Erenköy Kız Lisesi'nde ortaokulu, Kadıköy Ticaret Lisesi'nde liseyi bitirdim. Üniversite sınavlarını kazanmış olmama rağmen çalışma hayatım ağır bastı. (Hayatımda bir tek "keşke" dediğim şey konservatuar eğitimi almamış olmamdır.) Evimde olmak hayattaki en büyük zevkimdir. Sinemaya gitmeyi severim, ama
kışın.
Yaz günü mis gibi havalarda kapalı yerlerde olmayı sevmiyorum açıkçası. Cilt, el,
ayak, saç v.s. gibi bakımlarla kremlerle uğraşmak, onları denemek, maskeler yapmak
bana çok keyif verir. Eee, bir de internet hastalığı var tabii, chatler, yenilikler.
Bilgisayarım odamda duruyor. Genelde akşamları en az 1-2 saat oyalanıyor hatta dinleniyorum.
Hmm, yemeklere gelinceee... Bayılırım güzel yemeğe. İşim ve yapım gereği aslında devamlı rejimde olmam lazım, ama bu pek de bana göre değil maalesef!! Dikkat ederim elbette yediklerime, ama 100gr.mış, 1 kibrit kutusuymuş ...aman aman. Ev yemeklerini tercih ederim. Sebze yemeklerini, köfte-patates kızartmasını ve sıcacık bir domates çorbasını en şık yemeğe tercih ederim. Tam bir meyve delisiyim. Meyvesiz bir gün geçiremem; başım ağrır hatta.
Hayatta en değer verdiğim insan ANNEMDİR.
CANDIR ANNEM, KANDIR, SUDUR. Sonra
mesleğim ve benimle beraber çalışan, başarımın
gizli destekçileri ekibim (DANIŞMANIM, ASİSTANIM, MENEJERİM, EVİMDE ÇALIŞANLAR, MAKYÖZÜM,
SES HOCAM, YÖNETMENİM, KUAFÖRÜM v.s.) çok kıymetlidirler benim için. Onları kendimden bir parça
gibi görürüm.
Hayatta 3 "S" çok önemlidir. Gülben'ce; SEVGİ, SAYGI, SAĞLIK...
Sevmek, ama her şeyi!! Deli deli severim ben, sevdikçe güzelleştiğime, sevginin
bana tüm pozitif enerjiyi taşıdığına inanırım. Sevilmeye layık olmayan kişi ya da
şeylerde bile bir güzellik bulmaya çalışır gene severim.
Kendimde sevdiğim özelliklere gelinceee... Hiç kinci değilim ben; küser, sonra da
neye küstüğümü unutur, anneme ya da asistanıma sorarım ben buna niye
küsmüştüm diye
Çalışkanlığımı ve mücadele etmeyi çok severim, evelallah yeter ki canım istesin...
Hakederek kazanmayı severim bir de, yorulmalı, terlemeliyim kazanmak için. O zaman
tatlı gelir alkışlar Kendimde en sevmediğim özellik detaycılığım olsa gerek. İnanılmaz!
En küçük ayrıntı gece gece yatağımdan kaldırır beni. Bir sevmediğim özelliğim de
(bunu işini bilen insanlara duyduğum saygıdan ötürü yazıyorum) her şeye, ama her
şeye çok karışıyor olmam. Özellikle işimin kamera arkasına. Programımın dekoru,
konuğun çay mı kahve mi içeceğinden tutun da kliplerin montajından dizilerin senaryolarına kadar her şeyi didik didik eder, bunaltırım insanları. Ama olsun, gene de severler benimle çalışmayı.
Aşka inanmam ben. SEVGİ'dir aslolan, kalıcı olan, yakan kavuran. Aşk gelir geçer.
Bana uymaz. İnsan...Yaradan'dan ötürü her insanı sevmeye çalışırım. Güzellikleri de, hataları da veren O'dur. Yargılamak bana kalmamış. Dedikodunun, kıskançlığın,
öfkenin hakim olduğu bir iş çevrem var. Bu değerlerden mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışırım. Kendime bakarım ben, yarışım da kendimle zaten. Allah herkesin yolunu açık etsin.
Bir cümle ile GÜLBEN ERGEN; İŞTE O ZOR!! İÇİM SIĞMAZ Kİ CÜMLELERE... SEVERİM BEN!! ANNEMİ SEVERİM, ALKIŞI SEVERİM, KAMERAYI SEVERİM, BENİ OKUYAN SENİ SEVERİM!! SÜSLENMEYİ SEVERİM, DENİZİ SEVERİM, MANTIYI SEVERİM, KEMANIN SESİNİ SEVERİM!! HATIRLANMAYI SEVERİM!! AMA EN ÇOOKKKKK: SEVİLMEYİ SEVERİM BEN......
Ben gibi, olduğum gibi, değiştirmeye kalkmadan.
Şarkıcı Gülben Ergen, Milli Takım'a EURO 2008 yolunda destek şarksısı düzenledi.
'Avrupa-Milli Takım'a destek' şarkısının düzenlemesini Taşkın Sabah gerçekleştirdi. Nakarat kısımlarında Gülben Ergen'e rap düeti ile Ege Çubukçu eşlik ederken şarkının klibi Nihat Odabaşı yönetmenliğinde çekildi.
"Avrupa"
Yaz haydi yaz
Yaz futbolun tarihini
Kupaya giden bu yollarda
İnlet yerleri gökleri
Gol haydi gol gol gol!
Türkiye'm göster kendini
Tek yürek olduk yanındayız
Durma coştur gönülleri
Rap: İmkansız gelen zaferlerle doğdu içimizdeki tek bir aşk
İnançla kazanılacak zaferlerde mutluluktan akacak her bir yaş
Helal olsun feda olsun kupalar ay-yıldıza yar olsun var olsun 90 dakika.
Bütün sahalar Avrupa'ya dar olsun
Avrupa duyacak Türklerin ayak seslerini
Herkesler soracak büyük şampiyonun ismini
Avrupa dikecek bizim gibilerin heykelini
Bütün dünya görecek Türkiye'nin gollerini..
Gülben Ergen Erdoğan, 25 Ağustos 1972, Erenköy, İstanbul doğumludur. İbrani Kökenli, Türk pop müzik şarkıcısı, eski model, sunucu ve dizi oyuncusu. Daha çok şarkıcılık ile ön planda olan Ergen, sanat yönetmeni ve gazeteci Mustafa Erdoğan ile evlidir. Dadı dizisinde canlandırdığı Melek karakteri ile ünlenmiştir.
Kariyerine başlangıcı
ortaokulu Erenköy Kız Lisesi'nde, liseyi Ticaret Lisesi'nde okudu. 1988 yılında Hürriyet Gazetesi'nin düzenlediği Sinema Yıldızı Yarışması'nda ikinci olan Ergen liseyi bitirdikten sonra mankenliğe başladı.
1988 yılında çekilen ve başrolünü Bülent Ersoy'un oynadığı Biz Ayrılamayız, Ergen'in ilk sinema deneyimi olmuştur. 1988 yılında bu defa Kartal Tibet'in yönetmenliğinde çekilen Deniz Yıldızı filminde Kenan Kalav ile birlikte başrolü paylaşmıştır. Bu filmlerden sonra Cüneyt Arkın ile Av, Eşref Kolçak'la da Kanun Savaşçıları filmlerinde yer alan Ergen kendisinden beş yaş büyük ağabeyini bir trafik kazasında kaybetti. 1994 yılında Maksim Gazinosu'nda İbrahim Tatlıses'in alt kadrosunda çıkan Ergen, Tatlıses'in Haydi Söyle adlı klibinde de yer aldı. Müzik kariyerine başlangıç yapan Ergen Nurdan Torun'un da alt kadrosunda görev aldı. Daha sonra İbrahim Tatlıses'in yönetmenliğini üstlendiği ve başrolünü oynadığı Fırat dizisinde yer aldı.
Ergen 1997 yılında ilk albümü Merhaba'yı çıkardı. Gümbür Gümbür Gülbence programı ile hayran kitlesini arttıran Ergen, 1998-2001 yılları arasında Marziye adlı dizide Marziye karakterini canlandırdı. 2000 yılında ikinci albümü Kör Aşık'ı çıkaran Ergen, 2001 yılında Show TV'de yayınlanan Haldun Dormen ve Kenan Işık ile birlikte Dadı adlı dizide Melek karakterini canlandırarak hayran kitlesini genişletti. 2001'de Gülbence adlı bir dergi çıkaran Gülben, 2002 yılında Sade ve Sadece adlı bir albüm çıkardı ve 2002 yılında Hürrem Sultan dizisinde Hürrem Sultan'ı canlandırdı.
Son dönemler
Gülben Ergen 2004 yılı Eylül ayında Sultans of the Dance ve Anadolu Ateşi gibi çeşitli organizasyonlarda görev alan gazeteci ve sanat yönetmeni, Yılmaz Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan ile evlendi ve Erdoğan soyadını aldı. aynı yıl Uçacaksın albümünü çıkaran Erdoğan, 2005 yılında herhangi bir projeye imza atmadı. 2006 yılında kendi adını taşıyan Gülben Ergen albümünü çıkaran Ergen, aynı zamanda Gönül dizisinde oynamaya başlamıştır. 7 bölüm süren dizinin ardından, 18 Ocak 2007 tarihinde bir erkek çocuk doğuran Erdoğan, çocuğunun adını Atlas koydu. 2007 yılı boyunca ailesiyle vakit geçiren Ergen, suyun yanlış kullanımını önlemek için çekilen bir reklam için kamera karşısına geçti ve çeşitli basın toplantılarında bu konunun önemine değindi.
2008 yılının Mart ayında 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılacak olan Türkiye Millî Futbol Takımı için yazdığı Ege Çubukçu ile düet yaptığı Avrupa / Milli Takım adlı şarkının da bulunduğu, Aşk Hiç Bitmez adlı bir albüm çıkardı. Mayıs ayında atv'de yayınlanan Gülben Ergen'le Sürpriz programını sunmaya başlayan Erdoğan, bir deodorant firmasının reklamlarında yer alarak uzunca bir süre sonra oyunculuğunu denemiş oldu. 2008 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Azerbaycan'ı temsil eden Elnur Hüseynov ve Samir Cevadzade'nin Day After Day şarkısı için Türkiye'de düzenlenen Azerbaycan'a destek konserinde Ruslana ve Yalın ile birlikte sahneye çıkan Erdoğan, gelirini Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na bağışlayacağı[18] Gülben'den Masallar adlı bir kitap çıkardı. 2008 yılı Rumeli Hisarı Konserleri'nde yer almak üzere anlaşan Erdoğan, uzun bir aradan sonra Eyvah 40 Yaşındayım adlı bir dizinin çekimleri için kamera karşısına geçti. 22 Haziran 2009 yılında sürpriz bir şekilde ikiz bebek annesi olacağını öğrendigi ikizlerini dünyaya getirdi. İkizlerine Ares ve Güney adlarını verdi.
Albümleri
Merhaba (1997)
Kör Aşık (2000)
Sade ve Sadece (2002)
Uçacaksın (2003)
Gülben Ergen Live in İstanbul (2003)
Gülben Ergen (2006)
Aşk Hiç Bitmez (2008)
Uzun Yol Şarkıları (2009)
Rol Aldığı Filmler
1988 - Biz Ayrılamayız - film, Mine
Deniz Yıldızı - film
Sözcülüğünü Gülben Ergen'in yaptığı 'Çocuklar Gülsün Diye' kampanyası ikinci anaokulunu Mardin'in Suriye sınırındaki köyü Duruca'da açtı
Çocuklar gülsün diye çıktılar yola. Mardin'in Bilge Köyü'nde yaşanan katliam sonrası Gülben Ergen'in Bilge Köyü'ne ve civardaki köylere yaptığı ziyaretle tanıştılar ülkenin 'öteki' çocuklarıyla. Annelikleriyle baktılar o çocukların gözlerine, annelikleriyle okşadılar ellerinin altına uzanan sıfır tıraşlı kafalarını, annelikleriyle dinlediler hırıltılı öksürüklerini, annelikleriyle tarttılar her biri yaşından daha küçük gösteren bedenlerini. Üç kadındı bunları düşünen; biri sanatçı, ikisi işkadını, üç kadın: Gülben Ergen, Feride Edige ve Elvan Oktar. Tek bir amaçları vardı: Çocukları güldürmek. Kampanyalarının adını da sırf bu yüzden 'Çocuklar Gülsün Diye' koydular. Bu üç kadının amacı 0-6 yaş arası çocuklara hak ettikleri mutluluğu vermekti. Köylerde, ilçelerde, ihtiyacı olan her yerde ana sınıfları yapmaya işte bu amaçla karar verdiler. Türkiye'nin kuş uçmaz kervan geçmez yerlerini, sınır boylarını seçtiler ana sınıfları kurmak için: Tokat, Mardin, Erzurum, Trabzon, Sinop ve Hatay, tespit ettikleri ilk altı kent. Ve 30 Mart'ta Milli Eğitim Bakanlığı'yla protokolü imzalayıp işe koyuldular. Aradan bir ay geçmeden 23 Nisan Çocuk Bayramı'nda Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Bozçalı beldesinde 60 anaokulu öğrencisinin yüzlerindeki gülümseme olmayı başardılar açtıkları anasınıfıyla. İkinci durak her şeyin başladığı yer, Mardin'di. Mardinli çocuklara söz verdiğini anlatıyor Gülben Ergen ve verdiği sözü tutmanın gururunu yaşayarak geziyor, ikinci ana sınıfının açıldığı Nusaybin'in Duruca beldesinde. Bir grup gazeteci Gülben Ergen'le Duruca Köyü'ndeki ana sınıfı açılışı için Mardin'deyiz. Erdoba Konakları'nda kahvaltıyla başlayan Mardin'in o sıcak gününde, üç arkadaş heyecanla anlatıyorlar kampanyalarını. Mali olarak çok açık ve denetlenebilir bir kampanya yürütüyorlar, her bir ana sınıfını 150 bin TL'ye mal etmişler. Bu arada neler öğrenmişler neler. Mesela 'derz' sözcüğü bunlardan biri. Bir inşaat tabiri olan ve kaplamalar arasında iki modül arasındaki boşluk anlamına gelen derzin, 'derz dolgusu'yla nasıl kapatılacağını artık üçü de biliyor. Saymakla bitmiyor yaptıkları: İnşaat firmalarıyla yaptıkları görüşmeler, üniversitelerde kampanyaya öğrencileri dahil etmek için yaptıkları paneller, SMS kampanyasına katılımı sağlamak için katıldıkları televizyon programları ve her bir ana sınıfına servis sağlamak için otomotiv firmalarıyla yaptıkları görüşmeler. Duruca Köyü'ne doğru yol alırken, hazırlıkları denetlemek için bizden birkaç saat önce köye doğru yola çıkan Gülben Ergen'in bizzat eşlik ettiği tuvalet aynaları, klozet kapakları, klima montajları ise herkese sadece 'Helal olsun' dedirtecek türden.
TEŞEKKÜRLER ANNE YÜREĞİNDEN
Suriye'yle arasında sadece tel örgüler ve mayınlı bölge olan Duruca ise bir başka heyecanla karşılıyor Ergen'i, arkadaşlarını ve biz gazetecileri. Unutulduklarını sananların, hatırlandıklarını gördüklerinde yaşadıkları sevinç var her birinin, özellikle de kucaklarında çocuklarıyla 40 derece sıcağa rağmen okul bahçesini dolduran annelerin yüzünde. Behiye Fidan (45) bir babaanne, Türkçe konuşamıyor ve Kürtçe yanıtlıyor sorularımızı. Ona göre bundan daha hayırlı bir iş olamaz, çocukları büyümüş olsa da torunlarını anaokuluna göndermeyi çok istediğini söylüyor: "Gülben Ergen'e anne yüreğimle teşekkür ediyorum, hayırlarla gelsin." Teybimizi bir başka anneye, Anube Er'e uzatıyoruz: "Dört çocuğum var, ama artık büyüdüler, keşke onlar küçükken bu anaokulu açılmış olsaydı, hiç düşünmeden gönderirdim. En azından terbiye öğrenirlerdi. Biz annelerin böyle bir desteğe çok ihtiyaçları var." Kucağında altı aylık bebeği Sümeyye var Menifa İlhan'ın. Sekiz çocuğu var, kucağındaki en küçüğü: "Gülben Ergen'e o kadar büyük bir teşekkür borçluyuz ki, yaşı uygun olan bütün çocuklarımı göndermek istiyorum," diyor. Okulda ise en güzel giysilerini giymiş çocuklar, heyecanla bekliyorlar kurdelenin kesilmesini. Vali, MEB yetkilileri, ilçenin önde gelen yöneticileri, Mardin milletvekilleri, herkes orada. Ama en çok heyecanlı olanlar okula kabul edilmiş minikler. Renkli çantalarını ellerinden hiç bırakmadan oturuyorlar sıralarında, hayatlarında ilk kez gördükleri oyuncakları, kalemleri gözleriyle okşuyorlar, inanamıyorlar her şeyin onlara ait olduğuna. Diş macunu ve diş fırçasını evine götürmek istiyor biri; sabah-akşam dişlerini fırçalamayı istemiyor "Kullanırsam biter ama," diyor. Okulun bahçesindeki kaydıraklar sadece onların değil, artık ergin olan ağabey ve ablalarının da mutluluk sebebi. Duruca'dan ayrılırken son kez baktık çocuk yüzlerine, gülümsüyorlardı...
Gülben Ergen, Feride Edige ve Elvan Oktar ile çıktığı Çocuklar Gülsün Diye yolculuğuna devam ediyor. Ünlü sanatçı, kampanya kapsamında ikinci anaokulunun açılışını Mardin-Nusaybin'deki Duruca Köyü'nde yaptı. Biz de Ergen'le Mardin'de buluştuk, hem kampanyanın gidişatını hem de evde kendisini bekleyen dört erkeğe bu tekmpoda nasıl yetişebildiğini sorduk.
Çocuklar Gülsün Diye Projesi'nden başlayalım... Bir dernek kurmaya, anaokulları yapmaya nasıl karar verdiniz?
- Biz Hürriyet'le birlikte girdik bu işe aslında... ıkizlerim Ares ve Güney'in ilk fotoğraflarını birçok yayın grubu istiyordu ama Hürriyet profesyonel davrandı, dünya starlarının yaptığı gibi bu fotoğrafları satın aldı. O alışverişle de derneğin temelleri atıldı.
Önce reklam olarak algılandı bu hareket tabii...
- Kim nasıl istiyorsa öyle algılasın... Sonuca bakın siz. Tokat'tan sonra Mardin-Nusaybin'in Duruca Beldesi'nde bir anaokulu daha açtık. Zaten ne derlerse desinler, hiçbir olumsuz eleştiri yolumuzu kesemez. Bizim yolumuz ve hedefimiz belli; bu anaokulları açılacak. Fazlası olur ama azı olmaz.
Amacınız ne?
- Çocuklara hayatı öğreten şey önce anne-baba, sonra okul öncesi eğitimdir. Dünya Sağlık Örgütü'nün verdiği verilere göre, 0-6 yaş arasında öğrendikleriniz, karakteristik gelişiminizin yüzde 70'ini oluşturuyor. Yani okul öncesi eğitim, sağlıklı bireyler için büyük önem arz ediyor.
BU İŞTE "BEN" YOK, "BİZ" VAR
Sabahki konuşmanızda, pek çok yerde insanların çocuklarını anaokuluna bırakmak istemediğini söylediniz. Neden?
- Sebep anaokulu değil, anaokulu denen yerlerin nasıl olduğu... Önceki gezilerimizde öyle kötü anaokulları gördüm ki... Kazan daireleri gibi yerler... Oysa iyi anaokulu yaparsanız, oraya evlatlarını göndermeyecek anne-baba olmaz.
Öğretmenler nasıl atanıyor bu okullara?
- Milli Eğitim Bakanlığı, bizim de bilgimiz dahilinde öğretmen atamaları yapıyor.
Konser veriyorsunuz, albüm çıkarıyorsunuz, üç oğlunuz ve eşiniz evde sizi bekliyor. Neden Çocuklar Gülsün Diye?
- Şan şöhret, para, aile tamam da bunları çıkarırsan geriye ne kalıyor? Ben manevi haz aldığım, çok mutlu olduğum için Feride Edige ve Elvan Oktar ile bu yola baş koydum.
Sizi sevmeyenlerin de olacağını düşünüp, projeye zarar vermemek adına "ıyisi bu projenin yüzü ben olmayayım" dediniz mi hiç?
- Bu projenin özet sözü, ben yok biz var! SMS atandan binlerce lira bağış yapana kadar herkes bizim kahramanımız. Beni sevmeyenler de projemize destek olabilmeli. Çünkü anaokullarının yapımı 24 saat canlı olarak web sitemizden izlenebiliyor, 1 TL bile olsa her bağışçığının adı okullardaki kahramanlarımız listesine yazılıyor. Yok bize destek olmayacaklarsa, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı'na, TOÇEV'e, AÇEV'e, Baba Beni Okula Gönder'e destek olsunlar.
AİLEMİ İHMAL ETMİYORUM
Tokat ve Mardin'in ardından Trabzon'a geliyor sıra... Ya sonra?
- Trabzon'u en geç ağustos başında açacağız. Ondan sonra da Erzurum, Hatay ve Sinop var.
Kaç çocuk okutuyorsunuz şimdi?
- Biyolojik olarak üç çocuğum var ama kalben binlerce çocuğa sahibim.
İlk konuşmanızda ailenizin bir ay sizi vazgeçirmeye çalıştığını söylediniz. şimdi durum nedir?
- Çalıştılar tabi, ama ben yine de yaptım. Ve yaptığım şeyden dolayı çok mutluyum.
MANKEN OLMAK DEĞİL OKUMAK İSTİYORLAR
Bilge Köyü'nde tanıştığınız, anne-babalarını kaybetmiş dört genç kız sizi görmek için Diyarbakır'dan kalkıp geldi. Sizinle ıstanbul'a gelmek istiyorlarmış. Ne yapacaksınız?
- Onlarla açılış öncesinde konuştuk. ıstanbul'a gelmekle sorunlarının çözülmeyeceğini ve kendilerini masallar diyarında bulmayacaklarını anlattım. Ama anladım ki Mardin onlara yetmiyor, akıllandıkça ve büyüdükçe akılları, istekleri buralara sığmaz oluyor. Görüşmeye devam edeceğiz ve ne yapabileceğimize bakacağız.
Bilge Köyü'nde size en çok ne sordular?
- Katliam sonrası arkadaşlarından birçoğunu Darüşşafaka'ya götürmüşler. Onlar da "Gülben abla senin evin Darüşşafaka'ya yakın değil mi" diye soruyor. Onlar da orada okumak istiyorlar, onlara çok özeniyorlar belli ki. Dersleri iyi olursa yardım etmeye çalışacağız. Hedefleri manken olmak değil okumak.
"Çocuklar Gülsün Diye" kampanyasının sözcülüğünü yapmakta olan Gülben Ergen, anaokulları açmaya devam ediyor.
Kampanyanın ilk anaokulu 23 Nisan'da Tokat'ın Reşadiye İlçesi'ne bağlı Bozçalı Beldesi'nde açıldı. Gülben Ergen'in de katılacağı Mardin'in Duruca Köyü'ndeki ikinci anaokulunun açılışı ise yarın yapılacak.