tebrikler...
Elinizde 3 bilye top var ama içlerinden biri diğer ikisine göre çok az da olsa hafif ve elinizde bir kefeli terazi var Sizden bu terazi ile bir tartışta bu hafif topu bulmanız isteniyor ama nasıl?
24 Temmuz 1954 tarihinde Ordu'da doğdu. Defans mevkiinde görev alan eski futbolcu, teknik direktör.
30 kez Türk Milli Futbol Takımı formasını giymiştir. Futbol hayatı boyunca Malatyaspor (1971-1974), Orduspor (1974-1977), Galatasaray (1977-1981), Fenerbahçe (1981-1986), kiralık olarak Diyarbakırspor (1986-1987) ve Sarıyerspor'da (1987-1989) forma giymiştir.
1990 yılında aktif futbol yaşantısını bırakıp teknik direktörlüğe başlamıştır. Birçok Anadolu takımını çalıştırmış olan Erdoğan Arıca, 2006/2007 sezon ortasında Gaziantepspor'un teknik direktörlüğüne getirilmiştir.
Oradan istifa edip 2007/2008 sezon ortasında Çaykur Rizespor'un teknik direktörlüğüne getirilmiştir.
Serdar Bilgili, 1963 doğumlu iş adamı ve BJK futbol takımı eski yöneticisi. 2000-2004 yılları arasında Beşiktaş futbol takımının yöneticiliğini yapan Bilgili, Süleyman Seba'dan aldığı bu görevi Yıldırım Demirören'e devretti.
Serdar Bilgili, 1963 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Ataköy İlkokulu'ndan sonra Robert Kolej'e girdi. Buradan mezun olduktan sonra Kaliforniya'da Redlands Üniversitesi'nde İşletme bölümüne girdi. Eğitimini tamamladıktan sonra 1983 yılı boyunca Viyana'da staj maksatlı çalışmalarda bulunduktan sonra 1984'de Türkiye'ye döndü. Tekstil, inşaat ve turizm alanlarında iş hayatına atıldı.
1992'de Süleyman Seba Başkanlığı'ndaki BJK Yönetim Kurulu'na seçilen Bilgili, klübün genel sekreterlik ve basın sözcülüğü görevlerini yürüttü. 26 Mart 2000'de yapılan seçimlerde Başkan seçilen Bilgili, takımın başına teknik direktör Mircea Lucescu'yu getirdi. 31 Mart 2002 seçimlerinde yeniden Başkan seçilen Bilgili 7 bin 363 geçerli oydan 4 bin 78'ini almıştı. Pascal Nouma ve Oscar Cordoba'nın getirildiği takım, yıldızlaşan oyuncu İlhan Mansız'la da birlikte 2002 ve 2003 yıllarında Süper Lig'de şampiyon oldu. Beşiktaş J.K. aynı zamanda 2000-2001 ve 2003-2004 sezonlarında UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katıldı.
Türkiye Süper Ligi 2003-2004 sezonunu başında 15 puan kaybeden Beşiktaş, şampiyonluğu'da kaybedince, yaşanan olumsuz olaylar ve taraftar baskısı nedeniyle Bilgili, 2004'de görevinden istifa etti. İstifası ardından yaptığı basın açıklamasının bir bölümü şu şekildedir:
Beşiktaş futbol takımına çok büyük yatırımlar yaptık. Yepyeni bir takım kurduk. 100. yılımızda Beşiktaş'ımızı çok onurlu bir şekilde şampiyon yaptık. Avrupa ve UEFA'da ilk defa çeyrek finali oynama kısmetini elde ettik. Ve beklide en önemlisi ben hayatımda hiçbir işi yarı yolda bırakmadım. Beşiktaş'ın en zor gününde 2001-2002 yılında parasal sıkıntımız olduğu dönemde, futbol takımının iyi gitmediği dönemde dimdik ayakta durduk ve savaşımız sonuna kadar devam ettik. Ve Allah'a çok şükür hedeflerimize ulaştık.
2004 yılının Ocak ayında seçime girdik başka bir aday çıkmadı ve göreve devam ettik. Seçime girmemizin sebebi de başladığımız işleri yarı yolda bırakmamak sonuna kadar Beşiktaş'ı en iyi noktaya getirmek, Avrupa'da herkesin saygı duyduğu, herkesin ceketini iliklediği Beşiktaş'ın oluşması için yaptığımız işleri, başladığımız işleri bitirmek üzere devam ettik. Ve hiçbir şekilde de yarı yolda bırakmadık.
Ben bu güne kadar onuruyla, haysiyetiyle yaşayan bir insanım. Bilerek hiç kimsenin hakkını yemedim. Beşiktaş başkanlığını dediğim gibi sadece Beşiktaş'a hizmet etmek için yaptım ve çok iyi niyetle yaptım. Devletle iş yapmadım. İhale peşinde koşmadım. Devlet bankasından kredi kullanmadım. Yani başka bir ifadeyle Beşiktaş başkanlığını kendi şahsi çıkarıma kullanmadım.
Hayatımın en değerli yıllarını verdim. 28 yaşından 40 yaşına kadar ailem, canımdan çok sevdiğim kızıma yeterli ilgiyi gösteremedim. Pazar günkü maçta benim şahsıma, aileme, haysiyetime, onuruma çok ağır hakaret edildi ve küfür edildi. En üzücü olanda bu hakaret ve küfürler Beşiktaş'ın sahibi olan kongre üyelerinin ağırlıkta oturduğu numaralı tribün, VIP tribün ve de localardan geldi.
Ben şahsen ve beraber mücadele ettiğim görev yaptığım yönetim kurulu arkadaşlarım adına bunları hak ettiğimizi düşünmüyorum. Bizler onurlu insanlarız bunları hazmedecek ve kaldıracak insanlar değiliz. Orası İnönü Stadı'dır, Beşiktaş'ın evidir, bizim evimizdir. Biz, bize küfür eden o insanlar için göreve geldik. Onurumuzla ve de haysiyetimizle de o görevi sürdürmeye çalıştık.
Benim bulunduğum koltuk Beşiktaş başkanlık koltuğudur. Beşiktaş başkanlık koltuğuna da bu şekilde hakaret edilmesine ben müsaade etmeyeceğim. Onuruma, haysiyetime, arkadaşlarıma, şerefime, aileme yapılan hakaretlerden dolayı ve Beşiktaş camiasındaki bu ortamdan dolayı Beşiktaş'ı önümüzdeki 1 ay içinde olağan üstü genel kurula getirme karar aldım. Ve yeni yapılacak olağan üstü genel kurulda seçimlerde aday olmayacağım.
Aslen Kahramanmaraş'lı olan Bilgili, Radisson SAS Oteli'nin ve 2007 sonunda hizmete girmesi planlanan W Hotels'in de sahibidir. Profosyonel olarak fotoğrafçılıkla ilgilenen Bilgili, kendi fotoğraflarından oluşan çeşitli sergiler açmıştır.
Yağmurlu bürgünde bir evde parti düzenlenir Partinin ilerleyen saatlerinde Ahmet Bey'in olmadığını farkederler Ertesi gün mahkemeye gidip olanları anlatırlar Hakim sorguya alınacaklarını söyler Bahçıvan şöyle anlatır:"Hava
yağmurluydu Kulübemde oturuyordum İçim sıkılmıştı hava almak için dışarı çıkım köke doğru köşkün bir camından içeriye bakmak için cama doğru yaklaştım cam buharlanmıştı camı sildim ve Fahrettin Beyi cinayeti işlerken gördüm der Sonra hakim yalan söylüyorsun ve katil sensin der Sizce neden hakim böyle söyledi?
No Tiyatrosu;
14. Yüzyılda Japon tiyatrosu, gelmiş geçmiş en büyük eserlerinden birini yarattı: No Tiyatrosu. No oyunları, baş karakterin duygularının ve düşüncelerinin bir ifadesi olan ağırbaşlı ve gösterişli dansların eşlik ettiği, Japon edebiyat klasiklerinin şiirsel dille sahneye uyarlanmış hali olarak başlar. No ile birlikte genelde Kyogen denen gülmece oyunları da icra edilir.
No tiyatrosunu gerşek bir sanat haline getirenler, iki oyun yazarı Kanami Kiyotsugu ve oğlu Zeami Motokiyo'dur. 1374 yılında bir Aşikaga şogununun, Zeami'nin performansını izlemesinden sonra No, Aşikaga yönetimi tarafından himaye altına alındı. Zeami, No tiyatrosunu saf ve asil bir sanat haline getirmesine rağmen, onun ölümünden sonra No, yaratıcı ruhunu ve enerjisini kaybederek standart bir tören haline geldi. Bugün sahnelenen birçok No oyunu, bu konudaki en büyük otorite olarak kabul edilen, Zeami'ye aittir. No, 1868 yılındaki Meici devriminden sonraki kısa bir dönem -yasaklanan şogun yönetimiyle bağları bulunduğu gerekçesiyle- ortadan kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ancak o güne dek oluşan özel izleyici kitlesi ve popülaritesi ile ayakta kalmayı başardı.
Geleneksel bir No tiyatrosu programı, şiir ve müzik eşliğindeki beş adet No oyunu ve müziksiz Kyogen skeçlerinin ard arda icra edilmesinden meydana gelir. No oyunları genelde tanrısal ve ruhani varlıklarla ilgilidir; savaşcıların ruhları, trajik kaderlerine mahkum kadınlar, deliler, şeytanlar... Aktörler genellikle maske kullanırlar. Kostümleri ise gözalıcı renk ve desenleriyle ayrıntılı ve zengin bir işçilige sahiptir.
No oyunu üstü kapalı bir sahnede sergilenir. Sahnenin şekli ve dekoru bütün No tiyatrolarında aynıdır. Oyuncular, üç tane küçük çam agacı dekorunun bulundugu köprü denen bir yoldan sahneye girerler. Sahnenin duvarında büyük bir çam ağacı resmi vardır. Dekorlar izlenimci tarzdadır. Örneğin bina, sandalye yada oyundaki diğer önemli nesneler taslak halinde yer alır. Seyirciler genelde sahne çevresinin iki tarafına, ender olarak da üç tarafına otururlar. Bütün oyuncular erkektir. Kadın karakterler canlandırılırken maskeler kullanılır. No oyunlarında sahnenin bir köşesinde koro bulunur. Oyunda herhangi bir rolü olmayan bu koro sadece danslar sırasında şarkılar söyleyerek oyunculara eşlik eder. Son yıllarda No oyunlarına kadın oyuncular da katılmaya başlamış, ayrıca kadın No toplulukları da kurulmuştur.
Kukla Tiyatrosu ve Kabuki;
15. Yüzyıl'ın sonlarında iki yeni tiyatro türü doğdu: Joruri ya da Bunraku denen Japon kukla tiyatrosu ve Kabuki. Japon kukla tiyatrosu başlıca üç elemandan olusur; kuklalar, oyundaki şarkıları ve kuklaları hem seslendiren hem de oynatan kuklacılar ve Şamisen sanatçıları. Japonya'nın en büyük oyun yazarı olarak kabul edilen Çikamatsu Monzaemon (1653-1724), özellikle kukla tiyatrosu dalında sanat değeri bakımında belki de dünyanın en iyi eserlerini vermistir. Kukla tiyatrosu için 50'nin üzerinde oyun yazan Çikamatsu'nun ünlü eserlerinden biri 1715 yılında yazdığı Kokusenya kassen (Kokusenya Savaşı) adlı oyundur. Kukla tiyatrosu 18. Yüzyıl'da en parlak dönemini yaşadıktan sonra popülaritesini yavaş yavaş Kabuki'ye kaptırmıştır.
Kabuki, kukla tiyatrosu ve No ile birlikte, Japon tiyatro sanatının en gözde üç türünden biridir. Kökleri 17. Yüzyıl'ın başlarına dayanır. Çesitli dönemlerde kısa süreler için yasaklanmış, ancak halktan gördüğü ilgiyle devam etmistir. Özellikle 18. yüzyıl sonrası gördüğü ilgi artmıs, daha sonra da Japonya'nın en popüler tiyatrosu haline gelmistir. No gibi Kabuki tiyatrosu da sadece erkekler tarafından icra edilir. Sahne oldukça geniş ve gösterişlidir. Dekorlar abartılı ve No tiyatrosunun aksine gerçeğe yakındır. Kukla tiyatrosu eserleri genelde Kabuki oyunlarında da kullanılır. Maskeler, makyajlar, kostümler ve dekorlar alabildiğine renkli ve canlıdır. En çok sahnelenen Kabuki oyunlarından biri Yoşitune Senbon-zakura'dır (Yoşitune'nin 1000 Kiraz Ağacı). Oyunda hemen hemen hersey bulunur: Aşk, ihanet, kahramanlık, cinayet, büyü, romantizm...Kabuki tiyatrosu bugün Japonya'da en popüler tiyatro sanatı olarak izlenmektedir. 1980 ortalarından sonra yurt dışında, özellikle ABD'de büyük bir izleyici kitlesi oluşmustur. Bugün, Kabuki grupları her yıl ABD'ye turneler düzenlemektedir.
Tüm bu klasik tiyatro sanatlarının dışında, 20. Yüzyıl'ın başlarından itibaren, hem Japon dilinde yazılmış hem de yabancı dillerden çevrilmiş batı tarzı tiyatro eserleri de gelişti ve ilgi gördü. Bazı 20. Yüzyıl oyun yazarları, gerek modern psikolojiyi kullanıp klasik Japon hikayelerini yeniden yorumlayarak, gerekse Macbeth gibi klasik batı eserlerini Kabuki tiyatrosuna uyarlayarak, Japon tarzı ile batı tarzı karışımı eserler yaratmaya çalıştılar. Bunlardan en ünlüsü Mişima Yukio'nun Beş Modern No Oyunu adlı eseridir. Diğer önemli bir modern uyarlama ise, Kinoşita Cunci'nin eski halk hikayelerinden derlediği Yuzuru'dur (Alacakaranlıkta Turnalar).