Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriylepek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesinedayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bubasit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi. Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı duran Marko da öldü.
MAYINLA FUTBOL
Komboçya'da 2 asker, patlamamış mayınla futbol oynamaya kalkınca hayatlarını kaybetti. Olayı ilginç kılan bir başka nokta, parçalanarak can veren 2 askerin, Kamboçya ordusunun "en iyi mayın uzmanları" arasında yer almasıydı.
TÜKÜRÜK KURBANI
ABD'nin Alabama eyaletinde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencerenin kenarına oturarak, tükürüğünü, büyük bir tencere şeklindeki sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan asker, dengesini kaybedip 11. kattan düştü.
VE DİĞERLERİ...
• Kansas Wichita'daki polis,havaalanı otelinde 22 yaşında bir adamı sahte 16 dolarlık iki banknotu kullanmaya çalışırken yakaladı.
• Güney Afrika Johannesbur'da iki adam birbirlerinin kafası üzerine koydukları bira kutularına ateş ederlerken birisi arkadaşının yüzüne ateş etti.Adam ağır yaralandı.
• Washington'da bir suçlu hapishaneden kaçtı.Birkaç gün sonra kız arkadaşıyla yemeğe gitti.Ama uzun süre geri dönmeyince kız arkadaşı merak ederek polise haber verdi.Polisler adını duyunca kim olduğunu anladılar ve yakaladılar.
• Michigan lonia'da sarhoş bir hırsız,iki hizmetçi kızdan nakit para istedi,kızlar parayı vermeyi reddedince adam polis çağıracağını söylerek onları korkutmaya çalıştı.Kızlar aldırmayınca adam gerçekten polis çağırdı ve tutuklandı.
• Pennsylvania Radnor'da bir şüpheliyi sorguya çeken polis,şüphelinin kafasına metal bir süzgeç yerleştirmiş ve tellerle fotokopi makinasına bağlamıştı.Polisin Fotokopi makinasında şüphelinin yalanlarının yazdığını söylemesi inanan şüpheli suçunu itiraf etti
Tanri esegi yaratti ve ona dedi ki: "Sen bir eseksin.
Sabahtan aksama kadar yorulmadan, yakinmadan
calisacaksin ve agir yukleri sirtinda tasiyacaksin. Ot
yiyeceksin, az akilli olacaksin ve 50 yil
yasayacaksin". Esek cevap verdi: "50 sene boyle bir
hayat icin cok cok fazla, lutfen bana 30 yildan fazla
verme!" ve boyle oldu...
Sonra Tanri kopegi yaratti ve ona dedi ki: "Sen bir
kopeksin. Insanlarin mallarini koruyacaksin, onlarin
en yakin dostu olacaksin. Geriye kalan artiklari
yiyeceksin ve 25 yil yasayacaksin." Kopek cevap verdi:
"Tanrim, 25 yil boyle yasamak cok fazla. Bana 10 yil
ver yeter" ve boyle oldu...
Daha sonra Tanri Maymunu yaratti ve dedi ki: "Sen bir
maymunsun. Agactan agaca salinacak ve bir aptal gibi
davranacaksin. Insanlari eglendireceksin ve 20 yil
yasayacaksin". Maymun cevap verdi: "20 sene dunyanin
palyacosu olarak yasamak cok fazla. Bana 10 seneden
fazla verme". Ve boyle oldu...
En sonunda Tanri erkegi yaratti ve ona dedi ki: "Sen
bir erkeksin. Dunyada yasayacak tek rasyonel dusunen
canli olacaksin. Diger yaratilmislara zekani
kullanarak hukmedeceksin. Dunyayi yoneteceksin ve 20
yil yasayacaksin." Erkek cevap verdi: "Tanrim, erkek
olmak icin 20 yil yetmez. Lutfen bana esekten artan 20
yili, kopekten artan 15 yili ve maymunun 10 yilini
ver."
Tanri bunu kabul etti ve erkek 20 yil erkek olarak
yasadi sonra evlendi ve 30 sene esek olarak sabahtan
aksama kadar calisti ve agir yukler tasidi. Sonra
cocuklari oldu ve 15 yil kopek gibi yasadi, evi
korudu, aileden artanlari yedi. Sonra ilerleyen
yasinda 10 yil maymun olarak yasadi. Aptal gibi
davrandi ve torunlarini eglendirdi. Bu bugune kadar
boyle geldi...
iste,
silgi kullanmadan resim yapma sanatına Hayat denir.
Araştırma Yale Üniversitesi'nin maymun laboratuarında başlıyor. 7 adet capuchin maymunu, bir ana kafeste ve bir çok küçük deney kafesinde para kullanmayı öğreniyorlar. Para olarak gümüş renkli somun kullanılıyor. Süreç gayet basit: Ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine konuluyor. Bu maymuna gümüş renkli somun veriliyor. Maymun öncelikle somunu kokluyor, ağzına sokuyor. Bu aşamada tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor: Elma, üzüm ve jell-o. Amaç her maymunun sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. Araştırmacılar maymuna elmayı vermeden önce elinde parayı alıp elmayı öyle veriyorlar. Bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü keşfetmeye başlıyorlar. Maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar en çok tercih edilen yiyeceği öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor: Fiyatlandırma. Bu yeni süreçteki amaç, maymunların insanlar gibi rasyonel kararlar verip veremediğini görmek. Böylece araştırmacılar, bir çok maymunun tercihi olan jell-o'nun fiyatını iki katına, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını 1 somun yapıyorlar. Sonuç ilginç: Maymunlar paralarını en çok yemek alacak şekilde harcamaya başlıyorlar. 1 somun verip 2 elma almayı; 2 somun olan 1 adet jell-o almaya tercih ediyorlar. İlerleyen günlerde, ana kafesten deney kafesine alınan bir maymun, bir tepsi içinde bulunan 12 somunu görüp aniden çılgına dönüyor. Paraların bulunduğu tepsiyi ana kafese fırlatıp kendisi de ana kafese dalıyor. Gökten para yağdığını gören ana kafesteki maymunlar, somunları kapışmaya başlıyorlar. Olay kayıtlara maymun tarihindeki ilk "banka soygunu" ve "hapishane firarı" olarak geçiyor. Bütün bu kaos içinde, araştırmacılar ana kafes içindeki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyorlar. Ortalık biraz yatışınca erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp ona elindeki somunlardan birini veriyor. Bunun karşılığında dişi maymun ve erkek maymun cinsel ilişkiye giriyorlar. İşin ilginç yanı, bu iki maymunun işi bittikten sonra, dişi maymun, erkekten aldığı parayı araştırmacıya getirip, bununla üzüm almaya çalışıyor. Bu olay da kayıtlara maymun tarihindeki ilk "fuhuş" olarak geçiyor. Üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle, araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor.
MY MOTHER WHAT YAPING.KEYFİ BEATİUFUL'DUR İNŞALLAH.EPEYDİR MY MOTHER'LE NO SPEAKİNG.EĞER MY MOTHER'İ SEE ÇOK SELAM SONG.
LA FRİENDİM MY FATHER WHAT YAPING.GİNE COFFEEHANEYEGOİNG Mİ?HE FRİENDSLERİYLE COFFEEHANEDE OKEY AND BATAK PLAYİNG Mİ?HE'YE SONG SAKIN YENİLMESİN.
MY BRODHER'İN CHILDRENİ OLMUŞ.BOY MU GİRL Mİ OLDUĞUNU NO BİLMEKİNG.CHİLDRENİN BOY MU GİRL Mİ OLDUĞUNU MY'A SONG.
MY SCHOOL DA BAYA BEATİUFUL GOİNG İŞTE.SCHOOL'UN BAŞINDAN BERİ ENGLİSH LESSON SEEİNG.ENGLİSH'I SÖKTÜM.İ'M SPEAK ENGLİSH ŞAKIR ŞAKIR.YOUR'A SÖZ VERDİĞİM GİBİ.
MAİL'İME SON VERİRKEN YOUR'UN GÖZLERİNDEN KİSS.YOUR'U ÇOK ÖZLEDİM.HELE Bİ SWİM OLSUN MY COMEİNG İNŞALLAH.
DİYARBAKIR DEVLET HASTANESİ'NCE ÇIKARILAN DERGİDE, DOKTORA ŞİKAYETLERİNİ ANLATAN HASTALARIN ŞİVELİ VE İLGİNÇ SÖZLERLE DİLE GETİRDİKLERİ ŞİKAYETLER YER ALIYOR.
Hastane hizmetleri ile sağlık konularının yer aldığı ve Diyarbakır Devlet Hastanesi'nce çıkarılan dergide, doktorlara çeşitli şikayetlerini anlatan hastaların şiveli ve ilginç sözlerle dile getirdikleri şikayetler şöyle yer aldı
'' Doktor bey bacaklarımda valiz (varis) var
Tansiyonum yukarı gelmeyi
Başım yani
Bende süpertansiyon var
Bizim çocuk ortalık derdine tutulmuş (Grip)
Yarım yarım öksürüyem
Bende Habitat B var mı? (Hepatit B)
Propostodan ameliyat oldum (Prostat)
İdralim ayni ayran gibi
Kanımda bi değişiklik hissediyom
Ara sıra kalbim çarpıştırıyor
Arakere çarpıntım oluyor
Kafamda bi çırlama var
Benim bağırsaklarım zehirli gaz yapıyo
Doktor bey benin şikayetim bir şu mıntıkadan, şu mıntıkaya kadar
Karnım gırıl gırıl
Boğazlarım gıdık gıdık gıdıklanıyi
Tüm tüy diplerim ağrıyo
Vücuduma vakitsizlik geliyor doktor bey (Halsizlik)
Nefesimi aşağıdan alıp yukarı veremiyom
Bugün bağırsaklarım sürekli kıvırıyo
Doktor bey ben zagor kullanıyom
Doktor bey 3 günde zor durdurdular benim tansiyonumu
İdrarımı yaparken zonklama oluyor
Damarlarımın içi yanıyor
Yaş 73 öbür taraftan çağırıler, ama gene de canım gitmek istemiyi
Dün gece çok yüreğim dövündü
Kanımda pörtüleşme var (Pırtılaşma)
Midemde hıkır hırık baloncuklar oluşiyi
Bu gözümnen yukarı baktığımda önünden sanki incecik bi kıl geçiyor
ucunda da bi böcek var
Benim sinirlerim var
Nefesimi çeviremiyom
Doktor bey bunun tansiyonu geziyor (Karısını gösteriyor)
Matematiğin günümüzdeki hali mağlum.. Benim asıl merak ettiğim matematiğin bulunduğu dönem. Düşünsenize ortada ne sayı var ne de bu sayıların sığındığı bir doğru.. Yani bu nasıl bulunmuş olabilirki? Bu soruyu yıllarca düşündüm ve cevapta geldiğim son noktayı sizinle paylaşayım. Bu matematik bilimini kuran kisi birgün bilgisayar kullanırken bayanin biriyle konusuyor ama bir dahaki buluşma zamanını bir türlü ayarlayamıyorlar. Güneş tam tepedeyken diyorlar, buluşamıyorlar. Sonraki gün tesadüf yine chatte karşılaşıyorlar bu sefer ay tepedeyken.. Yine olmuyor.. (Coğrafya biliminin kuruluşuda bu tarihlere raslar) Sonra o kisi (tabi o zamanlar genç) bu böyle olmaz diyor ve saati icat ediyor. Sonra derken birgün evdeki duvar saatine bakarak bu böyle çok sade oldu, şöyle kenarlarına bir şeyler çizelim diyor.. Veee tahmin ettiğiniz gibi sayılar icat edilmiş bulunuyor.. Bu cevap kadar saçma olan bu bilim dalının insanlık tarihine kattığı değerleri de tabiki unutmamak gerekir. Hani hep öğrencilerin "ya hocam bu matematik ne işe yarıyor Allah aşkına söyleyin" türündeki sorularına öğretmenlerimizin verdiği klasik cevapla yazımı bitirmek istiyorum..
-Arkadaşlar öyle demeyin.. Sen köprülerin, kavşakların hatta bu binadaki kirişlerin bile ne sayesinde yapıldığını biliyor musun? Matematik olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı!
Sen gülerken yanındakilerde güler ama ağlarken yalnız ağlarsın onun için öyle bir ağaca yaslan ki asla yıkılmasın öyle bir dost edin ki seni asla bırakmasın.
Kusurlarınıza rağmen sizi seven adam, gerçek dostunuzdur.
Güller, laleler, karanfiller bütün çiçekler solar Çelik ve demir kırılır Ama gerçek dostluk ne solar, ne kırılır.
BİR KİMYACININ AŞK MEKTUBU
Ey benim demir gibi sert,
civa gibi ağırbaşlı azot gibi yakıcı,
klor gibi çekici,
sevgi konusunda soygaz kadar kararlı ve :-):-):-):-)ller gibi tel levha haline girebilen ve elektriği ileten organik sevgilim;
çatal karam çingenem, nikel krozem...
Herşeyim.
Bu mektubu özlemin ve sevginle bir üst enerji seviyesine uyarıldığım gecede yazıyorum.
Şuanda senden başka hiçbir şey düşünemeyen kararsız ara ürünüm ben.
Yazdığım bu mektup, temel düzeye dönerken yaptığım ışımanın psikonorotik bir yansımadır.
Anladın de mi ?
Sabit bir kütlesi ve eylemsizliği olan, hatta uzayda belli bir hacim kaplayan sevgilim; nasılsın?
İyi misin?
Hava nasıl oralarda üşüyor musun?
Beni sorarsan normal sayılırım.
Basıncı bir atmosfer civarında etraf bir labaratuvar kadar kuru ve nemsiz zemin futbol oynamaya müsait.
Seni özlüyorum.
Seni, öğrencisini sözlüye kaldırmak için sabırsızlanan öğretmenin sabırsızlığıyla bekliyorum.
Geçen ki mektubunda yakında geleceğini söylemişsin.
O günleri iple çekiyorum.
Aradan geçen süre Dt ve aramızdaki mesafeye Dl dersek, geleceğin zaman; Dt/Dl= ½{h.Ö . dW¼} bulacağımı söylediler, şu an bunu çözmekle meşgulum.
Hala çözemedim.
Kırmızı turnusolu maviye çeviren bazik sevgilim!
Derslerin nasıl?
Benimkiler çok iyi.
Fakat maddi durum dersler kadar iyi değil.
Cebimdeki paranın limiti sıfıra yaklaşıyor.
Züğürtlükten doğru dürüst bir şey yiyemiyorum.
Şöyle derişik derişik asite hasret kaldım.
Anlayacağın ne yapacağımı şaşırdım.
Yukarı tükürsem sakal, aşağı tükürsem bıyık, yere tükürsem ayıp.
The inside of the canım!
Seni her geçen gün artan ivmeyle seviyorum.
Sevgimin sayısal büyüklüğü karşısında Avagadro sayısının büyüklüğü halt etmiş.
En büyük arzum sevgimizin limitinin sonsuza gitmesi.
Ey güldüğü zaman masum öğrencilere ,
kızdığı zaman hocaya,
sakinleştiği zaman futbol topuna,
şarkı söylerken çalar saate,
ders çalışırken ineğe,
bağırdığı zaman
Hitlere canı sıkılınca bitlere,
uyuduğu zaman Klopatra'ya,
uyandığı zaman kediye,
çok yediğinde Demirel'e,
az yediğinde İnönü'ye,
konuşurken Çillere,
maç yaparken Möller'e,
koştuğu zaman ata,
yüzdüğü zaman yata,
deneylerde asetata ve cümlelerde bir ismin önüne geldiğinde sıfata benzeyen benim çok fonksiyonlu sevgilim.
Ey eğik başlı,
tükenmez kalem kaşlı,
tek gözlü,
çift bant ekolayzırlı,
anten kulaklı,
elma yanaklı,
armut burunlu,
altın dişli,
önden çekişli,
geniş iç hacimli,
beş vitesli,
saçları boya,
gözleri kara,
Şunu unutmamalısın ki!...
Ben seni hep sevdim ve seveceğimde.
Sevgi konusunda sana karşı hep ekzotermiğim.
İkimiz bir tuzun bazıyla asidiyiz.
HOŞ ÇAKAL.
Bu arada herkese selamlar.
Büyüklerin protonlarından,
küçüklerin nötronlarından öperim.
SENİ SEVİYORUM...
I LOVE YOU...
Isınan hava genişler..............
Bir yarim olsun esmer, yakışıklı,
Çok şey istemem, boyu 1.80 olsun.
Fazla zengin olmasın umrumda değil,
Yetir ki 50-60 milyarı olsun.
Mesleğe etikete hiç önem vermem,
İster mühendis, ister doktor olsun.
Düğünümde fazla görkem istemem,
Yeter ki nikahımız Hilton'da olsun.
Balayımız küçücük bir tatil,
Paris'te, Roma'da, New-York'ta olsun.
Yüzgörümlüğü önemli değil,
Ne çıkar, birkaç taşlı pırlanta olsun.
İstedim ki olmuşken gönlümce olsun.
Nerede olursa olsun otururum ben,
Minicik, 3 katlı bir köşküm olsun.
Evimde erkeğimin sözü geçmeli,
Yeter ki benim de müsadem olsun.
Ev işlerimi kendim yaparım,
Bana yardım edecek birkaç hizmetçim olsun.
Yemek hazırlamak ayrı bir zevktir,
Pişirecek Bolulu bir aşçım olsun.
Midem büyük değildir, kuru ekmek yerim,
Yeter ki katığım siyah havyar olsun.
Seyahat etmek en büyük zevkim,
Yeter ki arabam Mercedes olsun.
Yaz tatilim sakin geçmeli,
Bunun için Side'de bir yalım olsun.
Soğuk karlı kış günlerinde,
Uğrak yerimiz Uludağ olsun.
Yılbaşı gecesi tek eğlencemiz,
Maksim'de İborotti konseri olsun.
Doğum günümü hatırlasın yeter,
Yeter ki hediyesi bir yakut olsun.
Yıldönümümüzü birlikte kutlayalım,
Bana hediyesi bir villa olsun.
Kocayalım onunla aynı yastıkta,
Yeter ki yastığımız atlastan olsun.
Çocuklarımı kendim büyütürüm,
Bakacak İtalyan bir dadımız olsun.
Bundan ibaret bütün isteğim.
Nice kısmetlerim çıktı da teptim.
Benim gibi bir alçakgönüllüyü alacak olan,
Sadece birazcık sabırlı olsun dha nolsun dimi