acıyor

acıyor

Üye
18.03.2013
Onbaşı
640
Hakkında

  • Konu: acıyor
    GÜLÜMSEYE BİLECEĞİMİZ GÜNLERİMİZ BOL OLSUN:)
#21.02.2015 18:16 0 0 0
#20.02.2015 15:45 0 0 0
  • Konu: aşk
    Merhaba
#20.02.2015 15:42 0 0 0
  • Halk arasında göze limon sıkmanın göz kusurlarını giderdiğine ve daha parlak gözlere sahip olunmasına neden olduğuna dair bir inanış vardır. Oldukça uzun zamandan beri insanlar, gözlerini daha parlak ve beyaz hale getirmek için birçok yöntem denemiştir ancak bu tür kulaktan dolma bilgilerin çoğu yanlış olduğu kadar da zararlıdır. Vücutta bulunan en hassas organlardan biri olan göz, dışarıdan damlatılan maddeler ile daha iyi bir hale gelmez. Göze limon ya da kolonya sıkmak gibi halk arasında yaygın olan birçok uygulama göz yapısına büyük zarar vererek, ilerleyen aşamalarda birçok farklı göz sorunu yaşanmasına neden olmaktadır.

    Göze limon damlattığı ve daha parlak ve beyaz gözlere sahip olduğu iddia eden birçok insan vardır ki bu durum kısmen doğrudur. Asit değeri oldukça yüksek olan limon suyu göze damlatıldığında, gözün daha parlak görünmesini sağlar. Ancak limon suyunun gözde oluşturduğu hasar ile meydana getirdiği parlaklık da eşittir. Bir başka deyişle; gözünüze limon suyu damlattığınızda gözünüz ne kadar çok hasar görürse, o kadar çok parlayacaktır. Limon sıkılması ile sağlanan parlaklık da kalıcı değildir ve birkaç gün içerisinde göz tekrar eski yapısına dönmeye çalışacağından parlaklığın kaybolmasına neden olacaktır.

    Göz yapısı itibarıyla dış katmanında kornea adı verilen bir tabaka ile kaplıdır. Göze limon ya da kolonya gibi asit oranı yüksek maddeler damlattığınızda, şeffaf halde olan kornea tabakasının üzerindeki hücrelerin ölmesine neden olursunuz. Bu durum kornea tabakası üzerinde pürüzler oluşmasına neden olur. İlerleyen aşamalarda göze gelen ışığın bu pürüzlü tabaka nedeni ile doğru kırılamaması nedeniyle, birçok görme bozukluğu meydana gelmektedir. Gözle limon sıkılmaya devam edildikçe kornea tabakasındaki hasar da artarak, göz kapağı şişliklerine ve görme bozukluklarına neden olmaktadır. Göze damlatıldığında faydalı olan tek madde çaydır ve çay da sadece gözü temizlemek için antiseptik etkisi nedeni ile kullanılır.
    Alıntı
#20.02.2015 12:11 1 0 0
#19.02.2015 21:52 0 0 0
#19.02.2015 21:48 0 0 0
  • Adet, menopoz, obezite, adet düzensizliği, akne, anemi gibi sorunlarla başa çıkmak için takviye gerekir. Doğal hayat size bu konularda destek verir.

    Ağrılı adet görme:

    Menstrüasyon döneminde iştah kaybı, bulantı, kusma ve kabızlık yaşayabilirsiniz. Yağlı yemeklerden ve ağır baharatlı yemeklerden kaçının. Regl süresinde ağır egzersizlerden kaçının. Mümkün olduğu kadar dinlenin. Sarımsak ve patates yememeye özen gösterin. Zencefil, papatya ve nane çaylarını tüketebilirsiniz.

    Adet öncesi ağrı:

    Regl öncesi yaşanan ağrılar, özellikle baş ağrısı, şişlik ve depresyon gibi belirtiler için de, doğa size destek verir. Regl öncesinde melisa çayı, yaban mersini çayı, ahududu yaprağı çayı tüketebilirsiniz.

    Adet döneminde sol sıvı tüketin. Su, çorba ve sebze suları size destek olur. Alkol ve sigaradan uzak durun. Dengeli beslenin ve fast-food tüketmeyin.

    Basur:

    Acılı ve ağrılı bir hastalık olan basur, kanama ve kaşıntı yapar. Bitkisel destekle daha rahat atlatabilirsiniz. Bu sorunu önlemek ve yaşananları azaltmak için, su içmek, egzersiz yapmak ve kabızlık yapacak besinlerden uzak durmak gerekir.

    Basur sorunu yaşayanların bağırsakları rahat hareket ettirmek için lifli besinler tüketmeleri önemlidir. Liften zengin gıdaları mutlaka beslenme planınıza dahil edin.

    Ağaran saçlar:

    Endişe ve kaygıdan uzaklaşın. Yeterli uyku alın. Sıcak duştan kaçının. Grip ve sinüslerdeki hastalıkları tedavi edin.

    Çörekotu, sarımsak, Amla üzümü iyi gelen doğal takviyelerdir. Hindistancevizi yağıyla saçlara masaj yapın.

    Menopoz:

    Menopoz, kadınların yaşları ilerlediğinde karşılaşacakları bir dönemdir ve bunu bir hastalık gibi değil, bir dönem gibi algılamak gerekir. Bedeninizin yeni bir forma girme çabasıdır.

    Hayatınızın bu döneminde osteoporozu engellemek için kalsiyum açısından zengin yiyecekler, günlük egzersiz ve dengeli diyet önem taşımaktadır. Ayrıca yoga gibi egzersizler iyi gelir.

    Obezite:

    Obeziteyi önlemek ve yeni bir yaşam stiline kavuşmak için profesyonel yardım almayı deneyin. Tek başınıza başarmanız güç olabilir.

    Obezitye mücadele uzun bir süreçtir ve buna sabırla, azimle devam ederseniz, başarırsınız. Beslenme takibi, günlük yaşam egzersizleri gibi detaylar önem kazanır. Her gün düzenli beslenin ve bitkisel çaylardan destek alın. Ayrıca kırmızı biberin etkisini de unutmayın.

    Kramplar:

    Eklem, sırt ve midede oluşan kramplar, vücudunuzun hareket kabiliyetini kısıtlar. Vücudun susuz kalması, uykusuzluk ve stres gibi durumlar krampların oluşmasında etkilidir.

    Lavanta, nane çayı, adaçayı ilk akla gelen bitkisel çaylardandır. Ayrıca düzenli masaj yaptırmak da etkilidir.
#19.02.2015 21:47 0 0 0
  • Özellikle kış aylarında dudaklar çok fazla kurur. Eğer bir de dudaklarınızı yeme huyunuz varsa bu peelingi iki günde bir mutlaka uygulayın!

    Malzemeler:

    1 yemek kaşığı toz şeker Yarım çay kaşığı kayısı yağı Yarım çay kaşığı zeytinyağı 1 çay kaşığı bal

    Hazırlanışı:

    1 yemek kaşığı şekeri küçük bir kabın içerisine koyun. İçine yarım çay kaşığı kayısı yağı, yarım çay kaşığı zeytinyağını ekleyip iyice karıştırın. Son olarak balı da ekleyip karıştırın.

    Peelingimizin çok ıslak olmaması gerekiyor. Eğer çok ıslak bir peeling olduysa biraz daha toz şeker ekleyebilirsiniz.

    Uygulanışı:

    Parmağınıza aldığınız peelingi çok fazla bastırmadan 2 dakika boyunca dudaklarınıza uygulayın. Uygulama bittikten sonra pamuk yardımıyla dudağınızda kalan peelingi hafifçe temizleyin.

    Suyla yıkamamanız çok önemli, eğer suyla yıkarsanız kayısı yağı ve zeytinyağı etkisini yitirecektir. Son olarak da dudak nemlendiricisi ile dudaklarınızı nemlendirmeyi ihmal etmeyin.

    Hazırlayan: Merve Hazinedaroğlu
    Alıntı
#19.02.2015 21:40 0 0 0
#19.02.2015 21:36 0 0 0
  • Teşekkür edrim :)aynı zamanda orada yazılmayan zerdeçalın da saçı açtığını söyleyim bizat kendim denedim :)
#19.02.2015 21:28 0 0 0
  • Hazır boyaların zamanla saçı yıprattığı gerçeği, doğal uygulamaları daha çok gündeme getirdi. Saçınızı boyadıktan bir süre sonra renginin matlaşması ise ayrı sorun. Farklı yollarla, doğaya başvurarak saç rengini daha etkili ve parlak hale getirmek mümkün. Ayrıca bazı bitkileri ve sebze kabuklarını kullanarak saçınızın rengini değiştirebilirsiniz. Kimyasal boya olmadan renk değişimi istiyorsanız bazı doğal uygulamalardan söz etmek istiyorum. Saç tonunu ayarlama ve genel görünüşünü güzelleştirmenin yollarında doğa en iyi şekilde size yardımcı olacaktır.

    Sarı saçlar için papatya ve nergis:

    2 su bardağı sıcak suya kurutulmuş nergis papatya çiçeklerini koyun ve 30 dakika demlenmeye bırakın. Saçınızı yıkadıktan sonra bu losyon ile ıslatın. Ve havlu sararak bekleyin. Buzdolabında bu suyu saklayın ve her yıkamadan sonra uygulayın.. Saçlarınız daha sarı daha parlak olacaktır.

    Koyu saça biberiye ile mükemmel sonuç

    Biberiye ve adaçayından yarım fincan alarak bir tencereye koyun, üzerine sıcak su dökün. 2 gün boyunca demlenmesini bekleyin. Yıkayıp iyice kuruttuğunuz saçlarınıza sürün.. 20 dakika bekledikten sonra durulayın. Düzenli olarak yapmaya devam ederseniz saçlarınız iyice koyulaşır ve ışıltılı görünüm kazanır. Eğer bazı teller hafifçe beyazlamaya başlamışsa biberiye onları kapamada mükemmel bir doğal boya işlevi görür. Ayrıca uzamasını hızlandırır, telleri güçlendirir.

    Siyah çay size en iyi doğal boyadır! 1 avuç çayı 30 dakika boyunca demleyin daha sonra durulayın. Hergün sürdüğünüzde saçınız gittikçe siyah bir görüntüye kavuşacaktır.

    Ceviz, saçı koyulaştırmak için çok etkili. Ama saça sürerken eldiven kullanın. 2 kaşığı ceviz kabuğunu bir tülbente bağlayarak kaynar suya koyun ve 2 saat bekletin. Şampuanladıktan sonra bu suyla durulayın. 1 saat geçince tekrar durulayın. Haftada 2 kez yapılan uygulamayla saçınızda gizemli bir siyahlık meydana gelir.

    Tarçının da saç rengini açan özelliği olduğunu biliyor muydunuz? 2 kaşık bal ve zeytinyağını karıştırın. İçine 1 çorba kaşığı tarçın ekleyin. Saçınıza sürün yarım saat kadar bekletin. Haftada 2 kez yapılırsa saçınız iki tona kadar açılır.

    Soğan kabuklarını suda kaynatın ve saçınızı bu suyla durulayıp yarım saat kadar bekletin. Düzenli kullanımda gerçekten güzel sonuçlar veriyor. Kızıla boyalı saçı olanlar her şampuandan sonra bunu yapmalı. Çok özel bir kızıla dönüşür.

    Bal, doğal oksidan özelliklere sahiptir. İçine bir miktar kabartma tozu ekledikten sonra saçınıza sürün. 1 saat sonra şampuanlayın. Saçınızın gittikçe açıldığını göreceksiniz.

    2 avuç ısırganın üzerine sıcak su dökün ve 2 gün bekletin. Bu suyu saçınıza sürün ve 2 saat sonra durulayın. Koyu, çok parlak saçlarına sahip olursunuz.

    Günümüzde doğal yöntemlerden faydanalan herkes, çevresinde fark yaratan güzelliğe sahip olur. Cildinize, bedeninize nasıl uyguluyorsanız saçınızı da bu hazinelerden mahrum etmeyin. Yeşil örtüden gelen onlarca nimetin yarattığı etki saçınıza yansısın.

    Besininiz ilacınız, doğa dostunuz olsun.

    Herbalist Tarkan Güveloğlu
    Alıntı
#19.02.2015 21:08 0 0 0
#19.02.2015 20:49 0 0 0
#19.02.2015 16:50 0 0 0
  • Düzenli ve kaliteli bir uyku sağlığımız açısından gerekli. Ancak ihtiyacımızdan fazla uyumak diyabet, aşırı kilo alma, kalp hastalıkları ve diğer rahatsızlıklara yakalanma riskini arttırıyor. Araştırmalar fazla uykunun ana nedeni olarak depresyona işaret

    Ayrıca sosyoekonomik düzeyi düşük olanların gerekli sağlık hizmetlerine ulaşması daha zor olduğu için fazla uykunun sebebi olabilecek hastalıkların teşhisi ve tedavisi konusunda yaşanan sıkıntılar fazla uykunun bu grupta daha çok görülmesine neden olmakta.

    Tıpta “Hipersomni” adı verilen fazla uyku kişilerde gün boyu devam eden uyku hali yaratıyor ve bu uyku kısa sürelerle yapılan şekerlemeler ile ortadan kalkmıyor. Aynı zamanda gece uyku süreleri 10-12 saati bulabiliyor. Hipersomi sorunu olanların en belirgin şikayetleri kaygılı ruh hali, enerji azlığı ve unutkanlık.

    arttığı tespit edilmiş. Bu risk aynı zamanda günde 5 saatten daha az uyuyanlar içinde geçerli.

    Fazla uykunun araştırmaya dayalı bir diğer zararı ise obeziteye yol açması. Yapılan araştırmalar günde 10 saatten daha fazla uyuyanların 6 yıl içinde obez olma olasılığının günde 7-8 saat uyuyanlara göre %21 oranında arttığını gösteriyor.

    Fazla uyku beyindeki serotonin gibi bazı kimyasal maddeler üzerinde etki yarattığı için baş ağrısına neden olabiliyor. Gün içinde aralıklarla uyuyanların gece saatlerindeki uyku düzenleri bozulduğu için baş ağrısı yaşama ihtimalleri artıyor.

    Depresyon genellikle uyku düzenin bozulmasına ve kişinin daha az uyumasına neden olmakla birlikte depresyon şikayeti olanların %15’i daha fazla uyku uyuyor. Uyku düzeninin korunması depresyon tedavisinde önemli bir faktör olduğu için fazla uyumak depresyonun daha da kötüleşmesine yol açabiliyor.

    Yine ABD’de 72 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre günde 11 saat ve üzeri sürelerde uyuyan kadınların kalp hastalıklarına yakalanma riski normal uyuyanlara göre %38 daha fazla. Araştırma uyku ve kalp arasındaki bağlantıyı tam olarak ortaya koymasa da riskin arttığı belirtiliyor.
    Alıntı.
#19.02.2015 16:36 0 0 0
#19.02.2015 16:18 0 0 0
  • Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, meyvelerin "meyve salatası" şeklinde tüketilmesinin daha faydalı olduğunu belirtti.

    Avrupa'da meyve salatası tüketiminin yaygın olduğunu ancak Türkiye'de meyvelerin tek tek tüketildiğini söyleyen Karadeniz, tek başına kilolarca tüketilen bir meyvenin vücuda çok fayda sağlamayacağını aktardı. Vatandaşlara meyvelerin tek olarak değil salata şeklinde tüketilmesini önerdiklerini belirten Karadeniz, "Meyveyi salata şeklinde tükettiğimizde birçok meyvenin vitamin ve minerallerinden de aynı anda faydalanabiliriz" dedi. Karadeniz, "Sadece C vitamini yönünden zengin bir meyveyi tüketmek yerine A ve B vitamininden zengin meyveleri de tüketmemiz gerekiyor. Böylelikle vücudumuz için faydalı protein, vitamin ve mineralleri aynı anda alabiliriz" diye konuştu.

    İnsan vücudunun gün boyunca değişik vitamin ve minerallere ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Karadeniz, "Bunları meyve ağırlıklı olarak aldığımız zaman çok daha sağlıklı bir diyet izlemiş oluruz. Böylelikle hem daha sağlıklı beslenmiş oluruz hem de vücudun direnci düşmez. Birçok hastalıktan da korunuruz" ifadesini kullandı.

    Meyve salatasında neler olmalı?

    Meyve salatasında olması gereken meyveleri de sıralayan Karadeniz, şunları kaydetti:"Bir meyve tabağında karbonhidrat bakımından zengin Trabzon hurmasını,C vitamini zengini kivi, portakal, mandalinayı, mineral depoları açısından zengin kuru meyveleri, ceviz ile fındığı düşünebiliriz. Bunların dışında yine günlük tüketebileceğimiz meyve salatası içerisinde elma ve armut mutlaka olmalıdır. Dolayısıyla değişik mineral ve vitamin deposu bu meyvelerden oluşan meyve salatası tüketiciye daha fayda sağlayacaktır." Prof. Dr. Karadeniz, meyvelerin mevsimlerine göre tüketilmesinin daha sağlıklı olabileceğini sözlerine ekledi.
    © CNN Türk tarafından sağlanmıştır
#19.02.2015 14:55 0 0 0
  • 1. Kısa dönem hafızamız yalnızca yedi ögeyi tutabilir: İnsanlarda üç farklı hafızavardır: Uzun dönem hafıza, kısa dönem hafıza ve duygusal hafıza. Uzun dönem hafızayı bilgisayarınızınsabit diski olarak düşünürsek, kısa dönem de küçük bir USB bellek olurdu. Bu kısa hafızasayıları 5-9 arasında değişen objeleri anlık olarak tutar. Ortalama bir insan için bu sayı 7’dir. Ama bu sayı dokuzu bile aşabilir. Bunun için nesneleri gruplandırmadaiyi olmanız gerekir ve bunu pratik yaparak gerçekleştirebilirsiniz. Hiç fark ettiniz mi telefon numaraları 7 hanelidir. 111-11-11

    2. Açık yeşil en kolay seçilen renktir.: Sarı-yeşil ve açık yeşil, görebildiğimiz renk aralığının ortasındaki renklerdir. Gözlerinizin mavi,yeşil ve kırmızı renkleri için algılayıcıları vardır. Ama beyin renkler hakkında bilgi almaz. Renkler arasındaki ton farkına ya da daha mı açık yoksa daha mı koyu olduğunabakar. Sonuç olarak beyin bu üç rengin ortasındaki renk olan açık yeşilden, gördüğü renk koyu mu değil mi onu algılar. Ayrıca bu renk; sakinleştirici ve yatıştırıcı etkisinden dolayı ressamlar, psikologlar ve psikiyatristler tarafından da kullanılır.

    3. Bilinçaltınız sizden daha akıllıdır: Ya da en azından daha güçlü. Bir çalışmada insanlara karmaşık bir resim gösterildi. Bir gruptan düşünmeden resimle ilgili izlenimlerini söylemeleri istendi. Katılımcılar resimdeki sorunu kolaylıklabulabildiler. Diğer gruptan ise düşünerek yanıtlamaları istendi. Sonuç; sıfır. Resimdeki hatalı kısmı saatler geçmesine rağmen bulamadılar.

    4. Zihinsel işler beyini yormaz: Araştırmalara göre bu zihinsel işler ne kadar zor olursaolsun ya da ne kadar uzun sürerse sürsün beyni besleyen damarlardaki kan akışının sabit kaldığı ölçüldü. Buna karşın tüm gün çalışan bir insandan alınan kanda yüksek orandayorgunluk toksini bulundu. Böylece bilim insanları beyninin yorulduğu kanısının insanın ruhsal durumundan kaynaklandığı bulundu.

    5. Dua etmenin olumlu etkileri keşfedildi: Dua ederken ya da meditasyon yaparken,ilk altı aylık bebeklerde görülen alfa dalgasının beyinde yayıldığı keşfedildi. Belki de bu ibadet eden insanların dahaaz hastalanmasının ve çabuk iyileşmelerinin nedenidir.

    6. Düzenli beyin egzersizleri beyni hastalıklardan korur: Araştırmalar Alzaymır gibi çeşitli hastalıkların beyin egzersizleriyle önlenebildiğini ortayaçıkardı. Bu zihinsel aktivetelerin yeni dokular oluşturarak hastalığı kısıtlı bir doku üzerinde kalmasını sağlıyor ve hastalık gelişemiyor. Yani yeni birşeyler öğrenmek ya da çılgınca bir şeyler yapmak beyninizin gelişmesine yardımcı olur. Ayrıca sizden dahazeki olan ya dadaha bilgiliinsanlarla konuşmak beyniniz üzerinde olumlu etki bırakır.

    7. İnsanbeyni gölgeleri fiziksel varlıklar olarak algıla: İnsan beyni, hareketleri ve çevreyle etkileşimi çeşitli yerlerden ip uçları alarak anlar; gölgeler gibi. Gölgeler hareket hakkında çok fazla ip ucu verir ve beyin gölgeleri vücudun bir parçası olarak düşünür.

    8. Beyin vücuttan daha sonra uyanır: İnsan uyandığında beyni tam uyanmamış olur. Amiyane tabirle sabahları kafanız pek basmaz. Yani sabah kalktığınızda beyin egzersizleri yapmak çok yararlı olur. Yani televizyonu açmak yerine bir şeyler okumalısınız.

    9. Tam bir beyin egzersizi için yeteri kadar sıvı almış olmanız gerekir: Beynin yüzde 75’i sudan oluşur. Dolayısıyla beyninin sağlıklı tutmak için su içmeniz gerekir. Kilo kaybetmek için tablet kullananlar ya daçay içenler bilmelilerdir ki bu sıvı kaybınadaneden olur beynin performansını etkiler. Bu yüzden doğru olanı yapmalılar- yani doktor kontrolünde olmalı ve reçetelere dikkat etmelilerdir.

    10. Beyin erkeklerin konuşmasını, kadınların konuşmasından daha iyi anlar: Erkek ve kadın sesleri beynin farklı yerlerinde işlenir. Kadınların sesleri daha müzikal, yüksek ve geniş bir frekanstadır. İnsanın beyni bir kadının ne dediğini anlamak için ek kaynaklar kullanarak sesi “çözmek” zorundadır. Bu yüzden halüsinasyon duyan insanlar genelde erkek sesi duyarlar.
#19.02.2015 14:42 0 0 0
#19.02.2015 12:48 0 0 0
#18.02.2015 20:32 0 0 0