Helal Et

Son güncelleme: 07.05.2010 14:45
  • ALLAHIN SELAMI UZERINIZE OLSUN SEVGILI KARDESLERIM

    ARKADASLAR HELAL KESIM NASILDIR.HER KESILEN HAYVANIN ETI YENIRMI?
    SOKLA KESILEN HAYVANLAR HELLA MI BAYILTILAN HAYVANLAR MÖRDAR MIDIR?
    BUNLARDA BENI BILGILENDIRIRSENIZ MEMNUN ORUM
    ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN
    TARIK
#14.08.2007 20:14 0 0 0
  • sorunuz hakkında bulduğum bir yazıyı paylaşayım
    bu konuda sorulan sorular:
    * Ben Amerika'da yaşıyorum. Malumunuz buralarda daha bir dikkatli olmanız gerekiyor. Şunu sormak istiyorum: Tavuk vb hayvanların etlerini yemek konusunda net bir hüküm var mı? Burada bazıları kesimlerindeki farklılıklardan dolayı her yerden alınan tavukları vb yenilmeyeceğini söylüyorlar. Görüşünüzü alırsam memnun olurum. Saygılarımla. (Rahime Can/Emekli-Öğrenci)

    * Hocam, öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Helal ve haram yiyecekler hakkındaki yazılarınızı kaç gündür takip ediyorum. (..Okurumuzun ilk sorusu, deniz ürünleriyle ilgiliydi.) Diğer sorum benim oturduğum yerde helal etle yemek yapan bir yer yok. Bazı arkadaşlarım kırmızı et yerine tavuk eti yemeyi tercih ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sorularıma zamanınız müsait ise cevap verirseniz teşekkür ederim. (Cüneyt Karaman/Öğrenci)

    Dışarıda yaşayanlar için, helal etle yemek yapan yerler bulunmadığı ya da uzak yerlerde olduğu takdirde, tavuk ve benzeri hayvanların etlerini tercih etmek en uygun görünen çözüm yoludur. Bunun için, hayvansal gıdalarla ilgili, bu haftaki üç yazımızda belirttiğimiz genel kurallara uyulur.

    Keserken Allah'ın Anılması

    Tavuk ve benzerlerinin etinin yenmesiyle ilgili olarak, Allah'ın veya başkasının adını anma konusundaki görüşleri hatırlamamız gerekir:

    a) Zâhirîlere göre, hayvan kesiminde Allah'ı anmak zorunludur; kasten ya da unutarak besmele çekmeyi unutanın kestiği hayvanın eti yenmez.

    b) Hanefilere ve Malikîlere göre, hayvan kesiminde Allah adını anmak (besmele çekmek:tesmiye), etin yenmesinin helal olması için unutulmazsa şarttır: "Onun âyetlerine inanmışsanız, Allah'ın adı anılan şeyden yeyin." (En'âm, 6/118); "Üzerine Allah'ın adı anılmayan şeyden yemeyin. Bunu yapmak, Allah'ın yolundan çıkmaktır." (En'âm, 6/121)

    c) Malikîlere göre, besmele, müslümanın kestiği hayvanın helal olması için şarttır; ehli kitap tarafından kesilen bir hayvanın helal olması için, besmele çekme şartı yoktur.

    d) Şafiîlere göre ise, hayvan kesiminde besmele çekmek, farz olmayıp menduptur/sünnettir; kesimi yapan, bilerek veya unutarak besmeleyi terk ederse, kesilen hayvanın eti helaldir.

    Allah'tan Başkasının Anılması

    Hıristiyan ve Yahudilerin kutsal günlerinde (kilise ve bayramlar için kesilenlerde) veya başka zamanlarda, kesim sırasında açıkça Mesih, Meryem, Üzeyir ve Aziz gibi bir isim anmadan usûlüne uygun biçimde kanı akıtılarak kesmiş oldukları eti yenilen hayvanların etleri helaldir. Kesim sırasında, putlar ve başka kutsal varlıklar gibi, Allah'tan başkasının adını andıkları bilinir veya duyulursa, böyle kesilen hayvanların etlerini yemek çoğunluğa göre kesinlikle haramdır, çünkü Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanların etlerini yemek, özleri helal olsa bile, sırf bu sebeple haram kılınarak yasaklanmıştır. (Bakara, 2/173; Maide, 5/3; En'âm, 6/118; Nahl, 16/115) Malikîlerden Eşheb gibi bazı fakihler ise, âyetin genel ifadesine bakarak, bunların dahi yenilebileceğini savunur; İmam Malik'e göre ise mekruhtur.

    Tavuk Kesiminde Usûl

    Müslümanlar için hayvanî gıdaların helalliği konusunda, kesim usûlleri (tezkiye:usûlüne uygun kesim) önemlidir. Hayvanın kesim sırasında canlı olması ve ölümünün de bu kesim sonucunda gerçekleşmesi gerekir. Kesim, kanı akıtacak ve kesilmesi gereken organları kesecek biçimde keskin bir âletle/gereçle yapılmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.), "Kanı istediğin şeyle akıt ve üzerine besmele çek"(Ebu Davud, edâhî, 15; İbn Mâce, zebâih, 5); "Kanı akıtılan ve üzerine besmele çekileni yeyin" (Buharî, zebâih,15; Müslim, edâhî, 20) buyurmuştur.

    Bu çerçevede tavuk ve benzerlerinin yenmesi için, müslüman bilginlerin çoğunluğuna göre, kesimin, keskin bir âletle boğazın kesilmesi suretiyle, müslümanlarınki gibi olması gerekir. Boğazlanmadan ölen ya da öldürülen hayvanların etleri, bu ilke dolayısıyla helal olmaz. Malikîlerden bir grup bilgine göre ise, önemli olan, kesimin müslümanlarınkine benzemesi değil, ehli kitabın dinine uygun biçimde yapılmış olmasıdır.

    Bu kural, elektrikli (mekanik) kesim âletiyle düğmeye basarak birden fazla tavuk için kesim yapılması durumunda da geçerlidir.

    Bu açıklamalar çerçevesinde, müslümanların veya ehli kitap gayri müslimlerin çoğunluğu oluşturduğu ülkelerde kesilip satışa sunulan tavuklar, hindiler ve diğer kümes hayvanları, yukarıdaki esaslara en çok uyan yerlerden alınır, yıkanır, pişirilir ve besmele çekilerek yenir.

    Tavuk ve benzeri hayvanlar, usûlüne uygun kesilip öldükten sonra, kolay yolabilmek için sıcak suya batırılması durumunda, yalnızca derisi pislenir. Pislenen deri, üç defa yıkanmak suretiyle temizlenmiş olur. Böylece tüyleri yolunup temizlenen tavuk etleri yenir. Fakat kesili tavuk barsakları çıkarılmadan kaynar suya atıldığı takdirde, kaynar su etin içine nüfuz edecek kadar suda kalırsa, temiz olmaz.

    prof.dr vecdi akyüz
    Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde İslam Hukuku Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.
    mgez
#15.08.2007 18:14 0 0 0
  • paylaşım için teşekkürler
#18.08.2007 09:27 0 0 0
  • paylaşım için teşekkürler
#19.08.2007 20:00 0 0 0
  • paylaşım için tşkler hocam birde başlıkta olduğu gibi bildiğiniz helal kesim yapan tavuk ürünleri firmalarını yazarsanız -yada yazacak arkadaşlar varsa memnun olcağız böylece seçme şansımız artacaktır tekrar tşkler şimdiden
#13.09.2009 00:12 0 0 0
  • İslam Dinine göre helal et türleri ve kesimi :
    A) Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar
    Kur'ân-ı Kerîm'de, yeryüzünde ne varsa hepsinin insan için yaratıldığı (el-Bakara 2/29), göklerde ve yerde bulunan her varlık ve imkânın Allah'tan bir lutuf olmak üzere insanın emrine verildiği (el-Câsiye 45/13), iyi ve temiz şeylerin helâl, pis şeylerin haram kılındığı (el-Mâide 5/5; el-A`râf 7/157) bildirilir. Cenâb-ı Allah'ın rahmân sıfatının sonucu olarak dünya hayatında O'nun bu lutfuna mazhar olan bütün insanlık bunlardan kendi amaçları doğrultusunda ve yapılarına uygun olarak yararlanmaktadır. Hayvanlar da bu imkânlar demetinin önemli bir parçasını oluşturur. Nitekim insanlar, tarih boyunca hayvanları binek veya yük taşıma aracı olarak kullanmak, gücünden, etinden, sütünden, derisinden, tüylerinden yararlanmak suretiyle hayatlarını büyük ölçüde kolaylaştırmışlardır. İnsanoğlu bu çeşit faydaları elde etmeye yönelirken, hayvanların neslinin devamını sağlamada olumlu bir rol da üstlenmiş olmaktadır.
    a) Tarihçe
    Hayvanlardan yararlanma konusunun önemini hiç yitirmeyen hatta her geçen gün daha da önem kazanan yönü hayvanî gıdalar ve özellikle hayvan etleridir. Tabiatta bütün imkânların insanlığın emrine verilmiş olduğu gerçeğinden hareketle, her türlü hayvanî gıdanın ve özellikle etin yenebileceği düşünülebilirse de, dinler hatta bazı felsefî akımlar bile birtakım kayıtlayıcı hükümler koyduğundan bu konuda hemen her inanç çevresinin kendine has kuralları bulunagelmiştir.
    Bunlardan bazıları oldukça aşırılığa kaçarken bazıları da yasakların sınırını çok daha dar tutmuştur. Meselâ, Brahmanlar ve bazı filozoflar hayvan kesmeyi ve hayvan eti yemeyi kendilerine haram kılarak en uç noktada yer almışlardır. Bunların kendileri için bu yasağı koymalarının sebebi, hayvanların kesimini bir canlıya karşı katı kalplilik olarak kabul etmeleridir.
    Üç büyük semavî dinden biri olan Yahudilik'te bu konuda getirilen yasakların gerekçesi farklıdır. Kur'an'da taşkınlıkları ve zulümleri sebebiyle İsrâiloğulları'na bazı hayvanların tamamen, bazı hayvanların da belirli kısımlarının haram kılındığı bildirilir. Konuyla ilgili olarak Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Yahudilere tırnaklı bütün hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleyeniz" (el-En`âm 6/146).
    Yahudiliği tamamlamak üzere gelen Hıristiyanlık'ta da durumun böyle olması gerekirken hıristiyanlar, Tevrat'ta kendilerine haram kılınanları helâl saymışlar ve Pavlus'un "ağızdan giren şeylerin değil, ağızdan ve kalpten çıkan şeylerin insanı kirleteceği, çarşıda satılan her şeyin yenebileceği" (Matta, 15/11, 18; Korintoslular'a Birinci Mektup, 10/25) şeklindeki sözlerini esas alıp yeme ve içme sınırını çok geniş tutmuşlardır. Buna bağlı olarak da, Tevrat'ta haram kılınmış olmasına rağmen domuz eti yemeyi helâl saymışlardır.
    Câhiliye Arapları bâtıl inançlara dayalı olarak bazı özelliklerdeki hayvanlara belirli isimler vermişler, bunları putlara kurban etmek veya putlar adına serbest bırakmak suretiyle bir kısım hayvanları kendilerine haram kılmışlardır. Meselâ onlar, beş batın doğuran ve beşinci yavrusu erkek olan devenin kulağını yarıp serbest bırakırlar, artık o hayvandan yararlanmayı ve o hayvanın -kime ait olursa olsun- su içmesine ya da otlaklarda beslenmesine müdahale edilmesini yasak sayarlardı; böyle hayvanlara bahîra denirdi. Bir yolculuktan salimen dönmeye yahut bir hastalıktan kurtulmaya bağlı olarak putlara adanan dişi deve de sâibe adını alır ve serbest bırakılırdı. Koyun dişi doğurursa kendilerinin, erkek doğurursa putların olurdu; fakat hem dişi hem erkek doğurduğunda artık erkeği kurban etmezler, bu koyuna vasîle derlerdi. Bir erkek devenin dölünden on batın doğarsa bu deve koruma altına alınır ve ona binilmez, yük taşıtılmazdı; bu hayvana hâm denirdi. Kur'ân-ı Kerîm'de bu bâtıl inanç ve âdetler temelden reddedilmiş, bazı hayvanların "bahîra", "sâibe", "vasîle" ve "hâm" gibi isimlendirmelerle özel hükümlere tâbi tutulup haram sayılması Allah'a yapılan bir iftira olarak nitelendirilmiştir (el-Mâide 5/103). Müşriklerin bu saçma düşünce ve uygulamalarına başka âyetlerde de yerme ifadeleri ile işaret edilmiştir (meselâ bk. el-En`âm 6/136, 138-140, 143-144).
    b) İlke ve Amaçlar
    İslâm dininde ise, yeryüzündeki her türlü imkân ve nimetin Allah'ın insanoğluna lutuf ve ihsanı olduğu, şükrünü eda etmeleri kaydıyla bunlardan yararlanabilecekleri bildirilmiş, aynı anlayışın bir devamı olarak hayvanlardan ve özellikle etlerinden yararlanılması özendirilmiş, bu konuda sınırlı sayıda yasaklama ve kısıtla
#07.05.2010 14:45 0 0 0