Yusuf Suresi 105.ayet

Son güncelleme: 17.12.2021 14:24
  • Yûsuf Suresi 105. Ayet Meali
    Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki onlar bu delillerden yüz çevirerek geçip giderler.

    Yusuf Suresi 105.ayet Arapçası
    وَكَاَيِّنْ مِنْ اٰيَةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ

    Yusuf Suresi 105.ayet Tefsiri

    Sözlükte âyet kelimesi “bir şeyin tanınmasına sebep olan ve varlığını gösteren işaret, açık alâmet, delil, ibret, şaşırtıcı şey, mûcize ve topluluk” anlamlarına gelir. Terim olarak, Kur’an-ı Kerîm’in bir veya birkaç kelime yahut cümleden meydana gelen bölümlerini ifade eder.

    Burada âyet kelimesi alâmet, delil ve ibret veren şey mânalarında kullanılmıştır. Yani gerek insanın kendisinde gerekse dış dünyada, göklerde ve yerde Allah’ın varlığına, birliğine, ilmine, kudretine ve hikmetinin üstünlüğüne delâlet eden, insanların görüp ders ve ibret almasını gerektiren nice delil vardır.

    İnsanoğlu ilmî, fikrî, felsefî ve amelî hayatında bu olaylarla her zaman karşı karşıyadır. Bu tabiat olaylarını düşünüp bunlardaki incelikleri, bunlara hâkim olan ilâhî kanunları keşfetmesi ve yaratanını tanıması gerekirken o, düşünmeden, ibret almadan bunlara sırt çevirip gider. Halbuki insanoğlu bunları düşünüp dikkatli bir şekilde incelese hem dünyada başarılı olacak hem de imanını taklitten tahkike çıkararak kâmil insan (has kul) olma yolunda ilerleyecek ve âhirette mutlu olacaktır.

    Yusuf Suresi 105.ayet

    Yusuf Suresi 105. Ayetinin Tefsiri (Ömer Çelik Tefsiri)

    “Âyet”, bir şeyin varlığını gösteren işarettir. Bunun sözlü olanları bulunduğu gibi, fiilî olanları da vardır. İnzal buyrulan ilâhî kitaplar ve son olarak inen Kur’an, Allah’ın varlığını ve birliğini haber veren sözlü âyetlerle doludur. Bütün genişliği ve büyüklüğü ile kâinat ise baştan başa yine Allah’ın varlığını, birliğini, kudret ve azametini gösteren fiilî âyetlerle dolu bir sergidir. Gözle görülmeyecek kadar küçük bir nutfeden şu mükemmel insanın yaratılması, denizlerden suyu buharlaştırıp toprağa yağmur indiren tabiat kanunları, akla ve hayale gelmeyecek kadar çeşitli renk ve vasıftaki hayvanlar, kuşlar, balıklar ve bitkiler hep Allah’ın birliğinin, bütün bunların bir tek Yaratıcı tarafından yaratıldığının, düzenlenip yönetildiğinin açık işaretleridir.

    Bunların hepsi düşünme ve anlama kabiliyeti olan insanın dikkat nazarlarına sunulmuştur. İnsanoğlu ilmî, fikrî ve amelî hayatında bu hadiselerle daima iç içedir. Bunları düşünüp, bunlara hâkim olan ilâhî kanunları keşfederek Yaratanını tanıması gerekirken, tam aksine bunları gereği gibi tefekkürden yüz çevirir; lazım gelen dersi ve ibreti alamaz. Neticede Allah Teâlâ’ya, O’nun istediği ve razı olduğu şekilde iman edemez. İmanına şirk karıştırır.

    Halbuki kişinin iman ve hidâyeti bu hayatta en ciddi bir konudur. Bu noktada meydana gelecek en küçük bir ihmal ve yanlışlık, insanın ebedi hayatını felakete sürükler. Dolayısıyla Allah’ın azabı inmeden ve son nefesi verip mahşerde hesap vermek üzere ilâhî huzura dikilmeden önce, Allah’a nasıl iman ve kulluk etmek gerekiyorsa öylece iman ve kulluk etme zarureti vardır.

    Bunun için de fıtratımıza ilâhî bir cevher olarak yerleştirilmiş bulunan “basîret”imizi harekete geçirmek yeterli olacaktır:
#17.12.2021 14:24 4 0 0