Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan. Kendimi bilmeyi bıraktım. Ölümü bilmek ve anlayabilmek bile daha kolay. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidecegim....
BU YAĞMUR Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince, Nefesten yumuşak, yağan bu yağmur.
Bu yağmur, bu yağmur, bir gün dinince, Aynalar yüzümü tanımaz olur.
Bu yağmur, kanımı boğan bir iplik, Tenimde acısız yatan bir bıçak.
Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik, Dayandıkça çisil çisil yağacak.
yağmur, delilik vehminden üstün, Karanlık, kovulmaz düşüncelerden.
Cinlerin beynimde yaptığı düğün, Sulardan, seslerden ve gecelerden...
NECİP FAZIL KISAKÜREK ...
Evvel zamanda bir gün gül küsmüş dikenine
“ Güzelliğime gölge, cana külfetsin” demiş
Diken içlenip sormuş: “ Ağır mıyım tenine?
Halbuki sen benle de hep zerafetsin” demiş
Gül düşünüp taşınmış “şu diken ne yalaka
Başka yer yokmuş gibi konakladı bağrımda”
Kuramadı bağını gül diken ne alaka
Dedi: “ Çık git dalımdan döneceksen çağrımda”
Diken düşündü biraz istenmiyordu artık
Oysaki ona asla ihanet etmemişti
Doğru, çirkindi gülden üstü başıysa yırtık
En zor zamanda bile yanından gitmemişti
Bakarken al yanaklı güzel tomurcuk güle
Sızlasa da yüreği ağlamadı gururdan
Dedi: “Ben artık dönmem, haydi can güle güle”
Üstünden kalkınca yük gül serpildi huzurdan
Bir sabah çoluk çocuk fethetti gülizârı
Çilli, şişman afacan yöneldi bizim güle
Mutlu etmekti yâri günün en güzel kârı
Bilmezdi ki koparsa dönecekti gül küle
Korkudan yaprakları dökülürken bağırdı
“ Yetiş dikenim kurtar koparacaklar beni”
Mırıldanırken diken ihanete sağırdı
“Külfetin kalmayınca gölgen bırakır seni”
Hani çok üzüldüğümüz anlar varya tutamadığımız zaman gözlerimizi dudaklarımızın bükülmesini yutkunuruz boğazımıza nefes borumuza öyle bir ağırlık çökerki boguluyoruz zannederiz.
Kalbin ağzından çıkacak gibi çarpar, dizlerinii kontrol edemezsin ellerin delicesine titrer her bir hücreni hissedersin, hevesinin umutlarının kırıldığını.
Konuşmak istersin kendi hıçkırığını duyunca daha fazla ağlamak istersin yanaklarından süzülen yaşların tuzlu dadını alırsın dudaklarını silersin tuz tadı gitsin diye ama musluk misali akmaya devam eder hiç kapanmayan.
Konuşmaya çalışırsan bogazındaki ağırlık dudaklarını mühürler bayılacaksındır sanki fakat hiiiççç bir şey olmaz sadece ağlarsın Haykırmak istersin hatırlanmak istersin yapamazsın işte ozaman tam anlamıyla yıkılırsın teselli etmeye çalışsalarda seni samimiyet hissedemezsin karsındakinin teselli ifadesi yüzüne bakar bakar ağlarsın.
Birden tüm içini döker rahatlama hissedersin oturup düşünürsün neden bukadar yıprattım kendimi çözüm bumuydu enkaz yığını olmakmı bunca gözyaşına değdimi bir anda sessizliğe bürünür sün
Sen bunları aklından gecirirken Geriye Kalan Tek Şey GÖZLERİNİN YANMASI OLUR.