bu anons sanli urfa'nin bir ilcesinde ilce merkezine dikilen fidanlarin ertesi gün kirilmasindan dolayi belediye hoparlöründen yapilmisitir.
„dikkat dikkat! belediyemizin diktigi agac fidanlarini kiran heyvansa zaten heyvandir. cocuksa heyvan cocugidir. eger büyükse hevyan ogli heyvandir."
bagdat caddesinde bir polis arabasi;
- fege sifiryirmidokuz... fege sifiryirmidokuz... parkedilir mi oraya beyfendi...
ordan gecen bir baska polis arabasi;
- beyfendi diyisini yerim senin nuri!
kabata$-yalova iskelesi
- sayin yolcular, lütfen tek sira halinde ilerleyelim..... alooo....kime diyorum!!
- .....
eminonu - beyazıt istikametindeki tramvay anonsu :
- sayın yolcular lutfen kapılara yaslanmayınız!!!bir kac dakika sonra:
- arkadasım ysalanmayın diyoruz kapilara ne var o kapilarda anlamadim ki?
-??
eminonu zeytinburnu arasi tramwayda;
-makinist kabininin arkasindakiler rahat durun
-ehuheuhehueh
thy den kalma süper bir anons ise hac seferinde devamlı uçak içinde gezinip duran hacılara deliren bir amirin yaptı ğ ı anonstur.
"sayın yolcular lütfen yerlerinize oturunuz uça ğ ın dengesi bozulabilir"
gerçektende etkileyici olan bu anons bütün yolcuların yerlerine oturmasına sebeb olmu ştur.
kilyos'ta bir plaj.
-lütfen dikkat.sayın müş terilerimiz,lütfen du ş larda sabun kullanmayınız.
15 saniye sonra:
-ulan adama bak hala ş ampuanlanıyor yaa..hi şş ..kese veriyim mi kese?
bir okulda ö ğ retmenin çocu ğunu okulda kaybetmesi üzerine hizmetlinin yapmı ş oldu ğu anos:
-peliin! ecele buraya gel. anan beklii.
istanbul ataturk havalimani girisi
polis otosu: lan yavuuuuzz!!... ulan yavuuuuzzz!!(megafonun acik oldugunu farkeder)................ee yavuz bey....
sanliurfa'nin siverek ilcesinde hemen hergun duyabileceginiz bir kayip anonsu :
-belediye ilan burosundan duyrulur.. tahminen 3-5 yaslarinda bir kiz cocugu kaybolmustur. bulan ya da gorenlerin zabita amirligine basvurmalari rica olunur
bodrum akturdaki ana plaj, sene 97 ya da 98 yazi:
saat 12: kasarli donerimiz cikmistir, afiyet olsun!
saat 13: alihan lokantasindan getirilen lahmacunlar cikmistir, afiyet olsun!
saat 16: kasarli citir cay simitlerimiz servise hazirdir, afiyet olsun!
buraya kadar hersey normal....
saat 17: turksat uydusu yorungesine oturmustur, hayirli olsun!
turksat uydusunun firlatildigi gune denk gelen bu anons sonucunda tum plaj toplu olarak mavi ekran verir...
van'a askere giderken bir arkada ş ımın anlattı ğ ı...
- " bilmemne turizimin aziz ve muhterem yolcuları, birazdan "bilmemne" dinlenme tesislerinde yarım saatlik mola verilecektir. ohaaaa !!!! geçtik.....
bir ulusoy anonsu:
sayın yolcularımız, bilmemne tesislerine ulaş mı ş bulunmaktayız. tuvaletler restoranın hemen yanındadır. afiyet olsun
2004 yazi, istanbul poyrazkoy plaji,
- dikkat, dikkat! 5 yasinda bir erkek cocugu bulunmustur. ailesinin danismaya gelmesi rica olunur.
- dikkat..dikkat! 5 yasinda bir erkek cocugu bulunmustur, ailesinin danismaya gelmesi rica olunur. aglama yavrum, aglama"
yer odtu 7. yurt kan aranmaktadir fakat anaonsu yapan teyze dunyadan bihaberdir
-a era ş * pozitif??? yok negatif??? rh miydi? kan araniyor...
cılgınca karlı bi istanbul, yerler buz tutmus.
74 model hayli eski bir vosvosun içinde nerdeyse camlar bile acık yolu görmeye çalı ş ıyoruz.
polis otosu anonsla durumu götürmeye calısıyoo
ve birdenn: "vos vos .. vos vos.. sen neyine güvendin de çıktın?"
köyun muhtarı camiden anons yapmaktadır.
bugün köyün merası biçilip camiye odun alınacaktır.
herkes meraya gelsin
mıymırı çalmayın heydii
Sabah uyanıp da gözünüzü açtığınızda aklınıza ilk gelen şey nedir? Kahvaltı yapmak mı? Dünden kalan bir iş mi? Biraz daha uyuma isteği mi? Mutluluk mu? Sevinç mi? Huysuzluk mu? Unutmayın güne nasıl başlarsanız tüm gününüz öyle geçer.
Günü yaşayacak olan sizlersiniz bu yüzden uyandığınız anda zirvede olan enerjinizi gün boyunca arttırarak yaşamak da sizin elinizde homurdanmak ve enerjinizi negatife düşürmek de sizin elinizde.
Ben sabah uyanıp camdan dışarı baktığımda; güneşin parıldamasını tüm hücrelerimde hissediyorum bulutların aheste aheste gezinmesinden zevk alıyorum. Çoğu zaman düşünüyorum; bize sonsuz olduğu söylenen evrende milyarlarca galaksi milyarlarca yıldız milyarlarca gezegen akıp gidiyor. Hadi uzayı bıraktım bu masmavi gezegende; aynı toprak aynı su ve aynı havayı kullanarak yaşayan milyarlarca canlı var. Bir sürü farklı türe mensup milyarlarca canlı. Başımı nereye çevirsem farklı bir mükemmellik.
Sonra varolmaya şükrediyorum. Yokluktan yaratılıp da bu mükemmel düzenin içine doğarak geldiğim için Allah'a şükrediyorum. Hiçliğin içinden çıkıp bu kusursuz gezegene geldiğim hayat bulduğum için şükrediyorum. Gözümü minnettarlık ve şükürle açıyorum.
Bu arada; insan her sabah enerji patlamaları ile uyanmıyor. Hepimiz çoğu zaman yorgun ya da ağır hareketlerle de uyanmışızdır. Burada önemli olan açılmak için biraz egzersiz yapmak. Zorlanmadan vücudunuzu çalıştırmayı deneyebilirsiniz. Gece boyunca ağırlaşan ve hareketsizleşen kaslarınızı ufak egzersizlerle çalıştırabilir uyarabilirsiniz. Egzersiz yapmak insanı mutlu eder.
Ben; 'günün en önemli öğünü kahvaltıdır' inancını dolu dolu yaşan bir ailede yetiştim. Her sabah düzenli bir kahvaltı yapmaya çalışıyorum.
Gün boyunca ne düşünürsek onu yaşarız. Aksilik ile başlayan bir gün aksilik ile biter. Coşku sevgi mutluluk ile başlayan gün ise pozitif bir enerji ile biter.
Hayatı aceleye getirmeden yudum yudum yaşamak gerekiyor. İnsanların birbirini anlamamasının dinlememesinin temel sebebi acelecilik olabilir beklide. Çabuk işe git hemen şu işi bitir hemen buraya yetiş koş acele et okula git ödevi bitir vs.vs.vs. Günümüzde neredeyse koşturmadan bir günümüz geçmiyor. Aceleci olmak bizim yüzeysel düşünmemize sebep oluyor. Acele etmek hayatı kaçırmamıza neden oluyor.
Ailenize ya da iş arkadaşlarınıza gülümseyin. Çünkü gülümsemek bedava istediğiniz kadar dağıtabilirsiniz asla bitmez ve azalmaz. Pozitif olmayı kafanıza koyun. Olumsuz düşünceleri düşünmeyin bile düşünmek olumsuzlukları üzerinize çekmektir.
Ünlü filozof Diyojen dar bir sokakta kibirli bir adamla karşılaşmış. Sokak o kadar darmış ki birinin geçebilmesi için diğerinin kenara çekilip yol göstermesi gerekiyormuş. Kibirli adam küçümseyerek baktığı filozofa dönerek:
- Ben serseri birine asla yol vermem diye diklenmiş.
Diyojen kibar bir şekilde kenara çekilip reverans yaparak eliyle yol göstermiş ve cevap vermiş:
- Ben veririm
Bu örnekte kaybeden kim oldu?
Güne başlarken yapılacak bir çok olumlama var. Örnek verirsek;
* Hayatla uyum içindeyim.
* Her yeni güne coşku ve mutluluk ile başlıyorum.
* Seviyorum seviliyorum.
* Bu gün bana hep güzel şeyler getirecek.
* Pozitif düşünüyorum güzel yaşıyorum.
* Mutlu bir aile hayatım var güneş her sabah güzel evimin içini ve bizleri aydınlatıyor.
* İş arkadaşlarımı seviyorum.
* Çalışma hayatını seviyorum.
* Verimli olmayı seviyorum.
* Her yeni günde kendime bir artı katıyorum.
* Bu gün her şey çok ama çok güzel olacak.
* Yaşamayı seviyorum.
* Yaşamdan zevk alıyorum.
* Gün benimle başlıyor benimle bitiyor
Büyük Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın
ve büyük aşk'ı Hürrem Sultan'ın bir kız çocukları gelir Dünyaya.
Efsane bir aşk'ın meyvesidir bu çocuk ve bu yüzden belki efsane
aşkların en emeline nail olanına, en masalsı olanına ithafen ismi
Mihrimah konur.
Mihr-ü Mah Farsça da "Güneş + Ay" demektir.
Zaman hızla geçmiş Mihrimah Sultan büyümüş 17 yaşına gelmiştir ki o
zamanlar için evlendirilmesi uygun olan bir yaştadır. İki talibi olur,
biri iyarbakır valisi Rüstem Paşa'dır, diğeri ise saray'ın baş mimarı
Mimar Sinan...
Padişah biricik kızını Rüstem Paşa ile evlendirir.
Sinan evlidir ve 50 yşındadır ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan'a
deliler gibi aşıktır.
Mimar Sinan o derece derin bir tutku ile aşık olduğu Mihrimah Sultan'a
kavuşamamıştır, fakat o'na olan aşkını olanca güzelliğiyle** **sanatına
yansıtmıştır.
İstanbul'un en güzel yerlerinden birine, Üsküdar'a, Mihrimah Sultan
adına bir cami yapması istenir kendisinden.
1540 yılında inşa etmeye başladığı cami'yi 1548 yılında tamamlar.
Cami inşa edilirken bir yandan kendi aşkını anlatır hiç şüphesiz ve
eserine sanki "eteklerini giymiş bir kadın" ın dış-çizgilerini verir.
Bahsi geçen bu cami 2 Minareli olup,padişah fermanı ile yaptırılan
bir eserdir, ama Sinan'ın söyleyecekleri bununla bitmemiş olacak ki...
Bu eserden 14 yıl sonra o güne kadar ilk defa, padişah fermanı olmaksızın,
Edirnekapı'da surların yakınına, pek kimsenin ilgilenmediği ıssız, yalnız ama
İstanbul'un en yüksek tepesi olan bir yere, sanki aşkının gizli, ıssız ve
yalnızlığını ama bir o kadar büyüklüğünü haykırmak istermişcesine
ikinci bir eser yapmaya koyulur... Mihrimah Sultan'a.
Derler ki; cami Mihrimah Sultan'ın o duru, gösterişsiz ve bir o kadar
asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir.
Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne
kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder; bu sayede gün ışığının her
köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı.
(O tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere,
dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi. )
Cami içindeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki upuzun işlemelerde de
Mihrimah Sultan'ın o güzel ayak topuklarını döven,upuzun saçları tasvir
edilmiştir.
Ve yine denir ki, Mihrimah Sultan'ın toplumdaki konumu iki minareli cami
yaptırmaya yetmesine rağmen, yalnızlığını simgelemesi anlamında tek
minareli yapılmıştır bu cami.
Ama Sinan aşk'ını öyle sihirli bir tılsımla mühürlemiştir ki, bu sırra
erene aşkolsun! Şaşırmamak,o sevdaların naifliğine imrenmemek elde değil.
Sinan Usta'nın aşk'ının vesikasıdır sanki...
İki caminin de yerleri özenle seçilmiştir:
Güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek yapılmış camilerdir.
Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'ni ve Üsküdar'daki Mihrimah Camii'ni
aynı anda görebileceğiniz bir yer seçin.
Günbatımında (elbette, yılın sadece bir gününde ki, o gün 21 Mart (AyTakvimi
ile Mart 9'u) günüdür; yani gece ile gündüzün uzunluğunun birbirine eşit
olduğu gündür.
Ve tabii daha ilginç yanı, o günün Mihrimah Sultan'ın doğum günü olmasıdır!
Mihrimah Sultan bir Nevruz günü doğmuştur.
Göreceğiniz muhteşem manzara şudur:
Edirnekapı Camii'nin tek minaresinin arkasından tepsi gibi kıpkırmızı güneş
batarken, Üsküdar'daki camiin minareleri arasından ay doğar!
Mihr ü Mah = Güneş ve Ay
Bu nasıl bir hesaplamadır, nasıl bir hesaplaşmadır, nasıl bir güzellik anlayışıdır?
AŞKOLSUN!
Siz de başınızdan geçen ya da şahit olduğunuz durumları belirtebilirsiniz hani.
- Aaa gördün mü bak, bana baktı !
- Sana bakmadı o arka sıradan seslendiler Alilere bakıyor.
- Hayır bana baktı, biliyorum o da beni seviyor. Zaten sabah okulun kapısında karşılaştık bana günaydın dedi.
- Eee?
- Ee' si seviyor işte, ben biliyorum.
Daha sonra durumları iyice kötüleşir ve aşık olduklarını zannettikleri adamın her adımına bir anlam yüklemeye başlarlar..
- Hiiii duydun mu bana canım dedi !
- Duydum da o anlamda demedi sanki.
- Ama neden durup dururken bi insan canım desin yaa anlamıyorsun o bana aşık !
- Yav adam sadece tamam canım dedi bunda ne var ?
- Sen bizim ilişkimizi kıskanıyorsun.
- İlişki?
- Evet çıkıcaz biz görürsün o da aşık bana.
- Beni ailesiyle tanıştırdı biliyor musunnnnnn ?
- Nasıl yani ? İyi de siz çıkmıyorsunuz bile
- Ya annesiyle babası pazardan geliyordu.
- Eee ?
- Yolda karşılaştııık tanıştırdı beniii.
- E öküz değil ya adam tanıştırır tabi.
- Ama bu Serap dediii !
- Adın Serap değil mi ?
- Ama sanki evde benden çok bahsediliyormuş gibiydi.
- Ailesi öle bir şey mi dedi ?
- Ay eveet annesi merhaba Serap dediiii.
- Tamam başka sorum yok
- Dün ne oldu bil bakalımmm !
- Ne ?
- Asansöre beraber bindikk
- Eee
- Ee eee ? Sonra yanii ?
- Sonra inerken bana yol verdi düşünebiliyo rmusunnn !
- Kibarmıs ki vermiş.
- Nasıl yanii vermeyedebilirdi, aşık kızımmm, aşıkkk !
- Hiiiiii !
- Dünn evrak çantası düştüüü, düşünsene filmlerdeki gibii !
- Ee ?
- Sonra yardım ettim, toparladık evrakları.
- Evet, sonra ?
- Tahmin dahi edemezsin ne dediğini !
- Neee, nee dedii ?
- Çok nazikmişimm
- Yapma yaa
- Vallahi ben de inanamadım !
- İnanılmaz hakikatenn...
" Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim olduğumuzu ya da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz. Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki oda arkadaşınız, komşunuz, profesörünüz, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiğiniz bir yabancı...
Her kim olursa olsun, o kader anında hayatınızın bir biçimde etkileneceğini bilirsiniz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün, azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamayacağınızı anlarsınız. Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardır.
Hiçbir şey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır. İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu küçük testler olmasaydı hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız...
Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşüşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır. Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları AFFEDIN.
Eğer biri sizi severse, siz de bunun karşılığında onu KOŞULSUZ sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için. Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacağınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın.
SİMDİ'nin Gucunu iliklerinize çekin. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun, ONLARI DİNLEYİN, aşık olun, zincirlerinizi kırın; YARGILAMAYIN ve gözünüzü zirveye dikin. Başınızı DİK tutun, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve kendinize İNANIN. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz.
Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın!"
Oyunun kurallari şudur: " Bilmek, kabullenmek, bağışlamak, dengelemek ve kendini sevgiyle acmak" OYUN BİTTİĞİNDE ŞAH VE PİYON AYNI KUTUYA KONULUR...
Oyun bittiğinde hepimiz BİR olup aynı yere gideceğiz öyle değil mi? Bize faydası olmayan geçmişte takılıp kalmanın hiç bir faydası yok.
Atiye Deniz - Budur Şarkı Sözü Lyric
Binbir gece masalı gibisin
Oyunun içinde oyunların var
Gel memleket meselesi değil aşk
İnsan unutur herşeyi her an
Koy hançeri yüreğini dağlar
Ömrün sonu kelebek gibidir
Göz açıncaya bitecek birgün
Aş kalbini değerini anla
Bu mudur? budur.
Yürek herşeyi sana buyurur
Yut gel yeminlerini
Banane aşk mesele
Bu mudur dokunmadan aşk lütfen doyurur
Kalp kalbe karşı değil kimene aşk mesele
Baba para versene
-Ne parası ?
-Valla fark etmez Türk parası, Amerikan parası, İngiliz parası olabilir.
-Yaaa sabır,
**
-Baba para versene.
-Ulan daha dün para vermedim mi ben sana. Napcan yine
-Baba kontörüm bitti kontör alacam.
-Ulan senin hattın faturalı değil mi? Dün de faturamı yatıracam diye para aldın yemezler.
-Öyle mi dedim. Tüüühh.
**
-Baba bana para lazım?
-Nekadar lazım?
-200 ytl yeter.
-O kadar mı? Dur askılıkta ceketimin cebinden alıp geleyim.
Çaaaaat.
-Tühhh ulan baba yine kaçtı? Bir haftadır aynı numara.
**
-Baba para versene biraz.
-Ulan artık elin ekmek tutsun çalışta kazan lan,
-Nedemek yaa sen bana 18 yaşımı geçene kadar bakmakla yükümlüsün yasal olarak yani.
-Ulan eşoleşşek, sen 18 yaşını geçeli 18 yıl oldu nerdeyse.
-Hadi yaa okadar oldu mu??
**
-Baba biraz para versene.
-Lan ben senin yaşındayken eşek gibi çalışıp 4 nüfusu besliyordum. Bir gün yine çalışırken....
-Eywahh yine başladı. Tam 1 saat 20 dakika sürer bu nasihatnameyi okuması. Maçı kaçıracam. Keşke istemeseydim.
**
-Baba
-Yinemi para istiyon,
-Yok baba. Para istemiyom.
-Aslan oğlum,
-Baba süper bi iş kuruyom. Yalnız bu iş için annemin altınlarına ihtiyacım var baba. Köşeyi dönüyoruz yakında.
-Yürü git ulan bu kaçıncı.
**
-Baba para...
-Ahh kalbim...
-Baba tamam baba şaka yaptım.
-Ohhhh.
**
-Baba paran var mı?
-Var ama vermem.
-Hönk
**
-Baba para versene .
-Napcan yine parayı,
-Baba Selinin doğum günü hediye alıcam
-Ulan bu Selininde yılda 360 kere doğum günü oluyoo.
-Yemedim ama neyse..
**
-Babişşşş sen ne sürdün bölee bugün ne güzel kokuyosun,
-40 yıllık parfüm kızım ne yenisi yaa,
-Babişş sana bugün bi güzellik gelmiş yaa çok yakışıklısın vallaa kimin babasıı
-Kızım kısa kes ne istiyorsun?
-Canının sağlığı ee bide paraa
-Napıcan bakim daha dün verdik yaaa
-Yaaaaaa babaaaaaa dün nolduuuu biliomusun bak anlatıyım
-Aman yavrum sus yaa valla kaç para istiosan vercem yeterki sus...
**
- Baba paran var mı?
- Napcan?
- Yoksa veriyim de.