayı bozmuşsunuz diyorlar ! Varsın desinler. Çok şükür kafamız bozuk, kanımız değil !
#30.04.2013 17:48 0 0 0
  • Başbakan tayyip erdogan elinde fotoğraflar diyip yayınladıysa iftira ve saldırı planını ilerletmiş demektir.. siyasette olduğu süre içerisinde ve yetiştiği gençlik örgütünde dedikleri yaptıkalrı birbirini tutmayan kendi şerefi ve namusuyla rest çekip sonrada hepsinn üstünü çizerek vatanı asıl şimdi bölen birin den bişey öğrenilmez...
    Sizde adabınızı bilin ALLAH bize izan da şuur da verdi çok şükür size kalmadı temenni etmek..

    Tırnagı bile olamayacak kimseler için övmüyorum ATATÜRK ü ...Seviyorum saygı duyuyorum sana noluyor............
#30.04.2013 19:08 0 0 0
  • M. Kemal, bağımsızlığı e Cumhuriyeti elde etmek kadar, bunları korumak ve geliştirmenin de önemli olduğunu ve bu sürecin oldukça zorlu geçeceğini çok iyi biliyordu. Gençliğe seslenişte "Ey Türk istikbalinin evladı, işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır!" derken, bağımsızlığımızın ve Cumhuriyetimizin dışarıdan ve içeriden ne tür büyük tehditlerle karşı karşıya olabileceğine ilişkin çok önemli bir öngörüde ve uyarıda bulunuyordu, bugünleri ta o günlerden görürcesine önlemler öneriyordu.

    Emeğine sağlık aysu.
#30.04.2013 19:40 0 0 0
  • @Terakkiperver adlı üyeden alıntı:
    [alinti=#5014313]_Birsu_[/alinti]

    Git işine be kardeşim.Kendi tarihnden bile haberin yok senin...Buraya M.Kemalin ne haltlar işlediğini yazarsam aklın uçar.İşte sana başka bir delil getireceğim.Bu delil farklı bir boyutta olup o zaman ki neslin nasılda yozlaştırldığının kesin ispatıdır.O bozulan nesilden Kemalistler türemişlerdir.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Orman Çiftliğinde çocuklara meyve suyu gibi içki içiriyorlardı," ellerimizde fotoğrafları var" dediği fotoğraflar ortaya çıktı. İşte o fotoğraflar...

    noimage
    noimage noimage

    noimage

    noimage

    noimage noimage

    Oooh yarasın.Sevsinler sizin Atatürk'ünüzü...Fazla yorum yapmayacağım.Neslimiz daha o zamandan beri yok edilmeye, yozlaştırılmaya başlamış.Lanet olsun...

    Allahın laneti içen ve içirenin üzerinedir,yanlış yola sapan veya saptırılanlara Allah doğru yolu buldursun İnşallah,küfründe ısrarcı olanı Allah Kahhar ismiyle kahreylesin,bu milletin başına ne geldiyse uyuşturulmuş dimağlar yüzünden geldi.Uyuşturulmuş dimağlılardan bu vatana,millete ve dine hayır gelmez.Bunlar yaşayan ölülerdir.

    O dönem biranın besleyici gıda olduğu ve çocuklara dahi tavsiye edildiği yıllar
    1922 yılında içki fabrikasını gururla açan M.KEMAL'dir


    İslam ve Osmanlı kültürü diye bir şey bırakmadılar.Bunun hesabını öncelikle M.K.Atatürk verecektir


    “BİRANIN GIDAİ KIYMETİ”

    “Yarım litre bira ne gibi gıdaların kuvvetini verir”

    İşte cumhuriyetle birlikte başlayan ve önderliğini de M.Kemal’in yaptığı biracı rakıcı gençlik ve ayyaş toplum modeline yönelik çalışmaların en somut örneği.

    Daha ülkede kurulu doğru dürüst fabrika yokken M.Kemal İÇKİ fabrikasını açıyor ve ülkeye ALKOL ve İÇKİ gibi şeytanın en büyük hilesini sokmakta geç kalmıyor.

    İşte Müslüman halkı zehirlemek ve alkolik yapmak adına yapılan kara propaganda yılları...

    SONUÇ OLARAK DERİZ Kİ BİZ ATATÜRK'ÜN BİRA ŞARAP RAKI VS. gibi şeyleri içmesine pek kızmıyoruz.Lakin günahı yine kendisinedir.Ancaaak!.Çocuklara bira içirmesi affedilir gibi değildir.O zamanalrı alkolsüzde olsa aheste aheste içine etil alkol katarak bugünkü birayı meydana getirdi.Bira içmek önceden dinen haram veya helallığı tartışılıyordu.Ama şimdi kesinlikle haramlıllığı ispatlandı.

    Evet kardeşim.Bana M.Kemal'i övme!Seviyorsan kendine sakla.Biz hayırlı iş yapanları severiz.Allah size izan ve şuur versin diyorum..
    Orijinali Göster...


    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Orman Çiftliğinde çocuklara meyve suyu gibi içki içiriyorlardı," ellerimizde fotoğrafları var" dediği fotoğraflar ortaya çıktı. İşte o fotoğraflar...

    noimage
    noimage noimage

    noimage

    noimage

    noimage noimage

    ,

    Vay be..Bira baya baya sağlığa yararlı bir içecekmiş..
    naapsak şimdi...Bi koşu Tekel e mi gitsek acep..

    bi arkadaşın paylaştığı gibi,Hem Atatürk e hemde "eserine sahip çıkmış oluruz bi taraftan da..

    Ya herzaman söylüyoruz .. Yinede söyleriz...Ne onlar duymaktan,nede biz söylemekten bıkmayız
    Sizin derdiniz ne Vatan , ne bayrak , ne de Millet değil

    Diktiğiniz Put a ve Onun ilkelerine Zeval gelmesin yeter

    Bu Milletin evladını Putlarınıza kurban etmenize artık izin yok!

    Bunu böylece bilesiniz..


    Terakkiperver..Teşekkürler kardeş...güzel fotograflardı..
#30.04.2013 19:50 0 0 0
  • Hemen sevinmeyin daha cumhuriyeti yıkamadınız.Öcünüzü almak için başlattıgınız bu kirli savaş ülkeyi kana bölünmeye egemenligimzi tehlikeye düşürmeye götürüyor ama siz mutlu olamayacaksınız...Böyle ahkam kesmeye devam...
    Son sözü TÜRK söyleyecek..........
#30.04.2013 19:57 0 0 0
  • @_Birsu_ adlı üyeden alıntı:
    Hemen sevinmeyin daha cumhuriyeti yıkamadınız.Öcünüzü almak için başlattıgınız bu kirli savaş ülkeyi kana bölünmeye egemenligimzi tehlikeye düşürmeye götürüyor ama siz mutlu olamayacaksınız...Böyle ahkam kesmeye devam...
    Son sözü TÜRK söyleyecek..........
    Orijinali Göster...
    Hemen sevinmeyin daha cumhuriyeti yıkamadınız.Öcünüzü almak için başlattıgınız bu kirli savaş ülkeyi kana bölünmeye egemenligimzi tehlikeye düşürmeye götürüyor ama siz mutlu olamayacaksınız...Böyle ahkam kesmeye devam...
    Son sözü TÜRK söyleyecek..........

    Cumhuriyeti yıkmak mı!!!
    Sen ne saçmalıyorsun arkadaşım...Yıkılması gereken Cumhuriyet değil...
    Bunu anlamış olmalıydın halbu ki şimdiye kadar..

    Sizin derdiniz belli...besbelli hemde...Bırak şimdi Vatan Millet Cumhuriyet ayaklarını...
    Yada iyisimi Atatürk e ve eserine sahip çıkmış olmak adına birşeyler yap..Yakınlarda TEKEL yokmu..


    Ne mutlu Türküm diyene ...

    tabi ya..nasıl mutlu olmaz ki insan...
#30.04.2013 20:03 0 0 0
  • @_Birsu_ adlı üyeden alıntı:
    Hemen sevinmeyin daha cumhuriyeti yıkamadınız.Öcünüzü almak için başlattıgınız bu kirli savaş ülkeyi kana bölünmeye egemenligimzi tehlikeye düşürmeye götürüyor ama siz mutlu olamayacaksınız...Böyle ahkam kesmeye devam...
    Son sözü TÜRK söyleyecek..........
    Orijinali Göster...


    Doğru söylersin Birsu Bu nasıl bir zihniyet Atatük'ün ve arkadaşlarını kurduğu cumhuriyeti içlerini sindiremediler Atatürk napmış yemiş içmiş gezmiş hiç bir şey yapmamış
    Bu kişide bir insan nihayetinde Bütün DÜNYA KABUL ETMİŞ ULU BİR ÖNDER OLDUĞUNU kabullenmediler Atatürkümüzü yazı çok yazık
#30.04.2013 20:09 0 0 0
  • Herkes herşeyi söylüyor.
    Milletin kafası güzel tabi...
#30.04.2013 20:13 0 0 0