bitkiler ile tedavi konusunda yazacağım bu şeyler kulaktan dinlediğim şeylerdir tabiiki bu bilgilerin çöpe gitmemesi için anlatıyorum...
forumun da amacı bilgi paylaşmaktır....
ben bundan 20 sene önce dükkan çalıştırıyordum ismini hatta yüzünü dahi hatırlayamayacağım bir müşterim anlattı..
bana şeker hastasısın teşhisi kondu ... ben doğadaki yeşil çimenler üzerinde bulunan tek tük beyaz otları kopardım ( yer:balıkesir) bu otlar şöyledir mesela saçınızın içinde 3 yada 5 tane beyaz saç olabilir işte bu otlar yeşil çimen içinde bunları demleyerek içtim..
( otlar kaynatılmamalı kaynamış suyun ısıtmasına son verilir ve otlar içine atılır yani çay gibi demlenir)
bir arkadaşın elleri kaşıntıdan dolayı yara olmuştu hatta ense tarafları yara olmuştu hep kaşınıyordu ve bir zaman sonra onun artık kaşınmadığını görünce bana şunu anlattı
benim hastalığım karaciğerden geliyordu ceviz yaprağını demleyip içtim
artık suyun içinde kalan yaprakları kaşınan yere sürdüm demlenmiş su iç tedavimi yaptı yapraklar dış tedavimi yaptı...
çanakkale hamdibeyde ihtiyar bir adam anlattı ..bana tedavin mümkün
değil öleceksin dediler bundan 5 yıl önce ben çam filizi ile ardıç filizinin demlenmiş suyunu içtim şu an çok sağlıklıyım....
tabiki , bu yazdklarım kulaktan dolma bilgilerdir aslında daha pek çok bilgim var bilgiye istemedende olsa sahip oldum bendede böyle şeyleri unutmayacak hafıza var ama ne olursa olsun sizler asla şu otu içeyim demeyin çünkü otlar bitkiler bünyeyi zehirleyerek öldürebilirde mesela zakkum bitkisi insanı öldürüyor mantar kültür mantarı değilse öldürüyor o zaman neden yazıyorum , tabiiki bu bilgilerin ilaç ve sağlık ile uğraşan diplomalı profesyonel insanlar tarafından araştırılsın diye yani insanlığa bir faydamız olsun
tabiiki amaç sonuçta insanların sağlığı ...sonuçta sigara içmeyi bırakmayan insanlrın sigaradan en az zarar nasıl alınır onu öğrenmesi gerekiyor...
çünkü sigara içilmemesi gerekirken içiliyor..
bir nefes sigara akciğere gidiyor bir dere halinde akan kan oksijenle beraber nikotin alıyor damarlar nikotinle doluyor derken iç organlar da dolaşım bozukluğu tıkanmalarla kanserler meydana geliyor....
benim uyguladığım sigara zararlarından en az zarar almak için diet şudur...
1- her sabah aç karnına bir çaykaşığı polen
2- kuvvetli bir yemek yeme sonrasında 100 gram limon suyu en az 500 gram su ile karıştıp yani limonata yaparak içmek...
bir kadın bu tehlikeli kene ile tam bir ay yaşamış (gazete haberi) doğada asla vede asla yanlış olmaz ama nedense biz egoist insanlar tüm yaratıklardan üstün olduğumuz şerefli olduğumuz gibi kültürek düşüncelerden dolayı yani işin aslı doğa ile anlaşamadığımızdan öğrenmemiş canlılar olarak çocuklarımızada öğretemiyoruz.
kene salakmı yaşadığı bir canlıya zehir pompalasın kenenin bir amacı vardır başka canlıda geçinmek...
senden geçineni sen kötü yoldan yok etmeye çalışırsan yani onu öldürürsen polis ne yapardı eskiden idam ederdi.
mantıklı ol ve keneyi yani senden geçineni kızdırmadan def et ürkme onu kopartmaman gerektiğini bil..hemen doktora git..
veya tıp ilmiyle uğraşanlar cımbı tiner vesaire şeyler bulsunlar
işte önemli olan toplumun keneden korunması değil kene ile yaşamasını öğrenmesi gereklidir.
doğadaki tavuklar kenenin can düşmanıdır keklikler tarım ilaçları bu hayvanları yok etti tabiiki sıra insana gelecek..
sonuç olarak her kene gibi canlı yaratan tarafından kendini koruması için bir silahla donatılmıştır yada savunma ile buna bir örnek sülük canlısını ele alalım
bu canlı insan kanını emiyor insana tam 130 adet bioaktif salgılar ile şifa veriyor ve 30 40 dakika emdikten sonra karnı doyan sülük artık senin etini bırakıyor
ama sen onun üzerine tuz dökersen emdiklerini tekrar sana kusuyor ve sen mikroplanıyorsun veya elinle koparırsan sülük dişleri derinde kalıyor ve o yer şişiyor
sonuçta bu veya buna benzer canlılar ile yaşamayı öğrenmek şarttır derim..korkunun ecele faydası yokjtur derim ben...
bir kadın bu tehlikeli kene ile tam bir ay yaşamış (gazete haberi) doğada asla vede asla yanlış olmaz ama nedense biz egoist insanlar tüm yaratıklardan üstün olduğumuz şerefli olduğumuz gibi kültürek düşüncelerden dolayı yani işin aslı doğa ile anlaşamadığımızdan öğrenmemiş canlılar olarak çocuklarımızada öğretemiyoruz.
kene salakmı yaşadığı bir canlıya zehir pompalasın kenenin bir amacı vardır başka canlıda geçinmek...
senden geçineni sen kötü yoldan yok etmeye çalışırsan yani onu öldürürsen polis ne yapardı eskiden idam ederdi.
mantıklı ol ve keneyi yani senden geçineni kızdırmadan def et ürkme onu kopartmaman gerektiğini bil..hemen doktora git..
veya tıp ilmiyle uğraşanlar cımbı tiner vesaire şeyler bulsunlar
işte önemli olan toplumun keneden korunması değil kene ile yaşamasını öğrenmesi gereklidir.
doğadaki tavuklar kenenin can düşmanıdır keklikler tarım ilaçları bu hayvanları yok etti tabiiki sıra insana gelecek..
sonuç olarak her kene gibi canlı yaratan tarafından kendini koruması için bir silahla donatılmıştır yada savunma ile buna bir örnek sülük canlısını ele alalım
bu canlı insan kanını emiyor insana tam 130 adet bioaktif salgılar ile şifa veriyor ve 30 40 dakika emdikten sonra karnı doyan sülük artık senin etini bırakıyor
ama sen onun üzerine tuz dökersen emdiklerini tekrar sana kusuyor ve sen mikroplanıyorsun veya elinle koparırsan sülük dişleri derinde kalıyor ve o yer şişiyor
sonuçta bu veya buna benzer canlılar ile yaşamayı öğrenmek şarttır derim..korkunun ecele faydası yokjtur derim ben...
yukarıda anlatmış olduğum fikir sağlıklı uzun yaşamak için sadece bir fikirdir yani binanın bir tuğlasıdır...
yanılmıyorsam bundan 15 sene önce bir isveçli doktor uzun yaşama kitabı yazdı o zaman yaşı 45 imişmi neymiş 90 yılına kadar yaşamak kitabı yazdı ve adam 50 yaşında öldü..
yani bu konu çok hassas bir konudur.ve bu konuda yazı yazan her insan inancını yazar o sebeple yazdıklarımın benim inancım olduğunu bilin ve bu inanç dünya gezegeninde tek tir ikincisi yoktur..
genellikle modern tıp yazarları uzun yaşamı ele alırken sadece maddesel olarak işe başlıyorlar ve bitiriyorlar yani insan denen yaratığı sırf bir et parçası olarak görmektedirler acı ama gerçek budur lakin insan sadece etten yaratılmış bir canlı değildir o bir elektrik manyetik alan içersinde vucudunun dengesi bulunmaktadır yani uzun yaşam olayının ikinci perdesi manasal veya ruhsal sağlık olarak ele almalıyız.
bu konuda yardımım şudur.. eğer sen ne olduğunu kavrayamadı isen inançlarında terddüt içersinde isen o vakit vucutta ki hücrelerde anlaşmazlık ve iç savaş başlar bu alerji olarak kendini gösterir alerjinin en büyük ilacı bedenin ülkü birliğini sağlamaktır ve bedeni küstürmemektir.
üçüncü perdeye gelince olayı kalıtsal olarak ele alalım 1974 yılında sscb ülkesine giden ertuğrul akbay isimli gazeteci kumuk türklerinden üç biraderi yan yana fotoğrafını çekmiş bir tanesinin yaşı 118 ortanca 115 yaşında en ufakları ise 113 yaşında... ve bir deniz asb emeklisi abimiz şunu derdi bana kumuk türkleri 145 yaşında iken gene at sırtında dolaşıyor..ben onun yalancısıyım...
dördüncü perde tarihsel doğal selleksiyondan galip gelip doğada yaşamını sürdüren vucutlar konusu
burada şunu demek istiyorum bazı bedenler bulaşıcı hastalıklar tarafından tavuk gibi ölürken bazı bedenler bu bulaşıcı hastalıklara karşı tarihsel olarak savunma mekanizmaları sağlam olan ve sağlam olmayan bedenler..,
örnek: van kentinde kuş gribine yakalananlar aklımda kaldığı kadarıyla hep öldüler
sonra gene hatrımda kaldığı kadar şerefli koçhisarda kuş gribinden ölmüş kuşları elleyen bir şerefli koçhisarlıyı sağlık taramasından geçiren doktorlar bu kişinin vucudunda kuş gribi buldular ama adamda kuş gribinden etkilenme yok yani vucudu bu mikropla yaşamayı öğrenmiş doğal selleksiyona dayanıklı bir beden...
aslında daha çok yazı yazılabilinir ama şu bir gerçekki uzun yaşamak için kadere iman ettim diyerek herşeyi boşverir araştırmaz yorulmaz nede olsa kaderim budur diyerek yenilgiyi mucadele etmeden kaybetmeye hazırsan o zaman senin türün neden hala devam ediyor derim çünkü bu doğaya aykırı bir durumu doğa def eder...
gerisini siz yazın....perdeler çok hazineler de çok
ben bir fikirbazım yani küçüklüğünde menenjit geçirmiş ve beyni karışmış bir insanım ama düşünerek bazı sorunları çözüyorum ama bir konuyu düşünüp sonuç almak yıllar sürebilir.
şimdi uzun yaşam hakkında bir fikrimi söyliyim..
alerji hastaları yani bağışıklığı zayıf yada çeşitli sorunları olan insanlar nasıl sağlam bünyeye kavuşacak.
tabiiki doktor kontrolünde çıplak ayaklarını dizine kadar toprağa göm toprak nemli olsun toprak ile vucut birleşmesi sonucunda topraktan alınacak zayıflatılmış milyarlarca bakteri ayak tırnaklarını şişirebilir ama bağışıklığı sağlamış olacaktır.
fikir şundan çıktı bir köylü demir ile yaralanssa dahi neden tetenoz olmuyor çünkü toprak tarafından aşılanıyor.
dikkat
BU SADECE BİR FİKİR DİR......ANCAK UZMANLAR TARFINDAN DENENEBİLİR.
VE ONLARIN VERECEĞİ SONUÇ ÖNEMLİDİR...................
şimdi araştırın soruşturun gerçek tarihe göre fatih sultan mehmet kanunnamesi ile türk ailelerinin yanında türkçe öğrendikten sonra enderuna gelen orada yetiştirilen insanlar arasına asla türk ırkından bir kimse alınmamasını emretmiştir böylece üst tepe saray ikincisinde yeniçeri ocağı olmuştur yönetim...
böylece osmanlı tarihini yazanlar yeniçeriler olmuştur türkler savaş meydanlarında kırılmış yeniçeri parsayı toplamıştır.
istanbulu almış bir papazın elini öperek emrindeyim demiştir ve bugünlere kadar hatta bugün bile istanbul bir derttir çünkü esir alınan mutlak ya özgür olacak yada ölecektir gerisi boştur ...
böylece türk hristiyan savaşları başlamıştır hala tam bir barış yoktur o dönemde yaptığı fatihin islam şeriatı getirmek olmuştur.
haliyle benim tarihi bilgilerimin yanlış olacağıda muhtemeldir ..
fatihin annesi sırp tır ve fatih annesi için kilise yaptırmıştır fatih ölünce annesi sırbistana dönmüştür.
yıl 88 sabah 9 da kalktım ve gece olmuş 11 gün boyu yapmış olduğum 10 tane televizyonu masaya koy ve kapağını aç tamirini yap ve gece 11 köylerden televizyon toplayıp bana getiren bir çocuk 15 televizyon getirmiş ve uyku bastırıyor , derhal bal alırım kavanozla ve uyku ihtiyacım kalkar adeta bedenim tamir olur ve ertesi gün gece yarısına kadar çalışırım...
yani denedim ve çok olumlu sonuçlar aldım uyumak istemiyorsanız ve çalışacaksanız bal yiyin.....
bundan 10 sene önce kendimce düşündüm bu kaplumboğa 250 yıl yaşıyor ve neden biz insan yaşamıyor diye ve acaba bunun kanında gençleştirici bir şey varmı diyerek doğadan bir kaplumboğadan biraz kan alıp vişne suyu içersine katıp 2 arkadaş bunu içtik
televizyona bakıyorum haliyle hanımla beraber bakmak zorunda kaldığımdan dizilere bakıyorum ve dizilerde acılarla karşılaşıyorum ve bende burada neşelenmek yerine acı azap görüyor ve gözlerim yaşarıyor yahu ben bu dünyaya gülmek eğlenmek ve hoş muhabbet etmek için geldim ekran yazarlarına sesleniyorum ne olur bana acıyın ve beni güldürün artık. hazır konu açılmışken yanlız tv değil bilgisayar da psikolojiyi bozuyor benim çocukluğum gençliğim çok güzel geçti benim zamanımda zagor tommiks vardı ve ben doğada dolaşıyor yaşamdan zevk alıyordum ama oğlum sömestre tatilinde ve bu tatil içersinde hiç sokağa çıkmadı ve günlerden beri bilgisayar başında ve hiç dersine çalışmıyor bilgisayarı aldığıma bin pişman oldum çünkü oğlumu bilgisayar başında kaybettim cebine harçlık veriyorum ne olur git 3 5 saat dışarı çık diyorum ama o parayı reddediyor. ve bilgisayar canavarı olmuş ve izmir den kız arkadaşı ona atkı yollamış ..
neyse psikolojiye girmişken psikoloji doktorluğu yapmadığım için konuşmam gerçekten yanlış olabilir ama bunlar görüşümdür.
cinayet işleyenler konusu yani boş yere insan öldürenler konusunu işleyeceğim. yani insan hayatına değer vermeyen şahısları bunlar neden öldürürler cevabını bulmaya çalışacağım.
bizim mahallede pepe celal vardı ben küçük iken yani aklım pek başımda olmadığı zamanlarda pepe celal ile pepe taklidi yaptım ve o beni dövdü haliyle ben gibi pek çok kişi pepe ile dalga geçmesi sonucu pepe kendini kanıtlamak için bir terör örgütüne girdi ve bir kahvey makinalı ile taramış ve bizim 2. kattaki değişik görüşlü öğretmenin evine bomba atmış idi herneyse yattı ve çıktı ertık onun için öldürmek çok kolay bir meslek halini aldı ve 15 sene öncemi ne cumhurbaşkanlığı klarmoni orkestrasındaki bir çocuğu öldürdü ve yattı çıktı yani öldürenlerin hür şekilde yaşadığı bu düzende pepe dolaşıyor ve daha niceleri yani toplum o kişiyle dalga geçmese idi benim gibi pepe katil olmazdı suç aslında rtoplumumuzdadır.
ha son hrant katillerinin soy adlarına bakalım ne idi yasin hayal hayal ile sen hayalsin demeselerdi o gerçek iş yapacağım dermi idi.
sonra samast a gelelim hepimiz bu gevur soy adı demedik mi ve buna hayatında belki binlerce kişi gevur demedimi ve o bu cinayet le gevur olmadığını kendince ispatlamadımı.... yani nereye geleceğim hiç bir şey sebepsiz değildir sonuç sebebin sonucudur ve psikolojik olarak yayınların dikkat edilmesi hususunda büyük tv kanalları çalışmalıdır.
Şimdi ben tarihi çok severim ve tarih bilgim ne yazıkki liseden sonra özel olarak okumuş olduğum kaynaklara dayanmaktadır , çünkü mesela yıllarca enver paşa bizi 1. dünya savaşına soktuğunu ve ingiltere nin fransanın biz türklere saldırmak istemediğini ama enver paşa yüzünden bize saldırıldığını okudum , lakin bir yabancı kaynak ansiklopediden ingilter,fransa,rusya arasında wrojlaw anlaşması ile osmanlının paylaşılma anlaşmasını okuduğum zaman bilgilerim dejenere oldu.
haliyle anlı şanlı tarihimizi bizim kaynaklarda hep okur iken 1962 yıllarına ait bir tarih mecmuası cildi aldım ve bu türkiye de çıkmış ve bu adamdan rusya dağılmasını okuduğum zaman aynen 1990 lı yılları adam aynen söylemiş ve bu kitapta diyorki.
moğollar orta asyaya girdi ve 3..4 milyon türk insanını katlettiler kaçabilen 10 milyon civarındaki türk boyları anadoluya girdi ve onun sonucu anadolu türkleşti ve o kadar okuduğumdan nefret etmiştimki mesela merv kentinde 1240 000 türk yaşıyormuş moğollar bize teslim edin şehri size bir şey yapmayacağız demişler ve şehir teslim olunca kadın çoluk çocuk 1240 000 türk bu şehirde katledilmiş, hal böyle iken neden bu tarihi anlattığımda kimse bilmiyor ve bu konu hakkında bilen birileri varmı neler olmuştu?
Televizyonda seyretmiştim afrikada sudan dolayı bulaşıcı hastalıklar ile ilgili savaşı ancak şöyle kazanabilmişler.
diyelim dereden su alındı, cam surahi olacak ve güneşe karşı 2 saat bekletildikten sonra içilecek, ve bu sayede su içersinde mikropların hepsi güneş ışınından ölüyorlarmış.
Uyumak, yani vucudumuzu tamir hücrelerinin eline bırakmak , uyuduğumuz an bu hücreler çalışmaya başlarmış ve günlük vucut hasarlarını onarırlarmış ertesi gün vucut tamir olmuş halde çalışmaya başlarmış.
Lakin, bu akşam bir tv kanalında iki dizi seyrettim , hiç gülmedim hep üzüldüm ve stresime stres katıldı.
Yaşadığımız hayat zaten stres, pekala ayrıca mide hücrelerim derki bana miden aç saat gece 12 yi geçmiş açsın sen yatmak istersin ama o hücreler seni uyutmaz sana hep sinyal verirler uyuyamazsın.
Sonuçta , birşeyler yediğimde hemen acıkmuş hücrelerim çalışmaya başladığından beynime yat uyu sinyali gönderir veya ufak tefek birşeyler içtiğimde yani beyin komuta kontrol merkezini bozduğumda.