Eski defterdeki kendi yazdığım ergen şiiriyle yüzleşmek

Son güncelleme:
  • Selam millet, dün gece odada büyük bir temizliğe giriştim. Yıllardır el sürmediğim, dolabın en arkasında tozlanmış lise yıllarımdan kalma koliye denk geldim. İçinden kenarları yıpranmış kareli bir defter çıktı. Meraktan sayfaları çevirirken ne göreyim; 17 yaşındaki ben, ilk büyük aşk acısıyla oturup yaprak döken ağaçlar üzerine destan yazmışım.

    Valla okurken ilk 10 saniye utançtan yüzüm alev aldı, "Ben bunu gerçekten yazıp bir de kendimce derin bir şey sanmış mıyım ya?" dedim. Uyaklar facia, benzetmeler tam bir melodram. Ama sonra biraz daha okudukça garip bir duygu oturdu göğsüme.

    O Zamanlar Her Şey Çok Daha Gerçekmiş



    Şimdi bakıyorum da, o yaştaki halim ne hissettiyse filtresiz, tüm saf haliyle kağıda dökmüş. Dünyanın en büyük acısını çektiğini sanıyorsun ama bir yandan da hissettiğin şey o kadar duru ki... Şimdilerde hangimiz oturup hislerimizi iki satır şiire dökebiliyoruz ki? İş güç, hayat koşturmacası derken duygularımızı bile pratik yaşamaya başladık.

    Eski defteri kapatırken hani derler ya çocukluk masumiyeti diye, tam olarak onu hissettim. O kötü kafiyeli şiirde bile şu anki halimden daha samimi bir insan vardı sanki.

    Aranızda böyle eski yazdığı şeyleri bulup hem gülen hem duygulanan var mı? Yoksa hepsi çöpü mü boyladı zamanında?
0 0 0