Axi_Sheytan1

Axi_Sheytan1

Üye
24.10.2009
Uzman Onbaşı
3.266
Hakkında

  • Çocuklarda okul, aile ve arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar depresyonu tetikleyebilir. Problem anne-babanın hoşgörüsü sayesinde çözülebilir....




    Ergen depresyonu, ergenlik döneminde yaşanan çalkantılı dönem içerisinde aile tarafından fark edilmeyebilir. Çünkü ergen depresyon tablosu aslında dönemsel özelliklere çok benzerdir. Ergenin tepkilerindeki ani değişiklikler veya duygusal yoğunluk yaşamasına neden olabilecek ağır yaşantılarda aile gözlemci ve dikkatli olmalıdır.

    İlgi azalması riski
    Ailede veya yakın akrabalarda benzer bir tablonun olması, genel ruh halinin kötümser, hassas ve alıngan olması depresyonun görülme nedenleri arasında olabilir. Çocuğun üzerinde bulunan stres faktörleri, okul, aile ve arkadaş ilişkilerinin çatışmalı olması veya ilişkilerde yaşanan değişiklerle, sevilen birinin vefatı ya da ağır hastalık da depresyon geliştirme riskini artırır. Çevrenin gösterdiği ilginin azalmasıyla, çocuğa yeterli sosyal desteğin verilmemesi de depresyon için tetikleyicidir. Okula başlama, okul değişimleri ve kardeş doğumu gibi yaşam düzeninde değişiklik gerektiren olaylar da risk artırıcıdır. Bahsedilen yaşantılara maruz kalmış çocukların depresyon geliştirmesi şart değildir. Ancak biyolojik alt yapı, çocuğun olayları yorumlama biçimi ve aile içerisinde gördüğü psikolojik destek düzeyi depresyonun gelişme ihtimalini doğrudan etkiler. Çocuklarda normal düzenden farklılaşmalar ile yukarıda bahsedilen her tür belirtide bir uzmana başvurulup profesyonel destek alınmalıdır. Çocuk yetiştirme yalnızca annebabanın sorumluğunda olmadığından, okulla iletişime geçilmesi öğretmeninin de çözümde katkısını sağlayacaktır. Anne ve babanın panik olmadan, sakin davranarak çocukla iletişimini artırmaları, problemin kökenini anlamak üzere soruna eğilmeleri gerekir. Çocuk makul bir kontrolle gözlem altında tutulmalı, gidişatı gözlenmelidir.

    Tekrarlayabilir
    Çocuk depresyonu uygun tedaviyle iyileşebilecek bir hastalıktır. Ergen için model alabileceği bir terapistin varlığı iyileşme sürecini hızlandıracaktır. Ailenin tedavi aşamasında uzmanla işbirliği içinde olması, verilen yönergeler çerçevesinde hareket etmesi çok önemlidir. Depresyonun kalıcı olmamakla birlikte, ailede görülen bir hastalıksa veya çocuk için olumsuz koşullar düzeltilmezse tekrarlama ihtimali yüksektir.
#24.10.2009 17:47 0 0 0
  • Çocukların eğitimi ile ilgili olarak bugüne kadar çok şey duymuş ve okumuştum. Bilhassa seneler önce Sızıntı dergisinde "Çocuklar alim olarak doğuyor" diye bir yazı okumuştum. Yazar, Amerikadaki ihtisası sırasında bazı profesörlerin, yeni doğmuş çocuklarla iletişim sağlamak için konuştuklarını ve bu konuşmaları çocukların kendilerine göre anladıklarını da ifade ettiklerini yazıyor, hatta çocukların anne karnında bile konuşulanlarla ilgilendiklerini ifade ediyordu. Biz bir ara STV'de Kur'an'ın bazı ayetleri üzerinde konunun mütehassısı bilim adamlarımızla sohbet programları yapıyorduk. Kur'an'da Kasas surasi'nin yedinci ayetinde geçen; Musa'nın annesine vahyettik ki: Onu (Musa'yı) emzir, başına bir şey gelmesinden korkuyorsan (bir sandık içinde) onu denize bırak."

    Prof. İbrahim Erkal Bey bu meselenin üzerinde durmuş ve demişti ki: "Anne, bebeği emzirirken şöyle eğik tutar. O sırada çocuk annesinin yüzünü görür ve emmeye başlar . İşte Musa Aleyhisselam'ın annesine çocuğu önce emzir, sonra sandık içinde Nil'e bırak buyuruluyor. Çocuklar emme sırasında annesinin yüzünün fotoğrafını çekip kafasına nakşeder ve unutmaz. Sütü emince, annesinin ve sütün kokusu da iyice içine sinip yerleşir.

    Daha sonra iki çeşit süt ayrı ayrı yastığa damlatılıp getirilse, çocuk annesine ait olanı hemen tanır. Zaten biz şimdi çocuk doğar doğmaz çıplak olarak annesinin kuçağına veriyoruz, vücutlarının temasını sağlıyoruz. İşte Kur'an'daki bu ifadenin sırrı şudur ki, Musa Aleyhisselam Nil Nehri'nden çıkarılıp Firavun'un sarayına getirildiği zaman, annesi gelinceye kadar hiçbir kadını emmedi. Ama annesi gelince hemen emmeye başladı. Çünkü ilk emzirmede şeklen onu tanımış, zihnine yerleştirmiş ve kokusunu hafızasına kazımıştı...."

    Emzirme sitilinin bile çocuğun karakter yapısına tesir ettiği, mesala annenin bir telaş sebebiyle emen çocuğu aniden çekmesinin onun güven duyusundan mahrum, atılımcı ruhtan yoksun bir insan olmasına sebep olduğu artık tespit edilen gerçeklerdendir. Bu gün en gelişmiş çocuk yetiştirme metodlarına bakacak oursak, onlara daha 2.5 aylık iken sırf resimleri bulunan kitapları gösterip okuyormuş gibi yorumlar yapmanın, bir süre sonra da gerçekten onlara kitap okumanın çok faydalı olacağını, kelime hazinelerinin gelişmesiyle birlikte zekalarınında gelişeceğini, lise ve üniversite çağlarında bunun onların analiz güçlerini de fevkalade yükselteceğini anlarız. Yani bunlar uygulanıp neticesi alınmış çalışmalardır.

    Çocuklara büyük insan muamelesi yapmak da onların, üretici bir anlayışla yetişip, özgürce davranarak kendi başlarına birşeyler ortaya koymalarını sağlıyor. Fakat bizde tam tersi oluyor. Hatta üniversitelerimizde bile bazı öğretim üyeleri çok yanlış bir tutum içinde bulunabiliyor
#24.10.2009 17:45 0 0 0
  • Sorunlu çiftlerin birlikte çift olarak başvurmaları mı yoksa bireysel başvuruları mı daha uygun olur?

    Çiftlerin problemlerinin çözülmesi daha sonra bireylerdeki problemlerin çözümüne de yol açacaktır. Sorun çoğu zaman tek tarafın hatasına bağlanmayacak kadar karmaşıktır.

    Sorun çoğu zaman tek tarafın hatasına bağlanmayacak kadar karmaşıktır.

    Eşlerden birinin hatasıyla başlayan süreç karşılıklı hataların yapılmasıyla ve hatalı bir davranışın bir diğer hatalı davranışa veya tutuma yol açmasıyla ilerler. Çözümünde karşılıklı çabalarla oluşturulması gerekir. Ancak eşlerden biri profesyonel yardım almayı reddediyorsa, ki bu durum ülkemizde çoğunlukla 'sorun sende, sen git' şeklinde yaşanır, o zaman eşler mevcut sorunun yüklediği stresle daha doğru bir şekilde mücadele etmek için bireysel olarak profesyonel yardım alabilirler.



    Ancak unutulmamalıdır ki, eşlerden birinin açıkça daha çok hatalı olduğunun görüldüğü durumlarda bile örneğin aşırı alkol aldığı zamanlarda davranışları kontrol etme güçlüğü çeken bir eş olabilir bu, yine her iki eşin de katkısı gerekir.
    'Benim sorunum yok, sen git' diyen eşlerin sorunlu bir eşe sahip olmanın da psikiyatrik yardım almayı gerektiren bir sorun olduğunu unutmamaları gerekir. Hatta daha ötesi, sorunlu bir eşi olduğunu düşünen bir eşe sahip olmak da bir sorundur.
    Diğer yandan bir çok zaman sorun eşlerden birinde olmaktan çok, eşler arasındaki ilişki biçimindedir. ilişki biçimi değiştirildiğinde sorun ortadan kalkar veya en az düzeye iner.

    Evlilik sorunlarının niteliği nedir, ya da sıklıkla görülenler nelerdir?

    Sorunlar elbette çok çeşitli fakat iletişimsizlik, iletişim eksikliği ve iletişim hataları oldukça önemli. Yapılan araştırmalar farklı cinslerin iletişim kurma tarzlarının da farklı olduğunu göstermektedir. Eşinizi eleştirmek veya hayal kırıklığı yaşamak yerine eşinizle nasıl iletişim kurduğunuzu ve nasıl kurmak gerektiğini öğrenebilirsiniz. Ve böylece karşınızdakinin söylediklerinizi anlamasını sağlayabilirsiniz.
    Siz ve eşiniz aynı sözcükleri kullanıyor olsanız bile çoğu kez kendinizi farklı bir dil konuşuyormuş gibi hissedersiniz. Herkes, eşini kendi konuştuğu dilin doğru olduğu varsayımına dayanarak yargılar: 'Yine neden konuşmuyorsun' diyen kadına kocası ' Ne oldu yine konuşmaya başladın' diyebilir.

    Evlilik terapisi ve aile terapisi aynı şey midir?

    Evlilik terapisi, evlilikle ilgili sorunların çözümüne yöneliktir ve eşlerle yapılır. 'Aile Terapisi' kavramı biraz daha geniş kapsamlıdır; bireysel terapi görenlerin iyileşmelerinde aile yapısının öneminin fark edilmesiyle ortaya çıkan bir psikoterapi şeklidir. Yeniden sorunlu aile ortamına dönen psikiyatrik hastalardaki kötüleşmenin, onları izleyen profesyoneller tarafından gözlenmesi ile aile terapisi yıllar içinde yapılandı ve gelişti.
    Aile terapisi başta çocukluk ve ergenlik çağı sorunları, uyum bozuklukları, depresyon, yeme bozuklukları, alkol - madde bağımlılıkları ve şizofrenide olmak üzere geniş bir yelpazedeki psikiyatrik hastalara uygulanmaktadır. Çünkü bu hastalıklar ailedeki ve aile dinamiklerindeki dengeyi bozmaktadır.

    Çiftlere öneriler

    &· Birbirinizle düzenli olarak konuşmayı alışkanlık haline getirin. Bunun için mümkünse bir periyot ve zaman belirleyin.

    &· Aşağıdakilere benzer soruları birbirinize ve kendinize sormaktan çekinmeyin:

    &· Benim yaptığım bazı şeyler seni rahatsız ediyor mu?

    &· Kendimiz ve birbirimiz için daha fazla neler yapabiliriz?

    &· Birlikte en son ne zaman gülüp eğlendik?

    &· Farklılıklarımızı birbirimizi rahatsız etmeden nasıl yaşayabiliriz?

    &· Bir konuda tartışmak zorunda kalırsanız sadece o anki sorunu ele alın, geçmiş dosyaları açmayın.

    &· Tartışma sırasında 'Sen hep, sen her zaman, sen hiç' gibi cümleler kullanmayın. Bu sorunu genelleştirir ve çözümü güçleştirir.

    &· Davranışı veya tutumu eleştiren, kişiye ve kişiliğe yönelik eleştirilerden kaçının.

    &· Gerektiğinde bir uzmana başvurarak profesyonel yardım almaktan çekinmeyin
#24.10.2009 17:44 0 0 0
  • Evlenmeyi planlayan çiftlerin cinsellikle, cinsel yolla geçen hastalıklarla ilgili ve genetik hastalıklar açısından bir danışma almaları hem aile planlaması hem de sağlıklı bir nesil oluşturulması için çok önemlidir. Böyle bir danışmada genel olarak cinsel organların anatomisi ve fonksiyonları hakkında bilgi alırken, üreme sağlığı ve fizyolojisi hakkında da bilgi sahibi olabilirler. Özellikle evlenecek kadının ilk kez bir cinsel tecrübesi olacaksa, evlenmeden önce yapılan bir jinekolojik muayene, olabilecek olumsuzlukları önceden tespitte yararlı olup, gerekli önlemlerin alınmasını mümkün kılar.

    Bu muayene ile örneğin kızlık zarının ve vagenin yapısal özelliği nedeni ile ilişkiyi imkansızlaştırması, yada zor olması yada fazlaca kanamaya yol açacak olması hatta bazen vagene kadar yırtık oluşması olasılığı önceden tespit edilebilir varsa bir enfeksiyon tedavi edilebilir.

    Bazen kızlık zarı tamamen kapalı, vagen hiç teşekkül etmemiş olabilir. Bunlar anatomik engellerdir. Bunun yanı sıra psikolojik engeller de vardır. Vaginusmus adı verilen sebebi daha çok şuuraltı sebeplere bağlı olan, cinselliği çağrıştıran her şeyde, vagen etrafındaki kasların aşırı kasılması ile birlikte bacaklarını da kasmasıyla cinsel teması imkansız hale getiren bir durumdur. Tedavisi hastayı bilgilendirme ile başlar, yapısal bir problem veya ağrıya neden olacak faktörler varsa giderilir sorun hala devam ediyorsa psikolojik tedavi önerilir. Eşlerden herhangi biri ilişkide ağrı duyuyorsa problem var demektir.

    Erkeklerde de en sık karşılaşılabilen sorun sertleşme olmamasıdır. Yine altında yatan çoğunlukla psikolojik nedenlerdir. Özellikle ilk evlilikteki ilişkide bu konunun takip edildiğinin bilinmesi olumsuz etkileyebilir. Her iki eşinde bulundukları yer bakımından gizlilik güvenliği olması , sorunu önemli ölçüde çözer. Ancak diyabet ve bazı sinir sistemi ile ilgili rahatsızlıklar da bunlara neden olabilir. Bu sorun devam ettiğinde mutlaka öncelikle bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır.

    Bu konuların çiftler tarafından bilinmesi, ilk cinsel beraberlikle ilgili endişe ve korkuların giderilmesine katkı sağlar. Ayrıca karşılaşılan sorunlarda ne gibi tedbirler alabilecekleri veya neler yapabileceklerini öğrenmiş olurlar.

    Cinsel yaşama başlarken en çok endişe duyulan konulardan biri istenmeyen gebelik oluşması olabileceği gibi, gebelik olmayacağı endişesi de olabilir. Bu nedenle en doğrusu bir jinekolog doktor muayenesini takiben önerilen bir yöntemle istenmeyen gebelikler için önlem alınmasıdır. Özellikle ileri yaş evliliklerde, belki de gebe kalabilmek bakımdan güçlükler olabilir. Bu nedenle eğer ilerde çocuk planlanıyorsa geç kalmamak için bir kadın-doğum uzmanına danışarak ne kadar bir erteleme yapabileceklerini öğrenmelidirler. Çocuk istediklerinde bazen geç olabilir. Kısırlık araştırmalarında yapılan bazı testlerin erken dönemde yapılması gerekebilir.

    Erkekte belirgin olmamakla birlikte kadında belirgin bir şekilde otuz yaş üzeri yumurtalık sayısı ve kalitesi önemli ölçüde azalmakta bu da bir ay içindeki gebe kalabilirlik oranı olan %20 nin azalmasına yol açmaktadır.GEBELİKTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
    Üreme sağlığı hizmetlerinin insan hakları kapsamında düşünülmesi ve sunulması gerekmektedir. Kadın ve erkek üreme konusunda bilgilendirilmeli,üvenli, maddi külfet getirmeyen, çiftlerin sağlıklarını tehlikeye sokmayan yöntemler tercih edilmelidir. Aile planlaması yöntemleri doğal yöntemler (geleneksel yöntemler) ve modern yöntemler olarak iki grupta toplanabilir.

    Doğal yöntemlerin kullanılması için çiftlerin her ikisinin de bu konuda gönüllü ve uyumlu olması, gebe kalma ihtimalinin olduğu günlerde ilişkide bulunmamaları, kadının adetlerinin düzenli olması gerekmektedir.

    Doğal aile planlaması yöntemleri:

    1.Takvim yöntemi
    2.Geri çekme yöntemi
    3.Vajinal yıkama

    1.Takvim yöntemi: Adetleri düzenli olan kadınların gebe kalacakları ve kalamayacakları günleri hesaplayarak matematiksel formüle dayanan geleneksel bir yöntemdir. Ancak, stres ve hastalık gibi adet döneminin uzunluğunu etkileyen durumlardan dolayı güvenli bir yöntem değildir. Ayrıca genç yaşlarda, menopoza yakın ve doğum sonrası dönemlerde düzensiz sikluslar nedeni ile bu yönteme güvenilmez.

    2.Geri çekme yöntemi: Halk arasında bu yönteme dışarı boşalma ve dikkatli olma gibi isimlerde verilir.Yöntemin başarısı çiftin motivasyonuna bağlıdır.

    3.Vaginal yıkama: Pek çok kadın vajina duvarındaki spermleri atmak için ilişkiden hemen sonra vajinayı suyla yıkar ve gebeliğin önleneceğine inanır. Bu yöntem tamamen etkisizdir.

    Modern aile planlaması yöntemleri:

    1.Bariyer yöntemler (Kondom, Diyafram, Spermisitler )
    2.Hormonal yöntemler(Doğum kontrol hapları, Enjeksiyonlar, Deri altı implantları)
    3.Rahim içi araçlar

    1.Bariyer yöntemler:

    Kondom: Cinsel ilişki esnasında penise takılan bir kılıftır. Erkeğin sperminin vajene girmesini engeller. Pahalı değildir ve kolay temin edilebilir. AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

    Diyafram: Cinsel ilişkiden önce vajene yerleştirilir. Kenarları bükülebilen kubbe şeklinde bir araçtır. Diğer yöntemleri kullanamayanlar tarafından tercih edilebilir.

    Spermisitler: Spermleri etkisiz hale getiren vajene yerleştirilen kimyasal maddelerdir.

    2.Hormonal yöntemler:

    Doğum kontrol hapları: Her gün sabit miktarda kadınlık hormonlarının dolaşıma girmesini sağlarlar. Böylece yumurtanın uyarılması engellenir ve yumurtlama baskılanır. Her gün düzenli olarak almayı gerektirir. Hap alımı unutulduğunda istenmeyen etkiler gelişebilir.

    Enjeksiyonlar: Aylık ve üç aylık iğneler şeklindedir. Enjeksiyon yöntemini kullanım kolaylığı nedeniyle son yıllarda tercih nedeni olmuştur.

    Deri altı implantları: Üç santim boyutunda kolun iç yüzüne cilt altına yerleştirilen silikon kapsülden oluşan korunma yöntemidir. Eğitim görmüş sağlık personeli tarafından poliklinik şartlarında uygulanır. Süresi dolan implantın çıkarılması takılması gibi eğitim görmüş personel tarafından yapılmalıdır. Kapsüller deri altına yerleştirildikten sonra düzenli olarak hormon salgılar. Kadından kadına farklılık gösterecek şekilde adet değişiklikleri olabilir.

    3.Rahim içi araçlar:
    İnsan vücuduna zarar vermeyen, rahim içine yerleştirilen küçük bükülebilir araçlardır. Etkinliğini artırmak için içine bakır tel sarılı yada hormon emdirilmiş tipleri vardır. Gebelikten koruyucu etkileri yüksektir. Güvenli ve kullanılışlıdır. Uygulama ve çıkarma işlemi eğitimli personel gerektirir
#24.10.2009 17:42 0 0 0
  • Saatlerce masa başında aynı pozisyonda çalışmak, bilinçsiz şekilde yapılan spor, bel ve boyunla ilgili bir dizi rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Günümüzde, doğru şekilde oturmayı sağlayan ve kasları çalıştıran tedavi topları iyileşmeyi hızlandırıyor. Kas-iskelet sistemi bozuklukları için uzmanlar da, topu üzerinde yapılan egzersizleri öneriyor. Bu toplar, sürekli aynı pozisyonda oturmaya engel oluyor. İdeal duruş sağlanıyor. Bütün kaslar çalışıyor. Vücudun kimi zaman dik kimi zaman kambur durmasını desteklediği için ideal oturuş sağlanıyor.
    Saatlerce masa başında aynı pozisyonda çalışmak, bilinçsiz şekilde yapılan spor, bel ve boyunla ilgili bir dizi rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Günümüzde, doğru şekilde oturmayı sağlayan ve kasları çalıştıran tedavi topları iyileşmeyi hızlandırıyor. Kas-iskelet sistemi bozuklukları için uzmanlar da, topu üzerinde yapılan egzersizleri öneriyor. Bu toplar, sürekli aynı pozisyonda oturmaya engel oluyor. İdeal duruş sağlanıyor. Bütün kaslar çalışıyor. Vücudun kimi zaman dik kimi zaman kambur durmasını desteklediği için ideal oturuş sağlanıyor.
    Sürekli dik oturmak vücudu yoruyor
    Toplumda dik oturmanın sağlıklı olduğu inanışı var. Oysa, tıp dünyası bu düşüncenin yanlış olduğu konusunda hemfikir. Çünkü sürekli dik oturmak da vücudu yoruyor ve ağrıya neden oluyor.

    İdeal oturuş nasıl olmalı?
    Masa başında çalışanlar, masaya çok küçük bir eğim vererek daha dik oturmaya zemin hazırlayabilirler. Bütün gün dik ya da kambur şekilde oturmayın. Biraz eğik biraz dik oturun. Ne kadar çok hareket ederlerse sabit duruştan ve bu nedenle ortaya çıkan ağrılardan kurtulmuş olurlar. Sabit şekilde çalışanlar, ağrının oluşmasına zemin hazırlıyor. Bu kişiler yarım saatte bir hareket etmeliler. Dik durması önerildiğinde kişi, sopa yutmuş gibi oturuyor. Algı eğitimi alan hasta ise omurlarını önce aşağıdan yukarı sonra yukarıdan aşağıya teker teker hareket ettirmeyi öğrenerek aşamalı bir şekilde dik oturuyor. Bunun sonunda dik oturduğu için sırtı ağrımıyor. Üç hafta sonra uzman direktiflerine ihtiyaç duymadan omurlarını istediği gibi hareket ettiriyor.

    Egzersiz sonrasında ağrıya dikkat!
    Bel fıtığı ve ağrı, duruş bozukluğuna ya da aşırı kullanmaya bağlı yüklemelere vücudun herhangi bir dokusunun verdiği reaksiyondur. Egzersiz programları kişilerin tespit edilen problemlerine yönelik olmalı. Bel fıtığı vakalarına sürekli yatakta egzersiz veriliyor. Günün tamamı yatakta geçmiyor. Egzersiz programları kişinin yaşam biçimine uygun olmalı. Yazılı materyal verip kişinin bunu uygulaması beklenemez. Egzersiz kesinlikle ağrısız olmalı. Ağrı, yanlış bir uygulamanın yapıldığını işaret eder. Amaçı ağrı değildir. Eğer ağrı varsa, egzersiz sırasında kişinin ağrısı artıyor, ağrı 3-4 saat devam ediyorsa bu yapılan işlemin yanlış olduğunu gösterir.
#24.10.2009 17:33 0 0 0
  • Yulaflı Maske


    Malzemeler:


    2 çorba kaşığı yulaf unu,
    2-3 çorba kaşığı pişmemiş sütün kaymağı,
    2 bardak saf su ya da yağmur suyu
    ayrıca: 2 ölçü süt ve 4 ölçü su karıştırılır.Yulaf 2 bardak suyla bulamaç gibi pişer. Süzülen su ileride kullanılmak üzere bir kenara konur. Yulaf bulamacı çiğ sütün kaymağı ile yumuşak bir macun haline getirilerek üze ve boyna sürülür. 20-25 dakika sonra yüz önce süzülen yulaf suyuyla, sona da sulandırılmış sütle çalkalanıp kurutulur. Bu mask cildi hem besler, hem de yumuşatır. Ciltleri duyarlı olanlar u masktan yararlanabilirler.
#24.10.2009 17:12 0 0 0
  • Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr Hüseyin Çelik, kara üzümün kadınların güzellik iksiri olduğunu söyledi
    Doç Dr Çelik, "Kadınlar kara üzümü ezip cilt maskesi olarak yüzlerinde bir saat beklettiklerinde belli bir süre sonra belirgin bir gençleşme gözlenir'' dedi

    Kara üzümün yapısında bulunan vitaminler, minareller, potasyum, magnezyum ve demirin bağışıklık sistemlerini kuvvetlendirdiğini söyleyen Doç Dr Çelik, diğer özelliklerini de şöyle sıraladı:

    "Kara üzüm yağların erimesine yardımcı olarak cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlar İçerdiği maddeler sayesinde güzellik iksiri olarak nitelendirilen kara üzüm aynı zamanda zayıflama rejimlerinde de rahatlıkla kullanılabilir Kadınlar kara üzümü ezip yüzlerine maske yapabilirler Ezilmiş kara üzümü bir saat yüzlerinde beklettiklerinde belli bir süre sonra belirgin bir gençleşme gözlenir''

    Kara üzümün şifa kaynağı olduğunu belirten Doç Dr Çelik, öğleden sonra düşen vücut ve beyin performansının bir bardak üzüm suyu veya bir salkım üzüm ile artırılabileceğini söyledi Kara üzümün beyin hücrelerini zenginleştirdiğini de dile getiren Doç Dr Çelik, "Öğleden sonra bir salkım üzüm yemek yavaşlayan beyin aktivitesini güçlü hale getirmek için çok faydalı Herkese kara üzüm yemesini tavsiye ediyoruz'' dedi
#24.10.2009 17:01 0 0 0
  • Cildinizi sıkılaştırmak ve sarkmaları engellemek için amino asit içerikli ve albümin içeren yumurta akı ile cildinize lifting etkili maske uygulayın.
    MALZEMELER:
    *-2 yumurta akı

    *-1 çorba kaşığı toz şeker


    2 yumurta akını 1 çorba kaşığı toz şekerle kar halinde çırpın. Hazırladığınız bu karışımı temizlenmiş cildinize pamukla masaj yaparak sürün.

    15-20 dakika bekleyip ılık suya batırılmış pamukla temizleyin. Ilık suyla yıkayıp havlu ile tampon yaparak kurulayın.
    __________________
#24.10.2009 16:49 0 0 0
  • Pratik akne tedavisi :Aknelerden kurtulmak için kolay uygulanabilecek bir formül;

    1) Portakal Kabuğunu rendeleyerek iyice ezdikten sonra içine bir çay kaşığı kabartma tozu ilave ederek karıştırın.
    İsterseniz içine 1-2 damla Portakal suyu ilave edebilirsiniz.Bu karışımı 4 gün süre ile Akne olan bölgelere sürün
#24.10.2009 16:46 0 0 0
  • 6 adımda manikür
    Kuaföre gitmekten bıktım diyorsanız işte size evde kolayca uygulayabileceğiniz pratik manikür rehberi
    1) Tırnaklar için yapılmış özel tahta çubuklar yardımı ile tırnak etlerini geriye doğru hafifçe itin. Bu çubuğun ucuna kütikül giderici losyon damlatırsanız daha iyi olur.
    2) Çift taraflı bir törpü kullanarak, yumuşak hareketlerle tırnaklarınızı şekillendiriz. Doğru törpüleyip törpülemediğini öğrenmek için tırnaklarınızı eski bir kilotlu çorap üzerinde gezdirin. Eğer tırnaklarınız takılmıyorsa doğru yoldasınız.

    3) Törpüleme işlemi bittikten sonra ellerinizi sıcak suda 15 dakika bekletin. İçine de bir miktar şampuan yada yarım limonun suyunu ekleyebilirsiniz. Etleriniz yumuşadığında ellerinizi sudan çıkart.

    4) Kütikül giderici bir kremle tırnaklarınıza masaj yapın. Sıra geldi yumuşattığınız tırnak derinizi kesmeye Bunun için kütikül makasına ihtiyacınız olacak. Çok yavaş hareketlerle yaparsanız zarar vermemiş olursunuz.

    5) Asetonlu pamukla tüm tırnak yüzeyini ovun. Bir kalıntı olup olmadığını kontrol edin. Hiç bir şey kalmadığında tırnaklarınız oje için hazır demektir. Bunlardan da kurtulduktan sonra el kremiyle ellerinize masaj yapın.

    6) Renk zamanı! Fırçanın üzerine küçük bir miktar oje alın ve tırnağınızın ortasından başlayarak boyayın. Tırnak üç darbede tamamen boyanmış olmalıdır. İkinci katı sürmeden önce birkaç dakika beklemeyi unutmayın.
#24.10.2009 16:43 0 0 0
#24.10.2009 13:45 0 0 0