Axi_Sheytan1

Axi_Sheytan1

Üye
24.10.2009
Uzman Onbaşı
3.266
Hakkında


  • Dudak şekillendirme uygulaması
    dudakları daha iyi tanımlayabilir, düzensiz dudak çevresini düzeltebilir, Ruj ve parlatıcının "akmasına" mani olabilir,
    dolgun dudaklar sağlayabilir,
    yara izlerini gizleyebilmektedir.

    Dudaklara renk ve çevre çizgisi uygulaması dudak şeklini vurgulayabilir veya değiştirebilir

    KALICI DUDAK MAKYAJININ UYGULANDIKTAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

    Uygulamanın tam anlamıyla kalıcı olması bazı şeylere dikkat edilmesini gerektirir. Alfa- hidroksi, retin-a ve glikolik asit, kalıcı makyaj uygulanan bölgelerden uzak tutulması gereken maddelerdir. Aksi halde etki azalabileceğinden belli sürelerde ekstra bakım gerekebilir. Dudaklara koruyucu sürmek gibi bazı önlemler makyajın kalıcılığını artıracaktır.

#28.10.2009 19:16 0 0 0
  • Fazla büyük gözler normalleşir.
    + Bitişik gözler daha ayrık görünür.
    + Küçük gözler daha büyük görünür.
    + İddiasız gözler ortaya çıkar.
    Kalıcılık

    Kalıcı göz makyajı uygulamalarının sağlıklı bir şekilde gerçek anlamda kalıcı olması için bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Makyajın kalıcılığını etkileyebilecek durumlar şunlardır:

    + Güneş ışınlarına direkt ve uzun süre maruz kalmak
    + Solaryum uygulaması
    + Cildin fazla kuru olması
    + Uyuşturucu ve sigara
    + Stres veya ağır toplantılar

    Bunlara karşı göz kapaklarına korumalı krem kullanmak, eye-liner uygulanmış gözlerde güneş gözlüğü takmak gibi önlemler kalıcılığı arttırır.
#28.10.2009 19:13 0 0 0
  • Evet arkadaşlar __

    Cilt kusurlarımız için bu pratik ve kolay bilgilerle artık muhteşem bi cilde kavuşmak hayal değil...


    1-)Biraz pamuğa bir kaç damla limon damlatarak yüzünüze uygulayın.Bu çok pratik yöntem yüzünüzdeki sivilceleri kurutur ve yeniden oluşmasını engeller..

    2-)Bir kase yoğurt a bir kaç damla limon damlatıyoruz ve iyicene karıştırıyoruz.Bu karışımı yüzümüze uyguluyoruz ve kuruyuncaya kadar bekliyoruz.Yüzümüzde kuruyan maskeyi su ile duruluyoruz.Limon cildimizdeki sivilceleri yok eder.Yoğurt yüzümüzü yumuşacık yapar.Deneyin güzelliğinizin farkına varın. ;)

    3-)Bildiğimiz kuru softa tuzu ile yüzümüzü güzelce ovarsak, peeling yapmış oluyoruz.3-5 dk ovup sonra duruluyoruz ve bebek gibi bir cilde sahip oluyoruz =)

    4-) Papatya sayesinde siyah noktalara savaş açalım. =) Kurutulmuş papatyayı suda iyicene kaynatıyoruz ve kaynayan suyun buharıyla cildimize buhar maskesi uyguluyoruz.Pamuğu papatya çayına batırıp yüzümüze sürüyoruz ve kuruyuncaya kadar bekliyoruz.Sonra yüzümüzü ılık su ile duruluyoruz.Farkı sizde görüceksiniz ay gibi parlıyor. :)

    5-)Yemeklerde kullandığımız ayçiçek yağı bize yardımcı olucak.Pamuğa biraz ayçiçek yapı ekleyip yüzümüze masaj yaparak sürücez.Ama gece yatarken yaparsanız sabah yüzünüzün beslendiğini göreceksiniz. __

    6-)Üç günde bir eriyinceye kadar buz kalıbını yüzünüzde gezdirdiğimiz zaman hem yüzünüzün canladığını hemde dolaşımınızı hızlandırabilirsiniz.

    7-)Yumurta akını iyice çırptıktan sonra içine bir çay kaşığı limon katın ve bekletmeden yüzünüze ve boynunuza sürün.Yağlı ciltler için birebirdir.

    8-)Salatalıklar bir mucize diyebilirim.

    - Salatalıkları dilimleyerek cildinize koyarsanız cildinizi hem yumuşatıyor hemde nemlendiriyor.Ciltteki kaşıntıları,kırışık,sivilce ve lekeleri gideriyor. =)

    9-)Günde en az 2 litre su için.Bakın cildiniz nasıl da güzelleşiyor...

    10-)Bol bol meyve yiyin.Sigara içmeyin.Spor yapın ve sabahları en az 1 saat yürüyüş yapın......



    Bunlar benim sizlere tavsiyelerim.
    Çoğunu uyguladım ve güzel sonuçlar aldım.
    Umarım bu bilgilerle istediğiniz cilde sahip olursunuz.

    NoT:Bu 10 madde sizin cildinize çok faydası olacaktır.Ama cilt doktoruna gitmeyi de ihmal etmeyin.



    :
#28.10.2009 18:53 0 0 0
  • 1.)Deniz Seki kahvesinin telvesini yüzüne sürüyomuş ve cildi arındırıyomuş.Yani önce az şekerli bi kahve keyfi yapcaksınız sonra onu yüzünüze sürceksiniz.

    2.)Cildiniz için:Strese girmeyin.
    Cildinizi onarın.
    Bol bol nemlendirin.

    3.)Bol bol meyve sebze yiyin.Çünkü meyve sebze cildinizi yeniler.

    4.)Ellerinizi ve ayaklarınızı daha güzel göstermek istiyorsanız yarım limon
    suyu 2 çay kaşığı tarçın ve 2 çorba kaşığı zeytinyağını birleştirip sürün.

    5.)Dudaklarınız sık sık çatlıyosa elinizle yavaş yavaş ovuşturun.
    6.)Gece yatarken birkaç damla limonla bir kahve fincanı yoğurdu birleştirip yüzünüzde 20 dakika bekletin.Sabah kalktığınızda cildinizdeki güzelliği farkedeceksiniz.

    7.)Üzüm taneleri cildi çok iyi temizler.

    8.)Gözleriniz şişse rahatlatıcı losyona batırdığınız pamuğu gözlerinizde en az 10 dakika bekletin.
#28.10.2009 18:49 0 0 0
#28.10.2009 17:48 0 0 0
#28.10.2009 17:36 0 0 0
  • Akbank Yönetim Kurulu Başkanı

    Suzan Sabancı Dinçer, 1997 yılından bu yana Akbank Yönetim Kurulu'nda Murahhas Üye olarak görev yapmaktadır. 1989 yılında Akbank'ta Hazine Bölüm Başkanı olarak görev alan Sabancı Dinçer, 1994 yılında Hazine'den Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine, 1997 yılında ise Fon Yönetimi ve Uluslararası İlişkiler'den sorumlu Murahhas Üye olarak Yönetim Kurulu'na atanmıştır. 2000 yılından itibaren Banka ile ilgili tüm konularda yetkilidir. Suzan Sabancı Dinçer, lisans öğrenimini İngiltere'deki Richmond College'de Finans ve Uluslararası Pazarlama üzerine yapmıştır. Sabancı Dinçer, ayrıca ABD'de Boston Üniversitesi'nden İşletme dalında lisansüstü (MBA) dereceye sahiptir. Lüksemburg Fahri Konsolosu olan Sabancı Dinçer, aynı zamanda Citigroup Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi'dir.
#28.10.2009 17:34 0 0 0
  • Arzuhan Yalçındağ kimdir-Arzuhan Yalçındağ hayatı,biyografisi


    Arzuhan Doğan Yalçındağ, profesyonel iş hayatına 1990 yılında Milpa bünyesinde, Alman Quelle firması ile birlikte Mail Order şirketini kurarak başladı ve 1992 yılına kadar bu şirkette yöneticilik yaptı. 1993-1995 yılları arasında Alternatif Bank'ın kuruluş çalışmalarına katıldı ve bankanın faaliyete geçmesiyle beraber Yönetim Kurulunda yer aldı.

    1995-1996 yılları arasında, Milliyet Dergi Grubunun yönetiminde görev alan Arzuhan Doğan Yalçındağ, Finans Bölümünün sorumluluğunu üstlendi ve 1996 yılında Kanal D'de çalışmaya başladı. Halen Doğan TV ve Radyolarda CEO ve Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini sürdüren Arzuhan Doğan Yalçındağ, 1999 yılında CNN International ile Doğan Yayın Holding arasında haber kanalı kurulması yönündeki çalışmaları başlattı ve proje Amerikalı Time Warner Grubu ile ortak olarak 2000 yılında CNN TÜRK adıyla yayın hayatına başladı.
    Yalçındağ, Aydın Doğan Vakfı'nın kurucularından olup, Yönetim Kurulu Üyeliği görevine halen devam ediyor.

    Aynı zamanda, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Türk-Amerikan İş Adamları Derneği, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Kadın Girişimciler Derneği Kurucu Üyeliği görevlerini de sürdüren Yalçındağ, Avrupa Birliği için Kadın İnisiyatifinin Kurucu Başkanı olarak da Türkiye adına AB ülkelerinde lobi çalışmaları yürütüyor.

    Arzuhan Doğan Yalçındağ TÜSİAD'ın yeni başkanı seçildi. TÜSİAD'ın tarihindeki ilk kadın başkan olan Arzuhan Doğan Yalçındağ, 'Başkanlık görevinin bana verilmesini büyük bir onur olarak değerlendiriyorum' dedi.
#28.10.2009 17:31 0 0 0
#28.10.2009 17:25 0 0 0
#28.10.2009 17:25 0 0 0
  • Hafta Hafta Hamilelik
    Her hamilelik birbirinden farklı olsa da ve gelişim hızları değişiklik gösterse de genel olarak hamilelik sürecinde 21. haftadan itibaren anne adayında ve bebekte meydana gelecek değişimleri aşağıdaki makalede hafta hafta olarak inceleyebilir, yapılması gerekenler hakkında öneriler bulabilirsiniz.

    21. HAFTA

    Bebeğiniz...

    Bebeğin boyu 18 santim ve ağırlığı yaklaşık 300 gramdır. Bebeğinizin kırmızı kan hücreleri üretilmeye başlanır ve dilindeki tat alma duyusu gelişimine devam eder. Önemli gelişmelerden biri de kalp kasının güçlenmesidir.

    Siz...

    Kilonuz bu haftadan sonraki 10 hafta içinde hızla artar. İştahınızda bir artma olabilir ve metabolizmayı desteklemek için günlük ekstra 500 kalori daha almaya ihtiyacınız olabilir. Tek çeşit yiyecekler değil, çeşitli gıdalar ile beslenmek ve kilo yapıcı besinlerden kaçınmak gerekir. Gün içerisinde ayaklarınızda ve bileklerinizde şişme görülebilir. Bol su içmek ve iki saatten fazla ayakta kalmamak faydalı olabilir. Eğer başlanmadıysa bu hafta itibariyle demir almak faydalı olabilir.

    22. HAFTA

    Bebeğiniz...

    Bebeğin boyu 19 santim ve ağırlığı yaklaşık 350 gramdır. Bebeğiniz bu dönemde sizin seslerinize tepki vermeye başlayabilir. Beynindeki gelişim ve dokunma hissinin gelişmesi ile bebeğiniz artık vücudunu ve çevresini öğrenmeye başlamıştır. Elini ağzına götürebilir, bacaklarını tutabilir. Bu öğrenme süreci, doğum sonrasında da devam edebilir.

    Siz...
    Bu hafta da artan kan miktarınızdan dolayı kanınızın sıvılaşması ve fizyolojik anemi gelişebilir. Yapılacak bir kan sayımı ile tespit edilebilir. Bu durum normaldir. Demir alınırsa ile ciddi bir anemiden kurtulmak mümkündür. Karnınızdaki büyümeden dolayı beliniz içeri doğru genişleyebilir ve vücudun denge merkezi kayabilir. Dengenizi sağlamakla güçlük çekebilirsiniz. Bu dönemlerde bel ağrısı hissetmeniz normaldir. Topuklu ayakkabı giymekten kaçınılmalıdır.

    23. HAFTA

    Bebeğiniz...

    Bebeğin boyu 20 santim ve ağırlığı yaklaşık 450 gramdır. Artık tamamen küçük bir insan görünümünde olan bebeğiniz, sizi duyabilir. Ve artık hareketleri de dışarıdan görülebilir hale gelmiştir. Gözleri tamamen gelişmiş olmasına rağmen göz rengi belli değildir. Bebeğinizin pankreası, insülin salgılamaya başlamıştır.

    Siz...
    Yavaş ve sürekli olan kilo artışı devam eder. Bacaklarınıza kramp girmesi bu haftalarda normaldir. Kalsiyum ve magnezyum almanız krampları azaltacaktır. Bebeğiniz karnınızda takla alıyormuş gibi hissedebilirsiniz.

    24. HAFTA

    Bebeğiniz...

    Bebeğin boyu yaklaşık 21 santim ve ağırlığı yaklaşık 530 gramdır. Bu haftalarda erken doğan bebekler, yoğun bakım ortamında yaşatılabilir. Ancak önemli olan bu dönemde doğan bebeklerin görme, işitme ve zihinsel gelişimlerinin nasıl etkileneceği bilinmiyor. Bu haftalarda bebeğin akciğerlerindeki damar yapıları olgunlaşır ve hemen tüm organları, fonksiyonlarını yerine getirebilir.

    Siz...

    Bu dönemlerde hormonların etkisi ile birtakım diş eti rahatsızlıkları görülebilir. Diş eti kanamaları artabilir. Daha ileri boyutlarda diş dökülmesi görülebilir. Yine hamileliğe bağlı olarak gelişen şeker hastalığının araştırılması için bu haftalarda yapılması gereken, şeker tarama testidir. Doktorunuzdan erken doğum ile ilgili belirtilerin neler olduğu ve neler yapılması gerekliği hakkında bilgiler almanızda fayda var.

    25. HAFTA

    Bebeğiniz...

    Bebeğinizin boyu yaklaşık 22 santim ve ağırlığı ise yaklaşık 750 gramdır. Bu hafta da dopler ultrason ya da steteskop ile doktorunuz bebeğinizin kalp atışlarını duyabilir. Bebeğinizin cinsiyeti ile ilgili değişimler tamamlandı. Erkeklerde testisler skrotum (erbezi torbası) içine yerleşir, kızlarda ise vajina oluşur. Omurga sistemi tüm kemikler, eklemler ve bağlar tam olarak şeklini almış durumdadır. Akciğer ve damar sistemi gelişimini sürdürür.

    Siz...

    Rahminiz bu haftada yaklaşık bir futbol topu büyüklüğündedir. Bu durumdan dolayı sırt ve bel ağrılarınızda artma olabilir ve bunlar tamamen normaldir. Yine bu durumdan dolayı diyafram ve midenize bir baskı olacaktır. Mide asidi yukarı doğru ilerleyeceğinden yemek borusunda özellikle çok yediğinizde bir yanma hissedebilirsiniz.

    26. HAFTA

    Bebeğiniz...

    Bebeğinizin boyu yaklaşık 23 santim ve ağırlığı ise 850 gram civarındadır. Bu aydan sonra göz kapakları açılıp kapanmaya başlar. Gözdeki retina tabakası gelişir ve tüm tabakaları oluşur. Bebeğinizin göz rengi oluşmaya başlar ve doğduğunda mavi olacaktır. Ancak doğumdan birkaç ay sonrasında son rengini alacaktır. Bu arada akciğer gelişimi devam eder ve doğuma kadar sürer.

    Siz...

    Hamileliğe bağlı olarak sırt ağrısı, bacak krampları, baş ağrısı ve vücudunuzun alt bölgesinde baskı hissedebilirsiniz. Rahminizdeki ani kasılma ve gevşemeler. Barxton hicks kasılması denilen ağrısız regl krampları gibidir. Rahminiz gerçek doğum ağrıları için önceden çalışma yapar. Bu dönemlerde erken doğum belirtilerine karşı da duyarlı olmak gerekir. Erken doğum belirtilerinden biri de, rahimde düzenli aralıklar ile kasılmalar hissetmektir. Saatte 4 defa ya da daha fazla olan kasılmalarda doktorunuza başvurmalısınız.



    27. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğinizin boyu 24 santim, ağırlığı ise yaklaşık 1000 grama ulaşmıştır. Bu haftadan itibaren erken doğması durumunda yüzde 85 yasama şansı bulunur. Yaklaşık 13 hafta sonra doğum için hazır olması gereken bebeğin erken doğumu halinde, bebek zayıf olacak ve bu nedenle vücut ısısını koruması için küvezde kalıp, suni solunum yapılması gerekecektir.

    Siz...
    Bu haftalardan itibaren akciğerlerinizin tam olarak hava ile dolamaması nedeniyle solunum sıkıntısı çekebilirsiniz. Yüksek yastıkta uyumayı tercih etmeniz sizi rahatlatabilir. Sık sık nefes almanız neticesinde de bebeğinize yeterli oksijeni veriyorsunuz. Hamileliğin bu dönemlerinde kanınızdaki kolesterol seviyesi artar. Kolesterol, plasenta tarafından üretilen çeşitli hamilelik hormonlarına karşı bir blok oluşturur. Fakat kaygılanmaya gerek yoktur.

    28. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğinizin boyu 25 santim, ağırlığı ise yaklaşık 1100 grama ulaşmıştır. Bebeğinizin beyni ve diğer dokuları hızla gelişimine devam eder ve saçı uzar. Bebeğiniz yağ depolamaya başlamıştır. Rahminiz içinde hamileliğin kalan iki ayı boyunea sürebilecek bebeğin pozisyon değişimine yeterli oranda yer vardır.

    Siz...
    Bu haftadan itibaren hamilelikte tansiyonunuzu takip etmelisiniz. Yüksek seyreden tansiyonun bebek ve anne açısından riskli bir durumu vardır. Bacaklarınızdaki kramplar, hemoroit. varis, cilt kuruluğu, bel ve sırt ağrısı, çarpıntı ve hazımsızlık şikayetleri artabilir.

    29. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğinizin boyu yaklaşık 26 santim ve ağırlığı 1250 gram civarındadır. Göğüslerdeki süt üretimi, dolaylı olarak bebek tarafından da uyarılır. Erkeklerde böbrek üstünde bulunan adrenal bezler androjen hormonu üretir, kan dolaşım sistemi ile plesenta östrojene dönüştürülüp, prolaktin hormonunun üretilmesini destekler.
    Bu hafta da bebeğin bağışıklık sistemi ile ilgili gelişmeler olur. 29. haftada gelişmeye başlayan bağışıklık sistemi, doğum sonrasında anne sütündeki antikorlar yardımı ile güçlenir.

    Siz...
    Hamilelik ile ilgili şikayetleriniz bu dönemde artabilir. Ciltte kuruma normaldir. Karnınızdaki bebeğin büyümesi ile sizin ağrılarınızın artması normal olup. doğum sonrası geçecek ağrılardır.

    30. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebek bu hafta 27 santim boyunda ve yaklaşık 1400 gram ağırlığındadır. Bebeğinizin ritmik göğüs hareketleri hıçkırık tutmasından kaynaklanır. Bebeğinizin kilo artışı, erken doğma ihtimalinde vücut ısısını korumasına yardımcı olur. Lanugo ismi verilen ipeksi tüyler bebeğinizin cildinde yavaş yavaş kaybolmaya başlar. Kemik iliğindeki gelişmeden dolayı kırmızı kan hücreleri üretimi yapılır.

    Siz...
    Bu dönemlerde sol yanınıza doğru yatmanız, büyük damar yapılarınıza yeterli kanın gitmesine yardımcı olacaktır. Bu şekilde uyumakta problem yaşarsanız, bacak aranıza ve karnınızın altına yastık koymanız faydalı olabilir.

    31. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğiniz bu hafta 28 santim boyunda ve yaklaşık 1600 gram ağırlığındadır. Bebeğinizin beyin dokusu gelişimini sürdürmeye devam eder. Akciğerlerinde surfaktan yapımı da hızlanır. Bebek, özellikle bu haftalarda daha hareketlidir. Bunun nedeni ise amniyo sıvısının fazla olmasıdır. 32. haftadan itibaren de bebeğin yeri giderek azalacağından hareketleri de azalacaktır. Bebek hareketleri ile sağlığı arasında önemli bağ vardır. Bebek hareketlerinde azalma hissediyorsanız dinlenin ve karnınız aç ise bir şevler yiyin.

    Siz...
    Karnınızda rahmin kasılmasına bağlı olarak hafif ağrılar hissedebilirsiniz. Ancak bunların süresi uzuyor ve sıklığı artıyor ise erken doğum belirtisi de olabileceğini unutmamak lazımdır. Bebeğin kemik gelişimi devam ettiği için günlük kalsiyum ihtiyacınız da artar. Yeteri kadar kalsiyum, demir ve protein almaya özen gösterin.

    32. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğiniz bu hafta da yaklaşık 29 santim boyunda ve yaklaşık 1800 gram ağırlığındadır. Bu haftanın sonlarına doğru bebeğiniz dış dünyadan gelebilecek sinyalleri duyabilir. Karnınızdaki bebeğinizin pozisyonu bacakları bükülmüş, ayaklan çapraz ve boynu ise öne doğru bükülmüş bir şekildedir. Kas dokusu henüz tam olarak gelişmediğinden tüm parmakları acık durur.

    Siz...
    Bu haftadan itibaren doktorunuz ile 2 haftada bir görüşmeniz gerekir. Rahminizin şişmesinden dolayı yeni problemler ortaya çıkacaktır. Bebeğinizin başı aşağıda olmasından dolayı ayakları kaburganıza dayanacak ve bu da içinizde bir baskı hissi oluşturacaktır. Bu durumdan kaçınabilmek için dik oturmak faydalı olacaktır. İç organlarınız bir miktar yer değiştirmiş olabilir ve bu durum ufak çaplı problemler yaratabilir. Bileklerde ve parmaklarda şişme görülebilir. Bu durumda yüzüklerinizi çıkarmakta fayda vardır. Dar giyecekler giymekten kaçının. Vitamin ve mineral bakımından zengin beslenmeniz bebeğiniz açısından faydalı olacaktır.

    33. HAFTA
    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu 30 santim ve ağırlığı yaklaşık 2000 gramdır. Bebeğinizi dış ortamdan koruyan steril bir sıvı olan amnyo sıvısı, bu haftadan önceki iki haftaya kadar en yüksek aşamadaydı. Doğum süresine kadar da bu sıvının miktarı sabit kalır. Bu sıvı bebeğinizin gelişimi açısından çok önemlidir. Bu sıvı bebeğiniz tarafından yutularak ya da cildinden emilerek kana geçer. Eksilen sıvı ise bebeğinizin idrar yapmasıyla tamarnlanır. Bu sıvının içerisinde bebeğe ait hücreler bulunur. Bebeğin sıvısının azalması ciddi bir durumdur, bu sebeple her ultroson değerlendirmesinde bebeğinizin gelişimi yanı sıra amniyo sıvısı da değerlendirilir. Bebeğinizin beyin dokusunun hızlı bir şekilde gelişmesinden dolayı baş ölçüleri de hızlı bir şekilde büyür. Bebeğiniz bu haftalarda cilt altında yağ dokuları depolanmaya devam ettiği için, cildinin rengi kırmızı olmaya başlamıştır. Bu haftalarda çoğunlukla uyur ve uyandığı zamanlarda ise sizi dinler, hisseder ve hareketlendiği zamanlarda ise kısa süreli tekmeler ile kendisini size hatırlatır.

    Siz...
    Rahminiz hamilelik öncesine göre 500 kat genişlemiştir. Geceleri unutamayacağınız rüyalar görebilir ve sık sık tuvalete gidebilirsiniz.

    34. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu 32 santim ve ağırlığı yaklaşık 2250 gramdır. Bebeğinizin saçları sık bir şekilde çıkar, ancak doğduktan sonraki rengi ve yoğunluğu tahminen aynı kalmaz. Bebeğinizin bu haftadan itibaren solunum hareketleri artar. Çünkü bebeğiniz, doğduktan sonraki gerçek solunuma hazırlık yapar.

    Siz...
    Bir anda rahminizin sıkılaşıp rahatladığı Braxton Hicks isimli kasılmalar, bu haftalarda düzenli olarak görülerek sıklaşmaya başlar. Bazı anneler bu sık kasılmaların verdiği acı nedeniyle sinirli olabilir.

    35. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu 33 santim ve yaklaşık ağırlığı 2550 gramdır. Bebeğinizin tırnakları bu hafta uzar. Bebeğiniz yağ depolamaya devam eder ve özellikle omzunun etrafında boğumlar ve tombulluklar oluşmaya başlar. Bebeğinizin göz rengi mavidir, ancak sonrasında değişecektir.

    Siz...
    Bu hafta muhtemelen nefes alamayacak ya da yemek yiyemeyecek kadar şiddetli krampları hissetmeye devam edeceksiniz. Küçük parçalar halinde sık aralıklar ile yemeğinizi yemeğe çalısın. Ayak bileklerinizin ve eklemlerinizin şişmesini engellemek için uzun süreli aynı pozisyonda durmamaya ve hareketsiz kalmamaya özen gösterin. Eğer uzun süreli araba kullanıyorsanız, arada istirahat edin, dışarı çıkın ve yürüyüş yapın. İşlerinizden uzaklaşmanın zamanı geldi. Diğer hazırlık ise doğum sonrası bebek bakımı konusunda bilgilenmektir.

    36. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu yaklaşık 33 santim ve ağırlığı yaklaşık 2750 gramdır. Yüzünün tüm karakteristik özellikleri oluşmuştur. Bebeğinizin yanaklarının büyüklüğü, depoladığı yağ oranını ve emme kas kuvvetini gösterir. Bebeğinizin kafatası tamamen şekle girmiştir, ancak henüz sert değildir.

    Siz...
    Bu haftadan itibaren artık doktorunuza her hafta gitmeniz gerekir. Rahminiz en yüksek konuma gelmiştir. Nefes almanız çok zorlaşır ve göğüs kafesinizde anlamsız bir acı hissedebilirsiniz. Artık doğum yapacağınız yerin ayarlanması, ulaşımın nasıl olacağı gibi konularda doğum planı oluşturmaya başlamalısınız. Plan yapmanız, yaklaşık 2-3 haftadır, doğum sürecinin nasıl olacağına dair devam eden kaygılarınızdan da kurtulmanıza yardımcı olacaktır.

    37. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu yaklaşık 35 santim ve ağırlığı yaklaşık 2950 gramdır. Şu anda bebeğiniz klinik olarak doğum için yeterli olgunluğa ulaşmış durumdadır, fakat büyüme ve gelişimini durdurmuş değildir. Bebeğiniz her geçen gün ortalama 25-30 gram arasında kilo almaya devam eder. Beyni ve sinir sistemi gelişmesini sürdürür.

    Siz...
    Eğer ilk hamileliğiniz ise bebeğin tüm doğum haftalarını tamamlaması ihtimali daha yüksektir. Daha önce çocuk sahibi olmuşsanız ya da şu anda hamileliğiniz ikiz ise doğum daha erken olabilir. Bebeğinizin başı doğum için aşağıya doğru döndüğü için, iç organlarınızın rahatladığını ve vücudunuzun alt bölgesinin hafiflediğini, solunumunuz ve beslenmenizin daha kolaylaştığını göreceksiniz. Rahminizin mesaneye yaptığı basıncın artmasından dolayı idrara çıkma sıklığınız artmış olabilir.

    38. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu yaklaşık 35 santim ve ağırlığı yaklaşık 3100 gramdır. Bebeğiniz bağırsaklarında doğum sonrası ilk 24 saat içinde yapacak olduğu mekonyum ismi verilen ilk dışkısını biriktirmeye başlar. Eğer bebeğiniz erkek ise. testislerin skrotum içine inmesi gerekir. Bazı durumlarda testisler skrotuma inmeyebilir, bu da infertilite ya da testis kanserine sebep olabilir. Bu yüzden doğum sonrasında doktor tarafından kontrol edilmelidir.

    Siz...
    Bu haftadan itibaren artık doğum sancılarının her an gelebileceğini dikkate almalısınız. Gerçek doğum sancılarının en önemli özelliği, düzenli aralıklar ile olmasıdır. Ve bunlar 10 dakikada ortalama 3 kez ortaya çıkar ve her bir kasılma yaklaşık 50 saniye sürer. İstirahat etmek ile geçmeyecektir ve şiddeti de zaman içerisinde giderek artar. Eğer kasılmalar düzene girmiş ve geçmiyorsa hastaneye gitme zamanı gelmiş demektir.

    39. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu yaklaşık 36 santim ve ağırlığı yaklaşık 3250 gramdır. Bebek büyümeye ve kilo almaya devam eder. Bu haftalarda da kordon, bebeği sarmış durumda olabilir ve hali hazırda bebeğin beslenmesi için ona yardımcı olur. Sizin vücudunuzdaki bir kısım antikorlar, plesenta yardımı ile bebeğin kan dolaşımına geçerek, geçici olarak bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlar.

    Siz...
    Rahim ağzı, doğum için açılmaya hazırlanır ve mesaneye yapılan baskı artar. Düzenli olarak şiddetli kasılmalar olabilir. Doğumun başlamasının bir diğer sinyali ise hamilelik kesesinin yırtılması ile suyun gelmesidir. Ve rahim ağzını hamilelik boyunca kapatan kanlı tıkacın atılması, doğumun başladığını gösterir.

    40. HAFTA

    Bebeğiniz...
    Bebeğin boyu yaklaşık 48-51 santim ve ağırlığı yaklaşık 3500 gramdır. Bu hafta içinde doğumun olma olasılığı çok yüksektir. Doğum zamanı geldiğinde bebeğiniz kanal girişine başını yatay olarak yerleştirir ve kanalın ortasına geldiğinde başını 90 derece döndürerek hareket ettirir ve bu şekilde başını çıkarır. Başı ve sonrasında omuzların çıkması ile doğumu yapan kişi tarafından tüm vücudun doğurtulması sağlanır. Bebeğinizin kafasında hafif bir yamukluk olabilir, ancak zamanla düzelecektir. Bebeğiniz ilk doğduğu anda mor ya da sarı renkte, gözleri laciverttir ve vücudunun çeşitli bölgelerinde tüylenme olabilir, fakat bunlar zamanla düzelecektir.

    Siz...
    Doktorunuzun, hastanenin ve önemli telefon numaralarını hamilelik dönemi dosyanıza ekleyip, evinizin görünür bir yerinde bulundurun. Yeni doğan bebekler sıklıkla anne ve babaları için sürprizdirler. Bebeğiniz size değişik ve garip gelecektir. Hormon seviyelerinden dolayı genital bölgede şişme, göğüslerden süt sızması, ciltte renk değişimi, kuruma ve lekelenme görülebilir.

    41. HAFTA ve sonrası

    Eğer hala doğum başlamadıysa; bebeğiniz yeteri kadar kilo almıştır ve doğum için sabırsızlanıyordur önceden yapılan ultrason görüntüleri ve tıbbi incelemeler tekrar değerlendirilerek ve doğum şekli belirlenerek, doğum yapılmalıdır. Normal doğuma engel teşkil edecek bir durum varsa sezaryenle doğum, yoksa suni sancı verilerek normal doğum yaptırılmalıdır. Eğer bebeğiniz doğmuş ise rahim içindeki durumdan gerçek hayatın çok farklı olduğunu anlamıştır. Ciğerleri ile oksijen alabilir ve kalbi ile de bunu diğer organlarına iletebilir.


#28.10.2009 12:43 0 0 0
  • Sancılar başlamadan su gelirse...
    Anormal doğumun belirtileri...
    EPIDURAL ANESTEZI ILE AĞRISIZ DOĞUM

    Bir bebeğin doğumu tek bir mekanizmanın denetiminde değildir. Bu kadar önemli bir olay tek bir sisteme bağlı olsa, bu sistem bozulduğunda hem Anne'nin hem de bebeğin yaşamı tehlikeye girer. Doğum bir kez başladı mı birbirini izleyen olaylar sıra ile işleme girer. Bu işlemlerden bazıları Anne, bazıları Can tarafından denetlenir. Başarı için bu işbirliği gereklidir. Birçok destek sistemi ve emniyet subabı doğumların sorunsuz tamamlanmasını sağlar.
    Doğum sancılarının başlaması ile süregelen olaylara doğum eylemi ya da kısaca eylem diyoruz. Gerçekten tam bir eylem söz konusudur.
    Eylemin kendini güçlendirici bir sistemi vardır. Başlayan her olay kendini başlatan olayı güçlendirir. Bir çığ topunun gittikçe büyümesi gibi eylem güçlenerek sürer. Böylece doğum olayının gittikçe güçlenerek sürmesi sağlanmış olur. Belli bir noktadan sonra olay denetimden çıkar. Bir nükleer reaktörde olduğu gibi iç yanma başlayınca artık olayı durduramazsınız. Eylemdeki Can geri döndürülemez, durdurulamaz. Dünyaya gelene dek eylemini sürdürür. Eylem ancak bebek ve plasenta uterustan kurtulunca son bulur.
    Prostaglandinlerin bu sistem içindeki yeri önemlidir. Hem uterus kasını kasar, hem progesteron üretimini engeller, hem de serviksin yumuşamasını sağlarlar. Bu yumuşama olmadan serviksin genişlemesi ve bebeğin dışarı çıkmasına izin vermesi güçtür.
    Doğum eylemi biraz da sosyal patlamalarda görülen eylemleri andırır. Genelde herkes kızgındır olaylar karşısında. Ama ses çıkarmaz. Sonunda toplumun içinden bir gurup planlı bir biçimde eyleme başlar. Bir süre sonra sessiz bekleyen guruplardan da eyleme katılım olur. Kalabalık arttıkça insanlara daha çok katılma cesareti gelir. Böylece eylem kendi kendini güçlendirerek sürer gider.
    Doğum eylemine sonradan katılan sessiz guruplardan biri oksitosin hormonudur. Oksitosin Anne'nin hipofiz bezinin arka kısmında yapılır ve kana karışır. Oksitosin uterus kasının güçlü bir biçimde kasılmasını sağlar. Uterus kasılınca serviks gerilir. Bebeğin başı servikse dayanarak bu gerilime katkıda bulunur.
    Serviks-Oksitosin işbirliği...
    Serviksin gerilmesi bir mesajdır. Bu mesaj sinirler aracılığıyla beyine iletilir. Beyinden daha çok oksitosin salgılanmasını sağlar. Işte birbirini güçlendiren iki olay: Oksitosin serviksi geriyor. Gerilen serviks daha çok oksitosin salgılatıyor. Daha çok oksitosin serviksi daha çok geriyor. Böylece birbirini besleyen bir sistem kurulmuş oluyor.
    Oksitosin aynı zamanda uterus iç yüzünden prostaglandin salgılanmasını uyarır. Böylece uterus kası daha da güçlü kasılmış olur. Böylece uterus kasını kasmak için devreye giren tüm sistemler birbirini desteklemeye başlar. Bu nedenle başlamış bir eylemi durdurmak son derece güçtür.
    - Başa Baskı Korur...
    Uterus kasılır. Can'ın başını sıkıştırır, Can bu durumdan yararlanır. Uterus Can'ın başını her kasılmada sıkıştırır. Bu sıkışmalar bebekte tiroid ve adrenalin hormonu salgılatır. Bu maddeler bebek doğduktan sonra bebeğin vücut ısısını dış ortama uymasını sağlar. Ayrıca baskı bebeğin eylem sırasında soluk almasını engeller. Yoksa akciğerlerine su kaçar. Bu nedenle baş dışarı çıkana kadar soluk almaz.
    Sanıldığının aksine eylem sırasında Can'a giden oksijen azalmaz. Ayrıca eylem sırasında Can'ın iyi oksijen alıp almadığı kolaylıkla kontrol edilebilir. Eğer hamilelik sırasında normal hazırlık yapılmış ve herşey normal seyretmişse büyük olasılıkla eylem de normal seyredecektir. Bu nedenle doğum eylemi sırasında oluşan stresler bebek için yararlıdır. Can'ı dış ortama hazırlar. Sezaryanda bu hazırlık kısa devre yapılır. Bunun bebeğin geleceği üzerinde ne gibi olumsuz etkileri vardır? Henüz bu konu aydınlatılmış değildir.


    Doğum nasıl gerçekleşir?

    Doğumun gerçekleşmesi için Can'ın uterustan çıkarken vajen dediğimiz kanaldan geçmesi gerekir. Bu kanala girmesi için de serviks dediğimiz uterus ağzının açılması gerekir. Bu ağız açılırken zarlar yırtılır. Can doğum yoluna doğru itilir.
    Bu süreç 3 evrede gelişir.
    1. Evrede uterus ağzı düzenli sancılarla açılır. Genişler. Açıklığı 10 cm olur.
    2. Evrede 10 cm olan uterus ağzından, Can düzenli sancı ve itilmelerle dışarı atılır.
    3. Evre ise Can çıktıktan sonra plasentanın çıkması sürecidir.
    Doğumun başladığı nasıl anlaşılır. ?
    Doğumun yaklaşmasını gösteren 8 belirti vardır...
    1. Vaginal akıntıda artış; genellikle açık renktedir. Bazen hafif pembe veya kahverengi olabilir.
    2. Can'ın başının Anne'nin kemik çatısına yerleşmesi; Ilk doğumlarda, doğumdan yaklaşık 15 gün önce Can'ın başı çatıya iner. Bunun belirtisi kasıklarda oluşan ağırlık hissi ve sık idrara çıkmadır. Ayrıca Anne göğsünün altında bir rahatlama farkeder.
    3. Karındaki sancının sayısı artar. Sertleşme ve sıkışma hissi ile birlikte hafif adet sancısını andıran kramp tarzı ağrılar belirir.
    4. Sık gelen ve kaybolan künt bel ağrıları.
    5. Ağırlık artışının durması ve yarım kilogram kadar ağırlık kaybı. Bu zayıflamanın nedeni hormonlardaki azalmaya bağlı olarak sıvı kaybının artmasıdır.
    6. Anne bir canlılık ve enerji artışı hisseder. Ama yine de fazla iş yapmamalı enerjisini doğuma saklamalıdır.
    7. Barsak hareketlerinin artması, doğuma yakın kramplar halinde gelen ağrılar.
    8. Serviksin yumuşaması, ağız kısmının öne dönmesi ve hafif açılarak incelmesi... Ilk sancılar 30-45 dakika arayla gelen ve çimdiklenme tarzında olan birkaç saniyelik kasılmalardır. Bunlar uterusun kasılmalarıdır ve bu esnada Anne elini karnına koyduğunda sertleşmeyi hissedebilir. -
    Yanlış hesap Bağdat'dan yanlış doğum sancısı hastaneden döner...
    Önemli olan bunların gerçek doğum ağrıları olup olmadığını anlayabilmektir.
    Bunun için için biraz dikkat etmek, telaşlanmadan durumu değerlendirmek gerekir. Aldatıcı kasılmalar birkaç saat içinde geçer. Gerçek doğum ağrıları ise başlangıçta hafiftir ve giderek zamanla süresi, şiddeti ve sıklığı artar. 15 -20 dakikada bir gelir, karından başlar, kasıklara doğru yayılır. Adet sancısına benzer . Adet sırasında içeride biriken kan atılır, burada ise içerideki Can dışarı itilmeye çalışılır.
    10-15 dakika arayla gelen 30-40 saniye süren ağrılar doğumun başladığını gösterir. Bazen doğum başladı sanılarak hastaneye gidilir. Ama hastaneye varınca sancılar kaybolur. Yalancı doğum ağrıları olarak adlandırılır bu tip ağrılar. Rahim ağzını yumuşatır açar, doğuma hazırlar. Bunlar bir çeşit ısınma turlarıdır doğum için...
    Nişan geldi doğum başlıyor aman...
    Ilk kasılmalardan sonra nişan diye bilinen, uterus ağzını tıkayan sümüksü, hafif kanlı bir akıntı gelir. Bu doğumun bir işaretidir. Bu bazen akıntı bazen de tıkaç biçiminde gelebilir. Nişan geldikten sonra hemen sancıların başlaması gerekmez. Bazen bir iki gün gecikebilir. Bazen de tıkaç günler önceden çıkmış ve dikkati çekmemiş olabilir. Yani nişan gelmeden de doğum ağrıları başlayabilir. Telaşlanmamak gerekir.
    Doğumun ilerlemesi...
    Doğum ilerlemesi için bebeği saran suyun zarının yırtılması gerekir. Bu bazen sancılar başlamadan olur.


    Sancılar başlamadan su gelirse...

    Su sızıntı halinde gelebilir. Ama genellikle bol miktarda su fışkırır tarzda bacaklardan aşağı boşalır. Bazen su kesesi gece uykuda açılır ve tüm yatağı ıslatır. Bu nedenle son günlerde önlem olarak yatak çarşafı altına muşamba sermenizi öneririm.
    Su genellikle açık sarı renktedir. Bazen içinde Can'ın cildinden bulaşmış krem gibi artıklar bulunur. Kanlı ya da vişne çürüğü rengi dediğimiz renkteki sular tehlike belirtisidir. Ayrıca yeşile çalan renkteki sular Can'ın mekonyum dediğimiz ilk dışkısını yaptığının göstergesidir. Bu durum Can'ın sıkıntıda olduğunun habercisi olabilir.
    Su kesesi çoğunlukla sancılar sırasında kendiliğinden yırtılır. Zarlar yırtıldıktan sonra su boşalır. Bazende zarlar kalındır. Ancak doktor tarafından delinerek yırtılır. Böyle bir şey yapılacağı zaman hekiminiz sizi bilgilendirir. Sakın korkmayın, bu işlem sırasında hiç bir ağrı duymazsınız, çünkü zarlar üzerinde sinir yoktur. Zarların açılması ile Can'ın başı doğum yoluna iyice yerleşir ve sancılar sıklaşır.
    Sancılar artıyor...
    Doğumun doğum kanalı yoluyla olabilmesi için güçlü kasılmalar gereklidir. Eğer uyuşturma yapılmamışsa bu kasılmalar sırasında ağrı duyulur. Ağrıların şiddeti kişiden kişiye değişir. Doğuma fizik ve moral yönünden iyi hazırlanmış, bilgilendirilmiş Annelerde ağrı algılanması çok az olur. Aksine doğumu korku içinde bekleyen, kendine iyi bakmamış, doğum hakkında hiçbir bilgisi olmayan Annelerde ağrı çok şiddetli algılanır.
    Her ağrıda Can biraz daha doğum kanalına yerleşir. ilerler. Uterus ağzı açılırken hafif kanama olur. Çünkü buradaki küçük damarlar yırtılır. Bu kanamalardan korkulmamalıdır.
    Uterus ağzının genişlemesi yavaş olur. Ilk doğumlar için 10-14, daha sonraki doğumlarda 6-8 saat sürer.
    Şiddetli ve sürekli kasılmalarla serviksin açıklığı 10 cm olduktan sonra doğumun ikinci evresi yani Can'ın atılma dönemi başlar.
    Bu dönem ilk doğumda 1 saat, daha sonrakilerde 15 dakika kadar sürer.
    Doğumun son evresi
    Atılma evresinde sancıların süresi ve şiddeti iyice artmıştır. Can'ın başının aşağı yerleşmesi ile ıkınma hissi başlar. Ikınmalarla Can'ın başı iyice ilerler ve çıkıma dayanır.
    Rahim ağzı iyice gerilir. Esnekleşir. Kendi başına doğum yapanlarda doğumda mutlaka yırtıklar olur ve bunların onarımı zordur. Hastanede yapılan doğumlarda ise epizyotomi denilen düzgün bir kesi yapılarak, bu yırtıklar önlenir. Bu kesi doğumdan sonra dikilir.
    Eğer bu kesi yapılmazsa ileride kadını tüm yaşamı boyunca sıkıntıya sokan rahim sarkmaları , idrar ve dışkı kaçırmaları gibi önemli rahatsızlıklar ortaya çıkar.
    Can doğduktan sonra göbek kordonu kesilir. Henüz plasenta uterus içindedir.
    Artık karın boşalmış ve Anne rahatlamıştır. Uterus küçülür ve toparlanır. Karında top gibi bir şişlik olarak hissedilir. Bu arada üşüme titreme olabilir. Doğumdan sonraki 5-10 dakika içinde plasenta ayrılır ve alınır. Kanama olmaması için ilaç yapılır.
    Artık Anne doğumhaneden odasına alınabilir. Hem Can'ı hem de Anne'yi derin bir uyku beklemektedir. Anne uyandıktan sonra hemen Can'ını emzirmeye başlayabilir.


    Anormal doğumun belirtileri...

    Doğumların büyük çoğunluğu doktorun izlediği ve yardımcı olduğu, doğanın gücüyle oluşan doğal olaylardır. Ancak bazen bu doğal seyir bozulabilir. Can'ın ve Anne'nin zarar görmemesi için daha fazla doğum yardımı ve müdahale gerekebilir. Müdahale gerektiren nedenler Anneden, Can'dan veya doğum sürecinin özelliklerinden kaynaklanabilir.
    Doğumun normal seyretmeyeceğini, ve fazla müdahale gerektireceğini önceden bilebilir miyiz?
    Çoğu zaman evet...
    Bunun belirtileri nelerdir?
    1- Suların doğum sancılarının başlamasından önce gelmesi,
    2- Suların normal açık sarı ve berrak renginden farklı olarak koyu sarı ve yeşil renkte gelmesi,
    3- Suların kanlı gelmesi,
    4- Adet kanamasından daha fazla miktarda vajinal kanama,
    5- Can'ın normalden az hareket etmesi,
    6- Ağrıların ve kasılmaların hiç geçmemesi,
    7- Gününden önce başlayan ağrılar,
    8- Annede baş dönmesi, şiddetli baş ağrısı, bulanık görme, gözlerinin önünde sinek uçuşması,
    9-Anne'nin tansiyonunun aniden yükselmesi, kısa sürede çok kilo alınması ve vücudunun şişmesi,
    10- Can'ın doğum vaktinin gecikmesi,
    11- Annede mide bulantısı, karın ağrısı ve az idrara çıkma,
    12- Can'ın ters veya yan gelmesi,
    13- Can'ın gelişmesinin yavaşlaması,
    14- Can'ın çok iri olması,
    15- Can'ın kalp seslerinin düzensizleşmesi,
    16- Can'ı saran suyun azalması.
    Bu belirtilerin olması halinde doğumun normal seyrini izleyemeyeceği düşünülür


    EPIDURAL ANESTEZI ILE AĞRISIZ DOĞUM

    Doğum 8-12 saat kadar süren oldukça ağrılı bir dönemdir. Bu ağrıları çekmek zorunda mısınız?
    Ağrı duymadan da doğum yapmak mümkün!
    Doğumda Can'ı dışarı itmek için rahim kasılır ve gevşer. Bu kasılmalar şiddetli ağrı oluşturur. Ayrıca rahim ağzının açılmaya başlaması kasıklarda ve belde ağrılara neden olur. Ağrı duymak için ağrı uyaranlarının beyne ulaşması gerekir. Bir elektrik akımı gibi karından kalkan ağrı uyarıları omurilik aracılığı ile beyne ulaşır. Ve ağrı hissi doğar. Eğer herhangi bir şekilde bu elektrik akımının beyine gitmesi önlenirse ağrı duymaksızın doğumun gerçekleşmesi mümkündür.
    Işte epidural anestezi dediğimiz bir işlem sayesinde ağrısız doğum mümkün olmaktadır. Çok ince bir plastik boru omurilik civarına özel bir teknikle yerleştirilir ve buradan verilen ilaçla ağrının beyine iletilmesi engellenir. Bu işlem usta ellerde son derece çabuk, emniyetli ve ağrısız olmaktadır. Doğum ilerlerken siz televizyon seyredebilir, kitap ya da gazetenizi okuyabilirsiniz.
    Deneyimli ellerle bu anestezinin hiçbir tehlikesi yoktur. Çok nadir durumlarda görülen başağrısı da en fazla 3-4 günde geçer. Anne ağrı duymadığı için Can'ın oksijenlenmesi daha iyidir. Bu olay doğum sırasında Can'ın kafa derisinden alınan kan örneklerinden yapılan incelemelerle kanıtlanmıştır.
    Ağrısız doğum, doğumun her evresinde yapılabilir. Genellikle doğum ağrıları başladıktan ve rahim ağzı açıklığı 2-3 cm olduktan sonra uygulanmaktadır

    Bu yazı Op. Dr. Bülent URAN'dan alınmıştır.

#28.10.2009 12:38 0 0 0
  • Nişan, kasılmalarla birlikte olan sancı ve/veya suyun gelmesi bize doğum eyleminin başladığını gösterir. Bu üç belirti sıra ile değildir. Her kadında ve bir kadının her doğumunda farklı sıralarla görülebilir.

    Nişan:
    Gebelik boyunca kapalı olan rahim ağzında rahmi ve bebeği enfeksyonlardan korumak amacıyla pelte gibi sümükümsü bir tıkaç oluşur. Bu tıkaca da nişan denir. Rahimdeki kasılmaların etkisiyle genişleyen rahim ağzından bu tıkaç düşer. Gebe kadın bunu akıntı şeklinde fark eder. Bu sümüksü tıkaç aynı zamanda hafif pembemsi kanla bulaşmış (ancak kanama olmayan) şeklindedir. Halk arasında buna belirti, nişan, iz de denir. Nişan geldiğinde hemen hastaneye gitmek gerekmez. Bu doğumun çok yaklaştığını bugün yarın doğumun gerçekleşeceğini gösterir. Hazırlıkları gözden geçirmek için zamanınız vardır.

    Suyun gelmesi:
    Bebeği koruyan su kesesi gerilmelerin ve kasılmaların etkisiyle yırtılabilir. Bu nedenle amniyon suyu rahimden dışarı akar.Su kesesi üst bölgeden ve sıyrık şeklinde yırtılmışsa amniyon suyu sızıntı şeklinde akabilir. Bu nedenle gebeler idrar kaçırdıklarını ya da akıntı nedeniyle ıslaklık olduğunu düşünebilirler. Amniyon sıvı akıntı gibi koyu, kıvamlı değil, su gibi akışkandır. Rengi açık sarı ya da ıhlamur çayı gibidir. çamaşırda akıntı gibi tabaka bırakmaz. Bu nedenle aksırma, öksürme gibi nedenle olan idrar kaçırmaya benzemez. Ayrıca kendine has bir kokusu da vardır. Bu farklılıkları dikkate alarak ıslaklığın kesenin açılmasıyla ilgili olup olmadığı gebe tarafından ayırt edilir.

    Amniyon kesesi yırtıldıktan sonra bebeğin ve anne rahminin mikrop alması kolaylaşır. O nedenle su geldiğinde ya da şüphe edildiğinde hemen hastaneye gitmek gereklidir. Bazen kadınlar su gelse bile ağrılar başlamadı diye hastaneye gitmeyi geciktirirler. Bu durum anne ve bebeğin mikroplarla bulaşan bazı hastalıkları kapmasına neden olabilir.Doğumdan önce su keseleri yırtılan gebe kadınların çoğunluğu 12 saat içinde ilk kasılmaları hissederler; kalanların çoğu bunları 24 saat içinde hisseder. Bununla birlikte yaklaşık 10 kadından birinde doğumun başlaması daha uzun sürer. Zaman geçtikçe yırtılmış amniyon kesesinden bebek ve/veya annenin enfeksiyon kapma riski artacağı için çoğu hekim kese yırtıldıktan sonra eğer beklenen tarih yakınsa 24 saat içinde oksitosinle doğumu başlatır, az sayıda hekim 6 saat içinde başlatmayı yeğler. Son çalışmalar bu noktaya gelmiş bir gebelikte doğumu başlatmak için 24 saatten fazla beklemenin yararı olmadığını, tersine zararı olduğunu gösteriyor.

    Vajinanızdan sızıntı veya akıntı geliyorsa hekiminizi veya ebenizi arayın. Bu arada enfeksiyondan korumak için vajina bölgesini olabildiğince temiz tutun; banyo yapmayın veya cinsel ilişkiye girmeyin; amniyon sıvısını emmesi için ped kullanın (tampon değil); kendi kendinizi içeriden muayene etmeye kalkışmayın; tuvalette önden arkaya doğru temizlenin.

    Nadiren, bebeğin gelen parçası henüz pelvise yerleşmediğinde ve keseler erken yırtıldığında (en sık olarak bebeğin prematüre veya makat gelişi olduğu durumlarda) göbek bağı "kendi üstüne katlanır" rahim boynuna doğru itilir hatta amniyon sıvısının akmasıyla vajinaya bile inebilir. Vajinanızın çıkışında göbek bağı görebiliyorsanız veya vajinanızın içinde bir şey varmış gibi hissediyorsanız hemen hastaneye gidin.

    Ağrı:
    Doğumun başladığını gösteren bir diğer belirti de karında sertleşme ile birlikte ağrının hissedilmesidir. Başlangıçta hafif olan, kısa süren ve seyrek olan bu ağrılar gittikçe daha uzun, şiddetli ve sık hale gelir.

    İlk kez anne olacak çoğu kadın (bunlarda doğum sancıları genellikle yavaş başlar ve kasılmalar kademeli olarak artar) güvenle ilk birkaç saati evinde geçirebilir. Ancak kasılmalarınız, çok güçlü başladıysa -en az 45 saniye süren ve 5 dakikadan daha sık gelen kasılmalar- ve/veya daha önce doğurmuşsanız ilk birkaç saat sancıların tamamı olabilir. Büyük olasılıkla doğumun ilk evresi sancısız geçmiştir ve rahim ağzınız bu sürede yeterince genişlemiştir. Hekiminizi aramamak -ve son dakikada hastaneye yetişmeye çalışmayı göze almak- şu an telefon etmekten daha kötü sonuçlar doğurabilir.

    Bununla birlikte, ardışık birkaç kasılmayı saymış olmanız iyi olacaktır. Kasılmaları bildirirken sıklıkları süreleri ve güçleri konusunda emin olun. Sakin bir ses tonuyla konuşmak adına rahatsızlığınızı belli etmekten kaçınmayın. (Hekiminiz kasılma sırasında konuşmakta olan bir kadının sesinden doğumun hangi aşamada olduğunu anlama konusunda deneyimli olacaktır.)

    Eğer siz hazır olduğunuzu hissediyorsanız, ancak hekiminiz aynı fikirde değilse, "bekle" yanıtıyla tatmin olmayın. Hastaneye gidip kontrol yaptırmak istediğinizi söyleyin. "Her ihtimale" karşı bavulunuzu yanınıza alabilirsiniz, ancak rahim ağzınız açılmaya yeni başlamışsa eve dönmeye de hazırlıklı olun.

    Doğum sancıları başladığında hemen hastaneye gitmeniz gerekmez. Ancak sancılar yaklaşık 4-5 dakikada bir geliyorsa hastanede olmanız gerekir. Bazen gerçek doğum ağrılarını taklit eden yalancı doğum ağrıları gebe kadını ve eşini telaşlandırır ve hastaneye gitmesine neden olur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ağrıların gerçek mi, yalancı mı olduğunu ayırt etmek için izlemek ve bazı farklılıkları gözlemek gerekir.

    Yalancı doğum ağrıları:
    Sıklığı, şiddeti bakımından düzensizdir
    Dolaşma, masaj ve istirahatle geçebilir
    Ağrı bel, kasık ve karında hissedilir
    Rahim ucunda yumuşama ve açılmaya neden olmaz.
    Gerçek doğum ağrıları:
    Düzenlidir
    Her durumda devam eder, geçmez
    Ağrı bel, kasık ve karında her noktada aynı hissedilir
    Yumuşama ve açılmaya neden olur

    Evde yapılabilecekler:
    Dolaşabilir yada istirahat edebilirsiniz.
    Duş alınabilir.
    Masaj yapılabilir. Belden kalçaya doğru ve elin topuğu ile bel ve kalça üzerine basınç uygulamaları rahatlatıcı olabilir.
    Valiz kontrol edilebilir.
    Sık sık tuvalete gidilerek idrar yapılır.
    Yapılması sakıncalı olanlar:
    Ağrılar başladığında bir şey yenilmemelidir. Yemek yemek ya da Fazla miktarda sıvı almak kusmaya yol açabilir.
    Gerekirse çok küçük miktarlarda sıvı alınabilir.
    Biraz enerji verecek, ağızda eriyen şeker, çikolata yenilebilir
#28.10.2009 11:50 0 0 0
  • Hamile olduğunuz dönemde yediklerinizin, bebeğinizin büyümesim ve gelişmesi, vücudunuzun da oluşan değişikliklerle başa çıkabilmesi için yeterli enerji ve gıdaları sağlayacak şekilde olmasına dikkat etmeniz gerekir. Bu makalede, hamile olduğunuz dönemde sağlıklı yiyecekler seçmenize yardımcı olacak pratik tavsiyeler bulunmaktadır.


    Neler yemelisiniz?
    Aşağıda sayılan türden çeşitli yiyecekler yemeye çalışmanız önemlidir:
    • Bol miktarda meyve ve sebzeler (taze, donmuş, teneke kutuda konserve, kurutulmuş veya bir bardak meyve suyu) - günde en az beş porsiyon hedefleyin
    • Bol miktarda ekmek, pirinç ve patates gibi nişastalı yiyecekler
    • Örneğin yağsız et ve tavuk, balık (biri yağlı balık olmak üzere haftada en az iki kez balık yemeyi hedefleyin), yumurta ve bakliyat (örneğin fasulye ve mercimek) gibi protein. Bunlar aynı zamanda iyi birer demir kaynağıdır.
    • Kahverengi ekmek, makarna, pirinç, bakliyat ve meyve ve sebzelerde bulunan bol miktarda lif - (bu kabızlığı önlemeye yardımcı olur)
    • Süt, peynir ve yoğurt gibi, kalsiyum içeren süt ürünleri...

    Fazladan demire gereksiniminiz var mı?
    Hamile kadınlarda demir eksikliği söz konusu olabilir. Bu yüzden bol miktarda demir açısından zengin yiyecekler seçmeye dikkat etmeniz gerekir. Demir açısından zengin bir yemek yerken aynı zamanda, C vitamini içeren yiyecekler veya bir bardak meyve suyu gibi içecekler de almaya çalışın. Bunlar vücudunuzun demiri özümlemesine yardımcı olur.
    İyi demir kaynakları
    • Kırmızı et
    • Zenginleştirilmiş kahvaltı yiyecekleri
    • Bakliyat
    • Ekmek
    • Yeşil sebzeler
    Karaciğerde de bol miktarda demir olmasına karşın, hamile olduğunuz dönemde karaciğer yemekten kaçınmanız gerekir.

    Vitamin hapı almanıza gerek var mı?
    Hamileliğinizin 12. haftasına kadar her gün 400 mikrogram (mcg) tutarında folik asit hapı almanız gerekir. İdeal olarak, bu hapları hamilelikten önce almaya başlamış olmanız gerekir. Diyetinize yeşil sebzeler ve kahverengi pirinç, zenginleştirilmiş ekmek ve kahvaltı yemekleri gibi, folik asit içeren yiyecekler de dahil etmeniz gerekir.
    Folik asidin, 'spina bifida' denen belkemiği hastalığı gibi nöral kanal bozuklukları riskini azalttığı görülmüştür. Folik asidini, multivitamin hapı kullanarak almak isterseniz, içerdiği folik asidin doğru miktarda olmasına dikkat edin. Unutmayın ki birden fazla multivitamin hapı alacak olursanız, bunlarda bulunan diğer vitaminlerden aşırı dozda almış olabilirsiniz. Ayrıca her gün 10 mcg D vitamini içeren haplar da almanız gerekir. En iyi D vitamini kaynağı yaz güneşidir (ancak yanmamaya dikkat edin!).
    Dışarı çıktığınızda bütün cildinizi kapatıyorsanız özellikle D vitamini eksikliğiniz olabilir.

    Kaçınmanız gereken yiyecekler var mı?
    Hamileliğiniz döneminde, yüksek oranda, düşük, ölü doğum veya yeni doğan bebekte ciddi hastalığa neden olabilen bir mikrop olan listeria taşıyabilecek bazı yiyecekleri yememeniz gerekir. Aşağıdaki yiyeceklerden kaçınmayı unutmayın:
    • 'Camembert', 'Brie' denen peynirlerle mavi damarlı peynir gibi yumuşak küflü peynirler. 'Cheddar' türü peynir gibi sert peynirlerle, 'cottage cheese' denen peynirlerin ve işlenmiş peynirlerin herhangi bir tehlikesi yoktur
    • Pişirilmemiş veya az pişirilmiş hazır yemekler. Hazır yemekleri her tarafı iyice sıcak oluncaya kadar ısıtmaya dikkat edin.
    Ayrıca aşağıdaki noktaları da akılda tutmanız gerekir:
    • Çiğ yumurtayı ve çiğ ya da kısmen pişmiş yumurta içeren yiyecekleri yemekten kaçının. Yalnızca hem beyazı hem sarısı katılaşıncaya kadar iyice pişmiş yumurtaları yiyin. Bu, bir tür gıda zehirlenmesine yol açan salmonella riskinden kaçınmak için gereklidir.
    • Çiğ etlere dokunduktan sonra daima ellerinizi yıkayın ve çiğ yiyecekleri, yenmeye hazır yiyeceklerden ayrı tutun. Bu, gıda zehirlenmesine yol açan örneğin
    salmonella, campylobacter ve E.coli O157 gibi mikroplardan kaçınmak için gereklidir.
    • Yalnızca iyice pişmiş et yemeye dikkat edin. Sosis ve kıyma yerken buna özellikle dikkat edin.
    • Bahçede çalışırken veya kedinin kakasını yaptığı kumu temizlerken daima eldiven giyin ve daha sonra ellerinizi yıkayın. Bu, etlerde, kedi dışkısında ve toprakta bulunan bir parazitin yol açtığı toksoplasmosis denen bir enfeksiyondan kaçınmak için gereklidir. Toksoplasmosis, henüz doğmamış bebekler için zararlı olabilir.
    • Çok fazla A vitamini almamaya dikkat edin. Bu, yüksek dozda multivitamin hapları almaktan ve karaciğer ile, karaciğer ürünleri yemekten kaçınmanız anlamına gelir. Bir miktar A vitaminine gereksiniminiz vardır. Ancak çok fazla miktarda alırsanız, fazla miktarda birikebilir ve hamilelik sırasında çok yüksek olabilir.
    • Yediğiniz ton balığı miktarını sınırlamanız gerekir. Haftada (pişmiş 140gm ya da çiğ 170gm ağırlığında) bir tuna bifteği ya da haftada (her birinin süzülmüş ağırlığı yaklaşık 140gm olan) iki orta boy teneke kutu ton balığından fazla yemeyin. İki teneke kutu ton balığı, altı ton balığı sandviçi veya üç ton balığı salatası anlamına gelir. Bunun nedeni, bu balıklarda bulunan cıva miktarıdır. Yediğiniz balıkta bulunan cıvanın bir miktarı sütünüze karışır
    ve yüksek miktarda cıva çok küçük bebeklerin sinir sisteminin gelişmesine zarar verebilir.
    Aynı zamanda:
    • Pasta ve bisküvi gibi yağ ve şeker oranı yüksek yiyeceklerden de kaçınmak iyi fikirdir. Ayrıca bu hamilelik sırasında fazla kilo almanızı önlemeye de yardımcı olabilir.
    Bazı sağlıklı hafif yemekler ve yiyecekler
    • Az yağlı yoğurtlar
    • Sebze ve fasulye çorbaları
    • Taze, konserve halinde veya örneğin kuru üzüm gibi kurutulmuş halde meyve.

    Kafeini azaltmanız gerekir mi?
    Her gün aldığınız kafein miktarını azaltmanız gerekir. Ancak tümüyle kesmenize gerek yoktur. Kafein, kahve, çay ve çikolata gibi bazı yiyecek ve sıcak içeceklerde doğal olarak bulunur. Ayrıca bazı yumuşak içeceklere ve 'enerji' veren içeceklere de katılır.
    Günde 300 mg'dan fazla kafein almamak önemlidir. Çünkü yüksek miktarda kafein doğumda bebeğin kilosunun düşük olmasına ve hatta düşüklere yol açabilir.
    Aşağıda sayılanlarda yaklaşık 300 mg kafein bulunur:
    • 3 büyük bardak instant kahve (her biri 100 mg)
    • 4 küçük bardak instant kahve (her biri 75mg)
    • 3 bardak demlenmiş kahve (her biri 100 mg)
    • 6 bardak çay (her biri 50 mg)
    • 8 teneke kutu kola (her biri en fazla 40 mg)
    • 4 teneke kutu 'enerji' verici içecek (her biri en fazla 80 mg)
    • her biri 50 g ağırlığında 8 parmak çikolata
    (her biri en fazla 50 mg)

    Günde bir parmak çikolata yer, 3 bardak çay, bir teneke kutu kola ve bir küçük bardak instant kahve içerseniz, 300 mg olan azami kafein miktarına ulaşmış olursunuz. Bazı soğuk algınlığı ve grip ilaçlarında da kafein bulunduğunu unutmayın.

    Alkolü azaltmanız gerekir mi?
    Haftada bir veya iki kez, 1 veya 2 birimden fazla alkol içmemeniz gerekir. Küçük bir bardak şarap ya da 25 ml tutarında damıtılmış alkollü içkiler, bir ünite oluşturur.
    Ne kadar kilo alabilirsiniz?
    Her kadının aldığı kilo miktarı değişik olur. Ancak bütün hamilelik döneminde 10-12 kg'dan fazla almamanız gerekir. Fazla kilo alırsanız bu sağlığınızı etkileyebilir ve tansiyonunuzu yükseltebilir. Aynı derecede, rejim yapmaya çalışmamanız da önemlidir.

#28.10.2009 11:47 0 0 0
  • Hamilelik Belirtileri
    Genel hamilelik belirtilerinin sebepleri nelerdir?
    Sabah bulantıları veya sadece bulantı hamileliğin ilk döneminde en genel görülen belirtidir. Hormonal olduğu düşünülür, (çoğu hormon fetus ve plasenta tarafından üretilmiştir). Hamileliğin 3-4. haftalarında başlayıp, genelde 10-12. haftalarda azalır ve yok olur. Bazen ısrarla, 14-16. haftalara kadar devam eder, hatta bazen çok nadiren tüm hamilelik boyunca devam eder. Başka bir alışılmadık durum ise, 12. hafta gibi belirtilerin yok olup, hamileliğin sonuna doğru tekrarla-masıdır. Sigara içmek sabah bulantılarını şiddetlendirir.
    Baş dönmeleri ve şişkinlikler hakkında neler söylenebilir?
    Baş dönmeleri genelde hamileliğin sonlarında görülür. Kısmen, hamilelik süresince çok olan projesteron hormonu (yumurtalıkta bulunan ve gebeliğe tesiri olan bir hormon) sebep olabilir. Bu, özellikle yatay pozisyondan kalkarken tansiyonun düşmesine neden olur. Baş dönmelerinin bir diğer nedeni ise anne adayının geriye doğru yattığında uterusun kan basıncıyla kann boşluğuna yaptığı baskıdan kaynaklanır. Bu kalbe geri akan kanla karışır ve otururken veya kalkarken kadın baygınlık hissedebilir. Nitekim kanın fetusa ve rahme tedarikini de azalttığından, hamilelik sırtüstü yatma pozisyonu caydırıcıdır.
    Şişkinlik, vücudun su tutmasına neden olan projesteron hormonunun seviyesisinin yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Bebeğin beslenmesine hazırlık olarak, başka hormonlar da göğsün büyümesine neden olur. Bu nedenle, göğüslerde ağırlık, hafif tıkalılık ve hatta duyarlılık hissi olabilir.
    Bağırsak alışkanlıkları hakkında neler söylenebilir?
    Kabızlık, hamilelikte yaygındır ve yine suçlu projesteron hormonudur. Bazı kadınlar mide ekşimesine maruz kalırlar, bu da yine projesteron yüzünden olur. Her iki problem de doğumdan sonra sona erer. Hamilelikte bu tip semptomların tedavisi yetersizdir.
    Hamilelikte idrarda şeker bulunmasının "anormal olmadığını" söylerler. Bu doğru mudur?
    Evet. Böbreklere doğru kan akışındaki değişiklikler, hamilelikte idrara doğru şeker kaybı olduğunu gösterir. Bu durum herhangi bir hastalık olduğunu ifade etmez. Hamilelikte idrardaki şeker asla şeker hastalığı olarak nitelendirilmemelidir. Şüphe duyulacak başka durumlar varsa, -aşın susuzluk, cenin boyutunun genişliği ve amniyotik sıvının aşırı miktarda olması hamilelikte şeker hastalığı için hemen araştırma yapılması gerekir, fakat tek başına şeker görülürse, bu çok düşük bir ihtimaldir veya bir anlam taşımamaktadır.
    Hamilelikte bazı bölgelerde pigment birikmesi sonucu ciltte koyuluklar olabilir.
    Hamilelikte göğüs ucu etrafında, göbek deliğinde ve perinede (apış arası) pigmentlerin çoğalması yaygındır. Ayrıca, göbekten kasığa uzanan koyu çizginin oluşumu da yaygındır. Tüm bunlar normaldir ve ciltteki koyulaşma geçicidir, doğumdan birkaç hafta sonra yok olur.
    Karpal (el-ayak bileğine ait) tünel sendromu nedir?
    Bir veya bazen iki elin parmaklarında ağrı, hissizlik ve hatta hastalık hissedildiği durumdur. Bu durum sadece hamilelikle sınırlandırılamaz fakat ilk olarak hamilelik esnasında ortaya çıkabilir. Bu durumda, su tutumu kısmen suçlanabilir. Az da olsa, bu belirtilerden kurtulmak için bazen cerrahi müdahale gerekmektedir. Ama çoğu vakada, parmakların tahta ile sarılması duruma yardımcı olabilir. Genelde doğumdan sonra yok olur.

    GÖRÜNEN BELİRTİLER
    Hamilelikte devamlı büyüyen boyutu rahim nasıl etkiler?
    Rahmin boyutunun sürekli büyümesiyle, hamileliğin gelişiminin bağdaşması doğaldır.
    Rahim hamilelik öncesinde 30-50 gr kadarken, ağırlık olarak her dönem 25-30 kez büyüyerek lOOOg (1 kg)' a kadar ulaşır. Hamilelik öncesinde rahim oyuğu 4-5 mi kadarken, dönem sonunda, 1000 katı kadar büyüklüktedir. Bu yapı, bir kadının yumruğundan bile küçükken, içinde bir bebek, plasenta ve sıvıyı barındıracak kadar büyür ve hepsiyle birlikte, 8kg'ya veya daha fazlasına (çoklu hamileliklerde mesela) ulaşır.
    Hamilelik göbeği ne zaman belli olur?
    12. haftaya kadar dışarıdan belli olmaz. Çünkü bu zaman kadar hamilelik tamamen pelvistedir. İstisna olarak çoklu hamileliklerde göbek daha erken çıkabilir. Kadının yapısına göre, 18-20 haftadan önce göbek çıkmayabilir. Bu yan dönemden sonra, karın şişer ve bedenin büyümesi hızla gözle görülür olur.
    Nasıl olur da bazı kadınlar çok iri gözükürken, bazı kadınların hamilelikleri doğum döneminde bile zor anlaşılır?
    Birçok etken buna sebeptir. Uterusun içerdikleri, karnın büyüklüğünü etkiler (ikiz taşıyan bir karın daha büyük olur), fakat bu tek etken değildir. Karın kaslarının durumu ve büyüyen rahmi idare edişi de önemlidir. Diğer bir etken ise, karın duvarında, cilt altında birikmiş yağ miktarıdır. Bu, dış görünüşü etkileyecek kadar büyük olabilir. Revaçta olan inanışın tersine, aslında, hamile karnının büyüklüğü bebeğin büyüklüğünü göstermek için zayıf bir rehberdir.
    Aşağı jenital bölgesinde ne gibi değişiklikler beklenmektedir?
    Vulva ve vajinaya giden kanda aşırı bir yoğunluk görülür. Bu bölgeler tıkanır ve vajinanın uzama ve esneme kabiliyeti artar, doğuma hazırlanır. Bazı durumlarda, vulvada varisli damarların ortaya çıkmasıyla, bu genişleme problem yaratabilir. Durum, aşın rahatsız edici olabilir ve doğumdan önce tedavisi mümkün değildir. Genelde, vajinal akıntı çoğalır ki, bu durum çoğu kadını alarma geçirir. Fiziksel değişiklikler bir yana, vaj inanın PH seviyesinin düşüşü daha asitli olmasına neden olur. Bu bakteriyel enfeksiyonları önlemeye yardımcı olur. Mamafih, pamukçuk oluşumunun artışı hamilelikte yaşanan ortak bir sorundur. Pamukçuk, hamileliği tehlikeye atmaz, sadece hamileye sıkıntı veren ana sorunlardan biridir.
    Çatlaklara neden olan nedir? Çatlak oluşumu önlenebilir mi?
    Karnın gerilmesi, cildin altındaki bağlayıcı dokuların kopmasına neden olur ve böylece çatlaklar oluşur. İşte bu yüzden, çatlak hamileliğin değişmez özelliğidir.
    Bazıları diğerlerinden bu durma daha yatkındır. Aşırı şişmanlık bu oluşumun ihtimalini yükseltir. Bir de sarışın kadınlann daha yatkın oldukları savunulur.
    Çatlaklar, koyulaşabilir, bazen koyu kahve hatta siyah olabilir. Doğumdan sonra rengi açılır, gümüşi beyaz ve düzensiz çizgiler olur. Zaman içinde, çeşitli losyonların çatlak oluşumunu önlediği iddia edilmiştir. Fakat buna dair kesin bir kanıt yoktur.
    Kasılmaların, hamileliğin erken döneminde başladığı söylenir, öyleyse bu doğru mudur ve nedeni nedir?
    Doğum öncesi kasılmaları deneyimi kadından kadına değişir. Aynı zamanda bir kadının bir hamileliğinden diğerine göre de değişir. 14. haftada başlayan ağrısız kasılmalardan hamile kadın bihaberdir. Hamilelik ilerledikçe, bir yok olup, bir ortaya çıkarak devam eder.
    30. haftaya doğru, kadın bunların farkına varmaya başlayabilir, fakat bu dönem de nerdeyse hep ağrısız geçer bu kasılmalar. Braxton-Hicks adıyla bilinirler. Plasenta ve fetüs, bu kasılmalara neden olan bir sürü hormon üretir. Buna karşılık, mevcut diğer hormonlar (projesteron da bunların arasındadır), verdiği etkiyle durumu dengeler ve elde olmayan bir erken doğumu engeller.
#28.10.2009 11:42 0 0 0
  • Bebeklerde Kabızlık
    Sert ve zor dışkılamaya kabızlık denir. Çocuklarda bağırsak hareketleri çok değişkendir; kimi çocuk kakasını günde 2 kez yaparken, kimi çocuk da 2-3 günde bir yapabilir. Hep aynı düzende kaka yapan bir çocuk 2-3 günde bir de yapsa kabız demek değildir. Dışkının kıvamı sert değilse de, birkaç günde bir yapılması kabızlık değildir.
    Çocuk sert kaka yaparken zorlanır. Makatta tahriş olur. Bu tahriş veya çatlak dışkılama esnasında acıya yol açar. Çocuk bu nedenle dışkılamak istemez. Bu da kabızlığı artırır. Bu şekilde bir kısır döngü oluşur.
    Bebekler oturmayı ya da emeklemeyi öğrenirken ve yürümeye başlamadan önce hafif kabızlık çekebilirler. Çocuğun tuvalet eğitiminde baskıcı olmak da çocuğun kaka yapmayı reddetmesine yol açar. Bunun sonucunda da kabızlık oluşabilir.

    Siz nasıl yardımcı olabilirsiniz?
    ♦ Çocuğunuz kısa süreli kabız olmuşsa telaş etmeyin. Kesinlikle müshil ilacı vermeyin. Biberonuna şeker katmayın. Özellikle sıcak havalarda bol bol su ve meyve suyu içirin.
    ♦ Kabız olan çocuğunuzu uzun süre oturakta bekletmeyin. Oturakta çocuğa acele ettirmeyin. Oturağa oturmadan önce, makat çevresine biraz nemlendirici sürerseniz, kaka yapmasını kolaylaştırırsınız. Oturma banyoları da çocuğunuzun dışkı yapmasını kolaylaştırır.
    ♦ Çocuğunuza bol bol lifli gıdalar yedirin. Lifli besinler, bağırsak hareketlerini artırarak kabızlığı giderir. Lifli besinler; taze meyve ve sebzeler, özellikle erik, kayısı, incir, üzüm, karpuz, gibi meyveler yedirin. Yeşil yapraklı sebzeler ve az haşlanmış karnıabahar, kereviz ve pırasa verebilirsiniz.
    ♦ Kabız olan çocuğa bazı besinleri yasaklamak gerekir. Bunların arasında süt en önemlisidir. Kabızlığı olan bir çocuk süt içmemelidir. Ancak sabahları aç karnına ballı süt veya içine kuru inciri sekize bölerek kaynattığınız sütü vermenizde fayda vardır. Şeker, çiklet, gofret gibi kimyasalları bol olan gıdalardan da sakınmalısınız. Saf çikolata yiyebilir. Bebe bisküvisi yerine sade bisküviyi tercih edin.
    ♦ Her gün iki çorba kaşığı keten tohumunu 12 saat suda beklettikten sonra, beklettiğiniz suyla kaynatıp çorbalarına katabilirsiniz. Bu yöntem kabızlığın tedavisi için önemli bir uygulamadır.
    ♦ Çocuğunuz kaka yaparken ağrı sızıdan söz ediyorsa, çamaşırında kan izleri varsa, karnının alt bölümünde ağrı ve sancı varsa hemen doktora götürün.

    Yazının kaynağı : Sevda Salihoğlu Dursun ( Bebek Bakımı ve Sağlığı )
#28.10.2009 11:34 0 0 0
  • düğün 9 mayısta allah nasip ederse
    inşallah darısı bekarların başına
    amin amin alah bizede nasip etsin
#28.10.2009 10:53 0 0 0
#28.10.2009 10:11 0 0 0