adsiz

adsiz

Üye
10.03.2006
Uzman Onbaşı
2.926
Hakkında

#28.11.2006 02:29 0 0 0
#27.11.2006 18:01 0 0 0
#26.11.2006 17:50 0 0 0
#26.11.2006 01:58 0 0 0
#25.11.2006 19:06 0 0 0
  • Konu: yorum sizin
    Evet Biraz Küçük bilerek yaptım Y O R U M . S İ Z İ N
#25.11.2006 02:29 0 0 0
  • I. Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşları

    I. Dünya Savaşı tüm şiddetiyle sürerken müttefikler Rusya'ya yardım gönderdi. Diğer taraftan yapısı bakımından savunmaya elverişli olan Çanakkale Boğazı Türkler tarafından mayınlandı. Savunma düzeni dış, orta ve iç bölgeler olmak üzere 3 gruptu ve komutası Miralay Cevat Bey'deydi. Savaş ilanından birkaç gün sonra 3 Kasım 1914'te İngilizler Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını topa tuttular. 19 Şubat 1915'de boğazın dış tabyaları yok edilmişti. Yunanlıların İstanbul'a girmesini isteyen Ruslar 40.000 kişilik bir yardımcı kuvvet göndermeyi teklif ettiler. Bunun üzerine İngiliz ve Fransızlar boğazları Ruslara vermeyi önerdiler. Düşman, savunma tabyalarını etkisiz hale getirdiği gibi boğazdaki mayın tarama ve temizleme işini de başarıyla gerçekleştiriyordu. Ama 7-8 Mart gecesi Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın Gemisi, sezdirmeden liman bölgesine tekrar mayın döşedi. Gerek mayınlar ve gerekse bataryaların atışlarıyla İtilaf Kuvvetleri birçok gemi kaybederek geri çekilmek zorunda kaldı.

    18 Mart hücumu karadan yardım görmedikçe Çanakkale'nin geçirilemeyeceğini gösterdiğinden İngiliz, Fransız ve Anzak' (Avusturya ve Yeni Zelanda Ordusu) lardan oluşan 70.000 kişilik bir kuvvet 25 Nisan 1915'te Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerinden karaya çıkarıldı. Bu karasal kuvvete 109 savaş, 308 taşıt gemisi ve özel çıkartma taşıtları destek verdi. Türk ordusu ise bu kuvvetlere karşı savunma görevini 5. Orduya verdi.

    Bütün bunlara karşın düşman kuvvetleri başarılı olamıyordu. İlk çıkarma günü Mustafa Kemal 17. piyade alayını Conbayırı' nda durdurdu ve Kocaçimen Tepesi' nin düşman eline geçmesini engelledi. Ardından Alçıtepe ve Arıburnu'na yapılan diğer bir saldırıyla da 5. Ordu kuvvetleri büyük kayıplar vermek pahasına geri püskürttü.

    Savaş tüm hızıyla sürdü ve deniz üzerinde de devam etti. Türk ordusunun Nurulbahir gemisi battı, Gülcemal vapuru yara aldı. Buna karşın İtilaf Kuvvetleri'nin Goliath zırhlısı battı.

    Haziran ayında Kanlı Siper Savaşları başladı. 50.000 kişilik Fransız ve İngiliz Ordusu, 25.000 kişilik Türk ordusu üzerine top ateşi desteğinde hücuma geçti. Bu hücum Çanakkale'de en kanlı savaş olmuştur. Çıkarmanın başlangıcından o güne değin Türk Ordusu 70.000'e yakın kayıp vermişti. Herşeye rağmen düşman ilerlemeyi başaramadı. Yeni hedef Anafartalar Platosu'nu ve Kocaçimen'i ele geçirmekti.


    noimage

    Anafartalar Zaferi
    İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda yeniden saldıra geçti ve Suvla kıyılarına baskın halinde çıkarma yaptı. Mustafa Kemal'in emriyle başlatılan süngü hücumunun peşi sıra düşman, siperlerinde bastırıldı ve ağır kayıplar verdirilerek geri püskürtüldü. Sonuçta Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazanmış oldu. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Başlangıçta üç gün içinde Çanakkale Boğazı'nı geçeceklerini sanan İtilaf Devletleri bunu başaramadıkları gibi çok ağır kayıplar vermiştir.

    Bu savaşlar Mustafa Kemal'in askeri deha ve yeteneklerini ortaya çıkarması açısından büyük önem taşır. O, bu savaşları tarihin en çetin savaşları olarak nitelemiştir. Savaş yorgunluklarına eklenen ağır bir sıtma da bu sırada Mustafa Kemal'i çok hırpaladı. Buna rağmen kesin sonucu almadan Çanakkale'den ayrılmak istemiyordu. 21 Ağustos savaşlarından sonra bütün cephede saldırıya geçerek düşmanı denize dökmek istedi. Bunun için ikmal ve desteğe gereksinimi vardı. Fakat ordu komutanlığı 'harcayacak tek bir erimiz bile yoktur' gerekçesiyle bu saldırıya izin vermedi. Bunun üzerine Mustafa Kemal grup komutanlığından istifa etti. İstifası kabul edilmedi ve hava değişimine çevrildi. Üzüntü içinde ve hasta olarak döndüğü İstanbul'da İngilizlerin bir gece sessizce Gelibolu yarımadasını boşaltıp çekildiklerini öğrendi (19 Aralık 1915). Mustafa Kemal'in rütbesi artık albaydı.

    Rakamlarla Çanakkale Savaş Kayıpları
    Çanakkale Savaşları 8,5 ay sürdü. İtilaf Devletleri, Çanakkale'ye önce 70.000 kişi göndermişlerdi. Sonradan bu kuvvet 500.000'e çıkarıldı. Bunun 400.000'i İngiliz, 79.000'i Fransız ordusundandı. İngilizlerin kaybı 115.000'i ölü, yaralı, esir ve memleketine gönderilen 90.000'i hasta olmak üzere 205.000 idi. Fransızların kaybı 47.000 idi. Türklerde ise ölü, yaralı ve hasta sayısı 252.300'ü buldu.

    I. Dünya Savaşı devam ediyor ...

    Muş ve Bitlis'in geri alınışı
    Mustafa Kemal bir süre İstanbul'da ve Sofya'da dinlendi. 1916 yılı başında Edirne'de 16. Kolordu komutanlığına atandı. Bir ay sonra aynı numara altında Muş ve Bitlis dolaylarında yeniden kurulan başka bir kolorduya nakledildi. Bu göreve girerken tümgeneralliğe yükseltildi (1 Nisan 1916). 16. Kolordunun savunmakla görevlendirildiği cephe, Van gölü güneyinde Çapakçur boğazına kadar seksen kilometre uzunluğundaydı. Doğu cephesinin kuzey kesiminde (Kafkas Cephesi) Erzurum kaybedilmişti. 3. Ordu Trabzon, Bayburt, Kopdağı çizgisine çekilmişti. Başkomutanlık, Rusların güneye sarkmasını önlemek için Diyarbakır'da yeni bir ordu toplamaya çalışıyordu (2. Ordu). Mustafa Kemal burada yalnız değildi. Kazım Karabekir Paşa ile beraberdi. Önce cephe hattını geri çekti, sonra ani bir saldırıyla Muş ve Bitlis'i geri aldı (6-7 Ağustos 1916). Kendisine altın kılıçlı imtiyaz madalyası verildi. 5 Mart 1917'de 2. Ordu komutan vekili, 18 Mart'ta da asaleten ordu komutanı oldu.

    Mustafa Kemal Sekerat'ta bulunan 2. Ordu komutanlığına gelince orada Ordu Kurmay Başkanı İsmet Bey'le (İnönü) tanıştı. Daha sonra Hicaz Kuvvei Seferesi komutanlığını alması önerildi. Şam'a kadar gidip durumu yakından inceledikten sonra bu görevi kabul etmedi ve Başkomutanlığa, Hicaz'ın bir an önce Hicaz'ın boşaltılmasını, oradan elde edilecek kuvvetlerle Suriye'nin desteklenmesini önerdi. Enver Paşa, Hicaz boşaltmasını Mustafa Kemal'e önerdi. Bu suretle Müslümanların kutsal makamını boşaltma işini Mustafa Kemal'e yaptırarak onu harcamaya bir kez daha girişmek istiyordu. Bu öneriyi kabule yanaşmadı, tahliyeden ve Suriye'ye yeni bir seferi kuvvet gönderilmesinden de vazgeçti.
#24.11.2006 17:48 1 0 0
#24.11.2006 15:54 0 0 0
  • Konu: V i c d a n
    adsiz

    Savrulan ; rüzgara yenik kurumuş Yapraklarda ara beni
    Hücuma kalkmış gözyaşların acı veren Çilesinde
    Bir Çocuğun ilk defa bir Sekerin tadına Baktığı anki sevincinde
    Sahipsiz ADSIZ Mezarlıkta ara beni

    Gülüm bulursan beni kalp gözün Açık Artık

    24 . 11 . 2006 (cuma)
    saat : 11:39

    asiz ( K.B )
#24.11.2006 11:41 0 0 0
#24.11.2006 11:19 0 0 0
#24.11.2006 11:14 0 0 0
  • Konu: Bu Ne
    Resamın beynindeki aynası
#24.11.2006 11:05 0 0 0
#24.11.2006 07:22 0 0 0
  • Konu: Yorumsuz
    Ben Şok oldum gördüğümde insanın kanı donuyor
#24.11.2006 06:16 0 0 0
#24.11.2006 04:51 0 0 0
  • Dunkel war's, der Mond schien helle...


    Dunkel war's, der Mond schien helle,
    schneebedeckt die grüne Flur.
    Als ein Wagen blitzesschnelle
    langsam um die runde Ecke fuhr.

    Drinnen saßen stehend Leute,
    schweigend ins Gespräch vertieft,
    als ein totgeschossener Hase
    auf der Sandbank Schlittschuh lief.

    Und auf einer roten Bank,
    die blau angestrichen war,
    saß ein blondgelockter Knabe
    mit kohlrabenschwarzem Haar.

    Neben ihm 'ne alte Schachtel,
    zählte kaum erst sechzehn Jahr,
    kaute eine Buttersemmel,
    die mit Schmalz bestrichen war.

    Droben auf dem Apfelbaume,
    der sehr süße Birnen trug,
    hing des Frühlings letzte Pflaume,
    und an Nüssen noch genug.




    Von der regennassen Straße
    wirbelte der Staub empor.
    Und ein Junge bei der Hitze
    mächtig an den Ohren fror.

    Beide Hände in den Taschen.
    hielt er sich die Augen zu.
    Denn er konnte nicht ertragen,
    wie nach Veilchen roch die Kuh.

    Holder Engel, süßer Bengel,
    furchtbar liebes Trampeltier.
    Du hast Augen wie Sardellen,
    alle Ochsen gleichen Dir.
#23.11.2006 21:49 0 0 0
  • Die einheitliche Feldtheorie

    Am Anfang, da war Aristoteles,
    und ruhende Objekte neigten dazu, weiter zu ruhen,
    und bewegte Objekte neigten dazu, zur Ruhe zu kommen,
    und bald kamen alle Objekte zur Ruhe,
    und Gott sah, dass dies langweilig war.
    Newton Dann erschuf Gott Newton,
    und ruhende Objekte neigten dazu, weiter zu ruhen,
    aber bewegte Objekte neigten dazu, in Bewegung zu bleiben,
    und Energie wurde erhalten, und Bewegung wurde erhalten,
    und Materie wurde erhalten,
    und Gott sah, dass dies konservativ war.
    Einstein Dann erschuf Gott Einstein,
    und alles war relativ,
    und schnelle Objekte wurden kurz,
    und gerade Objekte wurden gekrümmt,
    und das Universum war voller Trägheitsmomente,
    und Gott sah, dass dies relativ allgemein,
    einiges aber speziell relativ war.
    Bohr Dann erschuf Gott Bohr,
    und da war das Prinzip,
    und das Prinzip war das Quant,
    und alle Objekte wurden quantifiziert,
    aber einige Objekte waren immer noch relativ,
    und Gott sah, dass dies verwirrend war.
    Ferguson Dann wollte Gott Ferguson erschaffen,
    und Ferguson hätte vereinheitlicht,
    und er hätte eine Theorie ins Feld geführt,
    und alles wäre eins gewesen,
    aber es war der Siebente Tag, und Gott ruhte,
    und ruhende Objekte neigen dazu, weiter zu ruhen.
#23.11.2006 21:30 0 0 0