1900'de Johann Vaaler, kağıtları sıkıca tutabilmek için,iç içe geçmiş iki halkadan oluşan, metal bir telden ibaret orijinal bir ürün tasarladı. Vaaler'in 'Ataş'adını verdiği bu tasarım bugüne değin hemen hemen hiç değişmemiştir.
1829'da bilim adamlarının, söğüt ağacının yaprağında bulunan 'salisin'adlı kimyasal bir maddenin ağrı kesici özelliği olduğunu keşfetmelerinden sonra Charles Frederic Gerhard bu maddeyi kullanarak 'salisilik asiti'geliştirmiştir. 1899'da Alman kimyager Felix Hoffmann'ın Gerhard'ın formülünü geliştirmesi sonucunda Aspirin tıbbın hizmetine sunulmuştur
1878'de Joseph Swan, elektrik ampulünü icat etti. Cam bir ampul içinde kömürleştirilmiş bir filaman vardı. Swan, ampulün içindeki havayı boşalttı. Çünkü havasız ortamda filaman yanıp tükenmiyordu
1790'da Dominique Larrey, hastaları hastaneye yetiştirebilmek için hafif bir araba tasarladı. 1792'de Fransa, hem Avusturya hem de Prusya ile savaş halindeydi. Ağır arabaların yaralıları toplamak için cepheye ulaşamadıkları görülünce Larrey'in bu tasarımı hayata geçmiş oldu
1835'te Solymon Merrick, ingiliz anahtarını tasarladı. İnsanoğlunun pratik zekasının bir ürünü olan ingiliz anahtarı ile vidaların büyüklüğü önemini yitiriyordu. Çünkü genişleyebilen ucu sayesinde her boyuttaki vida için kolayca kullanılabiliyordu.
1936'da Sylvan Goldman, alışveriş arabasını icat etti. Goldman, Oklahoma City'de bir manav sahibiydi. Müşterilerinin daha rahat alışveriş yapabilmelerini sağlamak için üç tekerlekli bir alete sepet bağlamıştı. Dükkanının müşterileri artmaya başlayınca yakın arkadaşı Fred Young ile arabayı yeniden tasarladı ve bugünkü şeklini verdi.
1853'te Charles Pravaz, şırıngayı icat etti. Kan damarlarına ve kasların içine ilaç enjekte etmekte kullanılan deri altı şırıngası, tıp açısından büyük bir yenilikti. 1987'de bir başka doktor Jean-Louis Brunet, kan örneği alınırken enjektöre takılan bir başka aletin patentini aldı. Alet, şırınga hastadan çıkarılır çıkarılmaz şırınganın ağzını tıkıyordu. Böylece doktor ve hemşireler mikroplu kanla temas etmemiş oluyorlardı.
1885'te William C. Carter, şemsiyeyi geliştirdi. İlk şemsiyenin, 4000 yıl önce Mısır, Asya, Yunanistan ve Çin'de kullanılmış olduğunu tarihsel dokümanlar göstermektedir. Şemsiyenin patenti Carter tarafından alınmıştır.
1968'de Douglas Engelbart, internet teknolojisini icat etti. Tarih boyunca yapılan en büyük icatlardan birisidir. Birden fazla bilgisayarın telefon hattını kullanarak birbirleriyle iletişim kurabilmesi prensibine dayanan internet, bilgi çağının doruk noktası olarak da değerlendirilebilir. İlk olarak Amerikan Savunma Bakanlığının bilgisayarlarını birbirine bağlamak için kullanılan internet, sonraları tüm dünyaya yayılan bir veri ve bilgi ortamı halini aldı.
Belki hayat dediğimin yarasında gizliydin, belki çok uzak yollarda binemediğim trenlerdeydin. Aradığımın sen olup olmadığını bile bilmek için
yeterliydi yanında olmaya çalışmak. Çok az kalmıştı
ölümlerin çıplaklığını görmeme, sonra kaybettiğim
bebeklerimi gördüm sende. Hepsi bir olmuş sende,
intikam alıyorlardı benden... Beş sene tanıdım
hepsini, gördüm karanlıklarını, nasıl kaybolduğumu
anlattılar bana... Dinledikçe onları, sana hapsoldum, tenine bağlandım pamuk ipliğiyle. Öyle bir zamanda terk ettin ki beni hepsiyle barışmıştım...
Gerçekliğimi ardıma takmış yol alıyorum şimdi. Ne yazık ki hep benim sandığım gökyüzüm seninmiş, şimdi karanlıktayım, aydınlık çok uzaklarda bana dönüp bakmıyor bile... Hayat dediğimin yarası da senmişsin dermanı da senmişsin. Binemediğim trenlerin bütün yolcuları senmişsin, ben yeni anladım... Şimdi yalvarmam ağlamam hiçbirşeyi değiştirmiyor biliyorum ama gecelerimi geri istiyorum, kayboluşlarımı, yeniden doğuşlarımı geri istiyorum... Senin için ne kadar çabaladıysam onlar için de çabalayacağım... Ama hala umudum olduğunu kimseden gizlemiyorum ne kadar
kızsam da sana, geri gelmeni bekliyorum...