sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına
düşe kalka giderim...
Ben hergece böyle seni yaşarım
Köhne meyhanelerin kırık masalarında
Sana olan vurgunluğumu anlatırım
Tanımadığım insanlara
Ben hergece böyle sana ağlarım
Boğula,boğula hıçkıra,hıçkıra
Suskun,çaresiz,umutsuz
Bu kahrolası kentin karanlık sokaklarında
Sen güneyin kendini beğenmiş kızı
Sen benim tertemiz sabahlarımın gülü
Senki benim sarhoş gecelerimin gelini
Acımasızca yıktın gençliğimide ne oldu?
Ben yüreğimi susturmasını bilirim
Ağlasamda yıkılsamda her gece mum gibi erisemde
Merak etme sevdiğim
Ben sensizde yaşarım...
DÜŞÜNÜYORUM
ÖYLE BİR AN GELİYOR Kİ SENİ SEVİYOR MUYUM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
BAZEN KARAMSARLIĞA DÜŞÜYOR HER HALDE SEVMİYORUM DİYORUM
AMA GERÇEKTEN BÖYLEMİ BİLMİYORUM
BİR ANLIK TUTKU BİR ANLIK AŞK BU VE SÜREMEZ BİR ÖMÜR BOYU DİYORUM
AMA NEDEN BİLMEM SENİ DÜŞÜNMEDEN EDEMİYORUM
Ne sevdiğin belli ne sevmediğin…,
Diye başlayan şarkı sözümü,
Yoksa senaryo gereği sevip de sevmiyormuş gibi rol yapan
Zengin bir ağ kızımı...
İlkbaharmısın,sonbaharmı,kışmısın yoksa yaz’mı?
Gülmüsün diken mi?
Balmısın arımı?
Tatlımısın acımı._?
Seni bilemem ama ben,,,
Hep acı çeken,
Hep ağlayan,
Hiç gülmeyen….
Gülemeyen…….
Mecnunun’um ….Ferhat’ım…
Gidiyorsun...Madem ki gidiyorsun
Böylece benide bir kalemde siliyorsun
Unutmaki arkanda kirik bir kalp birakiyorsun
Sen gidiyorsun ya, bende burada bitiyorum.....
Sen beni sensizlige mahkum ettin
Simdi sende bensizlige mahkumsun...
Biliyorum bir gün geri döneceksin
Ama bil ki o gün ben olmayabilirim.....
Burasıydı göz göze geldimiz yer
Umudumun yeşerdiğiyer
Rahattım senin yanında
Canına can katardım sen istersindin eğer
Uzaksın, karşımdasın gülümsüyorsun
Nadir bulunur seningibisi
Aşık olması en kolay unutulması en zor
Zalimkader yapacağını yaptığını yine
İki kişilik değilmi bu oyun
Kapanmaz bu perde
Kaderim aldı seni benden
Ulanmaz artık bu gönül
Laiktir bana bu acı keder
aşık olmak benim yenime
Kaderim düzelmedikçe
Ne zaman beni düşünsen beni özlesen
Bilki bende seni özlüyorum,
Bende sana hasretim deliler gibi
Hasretin elini koyduğun yerde tam,
Sakın ağlama aşkım
Sen ağlarsan ben burda kan ağlıyor olucam
Çabuk geçer üzüntün
Çabuk geçer kalbinin ağrısı
Unutursun elbet önceden unuttukların gibi
Küçük burukluklar olur içinde ama
Unutursun elbet öncekileri gibi
Ben benlikten çıkmışım zaten boşver
Sadece sen senlikten çıkma
Sen gözlerimde bir ateş,
Damarlarımda ki kansın.
Bırak bu deli gönlüm,
Izdırabınla yansın.
Sahipsiz yüreğimde,
Tükanmeyen inançsın.
Sevmek en güzel duygu,
Sevmeyenler UTANSIN...
Bir bardak su gibi yüreğim,
Ve sen içindeki fırtına,
Gemilere zarar vermezsin bilirim,
Gemiler benim, bende senin,
Esirinim..
Bir yağmur damlası gibi sen,
Ve ben içine işlediğin toprak,
Senin suyun, benim kokum olur bilirim,
Toprak yağmurun, bende senin,
Esirinim Birtanem..
Bir kadeh içki gibi sen,
Ve ben sarhoş dudaklar, içki arzu eden,
Başımı döndürürsün bilirim,
Ben yine seni içerim,
Titreyen dudaklar içkinin, bende senin,
Esirinim Birtanem Esirinim...
Ben zensiz cennette yaşamaktansa
Senle cehendemde yanmak isterim
Kalbim senin için çarpmayacaksa
Söküp bin parçaya bölmek isterim
Sana bağlamışım tüm umudumu
Sen verdin sen alma tüm umudumu
Ellerin olupta bükme boynumu
Ben seni hep benim bilmek isterim
Seninle yaşamak ölmek isterim
"Elhamdü lillâhillezi et'amenâ ve sekanâ ve cealanâ minel müslimin, Et'amene-allahü min taâm-il cenneti. Ve sekânâ Allahâhû min şarâb-il kevseri ve zevvecnâ-Allahû bi-hûril'ayni. Bi-hürmetil enbiyâi vel-mürseline vel-hamdû lillâhi Rabbil âlemin."
"Bizleri yediren, içiren ve İslamiyetle müşerref kılan Allahü Teâla'ya hamd ederim. Tüm peygamberlerin hakkı için bizleri Cennet tâamından yedir, Kevser şarabından içir ve Cennetteki hurilerle evlendir. Alemlerin Rabbi olan Allahü Teala'ya hamd olsun."
Ramazan ayı, bazı yıllarda 30 gün, bazı yıllarda da 29 gün olur. Peygamber Efendimiz bir kere iki elinin on parmağını açarak:
- Bir ay: "şöyledir, şöyledir" buyurmuş ve üçüncüsünde serçe parmağını kısarak: "şöyledir" demiştir ki bu, 29 oluyor. Sonra:
- Bazı ay da: "şöyle, şöyle, şöyledir" demiş ve on parmağını üç defa açıp kapayarak bazı ayın otuz olduğuna işaret etmiştir.
Ramazan ayının 30 gün çektiği yıllarda tutulan oruç tam olduğu gibi, 29 gün olduğu yıllarda da yine tamdır. Çünkü farz olan ayın tamamını oruç tutmaktır. Bu sebeple Ramazan ayının 29 gün olduğu yıllarda orucun eksik olması sözkonusu değildir.
Nitekim Peygamber Efendimiz dokuz Ramazan orucu tutmuştur. Bu Ramazanların dördü 29 gün, beşi de 30 gün olmuştur.
Ramazan ayı girmeden önce, onu karşılamak maksadıyla bir veya iki gün oruç tutmak doğru değildir. Böyle bir oruç, farz olan ve kaç gün olduğu kesinlikle bilinen Ramazan orucuna ilâve endişesi taşıdığı için mekruh görülmüştür.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Sizden biriniz Ramazanı bir gün veya iki gün oruçla karşılamasın. Ancak mu'tadı olan bir orucu tutuyorsa onu tutsun.
Ancak, ayın ve haftanın belirli günlerinde oruç tutmayı alışkanlık haline getiren kimsenin oruç tuttuğu günler Ramazan öncesindeki iki güne rastlarsa bu oruçları tutmak mekruh olmadığı gibi, Ramazandan önce iki günden fazla oruç tutmak da (Ramazana ilâve endişesi ortadan kalktığından) mekruh değildir.