Kişisel Değişim Yönetimi

Son güncelleme:
  • kişisel gelişim makaleleri - insanlarda değişim - planlı değişim modeli“Sen artık çok değiştin, eskiden böyle değildin, seni artık tanıyamıyorum!” “Sen eskiden de böyleydin, hiç değişmiyorsun, artık değişmelisin!” Bu cümleler size tanıdık geliyor değil mi? Zaman içinde herkesimden insanın hayatında bir defa olsun telaffuz ettiği ya da duyduğu ifadelerdir bunlar. Dışarıdan bakıldığında fark edilen, bazen kaçınılması gereken, bazense olması gereken bir farklılığı ifade eder. Peki, insanlar neden değişirler ve değişmezler ya da değişemezler? Nedir bu değişim? İnsanlar neden ve nasıl değişir? Değişim kontrol edilebilir ve yönetilebilir bir durum mudur? Tüm bu soruların cevapları “Kişisel Değişim Yönetimi”nin ilgi alanına girmektedir.

    Değişim; “bir organizma, nesne ya da olayda, bir durumdan farklı bir duruma doğru görülen veya algılanan bir farklılaşma süreci”ni ifade etmektedir. Süreçtir, çünkü değişim bir zaman olgusunu kapsarken, süregelen eski durumdan farklılaşmayı gerektirmektedir. Değişim unsurundan bahsedilebilmesi için bir durumda hissedilen bir farklılığın olması gerekir. Bu bir insan için soyut anlamda, düşünsel bir değişim dahi olsa, eylemsel (davranışsal) farklılıklarla kendini dışa vurmalıdır.

    Sistem yaklaşımı gereği kişinin kendisi, dış çevresiyle uyum kurmaya çalışan belirli bir sistemi temsil etmektedir. Bu süreçte, Darwin’in belirttiği gibi, canlılar çevreye uyum sağlayarak, hayatta kalabilme şansını artırmaktadırlar. Günümüz dünyasının hızlı değişimleri karşısında, bireylerin de kendisini bu hızlı değişime adapte etmesi gerekmektedir. Bu değişimler plansız ve beklenmedik şekilde olabileceği gibi planlı ve öngörülebilir olarak da gerçekleşebilmektedir. Burada üzerinde durulan değişim türü ise “planlı değişim”lerdir. Planlı bir değişim, kişinin etkinliğini artırmak amacıyla, planlı ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirilen değişim faaliyetidir. Bireyler burada, kendi üzerinde hedefe dönük bilinçli, kontrollü ve proaktif bir şekilde değişimler gerçekleştirmek amacını güder.

    Aslında insanlar için değişimin kendisinin değil de, değişimin gerçekleşme hızının sıkıntı yarattığı söylenebilir. Kaynar suya atılan bir kurbağanın hemen sudan fırlayarak çıkması gibi insanlar da ani ve hızlı değişimlere tepki gösterirler. Çünkü değişim hızı bireylerin çevresinde oluştuduğu güvenli alanlarından çıkmalarına ve güvenlik hissinin kaybolmasına neden olur. Bu durum da bireylerde korku ve kaygı hislerine yol açar. Örneğimize geri dönersek, kurbağayı birden değil de eğer yavaş yavaş ısınan bir suya atsaydık, kurbağa suyun ısısına uyum sağlayacak ama bir taraftan da farkında olmadan haşlanacaktı. Bu süreçte alışkanlıkların ne kadar etkili olduğunu da görebiliriz. Bizler de küçük alışkanlıklarımızın bizi nerelere götürebileceğini ancak olumsuz bir sonuçta fark edebiliriz.

    Değişim, bir organizma, nesne ya da olayda, bir durumdan farklı bir duruma doğru görülen veya algılanan bir farklılaşma süreci” olarak ifade edilmişti. Bu organizma, bir bireyi ifade ediyorsa ve bu değişim sürecini kendisi üzerinde yaşıyorsa, bu durum değişimin “kişisel” yönünü ifade etmektedir. İkincisi, “süreç” olarak ifade edilen bir durum, kontrol edilebilir ve yönlendirilebilir; dolayısıyla yönetilebilir bir özellik gösterir. Dolayısıyla, kişisel değişim eğer olumlu bir şey olarak anlaşılırsa yönetilebilir bir süreç olarak görülmelidir. Bu açıklamalar ışığında Kişisel Değişim Yönetimi; kişinin kendisindeki bir durum veya olguyla ilgili herhangi bir değişim sürecini, etkili sonuçlara ulaşmak için kontrol edip yönlendirebilmesi olarak tanımlanabilir.

    Bir Planlı Değişim Modeli

    Daha önce söylediğimiz gibi değişim, bir süreci ifade eder. Dolayısıyla bu sürecin etkin şekilde yönetilmesi konusunda çeşitli modeller öne sürülmüştür. Grup dinamiği ile ilgili çalışmalarıyla tanınan K. Lewin’in “Planlı Değişim Modeli”ne göre kişiler, Çözme (unfreezing), Değişim (change) ve Yeniden Dondurma (refreezing) aşamalarından oluşan üç aşamalı bir süreçten geçerek değişimi gerçekleştirebilirler.
    Buna göre öncelikle değiştirilecek değişkenler sahip oldukları mevcut değerlerinden çözdürülür ve mevcut durumun dışına çıkartılırlar.
    İkinci aşamada değişim için eyleme geçilir ve çözdürülerek “yumuşak hale getirilmiş” bu değişkenlere yeni bir şekil verilir.
    Son olarak eskiye dönüşün engellenmesi için, yeniden şekillendirilen bu değişkenler bu hali ile yeniden dondurulur ve katılaştırılır.

    Tayfun Topaloğlu


    alıntı
0 0 0