İngilizce Zarflar

Son güncelleme: 27.03.2012 17:37
  • Örnek,

    Where are you going?
    Nereye gidiyorsunuz?

    Nowhere.
    Hiçbir yere.

    Enough Yeterli

    Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.

    Örnek,

    She didn't run quickly enough.
    O, yeteri kadar çabuk koşmadı.

    The house isn't big enough.
    Ev, yeteri kadar büyük değildir.

    Fairly / Rather Az-çok / Oldukça

    Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat 'fairly' zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde 'rather' zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.

    Örnek,

    This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy.
    Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.

    Tom is fairly industrious, but John is rather lazy.
    Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.

    Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.

    Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John'un sınavı oldukça kötü geçti.

    'Rather' bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. 'Very' kelimesi ile aynı anlama gelir.
#09.01.2012 16:35 0 0 0
  • Örnek,

    She is rather pretty.
    O, çok güzeldir.

    That boy is rather clever.
    Şu çocuk pek akıllıdır.

    'Rather' would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.

    I would rather go out than stay here.
    Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur.

    Quite Tam, oldukça

    Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.

    1) Şimdi göreceğimiz örneklerde 'bütünlük' ve 'tam olma' anlamı taşıyor.

    Örnek,

    The glass is quite full.
    Bardak tamamen doludur.

    The glass is quite empty.
    Bardak tamamen boştur.

    2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise 'oldukça' anlamı taşıyor.

    Örnek,

    He is quite a good player.
    O, oldukça iyi bir oyuncudur.

    That cheese is quite good.
    Şu peynir oldukça iyidir.

    Buradaki 'oldukça iyi' ifadesi daha önce görmüş olduğumuz 'fairly good' ifadesinden bir derece daha fazladır.


    Too De, da, gereğinden fazla

    Bu zarf da iki anlam taşır.

    1) 'Also' gibi 'de, da' anlamına gelir.

    Örnek,

    Ayşe will go tomorrow, I will go too.
#09.01.2012 16:35 0 0 0
  • In, At / Part 1
    İngilizcede Yer Bildiren Zarflar - 1.Bölüm

    "In" ve "At" İngilizce'de yer bildiren zarflardır.
    IN: İçinde demektir. Sınırlı olan veya sınırlı olabilen bir yer için kullanılır.

    Örneğin:
    in my pocket. Cebimde (cebimin içinde)
    in the house. Evde (evin içinde)
    in İstanbul. İstanbul’da (İstanbul’un içinde)

    AT: -de, -da anlamı verir. Fakat içindelikbildirmez. Sınırı olmayan, sınırlanamayan veya sınırı olduğu halde,bizim için sınırı önemli olmayan yerlerde kullanılır. Buna göre büyükşehirler ve ülkeler için “in” semtler, mahalleler için “at” kullanılır.
    Örneğin,
    She lives in İstanbul at Taksim.
    O, İstanbul’da Taksim’de yaşar. (oturur)
    Home ev, yuva, vatan anlamına gelir. Bu sebepten “home” için “at” kullanılır.
    Örneğin,
    He is at home.
    O, evdedir.
    House kelimesi de ev anlamına gelir. Fakat bu ev daha çok bina, yapı anlamı taşır. Bu sebepten “in” edatı ile kullanılır.
    Örneğin,
    He is in the house.
    O, evin içindedir.



    In, At / Part 2
    İngilizcede Yer Bildiren Zarflar - 2.Bölüm


    Ayrıca masa başında sandalyede oturan insanlar için de “at” kullanılır.
    Örneğin,
    She is at the table.
    O, masadadır.
    He learns English at school.
    O, İngilizceyi okulda öğrenir.
    Burada okulun binası değil de, genel anlamı kastedildiğI için “at” kullanılıyor, Fakat,
    He is in the school.
    O, okuldadır.
    Örneğinde ise okulun binası kastediliyor ve onu okulun içinde görüldüğü anlatılmak isteniyor. Bu sebepten “in” kullanılıyor. Aslında bu kurallar hiç bir zaman çok kesin değildir. Sözün durumuna ve anlamına göre değişebilir.
    There are some flowers in the garden.
    Bahçede bazı çiçekler vardır.
    They work in the fields.
    Onlar tarlalarda çalışırlar.
    My sister drinks milk at breakfast.
    Kız kardeşim kahvaltıda süt içer.
    John lives in England, in London.
    John İngiltere’de, Londra’da yaşar.
    The children play in the street.
    Çocuklar sokakta (caddede) oynarlar.
    Not: Cadde veya sokak sınırlı bir yer olmadığı halde “in” edatı ile kullanılır.
    Ali swims in the swimming pool every Sunday.
    Ali her Pazar yüzme havuzunda yüzer.
    Your books are in your bag.
    Sizin kitaplarınız sizin çantanızdadır.
#27.03.2012 17:37 0 0 0