Selam millet, geçen gece yine uyku tutmadı, bizim eski kitaplığı karıştırırken denk geldim. Zamanında altını çizdiğim bir iki dizeye gözüm takıldı da saatlerce tavanı izledim durdum.
Bazen insan düşünmeden edemiyor. Adam belki 80-100 yıl önce, bambaşka bir dünyada, tamamen farklı bir hayat yaşarken bir şeyler hissetmiş ve kağıda dökmüş. Ama bugün açıp okuduğumda, benim tam olarak geçen hafta yaşadığım o iç sıkıntısını, o tarifsiz yalnızlığı harfiyen anlatıyor. İnanılmaz garip bir duygu gerçekten.
Zaman Değişiyor Ama Acının Rengi Aynı
Biz sanıyoruz ki yaşadığımız aşklar, hayal kırıklıkları ya da o içimizdeki boşluk hissi sadece bize özel. Devir değişti, akıllı telefonlar geldi, ilişkiler hızlandı falan diyoruz ama insanın özündeki o kırılganlık hiç değişmemiş.
1950'de bir şairin masasında hissettiği çaresizlikle, benim dün gece pencere kenarında hissettiğim şey birebir aynı. Bazen saatlerce bir arkadaşına dert anlatırsın da tam rahatlayamazsın ya, işte tek bir dize geliyor ve nokta atışı yapıp seni senden daha iyi özetliyor.
Sizi De Böyle Vuran Mısralar Var Mı?
Sizde de oluyor mu bu durum? Yani böyle rastgele bir sayfayı açıp "Ulan adam sanki benim dün geceki halimi görmüş de yazmış" dediğiniz anlar yaşadınız mı hiç?
Hangi dize ya da şair sizin içinizi sızlatıyor en çok? Hadi biraz dökülün gece gece, hangisi tam olarak sizi anlatıyor?