Vebaline girmek

Son güncelleme: 02.08.2022 14:14
  • Bir Müslüman için kul hakkı deyince akan sular durur, durması da gerekir. Çünkü Yüce Allah bu hakkın af yetkisini kula bırakmıştır. Bu nedenle coğrafyamızda, “kul hakkı, vebaline girme, vebal alma” sözlerinin yaptığı etkiyi bir başka sözde göremeyiz. İrfan sahibi Anadolu insanı bunu öylesine özümsemiş ki, bir başkasının hakkına girmektense, kendi hakkından vazgeçme erdemini göstermiştir.

    Ancak bugün bu duygu, bu inanış zayıflamış, hatta birçok kişi tarafından yok sayılmaktadır. Çünkü her alanda yaşadığımız değer kaybı, burada da kendini göstermiştir. Tabii ki bunda, inanç ve kültürümüzden beslenmiş ve asırlardan beri kullanılıp büyük anlamlar kazanmış mefhumların yerine, ithal kavramların kullanılmasının etkisi de olmuştur.

    Mesela ahlak deyince insanımızın zihninde beliren anlam ile etik kelimesinin çağrıştırdığı anlam bir değildir. Biri halktan gelir. Yani insanın tabiatına, yaratılış gayesine uygun davranış, hal ve hareket anlamı taşırken, diğeri ise, yanlış da olsa, halkın kabulleri, örf ve adetleri demektir. Ama ahlakta yanlış bir şey olamaz. Çünkü ahlak, ya vahiy kaynaklı veya vahiy onaylıdır.

    İnsan hakları kelimesi de kul hakkının yerini tutmuyor. Çünkü “kul hakkı” deyimi 15 asırlık bir geçmişe sahip ve kaynağı Kitap ve sünnettir. İnsan hakları Batı menşelidir ve yaratılışa uygun olmayan, sapkın haklar da insan haklarından sayılmaktadır. Bu nedenle coğrafyamızda “kul hakkı” ifadesi kadar ne bir etki yapabilir ne de bir çağrışım.

    Biz bu kavramların içini boşaltıp anlamsızlaştırdık. Bu nedenle de “huzuruma kul hakkıyla gelmeyin” düsturu unutuldu veya önemsizleşti. Bu nedenle bugün kul hakkı rahatlıkla çiğnenebiliyor ve vebal alınabiliyor. Bu konu çok geniştir ancak ben, Covid-19 yönüyle ele almak istiyorum.

    Sadece ülkemiz değil, koca bir dünya Covid-19 kıskacındadır. İnsanlar hayatını kaybediyor. Sağlık sistemleri çöküyor. Ekonomiler durma noktasına geldi. Vaka sayıları azalınca, ekonomi üzerindeki olumsuz yükünü azaltmak için bazı kısıtlamalar gevşetiliyor. Yüz yüze eğitime sınırlı da olsa yer veriliyor.

    Hal böyle olunca belirlenen tedbirlere uymak, sadece kişinin kendisini ilgilendiren kişisel bir tercih olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü bir kişinin sorumsuz davranışı, bir, iki kişiyi değil, sayısız kişileri ve devleti etkiliyor. Oysa maske, mesafe, temizlik üçlüsüne riayet etse ve zorunlu olmadıkça kalabalık yerlerden uzak durup ziyaretleri mümkün mertebe askıya alsa, kul hakkına girmemiş olacaktır.

    Bir kişi ben maske takmıyorum. Hastalanacaksam da ben hastalanırım, kime ne diyemez. Çünkü canı kendisine bir emanettir. Kaldı ki, hastalanınca tedavisi bakımından devlete yük oluyor. Ayrıca hastalığı, başta ailesi, yakın çevresi, arkadaşları olmak üzere birçok insana bulaştırıyor, onlar da başkalarına. Vakalar çoğalınca da, o yerde, o şehirde kısıtlamalar başlıyor. Esnaf, sanayi kuruluşları ve birebir insanlara hizmet veren yerler, berberler, kafeler, lokantalar kapanıyor. Böylece insanlar işsiz, aileler aşsız kalıyor. Yüz yüze eğitim duruyor. İnsanlar kısıtlamalara tabi tutuluyor. Yani bir kartopu gibi bir kişide başlayan hastalığın etkisi bir çığa dönüşüyor. Bu, sadece o ilde kalmıyor, tüm Türkiye’ye kelebek etkisi yapıyor.

    Şimdi sorarım size, kul hakkına girmeden zerre kadar korkmayan bu sorumsuzlar hangi ailede büyüdü, hangi ortamda yetişti, hangi eğitimden geçti, nerde hata yaptık, ihmalimiz ne diye hiç düşündük mü? Hayır. Sadece bu insanları ve devleti suçlama kolaylığını seçtik. Kendimizi hep akladık. Eğer biz görevimizi yapsaydık, bu gençler de, Anadolu irfanı sahibi atalarına layık evlat olurlardı. Fakat biz dünyevileştiğimiz için asıl görevimizi ihmal ettik. Ailemizin ahlaki eğitimiyle ilgilenmedik. “Neme lazım” hastalığına tutulup çevremize, toplumumuza karşı vazifemizi ihmal ettik. Suçluyu hep dışımızda aradık. Ben olabilir miyim diye bir gün bile düşünmedik.

    İşte şimdi herkesin düşünüp görevini yapması gerekir. Yoksa daha kötü akıbetlerin bizi beklediğini söylemek için çok ileri görüşlü olmaya gerek yoktur sanırım.
    Resul Sahin
#03.06.2021 10:24 1 0 0
  • “kul hakkı, vebaline girme, vebal alma” en fazlasida ülkemizde oluyor ust bunu anliyamiyorum,..
#02.08.2022 14:14 0 0 0